Türkiyede Öğretmenlik Mesleğinin Tarihçesi

'Rehberlik' forumunda Siraç tarafından 19 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Türkiyede Öğretmenlik Mesleğinin Tarihçesi konusu Türkiyede Öğretmenlik Mesleğinin Tarihçesi


    Ülkemiz yaklaşık bin yıldır Türkiye'dir Türkiye'de öğretmenlik mesleğinin kökleri bin yıl öncesine giden uzun bir geçmişe dayanır Bu nedenle Türkiye'de öğretmenlik mesleğine genel olarak bakarken konuyu Selçuklu Türkiyesi, Osmanlı Türkiyesi ve Cumhuriyet Türkiyesi olmak üzere üç ana dönemde ele almak gerekir:

    1 Selçuklu Türkiyesinde öğretmenlik genel olarak "din adamlığı", "hocalık", "imamlık" ve "müezzinlik" ile iç içe bir meslekti Bu dönemde öğretmenlik mesleği dinsel ağırlıklı çok işlevli bir meslek niteliği taşır Örgün eğitim kurumlarından sıbyan mekteplerinde öğretmenlik "muallimlik" olarak medreselerde öğretmenlik ise "müderrislik" olarak adlandırıldı Sıbyan okullarında ve genel medreselerde öğretmenlik mesleğine ilişkin görevlerin temeli ve ağırlık merkezi dini öğretmekti Bu dönemde öğretmenlik mesleğini edinim genel eğitimden ve din adamlığından ayrı bir uzmanlık alanı olarak düşünülmezdi Bu nedenle öğretmenlik için ayrı bir program veya ayrı bir meslek ve ihtisas medresesi yoktu

    2 Osmanlı Türkiyesinde öğretmenlik mesleğine ilişkin durum 15Yüzyıl ortalarına kadar Selçuklu dönemindekinin hemen hemen aynıydı Osmanlı döneminde ilk kez Fatih Sultan Mehmet öğretmenlik mesleğini dinsel ağırlıklı olmaktan kurtarma, dünyasal boyutlu oluşturma ve dolayısıyla laikleştirme doğrultusunda çok önemli bir adım atmıştır Bu adım Türkiye'de öğretmenlik mesleğine ilişkin ilk gerçek bir atılımdır Ancak eldeki bilgilere göre ne yazıktır ki bu atılımcı girişim Fatih'ten sonra sürdürülmemiş, süreklilik kazanmamış ve böylece Fatih'le başlayan ve Fatih'le biten bir atılım olmaktan öteye geçmemiştir 18Yüzyılın ikinci yarısında başlayan yenileşme hareketi 19Yüzyılın ilk yarısında batılılaşma hareketine dönüşürken, 15Yüzyıldaki ilk yönetimince yeni bir anlayışla gerçekleştirilen yeni bir atılımla öğretmenlik mesleği kendi meslek okuluna, yani öğretmen okuluna kavuşmuştur (1848) Anlamlı bir rastlantı olarak adını Fatih'ten alan bir semtte kurulup açılan bu okulla birlikte öğretmenlik kendine özgü bir meslek olma sürecine girmiş, yeni ve yenillikçi bir nitelik kazanmaya başlamıştır Bir süre sonra öğretmen okulu çıkışlıların hukuki statüleri düşünülüp belli kurallara bağlanmaya ve öğretmenliğin meslekleşmesine ilişkin hukuksal düzenlemeler başlamıştır (1869, 1892) Bu süreç 20Yüzyılın ikinci on yılında biraz daha gelişerek sürerken öğretmenlik mesleğine ilişkin anlamlı bir birikim oluşmuştur Bu birikimle birlikte somut bilimin yol gösterici ışığında yenilikçi öğretmenlik mesleği açıkça ortaya çıkmıştır

    1924'te öğretmenlik mesleği yasayla tanımlanmış3 Cumhuriyet Türkiyesinde öğretmenlik mesleği yurdun kurtarıcısı ve Cumhuriyet'in kurucusu Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün yönlendiriminde çağdaş Ulusal ve laik bir temele dayandırılmış: bu temelden kaynaklanan anlayış ve yaklaşımla yeniden yapılandırılmış Sağlam ve tutarlı bir çerçeve içine alınmış gerçek yörüngesinde oturtulmuştur Bu doğrultuda gerçekleştirilen yasal düzenleme ve uygulamalarla Cumhuriyet döneminde öğretmenlik mesleği çok saygın etkin ve etkili bir meslek niteliği kazanmıştır Böylece yasal bir meslek niteliğine kavuşmuştur Bunda Atatürk'ün eğitime, öğretmene ve öğretmenlik mesleğine bakışı çok etkin ve belirleyici rol oynamıştır
    Atatürk'ün öğretmenlik mesleğine bakışı şu sözlerinde kesin bir nitelendirim açık bir anlamlandırım ve derin bir anlatım bulur:



    - Dünyanın her yerinde öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer üyeleridir (1923)

    - Ulusumuzu yetiştirmek gibi kutsal bir görevi üstüne almış olan yüce Türk öğretmen topluluğu (1921)

    -Gelecekteki kurtuluşumuzun saygıdeğer öncüleri olan Türkiye öğretmenleri(1921)

    - Hükümetin en verimli ve en önemli görevi milli eğitim işleridir(1922)

    - Cumhurbaşkanı olmasaydım Milli Eğitim Bakanı olmak isterdim

    - Benim asıl kişiliğim (niteliğim) öğretmenliğimdir Ben milletimin öğretmeniyim(1936)

    - Eğitimdir ki ulusu özgür; şanlı ve yüksek bir toplum olarak yaşatır(1924)

    - Eğitim okul demektir (1919)

    - Okul adını hep birlikte büyük saygı ile analım! (1922)

    - Gerçek zaferi siz (öğretmenler) kazanıp sürdüreceksiniz(1922)

    - Eğitim bakanı olarak milli irfanı yükseltmeye çalışmak en büyük emelimdir

    - Bilim ordusunun değeri siz öğretmenlerin değeri ile ölçülecektir(1923)

    - Öğretmenlerbilim esasından kazanmaya başladıkları egemenliği sonuca ulaştırmalıdırlar

    - Bununla öğretmenlik mesleği gerçek gelişme devrine dahil olacaktır(1924)

    - Öğretmenler sizin başarınız Cumhuriyet'in başarısı olacaktır(1924)

    - Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır(1924)

    - Öğretmenler! Cumhuriyet sizden fikri hürVicdanı hürİrfanı hür nesiller ister(1924)

    - Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir(1925)


    Bu bağlamda 1'i Sivas Kongre'sinde 15'i TBMM 'ni açış söylevlerinde ve 9'u öğretmen kongre ve toplantılarında 4'ü halkla konuşmalarında 2'si CHP kurultaylarında 1'i İzmir İktisat Kongresini 1'i Anakara Hukuk Mektebini 1'i Cumhuriyet'in 10Atatürk Türkiye'yi yönettiği 1919-1938 yılları arasında geçen 19 yıllık süre içinde kamu önünde yaklaşık olarak en az 40 kez olmak üzere en çok milli eğitim ve öğretmen konularını ve dolayısıyla öğretmenlik mesleğini işlemiştiryıldönümünü açış söylevlerinde 1'i Konya orduevinde subaylarla konuşurken ve 1'i de milletvekili seçim bildirgesinde 2'si basın önünde ve 1'i öğretmen okulunda olmak üzere kamu önünde en az 39 kez bu konuları ele almış:

    (Öztürk 1992:İnan 1983a ve 1983b: TDK 1979)Bu konularda görüş ve düşüncelerini açıklamış, ilkeler ortaya koymuş, değerlendirme ve önerilerde bulunmuş, yönergeler vermiştirAyrıca çeşitli zamanlarda yaptığı okul ziyaretleri ile özel görüşme,söyleşi ve konuşmalarında da sık sık aynı konulara değinmiş, aynı konular üzerinde durmuştur

    Bu arada Atatürk, çağdaş Türk eğitiminde çok büyük anlam ve önem taşıyan Millet Mektepleri Başöğretmenliğine kabul ederek (1928) öğretmenlik mesleğine çok somut ve etkin bir biçimde katılmıştırBu katılımıyla Öğretmenlik mesleğine çok büyük bir değer, onur ve saygınlık kazandırmış :öğretmenlik mesleğini yüceltmiştir

    Atatürk'e göre öğretmen " yetiştirici, eğitici, öğretici, yaratıcı, geliştirici" olmasının yanı sıra aynı zamanda " öncü, kurtarıcı, kılavuzlayıcı, yenileştirici, savaşımcı-devrimci, değişimci-dönüşümcü, örnek olucu, yükseltici , yüksek hizmet verici , kutsal bir görev üstlenici" dir Bütün bunlarla Atatürk'ün tanımladığı öğretmenlik tam anlamıyla gerçek öğretmenliktir

    Atatürk'ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nde gerçek öğretmenlik mesleği ile Atatürk, Cumhuriyet, ulus ve çağdaşlaşma arasında doğal köklü ve sımsıkı bir bağ ve iç içe geçen derin bir ilişki vardır Bu dönemde çağdaş Cumhuriyet öğretmenliği öne çıkan bir meslektir
     
  2. Google

    Google Özel Üye

    paylaşım için teşekkürler....
     

Bu Sayfayı Paylaş