Tarihte İlk Kadın Şair...

'Şairlerimiz Ve Şiirleri' forumunda DilzaR tarafından 10 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. DilzaR

    DilzaR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Tarihte İlk Kadın Şair... konusu
    TARİHTE İLK KADIN ŞAİR

    Muazzez İlmiye ÇIĞ

    Tarihte her konunun ilki Sumer'de olduğu gibi, ilk şairi de Sumer topraklarında buluyoruz. Bu şair kadın hem bir prenses, hem de önemli bir mabedin başrahibesi. O, ilk Akad Kralı 1. Sargon'un kızı (İÖ 2400). Sargon, kendinden hemen hemen 1000 yıl sonra onun ağzından yazılmış bir şiire göre, bir rahibenin çocuğuymuş. Bu şiir şöyle:

    Ben Agade'nin kralı büyük kral Sargon
    Annem yüksek bir rahibe idi, babamı bilmiyorum
    Yüksek rahibe annem beni gizlice doğurdu
    Beni bir kamış sepete koydu, onu ziftle kapladı
    Beni nehre bıraktı, dışarı çıkamayacaktım
    Nehir beni sürükleyerek su çekici Akki'ye götürdü
    Akki beni sudan çıkardı, kendi oğlu gibi büyüttü beni


    Görüldüğü gibi, Sargon'un annesi rahibe olduğundan onu gizlice doğurup Musa gibi sepet içinde suya bırakmış. (Çünkü, Sümerlilerde rahibeler Tanrının karısı olarak kabul edildiğinden, doğan çocuklar Tanrının çocuğu sayılıyor; rahibeler, çocuklarını gizlice doğuruyorlar ve birisi alır düşüncesiyle de suya bırakıyorlardı.) Sepeti bulan Akki adındaki sucu onu büyütmüş ve Kiş Sarayı'na içkicibaşı olarak vermiş. Sargon çok akıllı olmalı ki sarayda yaşarken Kiş kralı Zababa’nın hastalığından ve güçsüzlüğünden yararlanarak önce Kiş krallığını ele geçirmiş; daha sonra Sumerlilerden öğrendiği askerlik tekniği ve bilgilerle diğer şehir krallıklarını da yavaş yavaş ele geçirerek sınırları Anadolu'ya kadar uzanan bir imparatorluk kurmuş. Bu imparatorluğun kuzeyini Akad, güneyini Sumer olarak adlandırmış; bir de imparatorluk için Agade isimli görkemli bir başkent yaptırmış. Fakat ne kadar güçlü olursa olsun, idare ettiği halk oranın yerlisi Sumerlilerdi ve onlar yazılarıyla, sanatlarıyla, bilimleriyle büyük bir uygarlık kurmuşlardı. Bu halkı yıkmak kolay değildi. Bu yüzden onların beğenisini kazanması, onlarla dost olması gerekti. Bunun için onların tanrılarını (özellikle Aşk Tanrıçası “İnanna”ya “İştar” adı vererek) kendi koruyucu Tanrısı olarak kabul etmiş ve başkent Agade'yi bu Tanrıça kurmuş gibi göstermek için bir şiir yazdırmıştır. Bu şiir şöyle:

    İnana Agade'yi, kendi evini altınla doldurdu
    Parlak evini, kendi evini gümüşle doldurdu
    Onun ambarlarını nasıl da bronz ve lacivert taşla doldurdu
    O, yaşlı kadınlara danışılma hediyesi verdi
    O, yaşlı erkeklere danışılma hediyesi verdi
    Genç kızlara dans eğlencesi verdi
    Delikanlılara silah kullanmayı verdi
    Küçüklere kalp sevinci verdi
    Onların dadıları tambur çaldı
    Şehrin içinde arp sesleri yükseliyordu
    Şehrin dışında flüt ve davul sesleri yankıyordu
    Gemiler görkemli görünüyordu
    Bütün ülke güvenlik içinde idi
    Halkın gördüğü hep güzelliklerdi


    Sargon, kızı Enheduanna'yı Tanrıça İnanna'nın babası Ay Tanrısı Nanna'nın Ur şehrindeki görkemli Ekişnugal adlı mabedine başrahibe yapmıştı. Enheduanna, yalnız birçok din adamının başı olarak bu mabedi ve Uruk şehrindeki Gök Tanrısı An'ın mabedini yönetmekle kalmamış, aynı zamanda Sumer Tanrı ve mabetlerini öven birçok ilahi yazmıştır. Sistematik bir teolog olduğunu gösteren bu ilahiler, kendisinden en az 600 yıl sonraya kadar varlığını sürdürmüştür. Onların kopyaları yapılarak çeşitli şehirlerin ve okulların kitaplıklarına alınmış, oralarda okunmuş, üzerlerinde çalışılmış ve şarkı olarak söylenmiştir.

    Enheduanna'nın varlığını yalnız şiirleriyle değil, arkeolojik bulgularla da biliyoruz. Onun adı bulunan iki mühürle bir de taştan yapılmış disk bulundu. Bu disk üzerinde hem kendisinin, hem de üç yardımcısının kabartmaları var. Kendi profilden görünüyor, üzerinde rahibe kıyafeti olan saçaklı elbisesi bulunuyor. Fakat bunlardan en etkili olanı kuşkusuz edebi yazıları, daha doğrusu şiirleridir. Bunlar hem Sumerce, hem de kadın dilinde yazılmıştır. Sümer'de kadınların yazdığı veya onların ağzından yazılan edebi eserleri kadın dilindedir.

    Bu şiirlerden bazıları:

    Başkaldıran bir dağın yola getirilmesi

    Saygı göstermeye dağda
    Bitkileri lanetledin
    Onun yüce kapısını küle çevirdin
    Onun nehirlerinden kan akıttırdın
    Onun ordusu sana gönüllü tutsak oldu
    Dağılan güçleri isteyerek sana geldi
    Onun güçlü adamları isteyerek önünden geçit yaptılar
    Kentin eğlence yerleri kargaşalıkla doldu
    Onun delikanlıları tutsak olarak sana getirildi


    Başkaldıran Uruk şehri ve İnana

    Bu ülke senindir demeyen şehir
    Seni meydana getiren babanındır demeyen şehir
    Senin söylediğin kutsal emri, senin yolundan döndürdü
    Onun dölyatağından uzaklaştın
    Onun kadını kocasına sevgisini söyleyemedi
    Gece onlar çiftleşmedi
    Kadın kalbinin kutsallığını kocasına açamadı
    Şahlanmış inek, Sin'in büyük kızı
    Kraliçe! Sana saygı gösteren An'dan da büyüksün
    Kraliçelerin büyük kraliçesi
    Kutsal dölyatağından çıkar çıkmaz doğuran annenden de büyüksün
    Bilgili, akıllı, bütün ülkelerin kraliçesi
    Yaşayan canlıları ve insanları çoğaltan senin için
    Bu kutsal şarkıyı söylüyordum

    İşte bunlar en az 4500 yıl önce prenses, başrahibe olan tarihin ilk kadın şairinin dizeleri...

    Muazzez İlmiye ÇIĞ
     
  2. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Paylaşım için sağol...
     
  3. Google

    Google Özel Üye

    Paylaşım için teşekkür ederim..
     

Bu Sayfayı Paylaş