Susmak

'İslami Kıssalar & Hikayeler' forumunda kultur_bilgisayar tarafından 16 Aralık 2008 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Susmak konusu Susmak…
    Gözyaşlarının kelimelerin manalarını yıkadığı bir saatte susmak
    Yürek sevdasının yangınıyla yanmayan bir gönüle sevdayı anlatmadan susmak…
    Gidişlerin hicranına bürünmüş bir sabahın ufkunda
    Elvedaları dilimizden düşürmemek adına susmak…
    Garipliğin sancısının simanda çizildiği bir vakitte susmak…
    Ah ve ofların bahçesinde boy verdiği sitemkâr hanenin önünden geçerken susmak…
    Bakışların manidarlığından sıyrıldığı bir vakitte susmak…
    Gönül kapılarının yüzüne kapandığı ve ikindinin hüznünü yürekte hissettiğinde susmak…
    Gecenin karanlıklar Ummanlarında alabora olduğunda,
    Yunus’a seslenen Rahmani sesi kulaklarında ağırlamak adına susmak…
    Musa’nın Tur-u Sina’daki duasına yürekler çatlatırcasına amin deyip susmak…
    Yusuf’un nefsinin karayeline kapılmadığı ve edep meltemiyle arındığı bir vakitte susmak
    Yakup’un gözler dağlayan hicranına teselli olacak kelimelerinde,
    Yusuf’un kanlı gömleğiyle paramparça olduğu zamanda susmak…

    Susmak…
    Sevgiliye meftun bulutun sevdası karşısında susmak…
    Gafletin elinden Nur_u Dilaranın cemaline savrulan taşların mahcubiyetiyle susmak…
    Hicretle ayrılığa mahkum edilen Mekke’nin hicranına bürünerek susmak…
    En şerefli ağaç olarak bilinen hutbelerin yoldaşının ardın sıra özlemden kuruduğu anda susmak
    Ebu Bekir’in babasını can dostta feda ettiği yarenliğin en yüce mertebesinde,
    Ömer’in sevdasına bürünüp, adaletiyle gönülleri fethettiği, bir vakitte
    Osman’ın edebiyle melekleri bile hayran bıraktığı
    Ali’nin bedeninin küçüklüğüne aldırmadığı, yüreğinin büyüklüğüyle ölüme meydan okuduğu bir vakitte susmak…
    Ensar ve Muhacirin gönüllerindeki muhabbetti simalarındaki akse yansıdığı bir anda susmak…
    Bilal-i Habeşi’nin ALLAH BİRDİR sözüne mazhar olduğun saniyede susmak…
    Ve Sevgilinin ikliminde dolaşan tüm varlıkların dili kelamından dökülenleri duyduğun anda susmak…
    Dildeki savunmaların anlamlarını yitirdiği, uvuzların bir bir dile geldiği bir vakitte susmak…
    Dünyalık kelamların varlığının hiçliğe sürüklediği bir gecede susmak…
    Söylenmemiş cümlelerin dahi tek ve yegane dinleyicisi olan HAKK’ın huzurunda susmak…
    İhlası derinliklerinde saklayan yüreğin konuştuğu bir vakitte
    Günahkar bir dilin haykırışına prangalar vurup susmak…
    Dünya rıhtımından, ukba okyanusuna ....
     

Bu Sayfayı Paylaş