Türklerde Çini ve Çinicilik

'El Sanatları' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 9 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Türklerde Çini ve Çinicilik konusu Türklerde Çini ve Çinicilik

    Çinicilik pek eski olup tarih bakımından ta Asurlular zamanına varan bir doğu sanatıdır. Orta Asya’da Turfan Aşkar ve Koça bölgelerinde yapılan araştırmalarda nefis Türk çini ve resimlerinin ele geçirilmiş olması Türlerin çok eski devirlerde 8. yüzyıldan önce bu sanat dalında da ne kadar ileri gitmiş olduklarını göstermektedir.
    Orta Asya’dan itibaren asırlar boyu âbideleşen Müslüman-Türk sanat eserlerinin tezyinatında güzel sanatların çeşitli dallarından faydalanılmış bu arada çini ve çinicilik sanatının şaheser örnekleri sergilenmiştir.
    Türklerde çinicilik: İlk olarak Türkler Orta Asya’da çini imal etmişlerdir. Orta Asya’daki Kâşân şehrinden dolayı çiniye “Kâşî” denildiği bilinmektedir. Kâşân şehrinde yapılan kazılarda bulunan fırın artıkları ve parça çiniler gösteriyor ki çini Türkler tarafından bir sanat olarak değerlendirilmiş ve birbirinden güzel eserler verilmiştir.
    Orta Asya’daki Hunlar Karahanlılar Uygurlar Gazneliler çini ve seramik sanatını kitabelerde ve binalarda yapı malzemesi olarak kullanmışlardır. Aralarında ihtilaflar olmasına rağmen Türkler genellikle aynı sanat anlayışı ve üslup içinde olmuşlardır. Mengücükler Selçuklular Eretnaoğulları Germiyanoğulları Karamanoğulları ile Ramazanoğulları'na ait eserlerde teknik ve desen bakımından birçok benzerlikler bunu açıkça meydana koymuştur.
    Türk Boyları yapmış oldukları eserlerde cephe kaplaması olarak sırlı tuğlayı kullanmışlardır. İslâmiyet öncesi Türk toplulukları içinde seramik sanatı Göktürkler'le beraber Kırgız Türklerinde de görülmektedir. Kırgız seramikleri madenî kapkacağın taklididir. Bu seramikler üzerindeki çalışmalar M.S. 1209’da Kırgızlar ile birlikte Moğollarda da son bulur. Türk kavimleri içinde Karluklar özel bir yer tutar. Tek renkli Karluk çini ve seramiklerinde insan ve hayvan figürlerine geniş yer verildiği dokuz ve onuncu yüzyılda görülmüştür. Daha sonra Sâmânoğullarının elinde İslâmî dekorlar işlenmiştir. Anadolu; Sâmânoğulları Abbâsîler Karahanlılar Gazneliler Fatımîler ve özellikle Selçuklular devirlerinde çini ve seramik sanatının en çok yapıldığı yer olmuştur. Orta Asya’dan gelen Selçuklular 1037 tarihinde Suriye’yi almakla yeni bir stil geliştirmişlerdir. Selçuklular imalatta birkaç değişiklik yaparak çini mozaik imal etmişlerdir. Bunun yanında ayrıca kitabeler ve pano bordürleri üçgen dörtgen ve kabartma çinilerle mezar kitabeleri yazmışlardır. Bu imalatta siyah beyaz turkuvaz koyu mavi renklerde yaldız çok kullanılmıştır. Çini merkezleri olarak Konya Sivas Tokat en önemlileridir. Osmanlılar döneminde buralar merkez olmaktan çıkıp yerini İznik ve Kütahya’ya bırakmıştır.
    İlk gelişmiş Türk çinisi örnekleri 13. yüzyılda Kılıçarslan’ın Konya’daki sarayında görülmektedir. Selçuklu mozaik çini tekniği ile renkli sır tekniğinin birleşmesi Osmanlı çinilerine bir başlangıç olmuştur. Bu durum Osmanlılar devrinde renk ve desenlerin artışıyla devam etti. İznik Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarında çiniciliğin merkezi olmuştur.
    Osmanlı çini sanatının şahane üslubu Bursa’da Yeşil Cami ve türbe ile başlar (1421-24). Yine Osmanlı çini sanatının getirdiği ilk büyük yenilik çok renkli sır tekniği olmuştur. Diğer bir yenilik ise sır altı tekniği ile yapılan mavi-beyaz çinilerdir.
    On dört ve on beşinci yüzyılda yapılan en büyük kısmı mavi ve beyaz renkte olan Kütahya çinileri ile ilk “Haliç çinisi” mamullerine Bursa’da Sultan Mustafa Türbesi Yeşil Türbe ve Cem Sultan Türbesi ile Edirne’de İkinci Murad Camiinde rastlanır.
    On altıncı yüzyılda ise sırlı ve renkli duvar çinilerine rastlanmaktadır. İstanbul’da renkli sır tekniğinde yapılan çinilerin ilk örnekleri 1522-1523 yılları arasında inşa edilen Yavuz Sultan Selim Camii ve Türbesindedir. Bu çeşit çinilerin son şaheserleri İstanbul Şehzadebaşı’ndaki Şehzade Mehmed Türbesini (1548) süslemektedir. Ayrıca Hadice Sultan Türbesi ve Haseki Hürrem Sultan Medresesinin duvar çinileri bunlardandır.
    1550’li yıllardan sonra renkli çini tekniği terkedilmiş ve çini sanatında sıraltı tekniği hakim olmuştur. İkinci ve en büyük üsluptaki çiniler ilk olarak Süleymaniye Camiinin (1557) kıble duvarını süslemekte kullanılmıştır. Yine bu dönemde yapılan Rüstem Paşa Camiinin (1561) çinilerinde 41 çeşit lüle motifi vardır. Ayrıca çinicilik sanatında bir çığır açan üstün kaliteli bu çiniler bugün İstanbul’da Kanunî Sultan Süleyman Türbesi (1566) Sokullu Mehmed Paşa Camii (1572) Piyale Paşa Camii (1574) ile Topkapı Sarayı’ndaki Üçüncü Murad Han Dairesinin duvarlarını süslemektedir.
    On altıncı yüzyıl Osmanlı çinicilik sanatının en yüksek seviyeye eriştiği devredir. İznik atölyelerinin büyük bir teknik başarısı olan kabarık parlak mercan kırmızısının çinilerde kullanılması bu zamanda gerçekleşti. Firûze mavi koyu bir tatlı yeşil kırmızı açık lâcivert beyaz ve bazen görülen siyah olarak yedi rengin bu çinilerde sır altına tatbiki dünya çini sanatında benzeri görülmemiş bir teknik gelişmedir. Bu devir çinilerinde kullanılan motiflerde karanfil sümbül lâle şakâyık nar çiçeği bahar yani çiçek açmış erik ve kiraz dalları ile artık tamamıyla tabiî örnekler hakimdir. Hançer gibi kıvrılan iri yeşil yapraklar çiçeklerin arasını doldurmaktadır. 1600 tarihinde yapılan Sultan Üçüncü Murad türbesiyle bu büyük üslubun devri de kapanır.
    İstanbul’da Tekfur Sarayında 1725’ten sonra bir çini atölyesi kurulmuş ve Sultan Ahmed Çeşmesi ile Hekimoğlu Ali Paşa Camii bu çinilerle süslenmiştir. Fakat bu atölyenin de ömrü uzun olmamıştır. Sadece Kütahya atölyeleri günümüze kadar varlığını devam ettirebilmiştir.
    İslâm seramiklerinin önemli bir merkezi 833-884 tarihlerinde kurulan Samarra şehridir. Perdah tekniği ile yapılan ilk seramikler Samarra’da ortaya çıkmıştır. Plaka çini yapımı ilk defa burada gerçekleştirilmiştir. İslâm seramik sanatının çok çeşitli kalite ve formda zengin örneklerini Selçuklularda firûze yeşil kobalt mavisi kahverengi renkli ve şeffaf sırlı örnekler çok bol bir şekilde görülmektedir. Anadolu seramikleri arasında İslâm seramik sanatının geleneksel kırmızı hamurlu gevşek hamur yapısında vazo sürahi kâse ve büyük küpler yapıldığı görülür.
    Ne yazık ki bu çok değerli güzel sanat dalı 17. yüzyıl başından itibaren gerilemeye sonra da sönmeye yüz tutmuş ve çini yapımevleri peş peşe kapanmıştır. Muhteşem devirler yaşayan Türk çinicilik sanatı eski gücünden çok şey kaybetmiş olmasına rağmen bugün de hayatiyetini sürdürme gayreti içerisindedir.

    alıntı

     

Bu Sayfayı Paylaş