Terakkiperver Cumhuriyet Halk Fırkası'nın Oluşumu

'Tarihi Bilgiler' forumunda NeslisH tarafından 12 Mayıs 2009 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Terakkiperver Cumhuriyet Halk Fırkası'nın Oluşumu konusu Terakkiperver Cumhuriyet Halk Fırkası'nın Oluşumu

    I. Meclis’teki muhalif hareketin II. Meclis’e de taşınışı, muhalif adı verilen hareket, inkılâpların halkın talepleri ile gerçekleştirilmesinden yana olan demokratik tutumlu vekiller sebep olmuştur.İlk başalrda normal karşılanabilecek konualrda muhalif olan verkiller ilerleyen dönemlerde bir çok konuda ititraz etmeye başlar.Başkumandanlık Kanunu(1)’nun uzatılmasıyla meclisteki ilk anlaşmazlık baş gösterir. Lozan’a gidecek heyetin belirlenmesinden sonra da bu anlaşmazlık iyice belirginleşmeye başlar. Rauf Bey’in gitmesinin daha uygun olacağını düşünen muhaliflerin karşıt sesleri iyice yükselir ki İsmet Paşa'nın Lozan'a gitmesine muhalif olanlar Lozan’da cesur davranılmasından yanaydı. Tartışmalar mecliste tansiyonu artırmıştı. Mesela, 5 Mart’taki bir oturum sırasında İsmet Paşa’ya karşı yapılan eleştirileri bizzat cevaplandıran Mustafa Kemal Paşa’ya Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey’in müdahale etmesi üzerine, Mustafa Kemal Paşa’nın elleri ceplerinde Ali Şükrü Bey’in üzerine yürümesi I. ve II. Gurubu karşı karşıya getirmiş ve kavga güçlükle önlenmiştir.(2) Tartışmalar bunlarla sınırlı değildir. Cumhuriyet’in ilan tarzına ve cumhurbaşkanına verilen yetkilerle ilgili tartışmalar hem Meclis’te hem de basında yer alması ve bu arada Cumhuriyetin ilanını İstanbul’da gazetelerden öğrenen Rauf Bey’in İstanbul’da Halife ile görüşmesi de Meclis’te sert bir şekilde eleştirilmiştir.Lozan Antlaşması’nın onaylanması, Cumhuriyet’in ilan edilmesi, halifeliğin kaldırılması, 1924 Anayasası’nın kabul edilmesi vb. olayalr derken, böylece Meclis üyeleri arasında bariz görüş ayrılıkları görülmeye başlandı. Meclisteki tartışmalar grupları iyiden iyiye belirginleştirmiş, özellikle yapılan inkılâplar ve zemini oluşturulan inkılâplar konusunda ikinci grup ile iktidar sürekli akrşı karşıya gelmeteydi. Muhalefet konusu daha çok inkılâpların şekli ve zamanı konularında ortaya çıkıyordu. Zamanla daha da belirginleşen bu muhalefet grubu, kendilerinin de mensubu bulundukları Halk Fırkası’nın icraatlarını sert bir şekilde eleştirmeye başlar. Bu icraatları benimsemeyen kişiler Halk Fırkası içerisinde yer almayı da uygun bulmuyorlar ve istifa etmeyi düşünüyorlardı.Millî Mücadele’nin liderlerinden Kazım Karabekir Paşa anılarında şöyle demektedir: “Tıpkı Cumhuriyetin İlanı’nda olduğu gibi, Hilafetin lağvı ve hanedanın hudut dışı edilmesi kararı da birkaç kişi arasında kararlaştırılıyor ve Halife, benim mıntıkamda olmasına rağmen bana bu hususta bir haber dahi verilmiyordu."(3) Halifeliğin kaldırılmasından sonra Meclis’teki muhalefet fırkalaşmaya doğru gitmiştir. Hatta Ekim 1924’te gazetelerde bir muhalif fırkadan bahsedilmektedir. “Muhalefetin oluşması ve partileşmesinde en büyük unsur ülkede, diktatörlüğe doğru bir gidiş olduğu yolundaki inançtı. Mustafa Kemal Paşa’nın ve fırka ileri gelenlerinin artan nüfuzu, parti üyelerinden bazılarının memnuniyetsizliğine yol açmıştı. Bunun sonucu olarak da kurulmakta olan otoriteye sınır çizilmesi ihtiyacı doğuyordu.(3) Bu arada yeni fırkanın adının Cumhuriyet'le başlayacağını öğrenen Halk Fırkası, Kütahya Mebusu Recep Bey’in teklifi üzerine 10 Kasım 1924’te Halk Fırkası’nın başına “Cumhuriyet" kelimesini ekleyerek CHF adını almıştır.Zafer sonrası gidişattan memnun olmadıkları ve şahsen politikada etken olamadıkları intibaını taşıdıkları için Cumhuriyet Halk Fırkası’ndan ayrılan bu grup, 1924 Anayasası’nın çok partili rejime geçmesine imkân tanımasından da – en azından engellememesinden de- istifade ederek partiyi kurmaya akrar veririler.
    Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kurulmasına yol açan diğer önemli olayalrdan biri de 20 Ekim 1924 tarihinde Menteşe milletvekili Esat Efendi’nin Mübadele İmar ve İskan Vekili Refet Bey’e yönelttiği soru önergesi ve beraberindeki gelişmeler olmuştur. 26 Ekim 1924’de de Kâzım Karabekir Paşa. “ordunun geliştirilmesi için verdiği raporların göz önüne alınmadığını” ileri sürerek milletvekilliği görevine döneceğini bildirerek ordu müfettişliğinden istifa etmiştir. Onu 30 Ekim 1924 tarihli istifasıyla Ali Fuat Paşa izlemiştir. 8 kasım 1924’de hükümet için yapılan güven oylamasında, Hükümet 19 güvensizlik oyuna karşılık 148 oyla güvenoyu almış ve 41 milletvekili de oylamaya katılmamıştır. Bu olaylar üzerine Hükümete güvensizlik oyu verenlerin Halk Fırkasında kalamayacağı söyleniliyor ve yeni bir partinin kurulmasına kesin gözüyle bakılıyordu.Mustafa Kemal Paşa, demokratik düzenin kurulmasını, istediğinden, yeni Partinin kuruluşundan memnun olmuştur. Yeni parti için; "Bırakınız, karşımıza çıksınlar, memleket işlerini münakaşa edelim ve bizim Meclisimizde de iki parti olmalı, hükümeti denetleme sistemi kurulmalı ve medeni ülkelerin parlamentolarına benzemeliyiz"(5) diyordu. Fırka, Mecliste hayli asabi bir hava içinde doğmuş, müzakerelere katılmış, hükümetten çeşitli sorunlar hakkında bilgi istemiştir.Bu gelişmeler sonunda Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası 17 Kasım 1924 günü resmen kurulmuştur.

    Terakkiperver Cumhuriyet Halk Fırkası'nın Politikalrı

    Millî Mücadele sırasında Mustafa Kemal Paşa’nın etrafında ilk halkayı teşkil eden bu kişiler tarafından kurulan TCF; muhalefet kontrolü olmaksızın bütün kuvvetlerin Meclis’te toplanmasını otoriter bir idare doğuracağı düşüncesini taşıyordu. Bu sebeple parti, Meclis’te tesirli bir muhalefet yaparak demokratik bir denge kurmak amacıyla cumhuriyet dönemi siyasî tarihinde kurulmuş ilk muhalefet partisidir. Yeni partinin başkanı Kazım Karabekir, ikinci başkanı Rauf (Orbay) Bey, genel sekreteri Ali Fuat (Cebesoy) olmuştur.
    Cumhuriyet yönetimini yaşatmak ve geliştirmek politikasını takip edeceğini belirten TCF’nin programında;
    *Egemenliğin halkta bulunduğu,
    *Liberalizm ve demokrasinin benimsendiği,
    *Anayasanın halkın isteği doğrultusunda değiştirilebileceği,
    *Din ve inançlara saygılı olduğu, ve idarî yönden de yerinden yönetimin gerçekleşmesi esasının benimsendiği,
    *Eğitimde terbiyenin esas tutulacağı,
    *Meslekî teşkilatlanmanın yurt genelinde yaygınlaştırılacağı,
    *İstanbul’un yeniden ekonomik merkez yapılacağı,
    *Cumhurbaşkanının seçimden sonra milletvekilliği ile ilişiğinin kesileceği,
    *Yabancı sermayenin destekleneceği, belirtilmiştir.


    TCF'nin program ve nizamnamesi incelendiğinde; ferdî hürriyetlere taraftar, din düşüncesine ve inançlara saygılı bir tavır aldığı görülür. Cumhuriyet rejimi, liberalizm ve demokrasi yeni partinin kabul ettiği temel prensiplerdir. İktidar olmak için değil de sadece iktidarla muhalefetin yan yana çalışmasını temin etmek amacıyla kurulduğu iddia edilen TCF Meclis'te çok asabî bir ortamda doğmuştur. Hükûmetle fırka üyeleri arasında çok sert tartışmalar meydana gelmiştir. TCF yaklaşık 7 ay süren siyasî hayatı boyunca oldukça geniş taraftar kitlesine sahip olduğu söylenebilir.
    TCF mecliste küçük bir orana sahip olmasına rağmen birkaç hususta etkisini kısa zamanda göstermeye başlamıştır. TCF ve İstanbul basını İsmet Paşa Hükümeti’ne karşı sürekli eleştirilerde bulunmaktadır. Başbakan, İstanbul’un ancak sıkıyönetim ile idare edilebileceği görüşüyle, hükümete bu yetkinin Meclis tarafından verilmesini isteyecektir. Ancak bu teklif daha parti grubunda reddedilmiştir. Bunun üzerine İsmet Paşa 21 Kasım’da istifa etmiştir. Başbakan Fethi Bey olur. Çok gergin bir ortamda asabi şartlar içinde kurulan parti, Meclis tartışmalarında oldukça çetin mücadeleler vermiş, ancak azınlıkta olduğu için pek başarılı olamamıştır. Bu arada bağımsız olan ve Terakkiperverlere yakınlığı bilinen Halit Paşa’nın da Meclis koridorunda vurulması durumu iyice gerginleştirmiştir.


    Şeyh Sait İsyanı'ı ve Takrîr-i Sükûn

    Şubat 1925’te Ergani’nin Eğil Bucağı’na bağlı Piran Köyü’nde, haklarında tutuklama kararı bulunan Şeyh Sait’in adamlarından 12 kişinin jandarmaya teslim olmayıp ateş açmalarıyla Şeyh Sait İsyanı başlamıştır. Kısa sürede yayılan olaylar üç aydan fazla devam etmiştir. 13 Şubat’taki olaydan sonra Şeyh Sait’in adamları 16 Şubat’ta Genç’in merkezi Darahni’yi yağmalarlar. Daha sonra üç gruba ayrılan asiler, 21 Şubat’ta bir alayı geri çekilmek zorunda bırakıp Yarbay Cemil Bey komutasındaki başka bir Süvari Alayını da pusuya düşürerek esir almışlardır. Bundan sonra Elazığ’a girip şehri yağmalamışlar ve Muş’u alıp Erzurum’a doğru harekete geçmişlerdir. Diyarbakır’a saldırdıktan sonra ilk kez 8 Mart’ta geri çekilmeye başlamışlardır. Sonunda Şeyh Sait ve isyanın ileri gelenleri 15 Nisan’da teslim olmuşlardır. İsyan Mayıs ayının sonuna kadar da tam olarak bastırılmıştır.Şeyh Sait isyanıyla TCF’nin dolaylı olarak ilişkisi olduğu düşünülmüştür. Buna sebep olan parti programındaki “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası efkar ve itikadat-ı diniyeye hürmetkârdır" maddesidir ki bir irtica hareketi olan Şeyh Sait isyanını körükleyen sebep gibi yorumlanmıştır.Yani demokrasi hareketi vurularak zemini atılan inkılapların önüne engel olabilecek her türlü sebep ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır.İsyan bölgesinde sıkıyönetim ilan edilir.Buna rağmen CHF içindeki bazı mebuslar Fethi Bey’i sert müdahale etmemekle suçlar. Fethi Bey, sıkıyönetimin doğu illerini kapsamasının yeterli olduğunu düşünürken İsmet Paşa önderliğindeki radikal kanat ise tüm Türkiye’yi kapsaması gerektiğini düşünür.Bu baskıların sonucunda Fethi Bey,Kazım Karabekir Paşa, Rauf Bey, Adnan Bey ve Halide Edip Hanım’ı başbakanlığa çağırarak şunları söylemiştir: “Size fırkanızı kendi kendinize dağıtmanızı beni tebliğe memur ettiler. Dağıtmazsanız istikbali çok karanlık görüyorum. Kan dökülecektir."Kazım Karabekir de şu cevabı verir:“Kanun dairesinde fırka teşkil etmek elimizdedir fakat bunu dağıtmak elimizde olmayan bir şeydir. Hükümetsiniz. Her nevi kuvvetiniz, türlü vasıtalarınız vardır. Fırkamızı behemehal dağıtmak arzu ediyorsanız onu yapmak elinizdedir"(4). Fethi Bey, CHF içindeki baskılara dayanamaz ve istifa ederek 11 Mart’ta Paris büyükelçiliğine atanarak mebusluktan ayrılır.3 Mart günü hükümeti kurma görevi İsmet Paşa’ya verilir ve yeni hükümet 2 çekimser, 23 redde karşı 154 oyla güvenoyu alır. Şeyh Sait İsyanı ile ilgili İsmet Paşa hükümetinin aldığı ilk tedbir, güvenoyu aldığı gün TBMM’den bir Takrir-i Sükûn Kanunu(*) çıkarmak ve İstiklâl Mahkemelerini kurmak olmuştur.Muhalife basının TCF ile ilişki içinde olduğunu ve Şeyh Sait İsyanı’nın çıkmasının müsebbibinin İstanbul basınının telkinleri olduğunu düşünen Recep Bey şöyle söylemektedir:
    “… işte biz bu yılan yuvalarını tahrip etmek ve susturmak azmindeyiz. Bunları ezmedikçe vatan bir gün rahat etmeyecektir… Eldeki kanunlarla, bu tahrik vasıtalarını nerede ise arayıp bulacak ve seslerini boğacağız. Bu yılanlar ve zehirli yuvalar kanun kuvvetiyle dezenfekte edilmedikçe memleketin rahat yüzü görmesi ihtimali yoktur.(5)
    6 Mart’tan itibaren bağımsız basının susturulması ve yasama döneminin 20 Nisan’da sona ermesi ile hükümetin faaliyetleri üzerindeki iki denetim aracı da ortadan kalkacaktır. İlk denetim aracı olan basın camiasından 6 Mart’ta Bakanlar Kurulu kararıyla 6 gazete (Tevhid-i Efkar, Son Telgraf, İstiklal, Sebilürreşad, Aydınlık ve Orak Çekiç), ertesi gün de Adana’da Toksöz kapatılmıştır. 9 Mart’ta 5 gazete (Sada-yı Hak (İzmir), İstikbal (Trabzon), Kahkaha (Trabzon), Presse du Soir (İstanbul), Sayha (Adana)),15 Nisan’da Tanin süresiz kapatılır.Bu arada pek çok gazeteci de İstiklal Mahkemelerinde yargılanır ve hüküm giyer.

    6 Mart 1925 tarihinde Takrir-i Sükun Kanunu'nun yürürlüğe konması ve İstiklal Mahkemeleri'nin kurulmasıyla birlikte Türkiye Cumhuriyeti yeni bir döneme girdi. Mayıs ayında Ankara İstiklal Mahkemesi, hükümete TCF'yi kapatma teklifi götürdü ve 5 Haziran 1925 tarihinde partinin kendisi olmasa da bütün büroları kapatıldı. Partinin ardından vekillerin cezalandırılması gündeme alındı ve ardından uygulandı.1926 yılında Mustafa Kemal'e İzmir'de düzenlenen suikast girişim, Kurtuluş Savaşı'nın Mustafa Kemal dışındaki mimarlarının sonunu getirdi. Suikastın ardından, dokunulmazlık hakları hiçe sayılan 21 TCF milletvekili tutuklandı. uzun bir yargılama süreci sonucunda 6 milletvekili İzmir'de asılarak idam edildi. Asılan 6 kişi arasında, Mustafa Kemal'in uzun yıllar arkadaşlık etmiş olduğu yaveri Arif Bey de vardı.Suikastin planlayıcısı olduğu iddia edilen Rauf (Orbay), 10 yıl hapse mahkum edildi. Ancak yargılamanın asıl amacının ne olduğunu önceden anlayan Rauf (Orbay), yargılama başlamadan önce yurt dışına çıkar. Diğer TCF kurucularıyla benzeri bir muameleye maruz kalan Kazım Karabekir ise, 10 sene sürekli takip ve gözaltında tutulur Halkın nazarında ciddi bir itibara sahip olan Kazım Karabekir gibi paşaların, asılmamış olmalarını muhtemel bir halk tepkisine borçlu oldukları söylenebilir.(6)

    Kaynaklar ve Açıklamalar

    (1)5 Ağustos 1921'de çıkarılan ve TBMM'nin yetkilerini üç ay süreyle TBMM başkanı Mustafa Kemal Paşa'ya veren kanundur.Kanunun çıkarılma gerekçesi 1921 yılının temmuz ayı ortalarında yunan kuvvetlerinin ileri harekata girişerek Eskişehir-Afyon hattı'nı yarmaları ve TBMM ordularının geri çekilmek zorunda kalmasıdır. Mustafa Kemal Paşa, kanunun verdiği yetkiye dayanarak Tekalif-i Milliye kararlarını çıkarmıştır. Kanunun yürürlüğü daha sonra defalarca uzatılmıştır.


    (2) Daha sonra Ali Şükrü Bey, 27 Mart’ta Çankaya Millî Muhafız Alayı Komutanı Topal Osman tarafından öldürülmüştür


    (3) Prof. Dr. Nurettin Güz ,"Cumhuriyetin İlanına Basının Bakışı", Selçuk İletişim, 1, 3-12, Temmuz 1999

    (4)Kemal Gözler, “Cumhuriyet ve Monarşi, Türkiye Günlüğü, Sayı 53, Kasım-Aralık 1998, s.27-34.


    (5)M. Şükrü Hanioğlu, 23.07.2005, “Asırlık bir ideolojinin yıldönümü"

    (6)Ergün Özbudun, Atatürkçü Düşünce El Kitabı, Ankara 1995, Atatürk ve Demokrasi

    (*) CHF’nin isteği doğrultusunda çıkarılan 578 sayılı Takrir-i Sükûn Kanunu:
    a- İrticaa, isyana ve memleketin sosyal düzenini huzur ve sükûnunu, emniyet ve asayişini bozmağa sebep olacak her türlü teşkilat ve tahrikâtı teşvik ve teşebbüs ve yayınları; Hükümet, Cumhurreisinin tasdikinden sonra re’sen ve idareten yasak etmeye mezundur. İşbu fiilleri işleyenleri Hükümet İstiklal Mahkemelerine verebilir.
     

Bu Sayfayı Paylaş