Türkiyenin tarihi değerleri - Türkiyenin kültürel değerleri

'Ülke Kültürleri' forumunda Mavi_Sema tarafından 22 Ocak 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Türkiyenin tarihi değerleri - Türkiyenin kültürel değerleri konusu Türkiyenin tarihi değerleri, Türkiyenin kültürel değerleri

    Karain Mağarası
    Antalya'nın 27 km. kuzeybatısında ve Katran dağları üzerindedir. Doğal bir mağaradır. Yapılan arkeolojik kazılarda mağaranın Prehistorik çağlarda (Paleolitik Mezolitik Neolitik ve Kalkolitik) insanlarca barınak olarak kullanıldığı anlaşılmıştır. Mağarada iskeletler yontma ve cilalı taştan aletler işlenmiş çakmak taşları ve önemli eserler bulunmuştur.


    Ana Tanrıça Heykelciği
    Pişmiş toprak M.Ö. VI. binyılın ilk yarısı yüksekliği 20 cm. Çatalhöyük. (Anadolu Medeniyetleri Müzesi)


    İvriz Kaya Kabartması
    Konya'nın Ereğli ilçesine 12 km. uzaklıkta İvriz Suyu'nun kaynak başındadır. Geç Hitit dönemi eseridir. M.Ö. VIII. yüzyıla tarihlenmektedir. 6.08 m. yüksekliğindeki kabartmada Warpalavas'ın bereket tanrısı Santaj'a şükranı anlatılmaktadır.


    Yazılıkaya - Midas Şehri Büyük Anıt
    Eskişehir'e 90 km. uzaklıkta M.Ö. VII. yüzyılda kurulmuş Yazlıkaya-Midas şehri bulunmaktadır. Bu şehirde Frig döneminin önemli bir eseri olan Büyük Anıt göze çarpmaktadır. Anıtın üzerinde çeşitlli geometrik motifler ve yazılar vardır. Frig döneminde önünde dini törenler yapılıyordu.


    Lidya (Karun) Hazineleri
    Uşak ili Güre yakınlarındaki Toptepe tümülüsünü 1965 İkiztepe tümülüsünü 1966 ve Aktepe I tümülüsünü 1968 yılında gizlice kazan eski eser kaçakçılarının 1970 yılında ABD'deki Metropolitan Sanat Müzesi'ne sattıkları eserlerdir. Bu eserler M.Ö. VI. yüzyıl Lidya sanatının en güzel örnekleridir. Kültür Bakanlığı'nca verilen uzun bir hukuk savaşından sonra 1993 yılında Türkiye'ye geri gönderilmiştir. (Uşak Müzesi)
    Resim: Lidya "Karun" Hazinesi Güneş Kursu Biçimli Gerdanlık
    Akik-Altın M.Ö. 6.y.y. (Uşak Müzesi)


    Bergama Zeus Sunağı
    Bergama Krallarından Eumenes II tarafından M.Ö. 197-159 yılları arasında yaptırılmıştır. Alman arkeologların 1865 yılından itibaren Bergama'da yaptıkları kazılarda ortaya çıkarılmış kalıntıları Berlin'e gönderilmiştir. Berlin Devlet Müzesi'nde restore edilerek 1871 yılında sergilenmiştir. O tarihten sonra müzenin adı Pergamon Müzesi olmuştur.


    İskender Büstü

    42 cm. yüksekliğindeki mermer büst Bergama kazılarında bulunmuştur. M.Ö. III. yüzyıla tarihlenmektedir. Makedonya Karalı Büyük İskender'in sağlığında ünlü heykeltraşlara yaptırdığı büstlerin aslıllarının hiç biri günümüze ulaşmamış sadece kopyaları bulunmuştur. Bergama'da bulunan büst Paris Louvre Müzesi'nde dünyaca ün yapmıştır. (İstanbul Arkeoloji Müzesi)


    Afrodisias

    Aydın'ın Karacasu ilçesi yakınlarında bir antik kenttir. Tanrıça Afrodit adına kurulmuştur. Tunç çağından Bizans dönemine değin (M.Ö. 2800 - M.S. 220) büyük bir yerleşim merkeziydi. Arkeolojik kazılarda Afrodit tapınağı odeon stadium ve agorası hamamları gün ışığına çıkarılmıştır. Afrodisias İlkçağ'da önemli bir heykel yapım merkezi olarak tanınmıştır. Anadolu antik kentleri içinde Afrodisias'ın stadyumu iyi korunmuş stadyumlar arasındadır.

    Efes Artemis Tapınağı

    İzmir Selçuk'ta Efes (Ephesos) antik kentinin dünyanın 7 harikasından sayılan ünlü tapınağıdır. Astemision olarak da bilinir. Önce M.Ö. 560-550 yıllarında Lydia Kralı Kroisos tarafından İon düzeninde yaptırıldı. M.Ö. 356'da bir delinin yakması üzerine aynı büyüklükte ancak 3 m. yüksek olarak yeniden inşa edildi. 55.10 x 115 m. boyutlarında mermer heykelleriyle de ünlü tapınak Hellenistik dönem tapınaklarının en büyüğüydü. 262'de Gotlar tarafından yıkıldıktan sonra onarılmadı.

    Bristish Museum adına 1869-1874'te J.T. Wood ve 1904-1905'te David G. Hogart'ın yaptığı kazılarda bulunan tapınak kalıntıları İngiltere'ye götürüldü.



    Sart (Sardes)

    Manisa'nın Salihli İlçesindedir. Lidya devletine başkentlik yapmış bir antik kenttir. XIX. yüzyıldan itibaren yapılan arkeolojik kazılarda Artemis Tapınağı gymnasion stadion Roma ve Bizans hamamları gibi önemli yapıları ortaya çıkarılmıştır. Resimde gymnasiondan bir bölüm görülmektedir.

    Bodrum - Halikarnas Masoleumu

    Pers Valisi Maussolos'un Bodrrum - Halikarnassos'taki mezarı dünyanın yedi harikası arasındadır. MAussolos M.Ö. 352'de ölünce karısı Artemisia tarafından yapımına başlanmıştır. Mimarlar Pytheos ve Satyrus'tur. Skopas Timotheos Bryaris ve Leochares adlı ünlü heykeltraşlar birer cephesini çalışmışlardır. 60 x 80 m. boyutlarında ve 46m. yüksekliğinde olduğu belirlenmiştir. 9 x 11 sütunludur. Bazı parçaları Bodrum kalesinin yapımında kullanılmıştır. Mausoleum'a ait parçalar XIX. yüzyılın ortalarında Londra British Museum'a götürülmüştür.

    Aspendos (Belkıs)

    Antalya'nın 48 km. doğusunda İlkçağ'da kurulmuş bir antik kenttir. En önemli yapısı tiyatrosudur. Bu tiyatro sahnesiyle birlikte günümüze ulaşabilen Anadolu'daki Roma tiyatrolarının en sağlam örneğidir. 15.000 seyirci kapasitelidir. İmparator Antonius pius döneminde (138-164) Zenon adlı bir mimar tarafından yapılmıştır.

    Derinkuyu Yeraltı Şehri

    Nevşehir'in Derinkuyu ilçesindedir. Hristiyanlığın yayılma döneminde savunma ve saklanma amacıyla yer altındaki yumuşak kayalar oyularak yapılmıştır. VI-X. yüzyıllar arasında yapıldığı tahmin edilmektedir. Dar geçitlerin sağında ve solunda oyulmuş odalardan havalandırma bacalarından şapel ve bir kuyudan oluşmaktadır.

    Kaymaklı Yeraltı Şehri

    Nevşehir'e 15 km uzaklıktaki Kaymaklı'dadır. Hristiyanlığın yayılma döneminde saldırılara karşı korunma amacıyla VI-X yüzyıllarda kayalar oyularak yapılmıştır. Yer altındaki 8 katlı kentte katlar ve bölmeler bir havalandırma bacası etrafında yer almıştır. Bir hol etrafında toplanmış odalarda ortalama tavan yüksekliği 2 m'dir. Şapeller odalardan büyük ve yüksek tavanlıdır.

    Efes Selsus (Celcius) Kitaplığı

    İzmir Selçuk'ta Efes Antik Kenti'nin en önemli kalıntılarından biridir. Roma döneminde 115-117 yılları arasında yapılmıştır. 260 yılında bir yangın geçirmiştir. İki katlı cephesinin görkemli mimarisiyle ün yapmıştır. Kitaplığın içindeki duvarlarda yazı rulolarının konduğu üst üste üç sıra halinde nişler bulunmaktadır.
     
  2. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    İstanbul Surları
    İstanbul'un ilk surları 413-447 yılları arasında kenti savunma amacıyla Bizans İmp. II. thedosius tarafından yaptırıldı. Marmara Denizi kıyısındaki mermer Kule'den Haliç'e değin 6-7 km uzunluğundadır. Yedikule surları 1457-1458 yıllarında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Surlar üzerinde 16 kapı bulunmaktadır. Surlar iç sur dış sur ve hendek olmak üzere üç kademeli bir savunma yapısıdır. İç surlar 3-4 metre kalınlığında ve 13 metre yüksekliğindedir. 15m. uzaklıktaki dış surlar ise 2m. kalınlık ve 10m. yükseklikte duvarlardır. Dış surun önünde hendek vardır. İstanul surları UNESCO'nun koruma programı çerçevesinde restore edilmektedir.


    Rumeli Hisarı

    İstanbul Boğazı'nın Rumeli yakasındadır. Bizans'a kuzeyden yardım gelmesini önlemek amacıyla Fatih Sultan Mehmet tarafından 1452 yılında yaptırılan bir kaledir. 1000 usta ve 2000 işçinin çalışmasıyla 4 ayda yapılmıştır. Üç büyük kulenin yapımını Çandarlı Kara Halil Saruca ve Zaganos Paşalar üstlendiklerinden kuleler bu adlarla anılır. Beş kapısı bulunan kale 30.000 m²lik bir alanı kaplamaktadır.



    Diyarbakır Kalesi ve Surları

    Kalenin ilk bölümlerinin Hurriler döneminde yapıldığı kabul edilmektedir. 349 yılında Roma İmp. II. Constantinus döneminde kentin çevresi surlarla çevrildi kale güçlendirildi. Kesme bazalt taşından yapılmıştır. Artuklu Akkoyunlu Selçuklu Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde defalarca onarıldı. Dış kale ve iç kale olmak üzere iki bölümdür. 82 burçlu dış kale surlarının uzunluğu 5 km. 'yi bulur. Dört kapısı vardır. Dört kapılı iç kale ise Kanun Sultan Süleyman döneminde surla çevrilmiştir.




    Van Kalesi

    Urartu devletinin başkenti Tuşba (Van)'da M.Ö. IX. yüzyılda yapılmıştır. Kale Urartuların M.Ö. VII. yüzyıl başlarında yenilerek Toprakkale'ye taşınmaları üzerine Asurların eline geçti. Selçuklu Karakoyunlu Akkoyunlu Osmanlı dönemi kalıntılarının da bulunduğu kalede en önemli bölümler Urartulara ait kaya hücreleri ve yazıtlardır. Kanuni Sultan Süleyman'ın yaptırdığı bir cami de kale üzerinde bulunmaktadır.



    Kızkalesi

    İçel'in Erdemli ilçesinde ve Mersin'e 60 km. uzaklıktadır. Corcyus antik kenti ve kalıntılarından 800-1000 m. aşağıda ve Akdeniz'in içindedir. Kıyı ile bağlantısı zamanla kesilmiş bir ada halini almıştır. M.Ö. IV. yüzyılda Hellenler tarafından kurulan Roma ve Bizans dönemlerinde gelişen Corcyus XIII. yüzyılda önemli bir limandı. Kale denizden gelecek saldırıları engellemek amacıyla yapılmıştı. İçinde bir kilise kalıntısı bulunmaktadır.




    Hoşap Kalesi

    Van-Başkale karayolu üzerinde Van'a 60 km. mesafedeki Güzelsu bucağındadır. XVI. yüzyılda MAhmudi Aşireti Bey'i Süleyman Bey tarafından yaptırılmıştır. İçinde iki cami üç hamam çeşmeler ve zindanlar bulunmaktadır.



    Erzurum Kalesi
    Yaklaşık 2000 m. yükseklikte bir tepe üzerinde inşa edilmiş olan iç kale 5. yüzyılda Roma İmparatoru Theodosius tarafından yaptırılmıştır. Son zamanlara kadar Türkler tarafından kışla olarak kullanılmıştır. Kale Mescidi ve saat kulesi Türk mimarlığının ilk örnekleri olmaları bakımından önem taşırlar. Tepsi Minare olarak da adlandırılan kule Ortaçağ'larda gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. Osmanlı mimarisinin Barok Çağında saat kulesine çevrilmiştir. 1124-1132 yılları arasında hüküm süren Abu'l Muzafferüddin Gazi tarafından yaptırılmıştır. Tek büyük bir kubbe ile örtülen mescid geleneksel Türk mimarisinin özelliklerini taşır.
     
  3. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Aynalı Kavak Kasrı

    Üç yüzyıl boyunca Haliç kıyılarını süsleyen ve günümüzde Aynalıkavak Kasrı adıyla tanınan yapı Osmanlı İmparatorluğu Döneminde “Ayanalıkavak Sarayı” ya da “Tersane Sarayı” olarak bilinen yapılar grubundan günümüze ulaşabilen tek örnektir.
    İstanbul’u tanıtan tarihsel kaynaklardan yörenin Bizans Döneminde de imparatorlara ait bir dinlenme yeri olduğu anlaşılmaktadır. Haliç kıyılarından Okmeydanı ve Kasımpaşa sırtlarına doğru gelişen bu büyük bağ ve koruya; İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet’ten başlayarak padişahlar da ilgi göstermiş ve Osmanlı İmparatorluk Tersanesi’nin Kasımpaşa’da kurulup gelişmeye başlamasıyla birlikte yöreye “Tersane Has Bahçesi” adı verilmiştir.



    Buradaki yapılaşmaların tarihi Sultan I. Ahmed Dönemine (1603-1617) dek inmektedir. Tarihsel süreç içinde çeşitli padişahların yaptırdığı kasırlarla gelişen ve “Tersane Sarayı” olarak anılan bu yapılar topluluğu; 17. yüzyıldan başlayarak “Aynalıkavak Sarayı” olarak da adlandırılmıştır.
    Saray bütünü içinde yer alan ve Sultan III. Ahmed Döneminde (1703-1730) yaptırıldığı sanılan Aynalıkavak Kasrı Sultan III. Selim Döneminde (1789-1807) yeniden düzenlenmiş ve bugünkü görünümünü kazanmıştır. Yapı; Divanhanesi Beste Odası ve bu mekânların pencerelerini dolanan Yesarî’nin talik hattı ile yazılmış Kasrı ve III. Selim’i öven dönemin tanınmış şairleri Şeyh Galib ve Enderunî Fazıl’a ait şiirleriyle 18. yüzyıl mimarlık örnekleri arasında özel bir yer almaktadır.



    Deniz cephesinde iki kara cephesinde tek katlı kütlesiyle Osmanlı klasik mimarlığının son ve ilginç yapılarından biri olan Kasır; süsleme açısından da çağının beğenisini yansıtmakta özellikle besteci Sultan III. Selim Dönemi kültürünün pek çok öğesini bünyesinde barındırmaktadır. Öyle ki bu kültürün başlıca simgeleri olan sedir ve sedirimsi kanepe mangal kandil gibi mobilyalarla döşeli olan odalar bugün yok olmuş bir yaşam biçiminin görünümlerini sergilemektedir. Günümüzde bir müze-saray olarak ziyarete açık tutulan Aynalıkavak Kasrı’nın zemin katı Sultan III. Selim’in besteci özelliği de göz önünde tutularak Topkapı Sarayı Müzesi’nde bulunan görsel kaynaklar ve kimi kurum ve kişilerin armağan ettiği çalgıların bir araya getirilmesiyle “Türk Çalgıları Sergisi” mekânına dönüştürülmüştür. Kasrın bahçesindeyse özellikle yaz aylarında konuklara yönelik kafeterya hizmetleri klasik Türk Sanat Müziği örneklerinin seslendirildiği Aynalıkavak Konserleri ile ulusal ve uluslararası nitelikte resepsiyonlar verilmektedir.

    Ihlamur Kasırları


    Beşiktaş Yıldız ve Nişantaşı arasında kalan Ihlamur Vadisi’nin 18. yüzyılda Hacı Hüseyin Bağları adıyla tanınan bir mesire yeri olduğu bilinmektedir. Sultan III. Ahmed Dönemi’nde Padişah’a ait bir “Has Bahçe”ye dönüştürülmesine karşılık 19.yüzyılın ikinci yarısına kadar "Hacı Hüseyin Bağları" olarak bilinen bu alan I. Abdülhamid (1774-1789) ve III. Selim (1789-1807) dönemlerinde de ilgi çekmiştir.
    Sultan Abdülmecid’in (1839-1861) Osmanlı tahtına geçmesiyle birlikte yeni yapılaşmalara gidilmişBeşiktaş’ta Dolmabahçe Sarayı Küçüksu Kasrı ve Ihlamur Mesiresi’nin bulunduğu bu alanda da Ihlamur Kasırları’nın yapımına başlanmıştır.




    Sultan Abdülmecid Ihlamur Mesiresi’ne bugünkü kasırları yaptırmadan önce de sık sık gelir ve buradaki yalın ve küçük bağ evinde dinlenir; kimi konukları bu arada ünlü Fransız ozanı Lamartine’i burada kabul ederek görüşürdü.
    Yüksek çevre duvarlarının sınırlandırıldığı 24.724 m2 lik ağaçlı bir alan içindeki Nikogos Balyan’ın yaptığı bu iki yapı; yapıldıkları 1849-1855 yıllarından bu yana kimi zaman "Nüzhetiye" kimi zaman da "Ihlamur Kasırları" adıyla anılagelmiştir.
    Törenler için düşünülen ve kullanılan Merasim Köşkü: Ön cephesindeki dönemin beğenisini yansıtan Barok çizgiler taşıyan merdiveni ilginç ve hareketli kabartmalarıyla çarpıcı bir mimarlığa sahiptir. İç süslemelerinde; Osmanlı sanatında 19. yüzyılda tercih edilen motifler ve kalem işleri kullanılmış Avrupa’nın çeşitli üsluplarındaki mobilyalar ve döşeme öğeleriyle belirli bir bütünlük sağlanmıştır.



    Padişahın maiyeti kimi zaman da haremi tarafından kullanılan Maiyet Köşkü ise; diğerine oranla daha küçük ve daha yalındır.
    Sultan Abdülmecid’in genç yaşta ölümünden sonra Abdülaziz de (1861-1876) ağabeyinin sevdiği bu yapılara ve çevreye fazla önem vermemekle birlikte ilgi göstermiş meraklı olduğu horoz ve koç döğüşüyle güreşlerin bazılarını bu bahçede yaptırmıştır. Sultan Mehmed Reşad’ın da (1909-1918) zaman zaman kullandığı yapıda İstanbul’u ziyaret eden Bulgar ve Sırp kralları ağırlanmıştır.



    Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra 1966 yılında TBMM Milli Saraylar bünyesinde katılan Ihlamur Kasırları’nın Merasim Köşkü bir müze-saray olarak ziyarete açık tutulmakta Maiyet Köşkü ve bahçenin bir bölümünde kafeterya hizmetleri yapılmakta ve bu bahçede diğer saray ve kasırlarımızda olduğu gibi ulusal ya da uluslararası resepsiyonlar verilebilmektedir. Öte yandan yine bahçede yakın bir geçmişe dek lojman olarak kullanılan Cumhuriyet Dönemi yapısı da müze-sanat ilişkisini kuran yeni işleviyle özellikle çocukların güzel sanatlardaki becerilerini geliştirene resim heykel ve tiyatro çalışmalarını sürdürdükleri mekânlar olarak değerlendirilmiştir.

    Şale Köşkü


    İstanbul'da Yıldız Sarayı Arazisindedir. Alman İmparatoru II. Wilhelm'in üç ziyaretinde ağırlandığı bir yapıdır.
    II. Abdülhamit'in isteği üzerine üç bölüm halinde (1878-1880 1889 1898) inşa edilmiştir.
    İki katlı köşkte 60 Oda 9 banyo iki hamam vardır.
    Sarkis Balyan Nikolaki Kalfa R. d'Aranco gibi mimarlar görev almıştır

    Şerifler Yalısı

    İstanbul Boğaziçi'nde Emirgan sahilindedir. Barok üslupta yapılmış tipi bir Türk yalısıdır. 1782 yılında yapılmıştır. Harem dairesi yıkılmıştır. Günümüze yalnızca selamlık bölümü ulaşmıştır.

    Divanhanesinde güzel bir şadırvan bulunmaktadır. Kalemişi tavan ve dolap süslemeleri ve duvar resimleriyle ünlüdür
     

Bu Sayfayı Paylaş