Tokat Tarihi ve Tokat Kültürü

'Karadeniz Bölgesi' forumunda NeslisH tarafından 25 Aralık 2008 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Tokat Tarihi ve Tokat Kültürü konusu İ L İ M İ Z T A R İ H İ V E K Ü L T Ü R Ü



    Bu havası hoş şehrin dört tarafında,bahçe ve bostanlar içinde sular akar. Bu bahçelerde

    bülbüllerin ötüşü, insan ruhuna sefa verir. Meyveleri lezzetli ve lâtif olup, her tarafa hediye olarak gönderilir. Her bağında birer köşk, havuz, fıskiye ve çeşitli meyveler

    bulunur. Halkı zevk ehlidir. Gariplerle dostturlar; kin tutmaz, hile bilmez, deryadil, haluk, selim ve halim insanlardır. Herkese iyi zanda bulunurlar. İyi geçinirler, hayırlı yapılar yaptırmaya hevesleri çoktur. Camii, saray, köşk ve imaretleri o kadar güzel ve

    metin olur ki, buralara girenler hayran olurlar. Şehir genişlik ve çok ucuzluk bir yer olup dünya yüzünde eşi yok gibidir. Yılın her zamanında halkının nimetleri boldur. Hacı Bektaş Veli'nin hayırlı ve bereketli duaları ile bu eski tarihi şehir, "ALİMLER KONAĞI, FAZILLAR YURDU ve

    ŞAİRLER YATAĞIDIR..."



    EVLİYA ÇELEBİ

    Seyahatname

    (Cilt: 5 Saife: 69-70)



    YÖREMİZ YERLEŞİMİNİN TARİHİ



    M.Ö. 4000 yıllarından başlayarak 14 devlet ve birçok beyliğin yaşadığı ve egemen olduğu Tokat; geniş ve sulak vadilerle bunlar arasındaki geçitlerden oluşan bereketli alanların orta yerinde bulunmaktadır.

    Kalkotik ve ilk tunç çağlarından sonra Büyük Hitit Devletinin doğu federasyonlarına bağlı birçok kentin, Yeşilırmak'ın kolları Kelkit, Tozanlı ve Çekerek kolu vadileri boyunca kurulması ile başlayan, Pers ve Pontus döneminde doruğa ulaşan derebeylik dönemi, Tokat, Niksar, Zile ve Turhal'da en tipik ve güçlü şeklini almıştır.

    İlimiz toprakları üzerinde kurulan Hitit ve Frig yerleşim alanları, M.Ö. 2500 - 4000 yılları arasında, yüksek düzeyde sanat ve kültür yaşamına ulaşmıştır. İç Anadolu yaylalarını aşamayan İon Kültürünün M.Ö. 6. yüzyıldan itibaren, Kolonileri ile birlikte, Karadeniz'den Polemonion ( Ünye) ve Amisos (Samsun ) yolu ile Komana ya ( Tokat ) gelmiş, güneydeki geleneksel "Kapadokya " ve doğudan gelen Pers kültürü ile kaynaşmıştır.

    Daha sonra uzun bir dönem içerisinde Roma ve Bizans Egemenliği altına giren Tokat, Danişmend ve Selçuklu Türklerinin siyasi üstünlükleriyle birlikte Maveraünnehir'den gelen Türk İslâm kültürü ile tanışmıştır. 900 yıldan beri de Türk Egemenliği altındadır.

    Selçuklular zamanında Anadolu'nun 6. büyük kenti olan Tokat, 12. yüzyılda Bizans ve Haçlı orduları, 1243 yılından itibaren de Moğol baskısı altında olmasına rağmen İlhanlı egemenliği sonuna kadar gelişmesini sürdürmüş, antik dönemlerde olduğu gibi ekonomi ve ticareti gelişmiş, doğu batı yönündeki büyük ticaret kervanlarının konakladığı hanlar, kervansaraylar ile düzenli yol ve köprüler inşa edilmiştir

    Selçuklu Türklerinin Anadolu'da yarattığı, özü güzellik ve sabır olan bu uygarlığın kültür, sanat, mimarlık, bayındırlık eserleri ile Tokat'ta hemen yüz yüze gelinir. Moğolların yaptığı büyük tahribatın ardından 14. yüzyıl sonunda Osmanlı egemenliğine giren Tokat, yükselme döneminde bölgenin tarım ve sanayi merkezlerinden biri olmuştur.

    Evliya Çelebi'nin uzun uzun anlattığı gibi "Tokat'ın bağ. bahçe ve ovaları Osmanlı Ordularının konaklama ve gıda ambarı olmuş, bakırcılık, ipekçilik, pamuklu dokuma ile çeşitli sanayi ve el sanatları gelişmiş, iş hanları ve çarşıları Bağdat, Bursa ve Halep'tekiler ile kıyaslanır olmuştur." ifadeleri bunun kanıtıdır.

    17. yüzyılın bitimi ile beraber gerileyen imparatorluk döneminde, Tokat olumsuz etkilenmiş, gelişme ve canlılığını yitirmiştir. Osmanlı Devleti'nin gelişme devrinde önemini yitiren ve pek çok ekonomik sorunlarla karşılaşan Tokat, hiçbir gelişme gösterememiş, 1863'ten sonra Sivas'a bağlı bucak, 187S'de mutasarrıflık (sancak beyliği) 1920'de müstakil liva ve nihayet Cumhuriyetin ilanı ile beraber il olmuştur.



    ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞINDA TOKAT'IN YERİ



    Ulusal Kurtuluş Savaşımızda Tokat'ın önemli bir yen vardır. 16 Mayıs 1919 da Samsun'a hareket eden Bandırma Vapuru'nda Atatürk'ün yanında bulunan 18 kişiden birisi. Tokat'ın yerli eşraflarından Karargah komutanı Mustafa Vasfı Süsoy'dur.

    Yeni bir Türkiye'nin tohumlarının atıldığı 26 Haziran 1919 günü, Amasya'dan Tokat'a hareket edildiğinde, Tokat girişinde Mustafa Kemal'i 20 kadar askeriyle bir binbaşı karşılar, Mustafa Kemal " Acaba bu binbaşı beni tevkif etmek için mi burada" düşünceleri içerisindeyken Binbaşının :" Paşam I Hoş geldiniz. Ben Askerlik Şubesi Reisi. 19 nefer, 1 çavuş ve 2 izinli ile emrındeyiz. " sözleri Mustafa Kemal'in kurtuluş aşkını, bir coşkuya dönüştürür.

    Düşman kuvvetlerinin Anadolu'yu işgalleri sırasında Tokat halkı da kurdukları örgütlerle bu işgale karşı tepkisini açıkça ortaya koymuştur. 15 MAYIS 1919'da Yunanlıların İzmir'i işgal etmeleri üzerine, Tokat ve ilçelerinde kurulan Redd-ı İlhak Cemıyetierl'nin girişimiyle 20 HAZİRAN 1919'da Niksar'da bir mitingi düzenlenir. Niksar halkı miting sonunda alınan kararları Rsdd-i İlhak Cemiyeti Başkanı Mahir Bey ımzastyia İtilaf Devletleri temsilcilerine ve A.B.D. Cumhurbaşkanı VVilson'a gönderir. Bu kararda " Biz Türk olan her vatan parçasının Türk kalmasını istiyoruz. Sız de buna söz verdiniz. Şimdi ise sözünüzde durmadığınızı görüyoruz. Anadolu'ya uzatılacak bir tecavüz, bİZi öldürmek için atılacak bir adımdır, insaniyet ve adalet namına suikasttan vazgeçiniz.,, denmektedir.

    Büyük Önder Atatürk 26 HAZİRAN 1919 dışında, ilimizi 5 defa daha ziyaret etmişlerdir.



    TOKAT MÜZESİ





    Arkeolojik, etnografik eserlerle sikkelerin sergilendiği müzemiz karma müzeler grubundadır. Yapı olarak 13. Yüzyılının ikinci yarısında bir Anadolu Selçuklu Dönemi eseridir. Açık avlulu, iki katlı, iki eyvanlıdır. Avlu, üç taraftan revaklarla çevrili olup, revaklar zemin katta devşirme sütunlar, üst katta dörtgen ayaklar taşımaktadır. Sütun başlıkları da devşirmedir. Doğu cephedeki taç kapı, yukarı ve dışa taşıntılıdır.

    Cephenin 1/3’ünü kaplamaktadır ki, döneminin tipik özelliğidir. Bitkisel ve geometrik kademeli bordürlerle çevrili taç kapının mukarnas kavsalası üzerinde iki yanda pencere yer almaktadır. Bu durumuyla Anadolu Selçuklu mimarisinde özel yere sahiptir. Kitabe yeri boş bırakılmıştır.

    Avluya bakan cepheleri gök mavisi ve patlıcan moru renklerden oluşan geometrik, bitkisel ve yazı (hat) karakterli süslemeye sahiptir. Gökmedrese ismini de gök mavisi renkli çinilerden almaktadır. Tıp eğitiminin verildiği yapı “Pervane Darüşşifası” olarak da bilinmektedir. Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yapılış amacına uygun olarak yıllarca sağlık hizmetinde kullanılmıştır.

    1926 yılından itibaren H. Turgut CİNLİOĞLU’nun çevreden topladığı eserlerle depo müze olarak kuruluşuna başlanan müzemiz, 1974 yılına kadar sınırlı teşhir odalarıyla hizmet vermiş olup, 1974-1982 yılları arasında yapılan onarım ve çağdaş teşhir-tanzim anlayışıyla modern müzecilik faaliyetini sürdürmektedir.

    Alt (zemin) ve üst kattaki odalarda eserler kronolojik tasnif göz önüne alınarak teşhir edilmektedir. M.Ö. 3000 yılı Eski Tunç Çağı’ndan itibaren, Hitit, Frig, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin eserleri sergilenmektedir. Kazı çalışmaları tamamlanan Maşat Höyük buluntuları ile Müze Müdürlüğü’nce yapılan kurtarma kazıları sonucu ele geçen eserler teşhirin ağırlıklı bölümünü oluşturmaktadır.

    Girişin sağındaki İlk Tunç Çağı eserleri, takip eden odalarda Hitit; Frig (Demir Çağı) dönemi eserleri, kilise eşyaları sergilenmektedir. Müzenin bu bölümünün kubbeyle örtülü ve daha geniş tutulmuş mekanı olan son odasında ise Osmanlı dönemine ait Dini eserler ve yazı takımları teşhir edilmektedir.

    Baş eyvanın kuzeyindeki mekan, medreseyi yaptıran Pervane Muiniddin Süleyman’ın aile mezarlığı olup, halk arasında “Kırkkızlar Türbesi” olarak bilinmektedir. Efsane değerinde başka kimliklerde yüklenen yirmi sandukalı mezar odası müze teşhirine tabii bir zenginlik katmaktadır.

    Eyvanın güneyindeki mihrap nişli geniş mekanda ise (mescit) halılar, kilimler ve heybeler sergilenmektedir.

    Mescitten sonra sırasıyla; bölgemizin geleneksel erkek giysileri, kadın giysileri, takılar, aydınlatma araçları, hamam eşyaları gibi etnografik karakterli eserler sergilenmektedir. Takip eden odalarda; ev dokuma tezgahı, el baskısı yazma örnekleri ve kalıpları, 19. yüzyıla ait barut kapları ile son odada bakırcılık zanaatının ürünleri olan bakır kaplar ve kapı tokmakları teşhir edilmektedir.

    Üst katın bir bölümü idari hizmetler için kullanılmakta olup, güney revaka açılan odalarda sırasıyla; sikke ve altın süs eşyaları, Ulutepe kurtarma kazısı buluntuları, Roma dönemine ait pişmiş toprak, metal ve cam eserler ile son odada Bizans çağı eserleri sergilenmektedir.

    Müzemiz avlusunda girişin bulunduğu ön bahçede ve kuzey bitişiğimdeki Anadolu Selçuklu Dönemi yapı temellerinin bulunduğu alanda, Hellenistik, Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait taş eserler teşhir edilmektedir.



    LATİFOĞLU KONAĞI





    Tokat’ın Gazi Osman Paşa Bulvarı üzerinde bulunan Latifoğlu Konağı planı ve süslemeleriyle 19. yy. ev mimarisinin özelliklerini taşımaktadır.

    Konak “L” şeklinde bir plan üzerine iki katlı olarak ve ahşap karkas arası ker*** dolgu malzeme kullanılarak inşa edilmiştir. Alaturka kiremit kaplı kırma çatı ile örtülüdür. Taş döşeli avluda bir havuz bulunmaktadır.

    Türk evinin ana esaslarına ve kalabalık aile düzenine uygun olarak, ancak daha serbest bir plan anlayışı ile yapılan konağın odaları “L” şeklinde bir sofanın etrafında yer almaktadır.

    Zemin kattaki tek kubbeli hamam, yapının dışına çıkma yapmaktadır. Kare planlı, dikdörtgen formlu taşlarla döşeli bu Türk Hamamı alttan ısıtılmaktadır. Burası küçük bir soğukluk-soyunmalık kısmına açılmaktadır. Yine bu bölümde ocaklı bir oturma odası-hamam odası bulunmaktadır.

    Günlük işlerin yapıldığı, aynı zamanda mutfak olarak da kullanılan aşevi-işevi ile idare olarak kullanılan bölümde bu katta yer almaktadır.

    Sofa, günümüzde danışma ve hatıra eşya satış yeri olarak düzenlenmiştir.

    Üst katta; selamlık-paşa odası, harem-havuzbaşı odası, yatak odası ve bir depo odası mevcuttur. Sofada dört bölümlü bir vitrinde takılar, silahlar, porselen eşya ve elişleri teşhir edilmektedir.

    Latifıoğlu Konağı ahşap, kaleişi ve alçı süslemeleriyle zengin bir görünüme sahiptir.

    Paşa odası ahşap işçiliğin en güzel örneklerini sunmaktadır. Dıştan kare, içten dairesel bir form içindeki barok tavan göbeğinde ahşap, dantel gibi işlenmiştir. Dolap ve yüklük kapaklarında, kapılarda ahşap oymalar mevcuttur.

    Havubaşı odasının duvarları kalemişi panolar halinde çiçek motifleri ve İstanbul Manzarası tasvirleri ile bezelidir. Tavan yaldız boyalı bitkisel motifler ve ahşap oymalarla süslenmiştir.

    Hamam odasının kapısı, tavanı, yüklük ve dolap kapaklarında yine bitkisel motifli ahşap işçilik dikkati çekmektedir.

    Alçı işçiliğinin güzel örneklerini ocak davlumbazları ile tepe pencerelerinde görmek mümkündür. Paşa odasının ocak davlumbazındaki plastik akantus yaprakları batı etkisini, havuzbaşı odasındaki ocağın kabartma alçı üzerine boya ile yapılmış karanfil, lale gibi çiçek motifleri klasik üslubun özelliklerini yansıtmaktadır. Tepe pencerelerinde alçılı vitray görülmektedir ve bunlarda kullanılan “Mühr-ü Süleyman” Türk süsleme sanatında sevilen motiflerden biridir.

    Latifoğlu Konağı geçmişteki fonksiyonlarına göre yörenin eşyası ile donatılmış mankenlerle canlı ve gerçekçi bir teşhir yapılarak 1989 yılında müze-ev olarak hizmete açılmıştır.



    İL HALK KÜTÜPHANESİ



    Tokat il merkezinde ilk kütüphane, 1884 yılında Aşar Müdürü Hacı Hüseyin Efendi tarafından bugünkü müze binasında hizmet vermiş, 1993 yılına kadar çeşitli yerlerde hizmetlerini devam ettirerek 1993 yılında gerçek anlamda modern bir il tipi kütüphane binasına sahip olmuştur.



    ÇOCUK KÜTÜPHANESİ



    Çocuk kütüphanesi ilk olarak 27.10.1953 tarihinde İbn-i Kemal ilkokulu bünyesinde hizmete açılmış ve 1964 yılına kadar burada görev yapmıştır. 1964-1993 yılları arasında çeşitli yerlerde hizmetlerini devam ettirerek 1993 yılında il tipi yeni halk kütüphanesi binasının giriş katına yerleşmiş bulunmaktadır.



    DİĞER KÜTÜPHANELER

    Zile Halk ve Çocuk Kütüphanesi Müdürlüğü

    Turhal İlçe Halk Kütüphanesi Müdürlüğü

    Niksar İlçe Halk Kütüphanesi Müdürlüğü

    Erbaa İlçe Halk Kütüphanesi Memurluğu

    Reşadiye İlçe Halk Kütüphanesi Memurluğu

    Almus İlçe Halk Kütüphanesi Memurluğu

    Başçiftlik İlçe Halk Kütüphanesi Memurluğu

    Kızılcaören Halk Kütüphanesi Memurluğu

    Hasanşeyh Halk Kütüphanesi Memurluğu

    Evrenköy Halk Kütüphanesi Memurluğu

    Yıldıztepe Halk Kütüphanesi Memurluğu

    Güzelbeyli Halk Kütüphanesi Memurluğu

    Yeşilyurt Halk Kütüphanesi Memurluğu

    İLİMİZDEKİ TARİHİ YAPILAR



    CAMİLER

    Acepsır Camii Osmanlı

    Gaybi Camii Osmanlı

    Seyyit Necmettin Camii Osmanlı

    Tatar Hacı Camii Osmanlı

    Su İçmez Camii Osmanlı

    Akdeğirmen Camii Osmanlı

    Devegörmez Camii Osmanlı

    Çekenli Hamza Bey Camii Osmanlı

    Tabakhane Camii Osmanlı

    Kaya Camii Osmanlı

    Çay Camii Osmanlı

    Malkayası Camii Osmanlı

    Kadı Hasan(Düdükçü ağa) Camii Osmanlı

    Genç Mehmet(Örtmeliönü) Camii Osmanlı

    Mahmut Paşa Camii Osmanlı

    Rüstem Çelebi Camii İlhanlı

    Garipler Camii Danişmentli

    Ali Paşa Camii Osmanlı

    Ulu Camii Osmanlı

    Hacı Behzadi Camii Osmanlı

    Meydan Camii Osmanlı

    Hamzabey Camii Osmanlı

    Takyeciler Camii Osmanlı

    Kadı Hasan Camii Osmanlı

    Yolbaşı Camii Osmanlı

    Horuç Camii Osmanlı

    Akbelen Köyü Camii Osmanlı

    Ormandibi Köyü Camii Osmanlı

    Dodurga Köyü Camii Osmanlı

    Zile İshak Paşa Camii Osmanlı

    Zile Nasuh Paşa Ulu Camii Osmanlı

    Zile Boyacı Hasan Ağa Camii Osmanlı



    Zile Şeyh Ethem Çelebi Camii Osmanlı

    Zile Bedesten Camii Osmanlı

    Zile Molla Yahya Camii Osmanlı

    Zile Kebir Camii Osmanlı

    Zile Hoca Beyazıt Camii Osmanlı

    Zile Elbaşoğlu Camii Osmanlı

    Zile Bayramağa Camii Osmanlı

    Zile Alaca Mescit Camii Osmanlı

    Tokat Ahmet Ağa Camii Osmanlı

    Niksar Ulu Camii Danişmentli

    Niksar Cin Camii Selçuklu

    Niksar Alçakbel Camii Osmanlı

    Çilhane Camii Osmanlı

    Niksar Hoca Sultan Camii Osmanlı

    Niksar Çöreği Büyük Camii İlhanlı

    Niksar Keşfi Osman Camii Osmanlı

    Turhal Ulu Camii Osmanlı

    Turhal Kesikbaş Camii Osmanlı

    Turhal Dazya(Gümüştop Köyü Ömer Paşa) Camii İlhanlı

    Turhal Üzümören Camii Osmanlı

    Kızlcaören Camii Osmanlı

    Pazar Halil Bey Camii Osmanlı

    Pazar Sinan Bey Camii Osmanlı

    Çamlıbel Mescidi Selçuklu

    Malum Seyit Camii Osmanlı

    Erbaa Ravakbaba Camii Osmanlı

    Erbaa Akça Kasabası Ömer Paşa Camii Osmanlı

    Tokat Ali Paşa Mescidi Osmanlı

    Tokat Alaca Mescit Selçuklu

    Tokat Kundakçılar Mescidi Osmanlı

    Niksar Kale Mescidi Selçuklu

    Tokat Hacı Turhan Mescidi Selçuklu



    DİNİ ve KÜLTÜREL YAPILAR



    Tokat Kalesi Osmanlı

    Mevlevihane Osmanlı

    Niksar Taş Mektep Osmanlı

    Sıkdişini Helası Osmanlı

    Niksar Kale Hapishanesi Selçuklu

    Erenler Kümbeti Selçuklu (İlhanlı)





    MEDRESELER



    Orta Medrese(Sulu Bedesten) Osmanlı

    Çukur-Yağıbasan Medresesi Danişmentli

    Gökmedrese(Müze) Selçuklu

    Hatuniye Medresesi Osmanlı

    Niksar Yağıbasan Medresesi Danişmentli





    KÖPRÜLER



    Hıdırlık Köprüsü Selçuklu

    Niksar Leylekli Köprü Roma

    Çilhane Köprüsü Osmanlı

    Niksar Seymenler Köprüsü Osmanlı

    Niksar Taşkemer Köprüsü Osmanlı

    Niksar Ünye Köprüsü Osmanlı

    Erbaa Kaleköy Köprüsü Osmanlı

    Sulusaray Köprüsü Roma

    Geyras (Godoşun) Köprüsü Osmanlı





    ZAVİYELER VE TÜRBELER



    Murat Sevdakar Türbesi Selçuklu

    Halef Sultan Tekke ve Zaviyesi Selçuklu

    Sümbülbaba Zaviyesi Selçuklu

    Şeyh Meknun Açıkbaş Türbesi Selçuklu

    Horozoğlu Zaviyesi Osmanlı

    Niksar Kulak Tekkesi Selçuklu

    Ahi Muhittin Tekke ve Zaviyesi İlhanlı

    Acepşir Tekke ve Türbesi Selçuklu

    Niksar Işık Tekkesi Selçuklu

    Vezir Ahmet Paşa Türbesi Selçuklu

    Niksar Horosan Tekkesi Osmanlı

    Pir Ahmet Bey Türbesi(Horozoğlu) Osmanlı

    Nurettin İbni Sentimur Türbesi İlhanlı

    Sefer Paşa Türbesi Selçuklu

    Kitabesiz Türbe Osmanlı

    Ali Tusi Ebul Kasım Türbesi Selçuklu

    Burgaç Hatun Türbesi İlhanlı

    Gümenek Türbesi İlhanlı

    Çamağzı Köyü Türbesi Osmanlı

    Pir Mehmet Türbesi Osmanlı

    Kırkkızlar Türbesi Selçuklu

    Hacı Çıkrık Evliya Türbesi Selçuklu

    Niksar Sunguriye Türbesi Selçuklu

    Niksar Melik Gazi Türbesi Selçuklu

    Erbaa Ravakbaba Türbesi Osmanlı

    Turhal Ahi Yusuf Türbesi Osmanlı

    Turhal Aziz Baba Türbesi Osmanlı

    Niksar Yusufşah Türbesi Selçuklu

    Zile Şeyh Eyük Türbesi Osmanlı

    Zile Şeyh Nusrettin Türbesi Osmanlı

    Turhal Seyit Komutan

    Niksar Akyapı Türbesi

    Ali Paşa Türbesi Osmanlı

    Malum Seyyid Türbesi Osmanlı

    Turhal Kesikbaş Türbesi Osmanlı

    Turhal Şehit Şehabettin Türbesi Osmanlı

    Zile Şeyh Ethem Türbesi Osmanlı

    Mehmet Nurullah Türbesi Osmanlı





    HANLAR-KERVANSARAYLAR



    Taşhan(Voyvoda) Osmanlı

    Paşa Hanı Osmanlı

    Sul Hanı Osmanlı

    Deveci Hanı - Fatih Mehmet Paşa Hanı Osmanlı

    Pazar Mahperi Hatun Kervansarayı Selçuklu

    Tahtoba Kervansarayı Selçuklu

    Çamlıbel Kervansarayı Selçuklu





    KİLİSELER



    Niksar Kale Kilisesi Selçuklu Dönemi

    Tama Torgus Kilisesi Bizans Dönemi

    Erbaa Kilise kalıntısı Bizans Dönemi





    HAMAMLAR



    Pervane Hamamı Selçuklu

    Mustafa Paşa Hamamı Osmanlı

    Paşa Hamamı Osmanlı

    Çamağzı Köyü Hamamı Selçuklu

    Niksar Ünye Hamamı Osmanlı

    Niksar Büyük Hamamı Osmanlı

    Niksar Çavuş Hamamı Selçuklu

    Niksar Küçükkale Hamamı Selçuklu

    Niksar Kale Hamamı Selçuklu

    Zile Yeni Hamam Osmanlı

    Zile Çifte Hamam Osmanlı

    Pazar Beyobası Hamam Selçuklu

    Ali Paşa Hamamı Osmanlı

    Sultan Hamamı Osmanlı

    Turhal Halil Bey Hamamı Osmanlı

    Zile Tekke Hamamı Osmanlı

    Zile Şehir Hamamı Osmanlı

















    KAYA MEZAR ANITI



    Kızık Köyü Kaya Mezar Anıtı Roma

    Zile Kaya Mezar Anıtı Roma

    Zile Kapıkaya Mezar Anıtı Roma

    Gümenek Kaya Mezar Anıtı Roma





    KONAKLAR



    Latifoğlu Konağı

    Yoğurtçuoğulları Konağı

    Maaz Gürkan Evi

    Musluoğlu Konağı





    YAĞIBASAN MEDRESELERİ

    Anadolu’nun ilk medreselerinden olan Niksar ve Tokat Yağıbasan Medreseleri 12. yy. ortalarında yapılmışlardır. Kapalı avlulu olan medreseler plan bakımından da birbirine çok benzemektedir. Yalnız Tokat Yağıbasan 3 eyvanlı, Niksar örneği ise 2 eyvanlıdır. Moloztaş malzemeyle yapılmışlardır. Tokat, Sulusokak mevkiindeki medresenin 1247 tarihli onarım kitabesi Müzede olup, Nizameddin Yağıbasan tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Nizameddin Yağıbasan, Danişmendlilerin Sivas kolunun 3. hükümdarıdır.

    Kazanılan bir zaferin peşinden doğduğu için babası tarafından “Düşman Basan” anlamına gelen Yağıbasan ismi verilmiştir.

    Bazı kaynaklarda yapılış tarihi olarak 552/1157 tarihi verilen Niksar Yağıbasan Medresesi, Niksar Kalesi üzerindedir. Bugün oldukça harap durumdadır.



    YEŞİLIRMAK KÖPRÜSÜ

    Hıdırlık Köprüsü olarak da bilinen yapı, Sivas - Tokat - Niksar kervanyolu üzerinde ve Yeşilırmak’ı geçmek için Anadolu Selçukluları çağında yapılmıştır. 151 metre uzunluğunda ve 7 metre genişliğindedir. Kesme taş malzemeyle yapılmış, sivri kemerli 5 gözlüdür. Kitabe bloku, köprünün ortasına yakın yere, silmelerin çerçevelediği alan içine iki bölüm halinde konulmuştur. Yazı Selçuklu Sülüsü hattıyla yazılmıştır. Kemer ayaklarına mecra tarafından suları yönlendirmek ve hızını kesmek için üçgen biçimli kaideler yerleştirilmiş, mensap tarafına ise yarım daire biçimli dayanak yapılmıştır. Köprünün temeli 9 Mayıs 1250 yılında atılmıştır. Bu tarihlerde Anadolu Selçuklu tahtında üç kardeş birden hükümdarlık yapmaktadır. İzzettin Keykavus II, Rükneddin Kılıç Arslan IV ve Alaaddin Keykubad II. Köprüyü, Pervane Hamid yaptırmıştır. Mimarı da Fereçoğlu Mehmet’tir.





    MELİK DANİŞMEND GAZİ TÜRBESİ



    Niksar ilçe merkezinde Melik Gazi mezarlığı içindedir. Güneyindeki küçük tepenin eteğine inşa edilmiştir. Kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Tek kubbeyle örtülüdür. Kubbeye geçiş Türk üçgenleriyle sağlanmıştır. Ancak kubbesi yıkıldığından Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce yapılan onarımda üzeri düz ahşapla kapatılmış, onun da üzerine alaturka kiremitli kırma çatı yapılmıştır. Kuzey cephesi tamamen kesmetaş kaplı olan yapının doğu, güney ve batı duvarında moloz taş malzeme ile tuğla da kullanılmıştır. Girişin bulunduğu kuzey cephede kapıdan başka simetrik yerleştirilmiş iki dikdörtgen penceresi yer almaktadır. Kapı ve pencere söveleri mermerden yapılmıştır.

    Yapının iç mekanında sonradan yapıldığı anlaşılan sanduka bozulmuştur. Kubbeye geçiş sistemini oluşturan Türk üçgenlerinin hemen altında çok geniş bir ayet kuşağı üç yönde (doğu,batı,kuzey) duvarları dolaşmaktadır. İç mekanda başka süsleme yoktur.

    Üzerinde kitabesi olmadığından inşa tarihini de belirleyecek çok açık bir bulgu da taşımadığından en azından günümüze gelmediğinden Türbenin kime ait olduğu ve tarihi bilinmemektedir. Ancak bilim adamları mevcut yapının mimari ve inşai değerlendirmesini yaparak ve mevcut tarih bilgilerini de göz önüne alarak, Danişmendlilerin kurucusu, Malazgirt savaşında Sultan Alparslan’ın emirlerinden Melik Danişmend Gazi’ye ait olduğu kabul etmektedirler.



    MEHPERİ HATUN KERVANSARAYI

    Anadolu Selçukluları döneminde İç Anadolu’yu Karadeniz’e bağlayan Sivas-Tokat-Amasya-Samsun/Sinop kervan yolu üzerindedir. Pazar ilçe merkezinde bulunmaktadır. Sultan Hanları plan tipinde açık ve kapalı bölümlerden oluşan bir yapıya ve kesme taş kaplamalı blokaj duvar sistemine sahiptir. Dış duvarlarına payandalar konularak kale görünümü verilmiştir. Açık bölüm kuzey bloğundaki odalarla, doğu ve batı yönde dörtgen ayaklara oturan ikişer revaktan ibarettir. Bugün üst örtüsü tamamen ortadan kalkmış olan kapalı bölümü iki sıra ayakla üçgene ayrılmış durumdadır. Abidevi taç kapısı, Anadolu Selçuklu klasik özelliklerini taşımaktadır. Taç kapı ile kapalı bölüm giriş kapısı üzerinde birer kitabe vardır. Kitabelerine göre yapı I.Alaaddin Keykubad’ın eşi ve hayırsever birisi olan Mahperi Hatun (Huand-Hunad) tarafından yaptırılmıştır.



    TOKAT KALESİ

    Tipik bir orta çağ kalesidir. Anaitis mezhebine bağlı Comana Pontica (Gümenek) yerleşim yerinde baskı gören Hıristiyan halk göç ederek 10 km batıdaki, bugünkü kalenin olduğu yere yerleşmişlerdir. Tabii yapısı ile savunmaya elverişli olup uzun yıllar Bizans İmparatorluğu’nun önemsiz bir yerleşim yeri olmuştur. Malazgirt Zaferi’nden sonra Türk hakimiyetine giren kale (Tokat) önem kazanmıştır. Danişmendliler ve Selçuklular’ın önemli kentlerinden biri olmuş, imar ve kültür faaliyetleri bakımından sayılı merkezler arasına girmiştir. Dışkale sur duvarları tamamen ortadan kalkmışken, içkale duvarlarının bir bölümü ayaktadır. Duvarlar ve üzerindeki yapı kalıntılarının tamamına yakını Danişmendli ve Selçuklu dönemlerine aittir. Ortaçağ kalelerinin vazgeçilmez unsuru olan su yolu Tokat kalesinde de var olup, ağız kısmına kadar dolmuştur.



    ALİ PAŞA HAMAMI

    Tokat İl merkezi, GOP Bulvarı üzerindedir. Ali Paşa külliyesinin bir yapısıdır. Ali Paşa, Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Şehzade Beyazid’in damadıdır. Beyazid babasına isyan ettiği için öldürülmüş, damadı Ali Paşa da II. Selim zamanında Söngüt Çayırında (Söngüt Köyü) idam edilmiştir.

    Kadın ve erkek bölümlerinin bulunduğu yapı, çifte hamam tarzında olup klasik Osmanlı hamam mimarisinin tüm özelliklerini taşımaktadır. Tamamen kesme taştan yapılmıştır.



    İLİN KÜLTÜR YAPISI

    Tokat, uygarlıkların merkezi olan Anadolu’da M.Ö. 3000 yıllarından başlayarak 5000 yıllık engin tarihinde 14 devlet ve bir çok beyliğin yaşadığı ya da egemen olduğu Yeşilırmak havzası içinde yer almış benzeri az bulunan önemli illerimizden biridir.

    Tokat ilindeki Kelkit,Yeşilırmak ve Çekerek ırmakları boyunda kurulmuş olan medeniyetlere ait Hitit, Firig, Roma, Selçuklu, İlhanlı, Osmanlı eserlerinin çokça bulunuşu ve tarihi yönüyle önemli bir kültür merkezidir.

    M.Ö.2500-400 yılları arasında yüksek düzeyde sanat ve kültür yaşamına sahip olan Helen kültüründen, Zile-Tokat-Niksar-Sulusaray’daki M.S 5.yy. kadar süren Roma kültürünü, 12.yy.da Danişmend’lerin merkezi olan Niksar’da oluşan maddi kültür değerlerini 13.yy.sonuna kadar Selçuklu Türkleri’nin sanat,mimari ve hümanist kültürlerini gözden geçirdiğimizde, Zile Maşat Höyük’teki Tappiga Sarayı, Hellenistik çağa ait kartal figürlü ionik sütun başlığı, Zile’de Roma Anfi tiyatrosu, Zile Saat Kulesi, Zile Ulu Camii, Ertana Beyliği’nden kalan Zile Beyazıt Bestami Camii ve Türbesi, Tokat girişinde Yeşilırmak üzerindeki Selçuklu Köprüsü, Gök Medrese, Pervane Hamamı, Niksar Ulu Camii, Niksar Akyazı Kümbeti, İlhanlılar dönemine ait Niksar Çöreğibüyük Camii, Artova’da Antik Saray Kenti, Pazar’da Mahperi Hatun Kervansarayı gibi eserlerle dimdik ayakta duran tarihinin canlı delilleriyle Tokat ve yöresinin Türk tarih ve kültürü açısından önemi bir kez daha ortaya konulmaktadır.



    İLİMİZDE EL SANATLARI

    Türk Milleti’nin asırlar boyunca meydana getirdiği halıları, kilimleri, cicimleri, zilileri, heybe çuval ve torbaları, hasırları, bakır pirinç ve tunç işleri; güğüm, bakraç, lenger gibi mutfak araçları, kuyumculuğu, tesbihçiliği ve kahve takımları, boncuk işleri, hamam takımları, çanak ve çömlekleri, testileri küpleri vs. yüzyıllar boyu yapıla gelmiş hemen hemen hepsi birer sanat eseri haline gelmiştir. Bunların biçimleri, üzerindeki renkler ve nakışlar, yapılışlarındaki incelik ve zerafet sanat sevenlerin ilgisini çekmekte ve hayran bırakmaktadır. İlimizde halen devam eden el sanatları şunlardır;

    Yazmacılık

    Bakırcılık

    Torak seramikçiliği

    Dericilik

    Saraçlık

    Çarıkçılık

    Mutaflık

    Semercilik

    At arabacılığı

    Nalıncılık

    Yayıkçılık

    Zurnacılık, kaval yapımı

    Urgancılık

    Süpürgecilik

    Sele-sepet örmeciliği

    İğne oyacılığı

    Halıcılık

    Kilim, cicim, peşkir, çarşaf dokumacılığı

    Hasır dokumacılığı

    Kumaş dokumacılığı





    YAZMACILIK

    Orta Anadolu’nun uygarlık yönüyle zengin olan Tokat ilinde, yazmacılığın 600 yıllık bir geçmişi vardır. Yazmacılığın yapıldığı Anadolu kentleri arasında ise Tokat’ın ayrı bir yeri vardır. Yazmacılık geçmişte türünün en güzel örneklerini Tokat’ta vermiştir. Evliya Çelebi Tokat yazmaları için “Beyaz pembe bezi Diyar-ı Lahor’da yapılmaz. Güya altın gibi mücelladır. Kalemkar basma yüzü, münakkaş perdeleri gayet memduh olur” der ve övgüyle söz eder. Türk El Sanatları içinde çit, yemeni, çevre, çember deyimleri ile tanıdığımız yazma yıllar boyunca kadınlarımızın baş örtüsü olmuştur. Türkülere ve manilere konu olan yazma, bir Almus türküsünde sarı rengi ile dikkat çekerken, bir maninin sözlerinde desen ve çiçekleri ile dile gelir.

    Anadolu’nun yemyeşil, şirin bir ili olan Tokat’ta “Karakalem” ve “Elvan” olmak üzere iki tip yazma basılmaktadır. Desen ve kompozisyon yönünden doğal bir görünüş hakim olan Tokat yazmalarında doğadaki motifler özelliklerinden hiçbir şey kaybetmeden, stilize edilerek kalıp üzerine aktarılmıştır. Tokat’ın karakteristik motifleri, tüm özellikleri ile birlikte yazmalara yansıtılmış, doğadan alınan bitkisel motifler, çiçek ve meyve motifleri kalıp ustasınca başarılı bir kompozisyon içinde kumaş üzerine aktarılmıştır. Meyve çeşidi bol olan Tokat’ın bu özelliği yazma desenlerine konu olmuş, elması, üzümü, kirazı ve çiçekleri motifler halinde yer alarak desenlere kaynaklık etmiştir.

    Desenler, ağaç kalıplara kalıp ustasınca bir nakış gibi işlenerek aktarılır. Kalıp oymacılığı sabır ve el becerisi ister. Herkes yazmacı olur ama, kalıp ustası olamaz. En güzel kalıplar ise ıhlamur ağacından oyulur.







    Anadolu’da yazmacılığın merkezi konumunda olan Tokat’ta üretilen yazmalardaki renk uyumu gerçekten mükemmeldir. Tokat yazmalarında çoğunlukla kırmızının koyu tonları, bordo, patlıcan moru gibi koyu renkler hakimdir. Tokat yazmaları çok renklidir. Sağlam bir renk armonisi vardır. Tokat’ta bugün çok değişik yazma deseni basılmaktadır. Tokat’a özgü desenlerin yanı sıra değişik yörelere ait motiflerle de çalışılmaktadır. Tokat’a özgü yazma desenleri şunlardır.

    Tokat içi dolusu

    Tokat beşlisi

    Tokat üzümlüsü

    Tokat elmalısı

    Tokat yarım elmalısı

    Tokat kirazlısı

    Tokat içi boş (Kayseri kenar)

    Purket (plaka)

    Kaşık sapı

    Kaynana yumruğu

    Asma yaprağı

    Ev işi yazma

    Trabzon kenar

    40 yıl öncesine kadar beş büyük handa; 1. Horozlu Hanı, 2.Hacı Musaoğlu Hanı, 3.Askerler Hanı, 4.Beypazarı Hanı, 5. Gazioğlu Hanında yürütülen yazmacılık bugün yalnızca bir handa (Gazioğlu Hanında) yapılmaktadır. İki asır kadar önce bir kervansaray olarak yapılan Gazioğlu Hanı, ortasında kuyusu olan büyük dikdörtgen biçimli avlusu ve üst kattaki sıra sıra odaları ile eski zamanlarınkinden farklı değildir bugün... Atölyelerde renk renk tülbentler değişik kalıplarla basılırken, biriken yazmalar tavandaki cereklere asılır. Yazmalar, avludaki havuzlarda ve üst kattan avluya uzanan cereklerde bir renk cümbüşü gibi uzanır. Halen Yazmacılar Hanında da yazmacılığa devam eden yazmacılar mevcut olup, büyük bir çoğunluğu Tokat sanayi sitesinin yanında yeni yapılan Yazmacılar Sitesinde faaliyetlerini sürdürmektedirler.

    Yazma artık; elbise, etek, bluz, fular, sabahlık, gecelik, tayyör gibi çeşitleriyle hanımların gardıroblarına da girmiştir. Bugün yazmaların çeşitli özelliklere sahip motifleri, günün anlayışına uygun olarak çeşitli yerlerde kullanılmaktadır. Modacılarımızın ve bazı şehirlerde kurulu özel atölyelerin yazma motifleriyle yarattıkları giysiler iç ve dış piyasada çok tutulmakta, bu da yazma sanatının önemini ifade etmektedir.



    EL DOKUMACILIĞI

    El sanatları insanlarımızın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde ortaya çıkmış, yaşayış özellikleri ve iklim şartlarına göre gelişmeler göstererek kültürümüzün özelliklerini yansıtmaktadır

    Halen ilimizde özellikle Başçiftlik ve Almus-Muhat beldesinde halı dokumacılığı, Merkez-Günevi köyünde el dokuması (peşkir, çarşaf, elbiselik kumaş), kırsal kesimdeki köylerimizde kilim, cecim, sumak, hasır dokumacılığının yanı sıra özellikle Kızık köyünde dokunan Kızık kilimleri, Reşadiye yöremizde alaca çorap örücülüğü, heybe dokumacılığı ve Nebi köyündeki folklorik giysiler yöremize güzel bir zenginlik kaynağı oluşturmaktadır.



    BAKIRCILIK

    Tokat’ta bakır işleme sanatı Osmanlı Dönemi’nde bir hayli gelişmiş olup, bu konuda adından söz ettiren önemli merkezlerden biri olmuştur. Ergani’den getirilen ham bakırlar, şimdiki yetiştirme yurdu’nun bulunduğu alandaki < Kalhane> de işlenmekte, Sulusokaktaki esnafın marifetli ellerinde her biri birer sanat eseri olarak vücut bulmaktadır.

    Bakırcılık sanatı son zamanlarda önemini kaybetmesine rağmen ilimizde işlenen bakırın kalitesi ve şekil bakımından estetik ve zengin çeşitliliği nedeniyle Anadolu şehirleri içerisinde ayrıcalıklı yeri vardır.

    Halen ilimizde dövme tekniği ile yapılmakta olan mutfak eşyası ve hediyelik eşya (leğen, ibrik, kazan, tava, tas, sini, vb.) olarak üretilmektedir. Ancak, geçmişteki kullanım yoğunluğunun yerini plastik, alüminyum ve çelik malzemeye bırakmıştır.



    TOKAT MUTFAĞI



    Geleneksel Tokat evlerinin en büyük özelliği, büyük odalarından birinin mutfak olmasıdır. Mutfağa halk ağızı ile “İşevi” veya “akşana” denir. Taban döşemesi bal peteğini andıran kiremit tuğla ile kaplıdır. Odanın bir köşesinde yemek yapmaya ve çamaşır kazanını kaynatmaya yarayan yer ocağı bulunurken; diğer tarafta kurutulmuş yiyecek, konserve, salça, peynir, yaprak saklanan kiler bulunur. Ayrıca kuru baklagil ve tahılın saklandığı bölmeli ambar vardır. Bağ evlerinde kebap fırını, üzüm suyu0nun çıkarıldığı şirehane, geleneksel Tokat mutfağının en belirgin özelliğidir.

    Bugün bile Tokat’ta yemekler çoğunlukla yer sofrasında yenilir. Mutfak kalabalık ailelerde oturma odasıdır. Tokat’ın çok zengin mutfağı vardır.
     

Bu Sayfayı Paylaş