The Ghost Writer

'Sinema Film Tanıtımları' forumunda DeMSaL tarafından 21 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    The Ghost Writer konusu
    The Ghost Writer - The Ghost Writer 2010 - The Ghost Writer Filmi - The Ghost Writer Film Konusu - The Ghost Writer Gösterim Tarihi - The Ghost Writer Filmi Hakkında



    The Ghost Writer 2010

    Gösterim Tarihi: 2010

    Oyuncular: Ewan McGregor,Pierce Brosnan,Eli Wallach
    Tom Wilkinson,James Belushi

    Yönetmen: Roman Polanski

    Senaryo: Roman Polanski, Robert Harris

    Senaryo (Kitap): Robert Harris

    Yapımcı: Robert Benmussa, Alain Sarde

    Görüntü Yönetmeni: Pawel Edelman

    Müzik: Alexandre Desplat

    Yapım: 2010 ~ Almanya, Fransa, İngiltere

    Tür: Dram, Gerilim, Gizem


    Senaryosu Robert Harris tarafından yazılan "The Ghost" filminin başrollerinde, Pierce Brosnan, Ewan Mcgregor, James Belushi, Tom Willkinson, Kim Cattall ve Timothy Hutton yer alıyor.

    "The Ghost", İngiltere'nin eski başbakanı tarafından hatıralarını yazmak için görevlendirilen hayalet yazarı konu alıyor. Araştırmaları sonucu ele alınması güç bir konunun malzemelerine ulaşan hayalet yazarın, hayatı artık tehlikededir.

    Ünlü yönetmen Roman Polanski tarafından yönetilen film, 2010 yılında sinemalarda olacak.

    Roman Polanski Kimdir?

    Roman Polanski, Polonya’nın ‘büyük sinemacılar’ kuşağındandır. Çocukluk yıllarında Polonyalı bir Yahudi olmanın acılarını derin bir şekilde yaşayan Polanski, daha sonra çekeceği “Piyanist” filminde, bu acılara doğrudan tanıklığından yararlanacaktır.

    Annesinin Naziler tarafından öldürmesinin acısına aldırmadan savaş biter bitmez yeniden evlenen babasıyla yollarını genç yaşta ayırdı. Henüz 14 yaşında tiyatroda oyunculuğa başladı. Tanıştığı insanlar, gittikçe genişleyen çevresi onu hızla sanat dünyasının içine çekti. Tiyatro oyunlarının ardından filmlerde de oynamaya başladı. Daha sonra Polonya sinemasının en önde gelen isimlerinden olacak Andrzej Wajda’nın ilk uzun metrajlı filmi “A Generation”da rol aldı. Bu esnada Krakow’daki sanat okuluna devam etti; burada öğrendiklerinin kendisine yeteceğine inandıktan sonra ünlü Lodz Devlet Film Okulu’na girdi. Okulu bitirince bir süreliğine Paris’e giden ve buradaki sanat ortamından beslenen Polanski, Paris’te, kısa metraj alanında adının iyice duyulmasını sağlayacak “The Fat and the Lean” adlı filmi çekti. Polonya’ya 1962 yılında geri dönen Polanski, ilk uzun metrajlı filmi “Sudaki Bıçak”’ı (“Knife in the Water”) çekti. Oscar’a aday olan filmin başarısı uluslararası arenaya açılmasını sağladı. İngiltere’de peş peşe çektiği iki film, “Tiksinti” (“Repulsion” - 1965) ve “Çıkmaz” (“Cul de Sac” - 1966) onu sinema çevrelerinde herkesin tanıdığı bir isim yapmaya yetti. 1968 yapımı “Rosemary’nin Bebeği” (“Rosemary’s Baby”) ‘şeytanlı film’ diye adlandırılan korku alt türünün köşetaşlarından biri oldu. Bu filmden hemen sonra çılgın bir tarikat lideri olan Charles Manson ve adamları, evlerine girerek Polanski’nin hamile eşini ve o sırada evde olan dört misafiri bıçak darbeleriyle feci şekilde katletmeleri, Polanski’nin sanatına daha çok sarılmasını sağladı. “Çin Mahallesi” (“Chinatown”) filmi, bu sarılışın en güzel örneğidir. Polanski’nin bundan sonra gerçekleştirdiği filmlerin hiçbiri “Rosemary’nin Bebeği” ve “Chinatown” kadar ses getirmedi. Bu filmlerden bazıları: “Çılgın”, “Frantic”, “Acı Ay” (“Bitter Moon” - 1992) “Ölüm ve Genç Kız” (“Death and the Maiden” - 1994), “Dokuzuncu Kapı” (“The Ninth Gate”), …

    21. yüzyıla “Piyanist” filmiyle başlayan Polanski, Cannes’ın büyük ödülü Altın Palmiye’yi, Fransa’nın Oscarları olarak görülen César’ların yedisini kazanan, BAFTA’da “En İyi Film” ve “En İyi Yönetmen” ödüllerini alan “Piyanist” aynı zamanda yedi dalda Oscar’a aday gösterildi.



    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
     

Bu Sayfayı Paylaş