Teravih Namazı İle İlgili Bilmek İstediğiniz Herşey

'Ramazan ve Hikmeti' forumunda Mavi_Sema tarafından 23 Ağustos 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Teravih Namazı İle İlgili Bilmek İstediğiniz Herşey konusu Teravih Namazı - Teravih Namazı hakkında



    Niçin Teravih Namazı denilmiştir?

    Ramazan ayında yatsı namazından sonra kılınan namaz. "Teravih" kelimesi Arapça "Terviha"nın çoğuludur ve "oturmak istirahat etmek'" anlamına gelmektedir. Teravih namazı her dört rekatın sonunda oturulup biraz dinlenildiği için bu adı almıştır.

    Oruç tutmayanlar Teravih Namazı kılabilir mi?

    Teravih namazı kadın erkek her müslüman için sünnet-i müekkededir. Teravih orucun sünneti değil vaktin sünnetidir. Bir mazereti dolayısıyla oruç tutamayanlar da teravih namazı kılarlar.

    Teravih Namazı Kur'an da zikrediliyor mu?

    Ramazan gecelerini ihya etmek için kılınan Teravih namazı Kur'an'da zikredilmemektedir.

    Teravih Namazı ile ilgili hadis var mı?

    Fakat hakkında çok sayıda hadis rivâyet edilmiştir

    Ebû Hureyre'nin naklettiği bir hadise göre Resulullah (s.a.s) Ramazan gecelerini ihya etmeyi teşvik etmiş fakat bunu kesin olarak emretmemiştir. Bu konuda;
    "Her kim inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan'ı ihya ederse geçmiş günahları bağışlanır" diye buyurmuştur.

    Hadis alimlerinden en-Nevevî Hz. Muhammed (s.a.s)'in ashabına Ramazanı ihya etmeyi vacip kılmadığını fakat mendup olarak emredip teşvik ettiğini İslâm alimlerinin de bunun mendup olduğunda ittifak ettiklerini kaydetmektedir. En-Nevevî "Ramazanı ihya etmenin teravih namazını kılmakla hasıl olduğunu" da zikretmektedir. Bu açıdan Hz. Muhammed (s.a.s)'in "her kim Ramazan'ı ihva ederse" sözü "her kim geceleri namaz kılarak Ramazan'ı ihya ederse" şeklinde anlaşılmalıdır. Nitekim Abdurrahman b. Avf'ın naklettiği bir hadiste Hz. Muhammed (s.a.s):

    "Şüphesiz Allah Ramazan orucunu farz kıldı. Ben de Ramazan gecelerini ihya etmeyi sünnet kıldım. Her kim inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek Ramazan'ı oruçla gecelerini namazla ihya ederse anasından doğduğu gün gibi günahlarından temizlenmiş olur" buyurmaktadır.

    Resulullah (s.a.s) Teravih Namazı kıldı mı?

    "Resulullah (s.a.s) Ramazanda mescitte gece bir namaz kıldı. Sahabenin çoğu da onunla birlikte o namazı kıldı. İkinci gece yine aynı namazı kıldı. Bu kez O'na tabi olarak aynı namazı kılan cemaat daha fazla oldu. Üçüncü gece Hz. Muhammed (s.a.s) mescit'e gitmedi. Orayı dolduran cemaat onu bekledi. Resulullah (s.a.s) ancak sabah olunca mescide çıktı ve cemaata şöyle buyurdu:

    "Sizin cemaatla teravih namazını kılmaya ne kadar arzulu olduğunuzu görüyorum. Benim çıkıp size namazı kıldırmama engel olan bir husus da yoktu. Ancak ben size teravih namazının farz olmasından korktuğum için çıkmadım"

    Resulullah Teravih Namazı kıldırdı mı?

    Ebû Zer (r.a)'dan nakledildiğine göre Resulullah (s.a.s) Ramazan ayının sonuna doğru bazı gecelerde ahsabına gecenin üçte birini geçinceye kadar teravih namazını kıldırmıştır.

    Ebû Hureyre (r.a)'nın naklettiği bir başka hadiste de Rasûlüllah (s.a.s)'in Ramazan ayında ashabtan bir grubu Ubey b. Kab (r.a)'ın arkasında cemaatle namaz kılarken gördü ve "Doğru yapıyorlar yaptıkları şey ne güzeldir" diyerek tasvip ettikleri haber verilmiştir

    Teravih Namazı kaç rekat?

    Yine Hz. Âişe validemiz (r.a) Hz. Peygamber (s.a.s)'in kıldığı teravih namazı hakkında şu bilgileri vermiştir:

    "Allah'ın elçisi ne Ramazanda ne de diğer zamanlarda on bir rekattan fazla namaz kılmazdı. Dört rekat namaz kılardı ki güzelliği ve uzunluğunu anlatamam! Nihayet üç rekat daha kılardı. Bir defasında Ey Allah'ın Resulu! Vitir namazını kılmadan uyuyor musun? diye sorduğumda "Ey Âişe! Benim gözlerim uyur fakat kalbim uyumaz" buyurdu"

    Hanefilere göre teravih namazının rekât sayısı Hz. Ömer (r.a)'ın uygulamasına dayanır. Hz. Ömer Mescid-i Nebevî'de halifeliğinin son zamanlarında teravih namazını yirmi rekât olarak kıldırdı. Dört halife devrinden sonra da kimse teravihin yirmi rekat olarak cemaatla kılınmasına karşı çıkmadı. Alimler bu hususta Hz. Muhammed (s.a.v)'in şu hadisine göre hareket etmişlerdir:

    "Benden sonra benim sünnetimden ve raşit halifelerin sünnetinden ayrılmayın"

    Diğer yandan Abdullah b. Abbas (r.a)'ın Ramazan ayında teravih namazını yirmi rekat olarak kıldığı ve arkasından da üç rekat vitir namazını kıldığı rivâyet edilmiştir. İmam Ebû Hanife'ye Hz. Ömer (r.a)'ın bu hususta yaptığı uygulama sorulunca şöyle demiştir: Teravih namazı hiç şüphesiz müekked bir sünnettir. Hz. Ömer bu namazın cemaatle ve yirmi rekat kılınmasını şahsi bir ictihadı ile yapmadığı gibi bir bid'at olarak da emretmemiştir. O kendisinin bildiği şer'î bir esasa ve Hz. Muhammed (s.a.v)'in bir vasiyetine dayanarak böyle yapmıştır

    Teravih Namazı nasıl bir sünnettir?

    Yukarıda işaret edildiği gibi teravih namazı erkek ve kadınlar için sünnet-i müekkede olarak kabul edilmektedir. Hz. Peygamber (s.a.s) bir hadiste: "Allah size Ramazan orucunu farz kılmıştır ben de size gece namazını (teravihi) sünnet kıldım" diyerek buna işaret buyurmuştur .

    Nakledilen bütün bu rivâyetlere göre teravih namazının sekiz rekatının müekked sünnet olduğunda şüphe yoktur. İbnu'l-Humam gibi bazı alimler sekiz rekattan fazlasının müstahap olduğunu söylemişlerdir. Bu durum yatsı namazından sonra dört rekat nafile namaz kılmanın müstahap oluşuna benzer ki bunun ilk iki rekatı müekked sünnet olur

    Vitir Namazından sonra kılınabilir mi?

    Teravih namazı Ramazan ayına mahsustur; vakti tercih edilen görüşe göre yatsı namazından sonradır sabah namazının vaktine kadar devam eder. Vitir namazı teravih namazından sonra kılınır. Ancak teravih namazından önce kılınmasında da herhangi bir sakınca yoktur. Ancak teravih namazı yatsı namazından önce kılınmaz. Kılındığı takdirde iâdesi gerekir. Bu namazın gece yarısından veya gecenin üçte birinden sonraya tehir edilmesi müstehaptır.

    Bir mescitte hiç kimse Teravih Namazı kılmazsa ne olur?

    En sağlam görüşe göre teravihte cemaat olmak sünnet-i kifâyedir. Yani bir mescitte hiç kimse teravihi cemaatle kılmazsa hepsi günahkâr olur. Teravih namazı tek başına kılınabilir. Fakat cemaatle kılınması daha faziletlidir.

    Teravih Namazı'nın yarısında yetişen kimse ne yapar?

    Teravih namazına yarısında yetişen kimse önce yatsı namazının farzını kılar ve daha sonra teravih namazını kılmak için imama uyar. Eksik kalan teravih rekatlarını daha sonra kendisi tamamlar. Hatim ile teravih namazını kılmak sünnettir.

    Teravih Namazı'nı nasıl kaza edebilirim?

    Teravih namazının kazası yoktur. Bilindiği gibi farz ve vacip namazlar kaza edilirler.

    Selam kaç rekatta bir olmalı

    Teravih namazını her iki rekatta bir selâm vererek on selâm ile bitirmek daha faziletlidir. Dört rekatta bir selam vermek de caizdir. Fakat bu şekilde kılmak mekruhtur.

    Teravih namazını kılarken iki rekatta bir selâm verilse normal olarak akşam namazının iki rekat sünneti gibi ve dört rekatta bir selâm verilse yatsı namazının dört rekat sünneti gibi kılınır. Başlarken ve her iki rekatın başında "Sübhâneke" "Ezûzübesmele" ve her oturuşta "et-Tahiyyat" ile "Salli-barik" duaları okunur.

    Cemaatle kılarken nasıl niyet edilir?

    Cemaatle kılınınca cemaat hem teravihe hem de imama uymaya niyet eder. İmam teravih namazını sesli olarak kıldırır

    Teravih Namazı ne kadar hızlı kılınabilir?

    Teravih namazı diğer namazlara nispetle biraz seri kılınır. Ama bu harflerin mahreci anlaşılmayacak şekilde bozuk bir telaffuzla kılınabilir anlamına gelmez. Bu bakımdan teravih namazının normalin dışındaki bir şekilde acele kılınması mekruhtur. Namazın rükünlerini yerine getirirken de acele edilmez. Kelimeleri tane tane okumak mahreçlere dikkat etmek ve rükünleri gerektiği gibi yerine getirmek gerekir.

    Teravih Namazında hangi sureler okunmalıdır?

    Teravih namazı hatimle kılınmayan camilerde herhangi bir yanlışlığa meydan vermemek ve cemaatın da kısa sureleri iyice ezberlemelerini sağlamak için "Fil sûresi"nden sonraki sureleri okumakta yarar vardır. Bu durumda imam rekat sayılarında da tereddüde düşmekten korunmuş olur.
     
  2. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Bire Bin Kazandıran Hazine: Teravih Namazı


    Bir Ramazan akşamı cami imamının kapısını çalmış gençler.




    — Hocam demişler. Teravihe gelmek istiyoruz ama yatsıdan biraz sonra dünya kupası maçı var. Yetişebilir miyiz?



    İmam gençleri kaçırmak istememiş.


    — Tabiî ki yetişirsiniz çocuklar ezan okununca camiye gelin cevabını vermiş.


    Yatsı ezanı okunmuş gençler camiye koşmuş. İmam yatsıyı normal bir şekilde kıldırmış ama sıra teravihe gelince bir koşturmaca başlamış. Öyle ki gençler ikinci secdeden kalkarken yaşlılar birinciyi ancak yetiştiriyor. Herkes kan ter içinde kalmış.


    Namaz biter bitmez teravih kılmanın iç huzuruyla coşan gençler “huşu içinde” maç izlemeye koşmuşlar. Cemaat dağılırken yaşlı bir amca imamın önünü kesmiş.


    — Hocam demiş. Ben bu namazdan bir şey anlamadım. O kadar hızlı kıldırdınız ki secdede bir sübhane rabbiyel âlâ ancak diyebildim.


    Genç imam gülmüş.


    — Sen ona şükret amca. VAllâhi ben onu da diyemedim.


    Tabiî teravihle ilgili bir fıkra bu. Belki de hiç yaşanmadı. Ancak bazı teravihlerde rükû ve secdede bir tesbihi ancak söyleyebiliyoruz. Cemaatin yoğun denetiminde olan bazı imamlar bıktırmamak için elinden geleni yapıyor.


    “Amma yavaş kıldırdın hocam” “Çok uzun okudun neredeyse uyuyacaktım” gibi tepkiler imamları üzüyor. Zaten Ramazan’ın ilk günü tıklım tıklım olan camilerde cemaatin önce yarıya sonra da üçte bire düşmesi “mesaj” olarak yetiyor.


    Peki teravihi cazip hale getirmenin yolu giderek hızı arttırmak mı? Neredeyse hiçbir İslâm ülkesinde görülmeyen bir hızda kılınan teravih namazları adeta bir akrobasiye veya 19 Mayıs hareketlerine dönüşüyor. Oysa teravih en kuvvetli sünnetlerden. Peki böyle mi kılıyordu Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.). Teravih zaten kelime olarak “istirahat ederek rahat rahat kılınan namaz” demek. Öyle ki sahabeler ve onları izleyenler her rekâtta bir sayfa okuyarak Ramazan boyunca bir hatim yapıyorlarmış. Şimdi yanlışlıkla hatimle kıldırılan bir camiye girenler iki rekât kıldıktan sonra çareyi kaçmakta buluyor.


    Bir grup genç imamı namazdan sonra yargılıyorlar.


    — Hocam hani nasıl anlaşmıştık? İlk dört rekât iyiydik ama birden yavaşladın.


    Sol tarafa selam verirken müftüyü gören imam ne yapsın?


    — Sormayın gençler demiş. Radara yakalandık.


    İyi ama tüm radarların üzerinde olan Rabbimizin kontrolünden uzak mı sandık kendimizi? Hani Onun “sem’i ve basar” sıfatları vardı? Her sözümüzü işitip her anımızı görmüyor mu? Bütün yaptıklarımız bütün ayrıntılarıyla melekler tarafından kameraya alınmıyor mu?


    Belki de ülkemizin birçok şehrinde hızlı teravih kılınan camilere akın ediyor gençler. Hatta hızlı kılınan cami daha uzak olduğu için namazda geçen zamandan daha fazlasını yol yürüyerek kaybetseler bile.


    Her Ramazan bir tartışma başlar.


    — Teravih sekiz rekât mı yirmi rekât mı?


    Tartışmalar gazete köşelerinden televizyon ekranlarına kadar taşınır. Bana:


    — Sekiz rekât kılsak olur mu hocam diye sorduklarında hemen cevap veririm:
    — Hiç kılmasan da olur. Ama kılarsan çok iyi olur muhteşem olur sevabı ve fazileti muazzam olur.


    Yine imam olduğum zaman gençler sorar:


    — Hocam kaç rekâtta bir selâm vereceksiniz?
    — Çok sevap alalım diye iki rekâtta bir selâm vereceğiz derim.
    — Dört rekâtta bir versek…


    Niçin böyle istiyorlar? Çünkü iki selâmla bir salâvat kârları olacak! Bunun her biri yaklaşık on saniye sürse beş kez tekrarlanacağı için 50 saniye daha erken bitecek namaz.


    Oysa bir bilsek bunun faziletini… Öncelikle iki rekât kılmak daha faziletli daha sevaplı. Selâmı iki tarafımızdaki hafaza meleklerine veriyoruz. Hatta bazı Allâh dostları sağ tarafa verirken peygamberlere sol tarafa verirken de evliyalara selâm verdiğini söylüyor.


    Salâvat ise Efendimizin (s.a.v.) bize şefaat etmesine vesile olacak. Hem bizim için ömür boyu dua eden mahşerde “Ümmetim” diye yalvaracak olan Güzeller Güzeline bu kadar nankör ve vefasız olmakla ne kazanacağız?


    Ramazan’da işlediğimiz her iyiliğe yaptığımız her ibadete bin kat sevap veriliyor. Cehennem kapıları kapanıp Cennet kapıları açılıyor ve şeytanlar zincire vuruluyor. Af ve mağfiretin coştuğu günah hamalı olan biz ahir zaman Müslümanları için kârlı bir ticaret mevsimi ve adeta kurtuluşumuz için bir can simidi olan Ramazan’ın müstesna bir ibadeti olan teravihi yeniden keşfetmek ve tavizsiz olarak uygulamak zorundayız.


    Zaten ümmet olarak birçok nafile namazın hakkını veremiyoruz. Hiç değilse her bir rekâtı bin rekât olarak yazılan teravihe sarılalım. Her gün yirmi bin rekât namaz kılmış gibi sevap almayı kim istemez? Hiç kılmayıp terk etmekle ya da kabul olmayacak derecede hızlı kılmakla Allâh’ın rızasını reddettiğimizin farkında mıyız? İhmal ettiğimiz her bir teravih Cennetteki bahçemizi küçülten köşklerimizi azaltan bir hatadır. Belki de Cehennemin yollarını tıkayacak güzelim rekâtları heba ediyoruz heder ediyoruz…


    Teravih haşir meydanında hesap görülürken terazimizin sevap kefesini ağırlaştıracak muhteşem bir ibadettir. Kim bilir tam da sevaplarımız az geldiğinde Cehennem korkusundan zangır zangır titrerken kalbimiz heyecandan gümbür gümbür atarken güzel gökçek dırahşan çehreli bir yiğit gibi teravih namazımız gelecek hafif gelen sevap kefesine kurulacak ve bir anda her şey tersine dönecektir.


    Hiç kimsenin hiç kimseye bir katkısı olmadığı o dehşetli günde bize şefaat edecek elimizden tutacak olan teravihe niçin dört elle sarılmıyoruz?



    Bakın ne diyor Sevgili Efendimiz (s.a.v.):
    “Kim Ramazan ayının şeref ve faziletine inanarak Cenab-ı Hakkın rızasını gözeterek Ramazan hatırası için teravih namazını kılarsa geçmiş günahları affedilir.” (Buharî Savm:69)



    Kim bu müjdeye kavuşmak istemez? Ya şu müjdeye nail olmak için 20 rekât namaz az bile gelmez mi?



    “Teravih namazını imamla birlikte sonuna kadar tamamlayan kimse o geceyi bütünüyle ibadetle geçirmiş olur.” (Tirmizî Savm:61)


    Teravihi “nasıl olsa sünnet” düşüncesiyle asla hafife almamak gerekir. Hatta her zamanda ve her şartta tavizsiz bir tavrımız olmalı. Çünkü yolculuk hastalık misafirlik iş yoğunluğu gibi bir mazeretle kılmadığımız zaman nefsimiz alışkanlık kazanacak hafife alacak ve önemsemeyecektir.


    Ne zaman ki bir gün kılmayıp ihmal ettiniz; ertesi gün nefis şunu söylemeye hazırdır:


    — Canım ne olacak kılmasan? Dün de kılmamıştın. Hem zaten farz bile değil. Üstelik birkaç kez 20 rekât kıldın. Oysa sekiz bile kılınırmış. Fazla kıldıklarını kılmadıklarına say.


    Bazen de çok masum bir mazeretle geliyormuş gibidir nefis. Gün boyu Allâh yolunda bir hizmet için koşturmuşsunuzdur.


    — Bugün teravihi kılmasan da olur. Zaten hizmet için koştun. Onun sevabı sana yeter de artar bile diyerek kandırmaya çalışır.


    Eski asırların insanları çok ibadet eder tavizsiz yaşarlardı. Ara sıra gerçek mazeretleri olduğunda kılamaz buna bile üzülürlerdi. Günümüz Müslümanları ise bir bahaneyle teravihten kaçmak için fırsat kolluyor. Mazeretinin birisi gerçekse birçoğu asılsız bahanelerden ibaret. Bu yüzden nefse karşı tavizsiz olmak meydan okumak ve hiçbir bahanesine yüz vermemek tek çözümdür.


    Ben bunun yolunu tavizsizlikte buldum. Teravihle ilgili yıllar önce nefsimle bir tartışma yaşadım. Bunu özet olarak yazmak istiyorum. Aramızda şöyle bir konuşma geçti:


    — Ey nefis! Sakın ola bana teravih için bir bahaneyle gelme. Hiçbir sözünü dinlemem.
    — Estağfirullah efendim elbette senin gibi bir namaz sevdalısına ben ne diyebilirim?


    Ancak sünnettir hasta veya yorgun olunca ne yapacaksın?
    — Yine kılarım teravih bu. Bire bin yazılıyor. Ya bir dahaki Ramazan’a erişemezsem?
    — Ama ayakta duramazsanız?
    — Direnirim dururum. Ama duramazsam oturarak kılmak da caiz.
    — Peki Ramazan’da sık sık konferanslara gidiyor namazı anlatıyorsun. Yolculukta kılmazsan bir şey olmaz. Zaten Allâh için çalışıyorsun.
    — Öyle mi? İnsanlara tavsiye ettiğimizi kendimiz yapmazsak doğru olur mu? Seyahatlerde çoğu kez gittiğimiz beldede fırsat oluyor camide kılıyoruz. Pek azı yolculuk anına rastlıyor. O zaman da molalarda pekâlâ kılabiliyorum.
    — Haklısın ama hiç değilse iftara gittiğin misafirliklerde kılmasan… Çünkü Allâh yolunda çok tatlı sohbetler oluyor…
    — Yine yanıldın nefis Ramazan sohbetten çok ibadet zamanı. Hele hele boş geziler eğlenceler lüzumsuz sohbetler sevap yerine günah getirir. Misafirliklerde ya camiye gitmek gerekir ya da evdeki çoluk çocuk kimse varsa cemaat yapıp yine teravihi kılmak lazımdır.
    — Yani bu teravihi engelleyen hiçbir şey yok mu? Farzın bile bazen mazereti oluyor…
    — Teslim olursan bahane çok. Ancak kim bahanelere aldırıp her gün en az 20 bin rekât sevabı kazandıran 20 rekatlık teravihi ihmal ederse adeta 20 bin adet beşibiryerde altını kaybetmiş olur. Bu yüzden hiç karşıma çıkma beni kandıramazsın.


    Bu tür uzun münazaralardan sonra nefsim anladı ki boş yere uğraşmaya gerek yok bu adam ikna olmaz.


    Tabiî diyeceksiniz ki:
    — Yoğun koşturmacalar içindeyken hiç mi kaçırdığımız teravih olmayacak?


    O sizin teravihe verdiğiniz öneme ve değere bağlı. Camide cemaatle kılmak daha faziletli olduğu halde fırsat bulamadıysak yalnız kılacağız ama terk etmeyeceğiz. Gece kılmaya imkân bulamadık veya uyku ve yorgunluk galip geldiyse sahura biraz erken kalkıp yine kılacağız. Çok uğraştık ama zaman daraldıysa hiç değilse sekiz rekât kılacağız ama o feyiz deryasından hissesiz kalmayacağız.


    Tabiî asla içindeki dualardan eksiltmek hızlı kılmak gibi bir nefis oyununa mağlup olmamalıyız. Eğer olağanüstü meşgulsek veya zamanımız darsa terk etmek yerine daha kısa surelerle yine kılıp o muazzam hazineden nasipsiz kalmayalım.


    İhmal eden hafife alan küçümseyen ya terk eder ya birkaç teravihle yetinir. Ama önemseyen değer veren hassas ve tavizsiz olan ya tümünü kılar ya da birkaç tane ancak kaçırır.


    Bize tümünü kılmak yakışır. Çünkü ahir zaman Müslümanıyız çok günahkârız affa ve sevaba çok muhtacız.


    Teravih her yerde her zaman güzeldir. Ama camilerde hususan büyük veya tarihî camilerde bilhassa İstanbul’da Sultanahmed Süleymaniye Fatih Eyüp Sultan gibi camilerde; Edirne Selimiye’de Bursa Ulucami’de Ankara Kocatepe’de Şanlıurfa Dergâh Camiinde kılmak daha güzeldir.


    Özellikle güzel sesli hafızların imamlığında kılmak her biri farklı makamdaki salâvatları dinlemek enfes ilâhîlerle coşmak insanı dünyadan koparıp lâhutî ve uhrevî âlemlere götürür. Böyle güzellikler varken teravihin nurlu deryasından mahrum olmak doğru olur mu? Son yıllarda müminler teravih kılarken camilerin çevresinde kurulan dükkânlarda dolaşmak büyük bir zarardır. Çünkü içerde hazineler paylaşılmaktadır. Teravihi kılıp alış verişe gitmek her zaman mümkündür.


    Tabiî teravihin tüm faziletlerini sevaplarını kazanmak ancak beş vakit namazı kılmakla mümkün. Zira hiçbir sünnet namaz farz namazın yerini tutamaz.


    Bunun için Ramazan’da beş vakit namazla birlikte orucunu tutan teravihini kılan istiğfar salâvat ve Kur’an’la meşgul olan kişi bayrama erdiğinde annesinden doğduğu gün gibi tertemiz olacaktır inşallâh

    Cemil Tokpınar
     

Bu Sayfayı Paylaş