Türk Şiirinin Gelişim Süreci Hakkında Bilgi

'Şiirler' forumunda SeLeN tarafından 2 Aralık 2010 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Türk Şiirinin Gelişim Süreci Hakkında Bilgi konusu Türk Şiirinin Gelişim Kronolojisi - Mani Nedir - İlahi - Koşma - Divan Edebiyatında Şiir

    Türk Şiirinin gelişim sürecini belirleyebilmek için Orta Asya’dan başlayarak kronolojik bir sırayla incelemek gerekir.

    Türk edebiyatının şiirle ilgili bölümünde ilk olarak maniler görülür.Manilerin kim tarafından söylendikleri bilinmemektedir yani anonim eserlerdir.Genelde dörtlüklerden oluşurlar.Çoğunlukla yedili hece ölçüsüyle kurulmuşlardır.

    Çoğunun kafiye şeması a-a-x-a şeklindedr.Bu özelliklere bakarak manilerin çeşitli şekil kısıtlamaları içinde kaldığını söyleyebiliriz.Ama bütün maniler bunlara dahil değildir.Örnek olarak şöyle bir mani verebiliriz:

    Adam aman kuzusu
    Çay kuru çeşme kuru
    Nerden içtin kuzu su
    Beni yakıp yandıran
    Bir ananın kuzusu

    Bu manide de görüldüğü gibi bazı maniler bu şekil şartlarının dışındadırlar.Beşlik halinde yazılmıştır , dolayısıyla kafiye yapısı da değişmiştir.Kafiye düzeni a-a-a-x-a şeklindedir.

    Manilerin en büyük özelliklerinden biri ise konu açısından bazı kalıplarda sıkışıp kalmamış olmasıdır.Maniler birçok konularda yazılırlar; bunların en önemlileri aşk , ayrılık , doğa , gurbet , kıskançlık , özlem , askerlik , toplum vb. şeylerdir. Yani kişisel veya sosyal konuları çok geniş bir yelpazeyle kapsarlar.Manilerde ayrıca genel sade bir dil kullanılmaktadır.

    Tabiki daha birçok mani çeşitleri(kesik mani , yedekli mani , doldurmalı kesik mani vb.) vardır.Mesela bir maninin sonuna maninin kendisiyle aynı uyakl yapısına uyan dizeler eklenirse bu maniye yedekli mani denir.Kesik manilerde de ilk dizedeki hece sayısı yediden daha azdır.Bütün bunlardan manilerin çeşitli şekil kalıplarına çokta kapılmaklarını anlayabiliriz.

    Türk edebiyatının daha sonraki bölümlerinde ilahiler yazılmaya başlanmıştır.İlahilede tasavvufi düşünce tarzı göze çarpar.İlahilerin çoğunun konusu allah sevgisi , allaha ulaşma yolunda ideal insan olma çabası ve arayışıdır.Bu yönden baktığımızda ilahiler konusal olarak çeşitli konuların içinde sıkışıp kalmışlardır.
    İlahiler dörtlükle veya beyitle yazılırlar ve genellikle hece ölçüsü kullanılır.Arada aruz ölçüsününde kullanıldığı örnekler vardır.genel olarak bakıldığında ilahiler birçok yönden çeşitli kalıplara girip sınırlanmış bir şiir türüdür.
    İlahilerde belli bir kafiye düzeni yoktur.Yunus Emre’nin bir ilahisindeki kafiye düzeni a-a-x-b iken bir diğerinde a-a-a-b dir.Bu yönden ilahiler azda olsa kalıplardan sıyrılmış bir şiir türü görünümüne girerler.
    İlahilerden sonra Türk şiirinde halk şiirlerinin dönemi başlar ve koşmalar yazılmaya başlanırlar.Koşmalar sade dille yazılırlar ve halk şiirleridirler.
    Koşma genel olarak bakıldığında şekil kaıpları arasında sıkışmış türlerdendir.Koşmalar dörtlüklerle yazılırlar ve 11’lik hece ölçüsü ile yazılırlar.Hece ölçüsünün kalıbı kimi zaman 6+5 kimi zaman 4+4+3’tür.Koşmalar dörtlük sayısı olarakta sınırlanmışlardır.En az 3 ; en çok 6 dörtlükten oluşurlar.

    Koşmaların kafiye yapıları değişken gibi gözükseler de gene de belli kalıpları vardır.Mesela a-b-a-b c-c-c-b ç-ç-ç-b gibi bir düzen vardır.Ama bunun yanında a-b-c-b- ç-ç-ç-b d-d-d-b gibi bir başka düzen daha vardır.
    Koşmaların konuları bayağı bir çeşitlilik gösterirler.Koşmalarda aşk , doğa , gurbet , ayrılık , yiğitlik , yakınma vb. konular işlenir.Daha sonra koşmalar bu konuşar içinde de çeşitli bölümlere ayrılırlar.(Güzelleme:aşk , sevgi , doğa güzellikleri – koçaklama:Yiğitlik , savaş , kahramanlık – taşlama:Kişiyi ya da toplumu eleştirip yerme – ağıt:Ölen bir kişinin ardından duyulan üzüntüyü anlatma..)

    Koşmalardan daha sonra türk şiirinde divan edebiyatı dönemi başar ve hakimiyeti eline alır.Bu dönemde yazılan şiirlerde çok ağır bir dil kullanılır.Şiire Farsça kelimelerde karışır.Divan edebiyatı şekil kalıparı içinde kaybolmuş bir akım konumundadır.Divan şiirinde hoş anlamlar yakalamaktan , yeni hoş şeyler yaratmaktan çok eldeki malzemeyle en iyiyi yaratmak daha önemlidir.Tabi ki bu da bir yerden sonra şiirde tıkanmaya yol açmaktadır.

    Divan edebiyatında şiirler beyitler şeklinde yazılırlar.Beyitler iki mısradan oluşan bölümlerdir.Bu iki mısralık bölüme bütün duygular sığmak zorundadır ki bu da biraz önce bahsettiğim şiirdeki tıkanmaya yol açan ana sebeplerden biridir. Bu şiirlerde çeşitli kafiye düzenleri vardır.a-a > matla beyit , b-a , c-a , d-a , e-a >matka beyit gibi düzenler bunlara verilebilecek örneklerden biridir.

    Türk şiirinin bu bölümü de konuları açısından bazı bölümlere bölünmüşlerdir.Mesela gazellerde aşk , şarap , kadın güzelliği konuşarı işlenirken , kaside de birisi övülür(Övülmeyi hakkettiğine inanılsa da inanılmasa da.).

    Daha sonra Türk halk edebiyatında şarkılar bestelensin diye koşma ve türkü etkisiyle ortaya çıkmış şarkı adlı bir tür ortaya çıkmıştır.Bu tür de şekil kalıplarını büyük derece de bağlı kalmıştır.Şarkılar genellikle dörtlük bentler halinde yazılan eserlerdir.3 veya 5 dörtlükten oluşurlar.Şarkılarında kendi içlerinde uyak düzenleri vardır.Hece ölçüsüyle yazılırlar.Genellikle kullanılan hece ölçüsü 14’lüktür.

    Türk şiirinin tarihi genel olarak şekil kalıpları içinde sıkışmasının sorunlarını yaşamıştır.Bu şiirin gelişimini anlatan yazıda bunu göstermektedir.


    alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş