Türkiye'de bulunan ovalar, akarsular ve platolar nelerdir?

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 29 Aralık 2010 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Türkiye'de bulunan ovalar, akarsular ve platolar nelerdir? konusu Yurdumuzdaki ovalar, akarsular ve platolar hangileridir?

    A'dan Z'ye Türkiye'nin Akarsuları


    A

    Ankara Çayı
    Aras Nehri
    Asi Nehri

    B

    Botan
    Büyük Menderes Nehri

    C

    Ceyhan Nehri

    D

    Delice Irmağı
    Dicle Nehri

    E

    Ergene Nehri

    F

    Fırat

    G

    Gediz Nehri
    Göksu (Kilikya)
    Göksu (Seyhan Nehri)

    K

    Karpuzlu Çayı
    Körsulu
    Küçük Menderes
    Kızılırmak

    M

    Manavgat Nehri
    Mercan Irmağı
    Meriç Nehri
    Murat Nehri

    S

    Sakarya Nehri
    Seyhan Nehri

    Y

    Yeşilırmak

    Z

    Zamantı

    Ç

    Çine Çayı
    Çoruh Nehri


    Türkiye’nin Akarsuları Genel özellikleri
    • Akarsularımızın Boyları Kısadır. (türkiye’nin Bir Yarımada Olması Ve Dağların Uzanış Biçiminden Dolayı)
    • Akış Hızları (debileri) Fazladır. (dağların Fazla Olmasından Dolayı)
    • Rejimleri (mevsimlere Göre Akımı) Düzensizdir. (karadeniz Bölgesi Akarsuları Hariç)
    • Ulaşım Için Elverişli Değildirler. (h-hızlı Aktıkları Ve Düzensiz Rejimli Oldukları Için)
    • Enerji üretimi Için Elverişlidirler.

    Başlıca Akarsularımız
    Karadeniz’e Dökülenler: Sakarya, Kızılırmak, Yeşilırmak, çoruh
    Marmara’ya Dökülenler: Susurluk
    Ege’ye Dökülenler: Meriç, Bakırçay, Gediz, Küçük ve Büyük Menderes
    Akdeniz’e Dökülenler: Aksu, Göksu, Seyhan, Ceyhan, Asi
    Dışarıya Dökülenler: Fırat, Dicle (Basra Körfezi), Kura, Aras (Hazar Denizi), Çoruh (Gürcistan), Karadeniz
    Dışarıdan Gelenler: Asi (Suriye), Akdeniz , Meriç (Bulgaristan), Ege

    Akarsu Havzalarımız
    Akarsularımızın çoğunun Havzası Açıktır. Sularını Denize Ulaştıramayan Kapalı Havzalarımızda Vardır. Bunlar;
    Konya Ovası, Tuz Gölü, Van Gölü, Akşehir-eber Gölleri Ve Göller Yöresidir.

    Akarsularımızın Rejimleri
    Akarsu Rejimi, Akarsuyun Yıl Içinde Gösterdiği Akım Grafiği Ve Akarsuyun Beslenme şeklini Ifade Eder. Her Mevsim Birbirine Yakın Akım Gösteren Akarsuların Rejimi Düzenli Rejim, Kurak Dönemlerdi Olan Ve Suları Azalan Yada Kuruyan Akarsuların Rejimine Düzensiz Rejimli Akarsular Denir.
    Akarsular Yağmur, Kaynak, Kar Ve Buzul Sularıyla Bazıları Da Göl Sularıyla Beslenirler. Akarsu, Bunlardan Biriyle Besleniyorsa Sade Rejimli, Birkaçı Ile Besleniyorsa Karma Rejimli Akarsu Denir.
    A) Yağmur Sularıyla Beslenenler: Genellikler Yazın Kururlar. Yağmurun Fazla Olduğu Aylarda Canlanırlar.
    • Ege, Akdeniz Ve Iç Anadolu Akarsuları.
    B) Kar Ve Buzul Sularıyla Beslenenler: Yüksek Dağlardan Beslenirler. Karların Eridiği Yaz Aylarında Canlanırlar.
    • D.karadeniz (bir Kısmı), D.anadolu Akarsuları
    C) Kaynak Suları Ile Beslenenler: Genelde Küçük Akarsulardır. Akdeniz Bölgesindeki Karstik Sahalarda Görülür.
    • Manavgat çayı
    D) Gölden çıkan Akarsular: Bazı Göllerin Yaışlı Dönemlerde Taşan Fazla Sularını Boşaltırlar. (gideğen-gölayağı Denir)
    • Beyşehir Gölü à çarşamba Suyu à Konya Ovası, Eğirdir Gölü à Kovada çayı à Kovada Gölü
    E) Karma Rejimli Akarsular: Uzun Boylu Akarsulardır, çok çeşitli Beslenme Kaynakları Vardır.
    • Fırat, Dicle, Kızılırmak Gibi.
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 5 Aralık 2015
  2. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    A'dan Z'ye Türkiye'nin Akarsuları


    A
    • Ankara Çayı
    • Aras Nehri
    • Asi Nehri
    B
    • Botan
    • Büyük Menderes Nehri
    C
    • Ceyhan Nehri
    D
    • Delice Irmağı
    • Dicle Nehri
    E
    • Ergene Nehri
    F
    • Fırat
    G
    • Gediz Nehri
    • Göksu (Kilikya)
    • Göksu (Seyhan Nehri)
    K
    • Karpuzlu Çayı
    • Körsulu
    • Küçük Menderes
    • Kızılırmak
    M
    • Manavgat Nehri
    • Mercan Irmağı
    • Meriç Nehri
    • Murat Nehri
    S
    • Sakarya Nehri
    • Seyhan Nehri
    Y
    • Yeşilırmak
    Z
    • Zamantı
    Ç
    • Çine Çayı
    • Çoruh Nehri

    Türkiye’nin Akarsuları Genel özellikleri
    • Akarsularımızın Boyları Kısadır. (türkiye’nin Bir Yarımada Olması Ve Dağların Uzanış Biçiminden Dolayı)
    • Akış Hızları (debileri) Fazladır. (dağların Fazla Olmasından Dolayı)
    • Rejimleri (mevsimlere Göre Akımı) Düzensizdir. (karadeniz Bölgesi Akarsuları Hariç)
    • Ulaşım Için Elverişli Değildirler. (h-hızlı Aktıkları Ve Düzensiz Rejimli Oldukları Için)
    • Enerji üretimi Için Elverişlidirler.

    Başlıca Akarsularımız
    Karadeniz’e Dökülenler: Sakarya, Kızılırmak, Yeşilırmak, çoruh
    Marmara’ya Dökülenler: Susurluk
    Ege’ye Dökülenler: Meriç, Bakırçay, Gediz, Küçük ve Büyük Menderes
    Akdeniz’e Dökülenler: Aksu, Göksu, Seyhan, Ceyhan, Asi
    Dışarıya Dökülenler: Fırat, Dicle (Basra Körfezi), Kura, Aras (Hazar Denizi), Çoruh (Gürcistan), Karadeniz
    Dışarıdan Gelenler: Asi (Suriye), Akdeniz , Meriç (Bulgaristan), Ege

    Akarsu Havzalarımız
    Akarsularımızın çoğunun Havzası Açıktır. Sularını Denize Ulaştıramayan Kapalı Havzalarımızda Vardır. Bunlar;
    Konya Ovası, Tuz Gölü, Van Gölü, Akşehir-eber Gölleri Ve Göller Yöresidir.

    Akarsularımızın Rejimleri
    Akarsu Rejimi, Akarsuyun Yıl Içinde Gösterdiği Akım Grafiği Ve Akarsuyun Beslenme şeklini Ifade Eder. Her Mevsim Birbirine Yakın Akım Gösteren Akarsuların Rejimi Düzenli Rejim, Kurak Dönemlerdi Olan Ve Suları Azalan Yada Kuruyan Akarsuların Rejimine Düzensiz Rejimli Akarsular Denir.
    Akarsular Yağmur, Kaynak, Kar Ve Buzul Sularıyla Bazıları Da Göl Sularıyla Beslenirler. Akarsu, Bunlardan Biriyle Besleniyorsa Sade Rejimli, Birkaçı Ile Besleniyorsa Karma Rejimli Akarsu Denir.
    A) Yağmur Sularıyla Beslenenler: Genellikler Yazın Kururlar. Yağmurun Fazla Olduğu Aylarda Canlanırlar.
    • Ege, Akdeniz Ve Iç Anadolu Akarsuları.
    B) Kar Ve Buzul Sularıyla Beslenenler: Yüksek Dağlardan Beslenirler. Karların Eridiği Yaz Aylarında Canlanırlar.
    • D.karadeniz (bir Kısmı), D.anadolu Akarsuları
    C) Kaynak Suları Ile Beslenenler: Genelde Küçük Akarsulardır. Akdeniz Bölgesindeki Karstik Sahalarda Görülür.
    • Manavgat çayı
    D) Gölden çıkan Akarsular: Bazı Göllerin Yaışlı Dönemlerde Taşan Fazla Sularını Boşaltırlar. (gideğen-gölayağı Denir)
    • Beyşehir Gölü à çarşamba Suyu à Konya Ovası, Eğirdir Gölü à Kovada çayı à Kovada Gölü
    E) Karma Rejimli Akarsular: Uzun Boylu Akarsulardır, çok çeşitli Beslenme Kaynakları Vardır.
    • Fırat, Dicle, Kızılırmak Gibi.
     
  3. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    TÜRKİYENİN PLATOLARI

    Plato denince akarsular tarafından derince yarılmış vadilerle yarılmış düzlükler akla gelir. Türkiye`nin platolarına değinmeden önce dikkat edeceğimiz en önemli nokta yurdumuzun bütünü ile plato olmasıdır.
    Türkiye bu duruma dış güçle tarafından aşındırılarak peneplen hale gelmiş yüzeylerin 4.zaman başlarında toptan yükselmesiyle erişmiştir. Ancak her yer aynı derece yükselmemiştir. Doğu Anadolu da 2000m olan bu yükselme değeri İç Anadolu da 1000-1500 m , Güney Doğu Anadolu`da 400-800 m, Kocaeli-Çatalca da 200-400 m`ler arasında oluşmuştur. Böylece ülkemizde alçak ve yüksek platolar oluşmuştur. Bunlara en çok İç Anadolu da rastlanır. Kimi platolar peneplen (yontukdüz) yüzeylerin yükselmesiyle, kimileri karstlaşımayla, bir bölümü de volkanik etkilerle oluşmuştur. Bu platoların beşeri ve ekonomik değerleri fazladır .

    Platoların TÜRKİYE”deki Coğrafi Dağılışı

    Kuzey Anadolu Platoları


    Oldukça engebeli olan Kuzey Anadolu `da plato düzlükleri fazla değildir. En önemlileri Batı Kara denizde Safran bolu ve İstanbul boğazının iki yanında yer alan Çatalca-Kocaeli Platolarıdır. Çatalca-Kocaeli platosu, aşındırılarak peneplen hale gelmiş yüzeylerin yükseltisiyle oluşmuştur. Ancak bu yükselme 200-400 m değerleri arasında kaldığından alçak platolara girmektedir. Üzerinde alçak tepelikler mevcuttur. Çatalca sırtları ile Çamlıca tepeleri gibi. Bu plato trakya`da da devam eder.
    Batı Karadeniz de yer alan Safranbolu platosu ortalama 500 m yükseltiye sahip peneplen ve alçak platolardandır. Yenice (Filyos) ve kolları Devrek , Araç, Soğanlı ırmaklarıyla parçalanmış olan bu plato kalkerli yapıda olup voklüz kayalıklara sahiptir. Bu kaynaklar sayesinde platodaki vadilerde ileri tarım söz konusudur.
    Peneplen platolarının diğer platolardan farkı bunların aşınım yüzeylerinden meydana gelmiş olmalarıdır. Peneplen platoları çoğu kez eski kütleler olduklarından , yüzeyce eski kütlelere ait kayalar yer almakta ve bu eski kütleler içinde altın, gümüş, platin, nikel, krom, çinko, pirit, volfram gibi maden cevherlerine rastlana bilmektedir. Üstelik bu madenler yüzeyde yada yüzeye çok yakın oldukları için kolayca işletile bilmektedirler. Peneplen platoları için diğer bir özellik pınar ve kaynakların bu sahalarda yoğunlaşması ve kaliteli içme sularının özellikle bu sahalarda bulunmasıdır.

    Güney Anadolu (Akdeniz) Platoları

    Güney Anadolu`nun en önemli platosu Taşeli platosudur. Toros Dağlarının orta bölümünde yer alan bu plato, karstik etkilerle oluşmuştur. Yüksekliği 2000m yi bulan Taşeli Platosu kalkerli kayalardan oluştuğu için yüzeyinde çok sayıda erime çukurları bulunur. Bu platoda yüzeyde su bulmak güçtür, çünkü yağmur suları kalkerlerin çatlaklarından kırmızı renkli killi topraklar (Terra Rossa) birikmiştir. Bu özelliğe taş çöllerini anımsattığından Taşeli platosu denmiştir. Plato, Ermenek ve Göksu ırmaklarıyla parçalanmıştır.
    Taşeli Platosunda sürekli yerleşmeler yoktur: Taşeli platosunun belirtilen özelliklerine göre değerlendirilmesi yapıldığında bu platoda neden yerleşmenin olmadığı kendiliğinden ortaya çıkar. Plato kırsal yaşam bakımından daimi yerleşme sınırları dışında kalmaktadır. Kır yerleşmeleri su kaynaklarına bağlı olarak kenar yamaçlarda yer almıştır. Bu alanda temel uğraş hayvancılıktır. Kışı köylerde geçiren
    insanlar ilk baharda plato üzerinde karların erimeye ve otsu örtüsünün gelişmeye başladığı tarihte platoya tırmanırlar. Platoya ulaşan sürüler daha çok dolinlerin tabanında gelişmiş ot ve dikenlerle beslenirler. Bu kısıtlı olanaklara karşılık en büyük güçlük hayvanların su gereksiniminin sağlanmasıdır. Yer yer sulu çukurlar ve ilkel sarnıçlar bu problemi kısmen çözümler. Ancak su azlığı , ot örtüsünün yetersizliği arazinin engebeliliği, kaya yüzeylerinin lapyalar yüzünden çok pürüzlü olması gibi nedenlerle plato üzerinde keçiden başka hayvan yetiştirmek mümkün olmaz.
    Plato son bahara dek süren yayvancılık bu mevsimde sislerin ve soğukların bastırması ile sona erer, plato adeta kış uykusuna çekilir.
    Teke platosu da karstik oluşumlu diğer platodur. Nüfuslanma az ve tarım geridir. Üzerinde çok sayıda erime çukuru bulunur.

    Batı Anadolu Platoları

    Hafif dalgalı düzlükler ve tepelikler halinde Saroz körfezi çevresinde, Çanakkale – Balıkesir arasında ve İç Batı Anadolu da yer alırlar.güneyde menteşe eski kütlesi peneplen plato örneği oluşturur. İç Menteşe platosu, Büyük Menderes ve kollarıyla parçalanmış, kimi yerinde vadiler genişleyerek ovaları oluşturmuş (Tavsa,Yatağan,Çine,Bozdoğan) kimi yerinde daralıp dikleşir. Yüzeyi verimsiz toprakla örtülüdür. Su potansiyeli zayıf olduğundan tarım geridir. Son yıllarda seracılık ön plana çıkmıştır. Bu gelişme her şeyden evvel platoyu terk etmeye hazırlanan kır nüfüsunu yeniden toprağa bağlaya bilmiştir.
    İç batı Anadolu da Kula platosu volkanik oluşumludur. Yüzeyinde ilginç volkanik şekiller yer almaktadır.

    İç Anadolu Platoları

    Burada, hafif yarılmış aşınım platoları olan Yukarı Sakarya, Haymana, Cihanbeyli, Obruk ve Bozok platolarıyla, volkanik yapılı Niğde-Kayseri platoları ve bir peneplen plato olan Uzun yayla vardır.
    Yukarı Sakarya platosu ortalama 800m yükseklikte olup Sakarya `nın kollarıyla yarılmıştır. Toprakları verimli, su kaynağı bol olduğu için ileri tarım sahasıdır.
    Haymana-Cihanbeyli, 1000-1200m yüksekliğe sahip masa görünüşlü bir platodur. Kuvvetli akarsu olmadığı için fazla parçalanmamıştır. Kuru tarım yaygındır. Burası aynı zamanda tiftik keçisinin vatanıdır.
    Obruk platosu tuz gölünün güneyinde yer alır. Güneyde Karaca dağ, Hasan ve Melendiz volkanlarına yaslanır. Fazla parçalı değildir. Platonun güneyinde Konya ovası yer alır.
    Bozok platosu Kırşehir eski kütlesinde yer alır. Kızılırmak ve yeşilırmak`ın kollarıyla parçalanmıştır.
    Niğde-Kayseri platosunda yüzeye yayılan tüf, lav ve bunların ayrışmasıyla oluşan maddeler, verimli toprakların yer almasına neden olmuştur. Özellikle volkanik dağlardan doğan dere ve çayların getirmiş olduğu topraklar alçak ve çukur alanlarda birikerek kalın alüvyon tabakaları oluşmuşlarıdır. Bu durum tarımsal potansiyeli artırmıştır. Bu plato Toros dağlarının gediklerinden gelen nemli hava kütleleri sayesinde çevreye göre çok yağış alabilmektedir Dağ üzerinde biriken karlar, bölümün su gereksinimini sağlayan depo durumundadır. Dağların eteklerinde ortaya çıkan çok
    sayıda su kaynağı, su potansiyelini daha da artırarak sulu tarıma elverişli bir zemin hazırlar.
    Platoda Jeotermal kaynakların varlığı da tespit edilmiş ancak henüz yararlanmaya geçilmemiştir. Bunların yanı sıra özellikle Nevşehir ve Ürgüp yörelerinde lav ve tüflerin zemine yayılarak erozyona maruz kalmalarıyla peri bacaları oluşmuştur. Bu şekiller turizm açısından değerli olduğu gibi yöre halkına barınak ya da yiyecek deposu olarak yarar sağlar.
    Bu platoda vadi içi ovalarında tarım önem kazanmıştır. Tahıl (buğday, Çavdar...) baklagil, şekerpancarı, patates, soğan gibi kültür bitkileri ilk sırada yer alır, elma yetiştiriciliği ve bağ kültürleri ise meyvecilik açısından ileri bir tarımsal etkinlik olarak dikkat çeker. Bu bölümdeki bağlar Ürgüp ve Niğde`yi Türkiye çapında şarapçılık merkezi durumuna getirmişlerdir.
    Niğde - Kayseri platosu volkanik oluşumludur. Uzun yayla bir peneplen platodur ancak oldukça yüksektir.


    Doğu Anadolu Platoları

    Genellikle volkanik yapılıdırlar. En yüksek plato Erzurum-Kars platosudur. 2000m ye yakın yükseltiye sahiptir. Türkiye” nin en önemli otlak sahasıdır. Diğer volkanik plato Murat platosudur. Murat ve kolları ile parçalanmıştır. Platoda Tunceli ve bir volkanik dağ olan Bingöl dağı yükselir.

    Güneydoğu Anadolu Platoları

    Türkiye” nin İç Anadolu”dan sonra, diğer büyük plato sahası Güneydoğuda yer alır.Gaziantep platosundan başlayan platolar serisi Mardin ”e kadar uzanır. Ancak bu plato kuşağı içinde yer alan volkanik engebeler platoyu kesintiye uğratır. Bu nedenle platolar birbirinden ayrı parçalar halinde bulunurlar. Bunların içinde en karakteristik olanı Urfa-Suruç-Hilvan-Siverek- Viranşehir ve Ceylan pınar ; içine alan kısımdır. Urfa-Viranşehir-Hilvan Platosu diye adlandırılan bu plato Fırat ve kolları tarafından hafif yarılmış aşınım platosudur. Platonun yüzey şekilleri Kuzey-Güney yönlü değişir. Güneyde hafif dalgalı ava görünümünde iken kuzeye çıkıldıkça dik yamaçlar halinde devam eder. Bu yamaçlar arasında büyük düzlüklere de rastlanabilir. Kalkerden oluşan plato yüzeyi üzerinde toprak örtüsü geniş ölçüde yitirilmiş olup zemine ince bir toprak tabakası ile taş ve çakıllar hakimdir. Plato yüzeyi üzerinde toprak ve su azlığı nedeniyle bitki örtüsü son derece fakirdir. Buralarda tek bir köye bile çoğu kez rastlanmaz. Geniş plato yüzeyi nacak ilk baharda sürücülere mera hizmeti görebilir. Alanın en büyük sorunu su teminidir. GAP ile devlet bu sorunu çözümleyerek yöreyi ekonomiye kazandırılmaya çalışılmaktadır. Gaziantep platosu batıdan gelen nemli hava kütlelerine açıktır. Fırat`ı hafifçe parçaladığı bu sahada yer alan ova “verimli hilal” olarak anılmaktadır. Doğal bitki örtüsü ve tarım ürünleri çeşitlilik gösteren coğrafi potansiyeli yüksek bir sahadır.
     
  4. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Türkiye'nin Ovaları

    Türkiye'de ovalar diğer bir deyişle düzlük alanlar yüzölçümümüz içinde son derece az yer kaplar. Ülkemizin ancak %8'i düzlük alandır. Ülkemizde teşekkül biçimlerine göre çok çeşitli ova tipiyle karşılaşılır. Bunları şöyle sıralayabiliriz: Delta ovaları, Kıyı ovaları, Tektonik Çöküntü ovaları, Hafif yarılmış birikim ovaları, Dağ eteği ovaları, Eski Göl tabanı ovaları, Karstik ovalar, Lav ve tüflerden meydana gelen ovalar. Birbirinden farklı biçimlerde teşekkül etmiş bulunan bu ovalar genelde kıyı bölgelerimizde alçak düzlüklerden oluşurken, iç bölgelerimizde yüksek düzlükler şeklindedir. Kıyı bölgelerimizdeki ovalar genelde deniz seviyesinden başlamak üzere 200-300 m. yükseltiye çıkarlarken, yer yer 15-25 km, genişlik gösterip uzandıkları gibi iç kısımlara doğru 120-150 km. kadar girdikleri de olur.

    1. Delta Ovaları
    Bu tip ovalar ülkemizde en yeni oluşan alüvyon dolgu alanlarıdır. Bu tip ovalar kuanterner de tarihi devreler içinde hızlı bir şekilde önemli gelişme göstermiştir. En geniş ve önemli delta ovalarımız Seyhan, Ceyhan nehirlerinin ağızlarındaki deltalar ile Karadeniz kıyısında Kızılırmağın ağzındaki Bafra ve Yeşilırmağın ağzındaki Çarşamba ovalarıdır. Bu bağlamda diğer kıyılarımızda ise önemli delta ovalarına rastlanmaz.
    2. Kıyı Ovaları
    Ülkemizin üç yanının denizler ile çevrili olmasına ve de kıyılarının uzunluğunun 8000 km.'yi geçmesine karşılık kıyılarda yer alan ovalık düzlük alanlarımız çok azdır. Bunun başlıca nedeni ise dağlarımızın denizin hemen kenarında birden yükselmesi ve kıta platformunun kıyı düzlüklerini oluşturacak genişliği kazanmamış olmasıdır. Bu bakımdan Karadeniz Bölgemizdeki kıyı ovalarının genişlikleri (hemen hiçbir yerde 1 km,'yi bulmaz) az ve devamlılık göstermez iken, diğer kıyılarımızdaki ovalar nisbeten geniş olup devamlılık gösterirler. Akdeniz kıyılarında Antalya'nın doğusunda Serikten başlamak üzere Toros dağları kıyının oldukça gerisinde yer aldığından Aksu Köprüsü ve Manavgat ile diğer çok küçük akarsuların getirmiş
    olduğu alüvyonlar Alanya'ya kadar olan kesimde genişçe bir kıyı ovasını meydana getirirler. Ayrıca Amanus dağları önünde de Dörtyol'dan başlayıp Arsus'a kadar olan sahil boyunca geniş bir kıyı ovası ile karşılaşılır. Marmara denizi kıyıları ovaların teşekkülüne elverişli değildir. Ancak Güney Marmara Bölümünde Edincik-Lapseki arasında genişçe bir kıyı ovası dikkati çeker.
    Ege denizi kıyılarıdiğer kıyılarımız göre daha farklıbir yapı gösterir. Dağların kıyıya dik olarak gelmesi kıyıyı çok girintili çıkıntılı yapmış sayısız koy ve körfezlerin meydana gelmesine neden olmuştur. Buradaki kıyı ovaları genelde körfezlerin gerilerindeki akarsuların alüvyonlarının birikmeleri sonucunda ortaya çıkmışlardır. Havran, Dikili, Çandarlı, Seferihisar, Kuşadası, Mandalya körfezi kıyıları ovalarıEge bölgemizin önemli kıyı ovalarıdır. Ayrıca Güneybatı'da Eşen, Dalaman çaylarının kıyı ovaları ile Kumluca Finike kıyı ovaları da bu tip ovalara örnek olurlar.
    3. Vadi Boyu Ovaları
    Türkiye, akarsu ağının yoğunluk ve yaygınlık gösterdiği bir ülkedir. Bu bakımdan ülkemizin farklı coğrafi bölgelerinde yer alan akarsularımızın yer yer litolojik yapı özelliklerinin de farklılıklar göstermesi nedeniyle vadileri boyunca genişleyip daralırlar ve bir takım ovalar düzlük alanlar meydana getirirler. Bu tip ovaları ülkemizde en belirgin bir şekilde Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya nehirlerinin vadileri boylarında görebiliriz.
    4. Tektonik Çöküntü Ovaları
    Bu tip ovalara ülkemizin hemen her coğrafi bölgesinde rastlamak mümkündür. Bu ovaların büyük bir kısmıçanak şekilleri ile kendilerini belli ederler. Tektonik çöküntü ovaları genelde yamaçlardan inen akarsular tarafından doldurulduğu gibi ayrı bir akarsu tarafından da dışa bağlanan düzlük alanlar olarak karşımıza çıkarlar. Bu tip ovalar içinde önemli olanları Marmara Bölgesinde Manyas, Bursa, Susurluk, Karacabey, Adapazarı; Doğu Anadolu'da Malatya, Erzincan, Pasinler; Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yamaçlar ile ova tabanı arasındaki sahada tabana doğru eğimli biçimleri ile dikkat çekerler. Ülkemizde en tipik örneklerine Uludağ'ın eteklerinde, Sultan dağlarının Akşehir ovasına bakan yamaçları önünde, Ege bölgesinde İzmir Körfezinin güneyinde Narlıdere, Kızılbahçe arasında kalan sahada Marmara bölgesinde İstanbul şehri doğusunda Bostancı, Maltepe, Kartal arasında kalan sahalarda rastlanır.
    5. Eski Göl Tabanı Ovaları
    Ülkemiz jeolojik devirler içinde özellikle III. zaman sonunda neojende derinliği fazla olmayan göllerle kaplanmıştır. İşte bu göllerin tabanlarında biriken tortullar daha sonra göllerin ortadan kalkması ile Neojen depolarını meydana getirmişlerdir. Bu düzlük alanlar ile IV. zamanda Pleistosenin nemli devrelerinde ortaya çıkan ve İç Anadolunun büyük bir bölümünü kaplayan göllerin ortadan kalkmasıile meydana gelen düzlükler eski göl tabanı olarak bilinen ovalardır. Bu bakımdan Konya-Ereğli ve Tuzgölü çevreleri, Develi-Yahyalı-Yeşilhisar arasında kalan düzlük alanlar ile bu sahaların çevrelerindeki Neojen dolgu alanları ülkemizde eski göl tabanı ovalarına örnek olurlar.
    6. Karstik Ovalar
    Bu tip ovalar genelde ülkemizde kalker kayaçların çoğunlukta olduğu Torosların orta kesiminde İç Menteşe ve göller yöresinde görülür. Karstik ovaların teşekküllerinde erimeler yanında çökmeler, eski nehirlerin vadilerinin genişlemesi tektonik olayların rol oynadığı söylenebilir. Burdur-Antalya arasında kalan sahada Kestel, Kovada, Gölova, Korkuteli, Gölhisar, Elmalıkasaba, Muğla, Ula, Tefenni Acıpayam ovaları ülkemizdeki tipik karstik ovalardır. Bu ovalar aynı zamanda karstik şekillerin en büyükleri olan birer uvala ve polyedirler.
    7. Lavların Meydana Getirdiği Ovalar
    Bu tip ovalar yeryüzü üzerinde (volkanizma) ve tektonik olaylar neticesinde meydana gelen kırıklar boyunca ortaya çıkan lav ve tüllerin eski topoğrafik şekilleri örtmesi neticesinde meydana gelen düzlüklerdir. Ülkemizde bu şekildeki düzlükler genelde Doğu Anadolu bölgemizde görülür. Gerçekten bu bölgemizde yüksek dağlar arasında görülen Malazgirt, Çaldıran, Muradiye gibi ovalar volkanik orjinli lavların tüflerin geniş sahalara yayılıp meydana getirdiği düzlüklerdir.
     
  5. bence çok güzel olmuş.Hatta süper olmuş.Sosyal ödevim için çok işe yaradı ve çok güzel sunumdu.Projeden çok iyi not aldım.SÜÜÜÜPPPPPPEEEEERRRR
     
  6. çok kötü bir yazı beğenmedim
     
  7. Sssüüüüpppeeeeeerrrrrrrr!!!!!odevime yardımcı oldu...
     
  8. Bence plato anlatmak yerine isimlerini verseniz ödevim yarayabilirdi saçma olmuş
    yani kötü ALTINI CİZİYORUM DÖKÜLÜYOR ÇOK KÖTÜ
     
  9. öğretmenimin verdiği sorulara yardımcı oldu beğendim ama dağ yok göl yok körfez yok olsun güzel olmuş beğendim SAYGILARIMLA HARİKA...
     

Bu Sayfayı Paylaş