Terk et üzüntülerini ayağa kalk

'İslami Kıssalar & Hikayeler' forumunda kultur_bilgisayar tarafından 16 Aralık 2008 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Terk et üzüntülerini ayağa kalk konusu
    Mazlum ve mahzun kalmış tüm güzel kardeşlerime ithafen...



    Yorgundu, yaşadıkları yormuştu onu,
    yılların üst üste yığdığı acılar, hayal kırıklıkları ve ihanet
    Mütebessim değildi,
    donuk bakışlarla zamanın derinliklerine bakıyordu gözleri
    Ona da böyle öğretiyordu hayat,
    kim bilir ne duygular saklıydı yüreğinde,
    belki de koca bir volkan taşıyordu sinesinde
    Lakin diyemiyordu diyeceğini
    Bir kayanın önüne dikilip ona karşı koymaktansa,
    çek elini yuvarlanıp gitsin,
    yoksa ya yorulur ya da altında kalırsın
    Kendinden kaynaklanan olumsuzluklara elbette üzülmeli insan,
    üzülmeli ki, ders alsın, pekişsin, tekamül etsin
    Hem zor güç verir insana,
    belini kırmayan darbeler adam gibi adam yapar seni
    Ammaaa sen değilsen yaşananların müsebbibi,
    çekil üzüntülerinin önünden
    Dün için yapılacak bir şey yok,
    yarını ise bilmiyorsun, o halde bugünü yaşa layıkıyla
    Rabb'ul-alemin'e kıldığın o rüku, o secde yok mu,
    yitirme anlamını, hiç çıkmasın aklından
    Amma ve lakin eğersen boynunu
    vefasızların, zalimlerin ya da sahtekarların verdiği ezadan
    ya da bilmem hangi beladan dolayı,
    zulmedersin kıldığın rükuya, secdeye
    İnsan bu, kendi taşlarını kendisi döşeyip gidecek
    cennete ya da cehenneme
    Öyleyse taşlarını dikkatli döşe,
    zira "Yamuk taşlardan da düz yol inşa edilir" dersen yanılırsın,
    dümdüz taşları bırakıp bir kenara,
    eğrilerini toplarsan yolda kalırsın,
    daha önce nicelerinin kaldığı gibi
    Allah'ın arzındasın ve zorlu bir imtihandasın,
    insan yiyiciler, ayartıcılar ve iki yüzlüler
    Yoldaşını bulmalı ve ondan hiç ayrılmamalısın
    Haydi gülümse biraz,
    imtihan denilen mecburiyet caddesinde yürürken,
    hayatın tüm olumsuzluklarıyla alay edercesine gülümse
    Sen ki, Allah'a teslimiyetle tüm dünyayı almışsın karşına,
    ölümden öte köy olmadığının çoktan varmışsın farkına,
    hal böyle iken, üzülüp ağlamak yaraşır mı hiç sana ?
    Allah varsa eğer ki, varlığına, birliğine şehadet ederiz
    senin yanındadır tüm kainat
    Haklıysan eğer,
    denizler, dağlar, rüzgarlar,
    güneş, ay ve yıldızlar,
    dağlar, taşlar, topraklar
    harekete geçer senin için tüm mevcudat
    Hayat kısa,
    bir günün kuşluk vakti kadar ancak,
    unutma, bu dünya asla cennet olmayacak
    Zamanı geldiğinde sular sel olur, rüzgarlar fırtına
    hele şöyle dönüp bir bak arkana,
    dün ne isek bugün de oyuz
    aşamadık kendimizi daha
    Oysa çoktan başarmalıydık,
    Sümeyye misali içip şehadet şerbetini,
    çoktan bu dünyadan ayrılmalıydık
    Lakin olmadı, yapamadık,
    pek ağır geldi nefsimize,
    sonunda biz de takılıp kaldık kendimize
    Bu arada kalem incinmeye başladı yine,
    uzun lafın kısası bu hayatın yok bir daha telafisi,
    musalla taşından sonra, toprağın bağrıdır insanın son sevgilisi
    Yormasın seni bu bozuk çark,
    haydi terk et üzüntülerini ve ayağa kalk...



    Handan Ayyıldız
     

Bu Sayfayı Paylaş