taifilerin müslüman oluşu

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 20 Nisan 2010 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    taifilerin müslüman oluşu konusu taifiler nasıl müslüman olmuştur?

    Tâifliler aralarında toplantı yapıp şöyle dediler: "Bütün Araplar Müslüman oldular, tek başımıza ne yapabiliriz?" Sonunda birkaç kişiden oluşan bir heyet belirleyerek Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'in huzuruna göndermeye karar verdiler.

    Heyet mensupları, Müslüman olmaya niyetli olduklarını ifade ettiler. Ancak şu şartları ileri sürdüler:

    1. Zina caiz görülsün. Çünkü insanlarımızın çoğu tek başına yaşadıklarından onsuz yapamazlar.

    2. Kabilemizin ana geçim yolu faizdir. Dolayısıyla faiz caiz görülsün.

    3. Şarap haram kılınmasın. Şehrimizde üzüm bol olur. Bu en önemli ticaret malımızdır.

    Bu isteklerin hiçbiri kabul edilmedi. Sonunda "Peki bu şartları geri alıyoruz, ilahımız "Lât" hakkında ne dersiniz?" dediler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, "O, kırılacak" buyurdu. Bunu duyduklarında, en büyük ilahlarına el sürmeye bile kimsenin cesaret edemeyeceğini söyleyerek şaşkınlıklarını belirttiler. Ardından da şöyle dediler: "Eğer böyle düşündüğünüzü mabudumuz duyarsa, bütün şehri altüst eder!" Hz. Ömer (ra) kendini tutamayarak şöyle dedi: "Ne kadar câhilsiniz! O taştan ibarettir." Bunun üzerine, "Ey Ömer! Biz sana gelmedik" dediler. Böyle dedikten sonra Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'e: "Biz Lât'a el süremeyiz. Siz, istediğinizi yapın ama bizi bu konuda mazur görün." dediler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem de bu isteklerini kabul etti. (Zâdü'l-Meâd, Musa b. Ukbe'nin el-Meğazi adlı eserine dayandırılarak)

    Heyettekiler, kendilerinin, namaz, zekât ve cihâddan müstesna tutulmalarını da istediler. Namazdan müstesna tutulmaları hiçbir şekilde mümkün olamazdı. Namaz, her gün beş kere kılınacak bir ibadetti. Ama zekât senede bir kez verilecekti. Cihâd ise, kifâye türü bir farz olup herkese gerekli değildir. Gerekli olduğu kimseler için de bir takım özel şart ve durumlar vardı. O, günübirlik yapılan bir amel değildi. Bu bakımdan o sırada, bu iki esasa mecbur tutulmadılar. Çünkü, biliniyordu ki, Îslâm’ı kabul ettikleri takdirde bunlara dönük istek, gün geçtikçe kendiliğinden içlerinde doğacaktı.

    Câbir (ra)'dan şu rivayet edilmiştir: "Bu olaydan sonra Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'in şöyle buyurduğunu işittim: "Bunlar iman ettikten sonra kendiliklerinden zekât da verecek, cihâd da edeceklerdir." (Ebu Davûd, lmâret/27)

    Nitekim sadece iki yıl sonra Veda Haccı yapılırken, Îslâm’ı kabul etmemiş bir tek Sakîfli kalmamıştı. (el-îsâbe fî temyîzi's-sahâbe, Cüheyr b. Hayy es-Sekaff bölümü)

    Elçi heyeti geri döndüğünde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, Ebu Süfyân ile Muğîre b. Şu'be'yi şart gereği büyük put Lât'ı kırmak üzere Taife gönderdi. Muğîre, Taife vardıktan sonra puthaneyi yıkıp putu devirmek isteyince, kadınlar ağlayarak başları açık evlerden dışarı fırladılar ve şu şiiri okumaya başladılar:

    "Ey insanlar! Erkeklerimize ağlayın, çünkü cesaretsiz olan onlar, Putlarını düşmana terkettiler ve savaştan kaçtılar."

    Araplar arasında çok evlilik yaygındı. Sakîf kabilesinin ünlü reisi Gîylân b. Seleme'nin on karısı vardı. Müslüman olunca, İslâm hükümlerine uygun olarak dördü dışındaki eşlerini bırakmak zorunda kaldı. (Tirmizî, Nikâh/33; îbn-i Mâce, Nikâh/35)

    (Bk. Mevlânâ Şiblî Numânî, Son Peygamber Hz. Muhammed, İz Yayıncılık: 411-414.)


    Sorularla İslamiyet
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 17 Ağustos 2015
  2. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Tâifliler aralarında toplantı yapıp şöyle dediler: "Bütün Araplar Müslüman oldular, tek başımıza ne yapabiliriz?" Sonunda birkaç kişiden oluşan bir heyet belirleyerek Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'in huzuruna göndermeye karar verdiler.

    Heyet mensupları, Müslüman olmaya niyetli olduklarını ifade ettiler. Ancak şu şartları ileri sürdüler:

    1. Zina caiz görülsün. Çünkü insanlarımızın çoğu tek başına yaşadıklarından onsuz yapamazlar.

    2. Kabilemizin ana geçim yolu faizdir. Dolayısıyla faiz caiz görülsün.

    3. Şarap haram kılınmasın. Şehrimizde üzüm bol olur. Bu en önemli ticaret malımızdır.

    Bu isteklerin hiçbiri kabul edilmedi. Sonunda "Peki bu şartları geri alıyoruz, ilahımız "Lât" hakkında ne dersiniz?" dediler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, "O, kırılacak" buyurdu. Bunu duyduklarında, en büyük ilahlarına el sürmeye bile kimsenin cesaret edemeyeceğini söyleyerek şaşkınlıklarını belirttiler. Ardından da şöyle dediler: "Eğer böyle düşündüğünüzü mabudumuz duyarsa, bütün şehri altüst eder!" Hz. Ömer (ra) kendini tutamayarak şöyle dedi: "Ne kadar câhilsiniz! O taştan ibarettir." Bunun üzerine, "Ey Ömer! Biz sana gelmedik" dediler. Böyle dedikten sonra Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'e: "Biz Lât'a el süremeyiz. Siz, istediğinizi yapın ama bizi bu konuda mazur görün." dediler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem de bu isteklerini kabul etti. (Zâdü'l-Meâd, Musa b. Ukbe'nin el-Meğazi adlı eserine dayandırılarak)

    Heyettekiler, kendilerinin, namaz, zekât ve cihâddan müstesna tutulmalarını da istediler. Namazdan müstesna tutulmaları hiçbir şekilde mümkün olamazdı. Namaz, her gün beş kere kılınacak bir ibadetti. Ama zekât senede bir kez verilecekti. Cihâd ise, kifâye türü bir farz olup herkese gerekli değildir. Gerekli olduğu kimseler için de bir takım özel şart ve durumlar vardı. O, günübirlik yapılan bir amel değildi. Bu bakımdan o sırada, bu iki esasa mecbur tutulmadılar. Çünkü, biliniyordu ki, Îslâm’ı kabul ettikleri takdirde bunlara dönük istek, gün geçtikçe kendiliğinden içlerinde doğacaktı.

    Câbir (ra)'dan şu rivayet edilmiştir: "Bu olaydan sonra Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'in şöyle buyurduğunu işittim: "Bunlar iman ettikten sonra kendiliklerinden zekât da verecek, cihâd da edeceklerdir." (Ebu Davûd, lmâret/27)

    Nitekim sadece iki yıl sonra Veda Haccı yapılırken, Îslâm’ı kabul etmemiş bir tek Sakîfli kalmamıştı. (el-îsâbe fî temyîzi's-sahâbe, Cüheyr b. Hayy es-Sekaff bölümü)

    Elçi heyeti geri döndüğünde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, Ebu Süfyân ile Muğîre b. Şu'be'yi şart gereği büyük put Lât'ı kırmak üzere Taife gönderdi. Muğîre, Taife vardıktan sonra puthaneyi yıkıp putu devirmek isteyince, kadınlar ağlayarak başları açık evlerden dışarı fırladılar ve şu şiiri okumaya başladılar:

    "Ey insanlar! Erkeklerimize ağlayın, çünkü cesaretsiz olan onlar, Putlarını düşmana terkettiler ve savaştan kaçtılar."

    Araplar arasında çok evlilik yaygındı. Sakîf kabilesinin ünlü reisi Gîylân b. Seleme'nin on karısı vardı. Müslüman olunca, İslâm hükümlerine uygun olarak dördü dışındaki eşlerini bırakmak zorunda kaldı. (Tirmizî, Nikâh/33; îbn-i Mâce, Nikâh/35)

    (Bk. Mevlânâ Şiblî Numânî, Son Peygamber Hz. Muhammed, İz Yayıncılık: 411-414.)


    Sorularla İslamiyet
     

Bu Sayfayı Paylaş