Tabiat Eczahanesinden Kekik

'Şifalı Bitkiler' forumunda sleza tarafından 26 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. sleza

    sleza Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Tabiat Eczahanesinden Kekik konusu

    Yeryüzü her yönüyle bizler için hazırlanmış ve sayısız nimetlerle donatılmıştır. Dünya hikmet nazarıyla incelendiğinde, onun hem bir mesken, hem bir erzak deposu, hem de bir eczahâne olduğu görülür. Bitkilerin birçoğu potansiyel ilâç deposudur. Şifalı bitkiler bakımından ülkemiz zengin kaynaklara sahip kılınmıştır. Şifa vesilesi bitkilerden biri olan kekiğin latince ismi Thymus serpyllum L.'dır. Buradaki "thymus" kelimesi Lâtincede, güç, kuvvet anlamlarına gelir ve kekiğin önemli bir özelliğini ifade eder. Tür ismini tanımlayan "serpyllum" ise, "serpere"den türemiş olup sürünmek mânâsına gelir. Bitkinin âdeta toprakta sürünerek yayılmasını tarif eder. Anadolu'da bölgeden bölgeye değişen ve bitkideki tür veya varyete şeklindeki farklılıkları gösteren mahallî isimlerin bazıları şunlardır: bilyal kekik (İzmir kekiği); kara kekik (İstanbul kekiği); toka kekiği (Sütçeler kekiği, yayla kekiği); beyaz kekik (Alanya kekiği); dağ kekiği (Suriye kekiği); İspanyol kekiği; sivri kekik ve Trabzon kekiği... Kökleri küçük, gövdesi odunsu olan kekiğin topraktan 10-20 cm yüksekliğinde, dört tarafından ince dallar çıkar. Kekiğin yaprakları, karşılıklı dizilmiş, 5-15 mm uzunluğa sahip, kısa saplı ve ovaldır. Mikroskopla bakıldığında, yaprağın zemininde kekik yağını salgılayan bezler görülür. Dallarının ucunda küre şekilli, hoş kokulu, koyu erguvan renk veya açık kırmızı renkte çiçekleri vardır. Haziran-eylül ayları arası çiçek açar. Meyvelerinin içinde küçük, yuvarlak tohumlar bulunur.

    Akdeniz'e has bir bitki olan kekik, ballıbabagiller (Labiatae) familyasına mensup uzun ömürlü bir bitkidir. Bu gruba ait bilinen en eski kekik türü bahçe kekiğidir (Tymus vulgaria). Tabiat eczahânesinde kekiğe, tarla kenarlarında, yol ve orman kıyılarında, kumsallarda, 4.500 m yüksekliğe varan kayalık arazilerin kurak ve güneşli bölgelerinde rastlanır. Bu bitkinin ziraî üretimi, hususi şartlarda çimlendirilmiş fideleriyle veya tabiattan kökleriyle alınıp bahçeye dikilmesi yoluyla yapılır. Güneşli havaları seven, suya çok az ihtiyaç duyan kekik, yüksek dağ ve tepelik alanlardan hoşlanır.

    Bitkinin tamamı, haziran-eylül arasında toplanır; yerden yaklaşık 3-5 cm yükseklikten kesilir, dalları ayrılır, yaprak ve çiçekleri koparılır ve havadar bir yerde ya kurutulur veya kekik suyu ve yağı yapılmak üzere işlenir. Ülkemizde bu bitkiden elde edilen ürünler iç ve dış pazarlarda satılmakta ve birçok insanımızın geçim kaynağını oluşturmaktadır. Isparta ve Antalya yörelerinde, tecrübeli üreticiler hasat mevsimi olarak eylül başlarını tercih ederler. Çünkü bitki bu dönemde tamamen çiçeklenir ve uçucu yağ bakımından istenen kıvama ulaşır. Erken yapılan hasatta ise, bu özellikler olmaz.

    Şifa vesilesi kimyevî maddeler
    Kekik, tarih boyunca değişik maksatlarla kullanılagelmiştir. Eski Mısırlılar mumyalama işleminde mantar ve bakteri gibi mikroorganizma üremesine karşı kekiği kullanırlardı. Günümüzdeki ileri teknolojik metotlarla yapılan araştırmalarda, kekiğin yaprak ve çiçeklerinde timol, simol, karkavoldan oluşan yüksek miktarda uçucu yağ, ayrıca saponin, fenolik bileşikler (acı madde), demir ve kalsiyum tuzları bulunduğu tespit edilmiştir. Kekiğe tıbbî olarak, iltihap giderici, ağrı dindirici, balgam söktürücü, güçlendirici, ferahlatıcı, immun sistemi takviye edici, dezenfekte edici ve hazmı kolaylaştırıcı özellikler verilmiştir. Batı dünyasında "fakirlerin antibiyotiği" olarak bilinen kekiğin, hastalığa sebep olan mikroorganizmaları ve virüsleri öldürücü vasfı, uzun süreden beri bilinmektedir. İnsanoğlu bütün bu bilgileri okuyup inceledikten sonra öğrenirken, karıncalar sevk-i ilâhîyle tabiattan topladıkları kekik tohumlarını, yuvalarının çevresine serpmektedirler. Karıncalar yuvalarını, kekikle sur gibi örerek, virüs ve bakterilerin saldırılarına karşı korunmaktadır. Bu hâdise, Rahmet-i Sonsuz'un en küçük varlıkları dahi ihmal etmediğinin, bilakis onları koruyup gözettiğinin açık bir delilidir.

    Kekiğin kullanıldığı yerler
    Kekik, baharat ve çeşni olarak özellikle çorbaları, et yemeklerini, salataları lezzetlendirmek ve eti terbiye etmek için mutfaklarda bulundurulur. Kurutulmuş kekik yaprağı ve çiçeklerinden hazırlanmış kekik çayıyla taze yaprak ve çiçeklerinden hazırlanan kekik yağı, nezle, bronşit, boğmaca, ses kısıklığı, grip, üşütme, astım, idrar yolu enfeksiyonları, kansızlık, sinir bozukluğu (nevrasteni), baş ağrısı ve strese karşı kullanılır. Kokusu uyarıcı ve iştah açıcıdır. Kekik yağı ayrıca, romatizma, gut, kas ve eklem ağrılarına karşı da faydalıdır. Ayrıca karaciğerin safra sentezini arttırıcı ve bağırsak paraziti düşürücü hususiyetleri de bilinmektedir. Yukarıda sözü edilen şikâyetlerden herhangi biri görüldüğünde, kekik yağı günde bir kesme şeker üzerine 2-3 damla damlatılarak alınır. Antiseptik hususiyetinden dolayı, seyreltilmiş kekik yağı, yara ve bit temizlemede, yanık ve morlukların tedavisinde kullanılır. Aşırı dozda kekik yağı kullanımı, tiroit bezinin aşırı çalışmasına (hipertiroid) sebep olabilir.

    Osmanlı'dan bu yana şifalı olduğu bilinen kekik, halk arasında yaygın bir şekilde kullanılır. [​IMG]Kekik suyu özellikle mide-bağırsak rahatsızlıklarında bir miktar su ile veya sade olarak bir çay bardağı alınır. Bu tarz bir kullanım safra salgılamasını artırarak hazmı kolaylaştırır ve şifalı etkisi görülür. Bağışıklık sistemi % 80 oranında bağırsaklar üzerinden düzenlendiğinden, kekik suyunun bu sistemin düzenli çalışmasına da katkıda bulunduğu belirtilmektedir. Apse ve diş eti iltihaplanmalarında gargara olarak kullanıldığında fayda görülür. Gastrit ve mesane enfeksiyonlarında antiseptik ve antibiyotik tesir gösterir. Kekik suyu ile yapılan banyo, eklem ağrılarının tedavisinde ve zayıf bünyeli çocukların gelişiminde yararlıdır.

    Nezleye karşı kekik
    Kekiğe dair bir Alman atasözü vardır: "Nezle mutlaka birine bulaşır, ancak kekik alana değil." Genelde gribin belirtisi olan nezle, burun iç duvarının enfekte olmasıyla ortaya çıkar. Çeşitli virüs türleri akut nezlesinin sebebi kabul edilir. Burundan çoğu kez başlangıçta sulu, daha sonra sümüksü bir sıvı akar. Hastalık, havadaki küçük damlacıklar vasıtasıyla bulaşır. Soğuk havalar, burun mukozasının geçirgenliğini bozduğundan hastalığın oluşumu hızlanır. Bu esnada kan damarlarının geçirgenliği de bozulduğundan, virüsler kolayca kana karışır ve hastalık süreci başlar. Üşümek, uykusuzluk gibi savunma mekanizmasını zayıflatan durumlar, vücudu hastalığa açık hale getirir. Böyle bir durumda, kekikten yapılmış çeşitli ilâçların alınması, bağışıklık sisteminin gücünü artırır bu durum enfeksiyon giderici tesir göstererek korunmaya vesile olur.

    Tabiatın bir eczahane suretinde yaratılmasına kekik güzel bir misâldir. Bu da, kâinatta hiçbir şeyin boşuna yaratılmadığını, sahipsiz olmadığını ve her şeyde çok ince hikmetler olduğunu gösterir.
     

Bu Sayfayı Paylaş