Tarihsel Gelişim Sürecinde İktisat

'İktisat' forumunda DeMSaL tarafından 22 Haziran 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Tarihsel Gelişim Sürecinde İktisat konusu İktisatın Tarihsel Gelişimi - İktisatta Yunan Felsefesi - İktisatta Roma Felsefesi - İktisadi Görüşler


    Klasikler öncesi dönemin tarihsel gelişimi içinde birbirini izleyen iktisadi görüşlerin temelini Yunan Felsefesi ve Roma Felsefesi oluşturur.

    1 - YUNAN FELSEFESİ VE BİLİMİ

    Eski Yunan' da İktisadi görüşler sırasıyla 5 dönemde incelenebilir:

    1. Dönem: Sosyal sınıfların oluşumu, paranın kullanılması, kolonilerin, burjuvazinin ve buna bağlı olarak derebeyliğin ortaya çıkışı.

    2. Dönem (Drakon Dönemi, 1. Reform Hareketi): Drakon tarafından «Drakon Yasaları» olarak bilinen 1. Reform hareketinden amaç; soyluların can ve mal güvenliğini derebeylerine karşı korumaktır.

    3. Dönem (Solon Dönemi, 2. Reform Hareketi): Solon tarafından oluşturulan bu reform hareketinden amaç; sosyal sınıflar arası ayrılığı azaltmaktır. Reformun ekonomik özelliği; ekonomik faaliyetler için Anayasanın oluşturulması, siyasi özelliği ise; siyasi hakların da Anayasa ile tekrar belirlenmesidir.

    4. Dönem (Peisistratos Dönemi, 3. Reform Hareketi): Bu dönemin özelliği sosyal sınıflararası ayrılığı gidermek, özelliği ise iç ve dış ticaretin geliştirilmesidir.

    5. Dönem (Peisistratos Dönemi, 3. Reform Hareketi): Amacı, derebeyliğin ve aristokrasinin kalkması, özelliği ise yabancılar hariç tüm vatandaşların yönetime katılmasını sağlamaktır(demokrasi). Bu dönemden sonra savaşlar çıkmış, Yunan hakimiyeti yıkılmıştır.

    Bu sosyo-ekonomik ve siyasi gelişme sürecini etkileyen filozofların görüşleri şöyledir:



    Sokrat

    Eski Yunan' da felsefi görüşleriyle iktisadi yapıyı etkileyen Sokrat, temelde şu fikirleri savunur:

    - «Erdem» herşeyin üzerindedir.

    - «Doğru»nun araştırılması gerekir.

    - Doğrunun araştırılması için «bilgi» gerekir.



    Xenophon

    Xenophon, Yunan Felsefesin' iktisadi açıdan şu noktalarda katkıda bulunmuştur:

    - Servetin en iyi kullanım şekli belirlenmelidir.

    - Devlete ekonomide aktif rol verilmelidir.

    - Tarım, ticarete tercih edilmelidir.

    - Kullanılan paranın değeri, yapıldığı metale bağlıdır (Metalist görüş).



    Platon

    Değerli bir düşünür olan Platon'un görüşleri şöyledir:

    - Servete karşıdır.

    - Toplumda işbölümü nün varlığını savunur.

    - Toplumu üç sınıfa ayırır: magastralar (asiller, yöneticiler), gardiyanlar (muhafızlar) ve her çeşit üretici (köylü işçi, tüccar)

    - Bireyciliğe ve özel mülkiyete karşıdır.

    - Faize karşıdır.

    - Nominalist bir para anlayışı vardır. Paranın gerçek değeri değil, nominal değeri üzerinde durur.

    - Nüfusun sınırlandırılmasını savunur.



    Aristo

    Eski Yunan'da iktisadi görüşün temelini oluşturan önemli fikirlere sahip olan Aristo;

    - Kar amacıyla servete yol açan faaliyetleri «krematistik» olarak adlandırır ve ekonomiyi bu açıdan ikiye ayırır:

    1) Tabii krematistik (Aile ekonomisi): Faydalı ve zorunlu bir durum olup aile tüketimini karşılamak için yapılan üretimi ifade eder.

    2) Tabii olmayan krematistik (ticari ekonomi): Satılmak için yapılan üretim faaliyetlerini ifade eder. Tabii olmadığı için tabiata aykırıdır.

    - Ticari ekonomiyi kabul etmemesine bağlı olarak faizi de kabul etmez.

    - Aristo'ya göre iki türlü değer vardır: mübadele değeri (mübadele hacmine göre belirlenir), kullanım değeri (malın faydasına göre belirlenir).

    - Paranın, ya mübadele aracı ya da mal olarak değerlendirilebile- ceğini savunur.



    Zenon

    Döneminin önemli bir düşünürü olan Zenon'un görüşleri şöyledir:

    - «Stoalılar» denen felsefî akımın kurucusudur. Bu düşünce akımı özellikle Roma Felsefesini etkilemiştir.

    - Zenon'a göre İnsanın doğru, erdemli, mutlu olmasının temeli sadece «kendi kendine dayanarak» yaşamasıdır.

    - «Aklın» her zaman duyguların üzerinde olduğunu, yerinde kullanılması halinde «özgürlüğe» ulaşılacağını savunur.

    - «Doğal Kanun» kavramı ilk kez Zenon tarafından ortaya atılmıştır.



    2 - ROMA FELSEFESİ VE ROMA HUKUKU

    - Romalılar, genelde Yunan Felsefesinin etkisinde kalmalarına rağmen, Yunanlıların ilgilenmedikleri bir alana, hukuka yönelmişlerdir. Roma Hukuku' ndaki çeşitli konular liberal iktisadın temelini oluşturmuştur.

    - Romalıların temel görüşleri şu şekilde özetlenebilir:

    1) Özel Mülkiyet: Mutlak bir hak olup ulusal niteliğinin dışına taşarak uluslararası bir nitelik kazanmıştır.

    2) Müdahalecilik: Devlet ekonominin pek çok alanına müdahale etmektedir.

    3) Bireycilik: Sözleşmelerin serbestçe yapılmasını ifade eden bu kavramla Romalılar, Rönesans dönemini, Fizyokrasi' yi ve Klasikleri de etkilemişlerdir.

    - Romalılarda iki sınıf vardır: asiller (en üstün sınıf) ve plepler (asillere tabi olan 2. sınıf vatandaşlar).

    - 12 Levha Kanunları: Plepler, sınıflararası bir ayrımın kaldırılması ve kendilerine de siyasi haklar verilmesi isteğiyle ayaklanarak sınıfların tabi olduğu kanunların yazılmasını isteyince 12 Lavha Kanunları yazılmıştır. Kanuna göre toprak el değiştirebilir nitelik kazanmış, asalet rejimi yerine servet rejimi geçerli olmuştur.

    Marcus Aurelius

    Döneminin başarılı bir yöneticisi olan M. Aurelius, Roma İmparatorluğu' nda gerek gelir dağılımındaki adaletsizliğin, gerekse kölelik rejiminin artarak istikrarsızlığın hızlanmasından dolayı ortaya çıkan problemleri karşı önlemler almıştır.İmparator Aurelius, Diocletian' ın bildirileri olarak bilinen temel sosyal ve ekonomik kanunları uygulamaya çalışmış ancak ölümünden sonra istikrarsızlar artmıştır.

    Constantin' in Hristiyanlık'la İlgili Bildirileri

    - Yetenekli bir yönetici olan Constantin hem kendisi hıristiyan olmuş, hem de hıristiyanlığı resmen tanımıştır. Constantin' in hıristiyanlığa ilişkin bildirileri, hıristiyanlığa duyduğu sempatinin yanında bu dinin mensuplarının desteğini kazanarak siyasi açıdan güçlenmek istemesinin göstergesidir.

    İmparator Justinian

    Devletin başında bulunduğu dönemde ülkeyi başarıyla yöneten İmparator Justinian, Roma İmparatorluğu' nda yaşanan siyasi ve ekonomik bunalımların giderilmesi için çalışılmış ama başarılı olamamıştır.



    3 - ROMA İMPARATORLUĞU' NUN ÇÖKÜŞÜ (M. S. 476)

    Siyasi ve ekonomik krizlerin imparatorluğun bölünmesine yol açmasıyla zenginler kırlık bölgelere yerleşmişler, fakir kesim de korunmak amacıyla bu kesimin himayesine girmiştir. Böylece Feodalizm denen bir sistem ortaya çıkmıştır. Ortaçağda dinin felsefeden ön planda olması, tarıma dayalı üretim, kölelik kurumunun yaygın olması, mübadele ekonomisinin gelişmemesi Feodalizmin (Derebeyliğin) gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Fakat daha sonraları; uzun süren savaşlar, Haçlı seferleri, bilimsel ve teknik gelişmeler, dinde reform hareketleri, Feodalizmin yıkılmasına yol açmıştır.



    4 - KİLİSE KANUNU (SKOLASTİKLER)

    - Roma İmparatorluğu' nun yıkılmasıyla içe kapalı ekonomi haline gelen ekonomik yaşam, Skolastiklerin bireyciliği vurgulayan görüşleri ve özellikle Kilise' nin düzenlediği Haçlı seferleriyle canlanmıştır.

    - Skolastikler, mücadelelerde eşitlik, adil fiyat, adil ücret gibi kurumların adalet ve hakkaniyet çerçevesinde düzenlenmesi için kurallar koymuşlardır. Bunu belirlerken özellikle emek faktörü üzerinde durmuşlardır.

    - Faizi reddetmişlerdir.

    - Skolastiklere göre paranın değerindeki değişmeleri hükümdar değil toplum belirlemelidir.

    - Nüfusun arttırılması gerektiğini savunmuşlardır..

    - Özel mülkiyetin kısmen gerekli olduğunu ileri sürmüşlerdir.

    Dönemin önemli düşünürleri; St. Thomas Aquinas ve Nicola Oresme' dir. Her ikisi de köleliği doğal sayar, faize karşıdır, özel mülkiyetin ahlaki kurallara uygun olduğu sürece meşru olduğunu savunur. Yalnız para değerindeki değişmeler konusunu Aquinas sadece ahlaki yönden («hükümdar yerine toplum paranın değerini belirlemelidir» görüşü) ele alırken, Oresme; parasal değişmelerin; mübadeleyi sınırlayacağını, parasal değişmeler fiyatlar arasında ilişki olduğunu ileri sürerek konuyu iktisadi açıdan da ele almıştır.
     

Bu Sayfayı Paylaş