Türkiye'nin en yoksul ilindeki manzara!

'Köşe Yazıları' forumunda KaRDeLeN tarafından 20 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Türkiye'nin en yoksul ilindeki manzara! konusu Erdoğan Süzer'in köşe yazısı

    Resmi kayıtlar Muş'tan daha yoksul kent olmadığını işaret ettiğine göre, yoksulluğun dip noktasını merak edenlerin yolu Muş'a çıkıyor. Kim bilir, bu merak bakarsınız yoksulluk turizmini patlatır, Muş da bu kötü ününden kurtulur!
    Geçtiğimiz hafta, Sanayi Bakanı Zafer Çağlayan'la birlikte memleketi Muş'taydık. Uçakta giderken, daha önce Hindistan'ın yoksul cadde ve sokaklarını dolaşırken gördüğüm manzaranın küçük bir kopyasına Muş'ta tanık olacağımı düşünüyordum: Hayırsever bir zenginin gelip içeriye davet edeceği umuduyla lokantaların önünde aç, susuz bekleyen yoksul yığınlar; tozlu sokak kenarlarında diş çektiren, tıraş olan bitkin insanlar; duvar diplerinde açlıktan ölümü bekleyen çaresizler...
    Muş'ta geçirdiğim üç günün sonunda şunu açıklıkla söyleyebilirim: Muş'un resmi kayıtlarda görünen yoksulluk unvanına cadde ve sokaklarında rastlamanız adeta imkansız. İstanbul, Ankara, Adana hatta İzmir'in varoşlarına gidin, Muş'takinden çok daha iç acıtıcı manzaralarla karşılaşırsınız. Yoksulluk elbette yüzlerden okunuyor. Ancak bu yüzler öylesine tanıdık ki, Türkiye'nin hangi ilinde karşılaşırsanız karşılaşın yabancılık çekmezsiniz!

    NİĞDELİ İŞÇİ MUŞ'TA

    Muş Valisi Erdoğan Bekdaş'a, Muş'a yapışan yoksulluk unvanının geri planında yatan nedenleri sordum. Bektaş ismini belki hatırlarsınız; geçen yaz Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren'in Van'daki basına kapalı bölge toplantısında, yoksullara yapılan yardımları, vatandaşı dilencileştirdiği gerekçesiyle eleştirmesiyle gündeme gelmişti.
    Bektaş ismini, Başbakan Erdoğan'ın Muşlu bir köylünün kendisini telefonla arayıp devletin hizmetlerini övmesi üzerine, "örnek vali" ilan etmesiyle de duymuştuk. Yoksulluğun nedenlerini o Vali, bakın nasıl anlatıyor: "Yoksulluğun bir tek nedeni var; tembellik!. 60 kilometre eninde, 80 kilometre boyunda ovamız, bu ovanın ortasın geçen 2 akarsuyumuz var. Ancak ilimizdeki sulama oranı yüzde 10'un bile altında. Muş'taki işsizlik oranı yüzde 30-35'lerde. Buna karşılık Niğdeli işçi gelip Muş'taki pancar tarlalarında çapa yapıyor. Muşlu vatandaşımız da kahvede oturuyor. Diyarbakırlı buraya gelip karpuz yetiştiriyor. Muş hayvancılık ve tarım yönünden büyük potansiyel taşıyor olmasına karşın marketlerimizde batı illerinden gelen peynir, yoğurt, süt hatta su satılıyor."
    Peki, yoksulluğu kaçınılmaz kılan bu çalışmama isteği neden? Vali Bektaş'ın izlenim ve tecrübeleri çok önemli:
    "Eğer insanlar hiç çalışmadan da karınlarının doyacağını, evlerinin ısınacağını, aç ve açıkta kalmayacaklarını biliyorlarsa çalışmaya ihtiyaç duyarlar mı? Yıllar, hatta yüzyıllardan bu yana devam eden bir yanlıştan bahsediyoruz. Sosyal devlet, çalışma gücü olmayana yüzünü gösterir. Yardım, çarenin tükendiği yerde devreye girer. Evde çalışabilecek durumdaki baba yatıyor, devlet bu aileyi ayakta tutmaya çalışıyor. Ailede çalışabilecek bir tek kişi bile varsa ve o kişi çalışmıyorsa, kesinlikle sosyal yardım yapmıyorum. Bu ili yardım alan değil, yardım eden bir il yapma hedefim var. Bu ile fabrikalar gelecek. Boş ovalar üretecek. Kayak merkezi turizmde yarışacak. Bunları başarırsam bu en yoksul ilden verem olmadan giderim!"
    (Bugün)
    esuzer@bugun.com.tr
     

Bu Sayfayı Paylaş