Sururi Kimdir - Sururi Biyografisi

'Biyografi & Otobiyografi' forumunda Mavi_Sema tarafından 8 Ocak 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Sururi Kimdir - Sururi Biyografisi konusu Sururi biyografi,
    Sururi hakkında bilgi,
    Sururi kimdir,
    Sururi hayatı

    Süruri, 19 uncu yüz yılının başlarında, Sillenin Karhane şimdiki «Subaşı» mahallesinde doğmuş; ilk tahsilini Sille medresesinde yapmış, 19 uncu asrın yarısında İstanbula gitmiş, Saraya intisap ve yüksek bir mevki işgal etmiştir.

    Sururinin bu kudretini çekemiyen diğer halk şairleri onu genç yaşında zehirliyerek ve bu suretle daha önemli eserler vermesine mani olmuşlardır.

    Zehirlendiğini anlayan Süruri :

    Süruriyim vatanım yok,
    Eğlenecek mekanım yok,
    Ölürsem bir nişanım yok,
    Mezarım gurbet illerde..

    Feryadını kopararak 1272 hicri yılında gözlerini ebediyyen kapamıştır.
    Sürurinin sülalesine Kurt Mehmet Oğulları denmektedir. Asıl adı Osmandır. Kör Bekir «Zehri», Haci Musa, Berber Mustafa adında üç kardaşı vardır. Bu dört kardaştan Süruri, Zehri, Berber Mustafanın oğlu Nigari şairdirler.

    Süruri henüz medrese hayatında iken şiirlerini sazile terennüm ederdi. İlk eserlerinde üstadlarının, bilhassa Şeminin takdirini kazanmış ve muhitteki halk şairlerinin alakasını celbetmeye muvaffak olmuştu.

    Sürurinin kendi el yazısı ile yazılmış bir cönkünü, Silleli Abdülcelil efendiden merhum Babalık sahibi Mazhar bey almış geri vermemiştir. Bu cönk, hali hazırda kimde olduğu malum olmamakla beraber neşredilmemiş, gizli olarak kalmıştır.

    Bu kıymetli şair hakkında değerli Folklorcularımızdan M.Ferit Uğur, Sadettin Nüzhet Erğun, Konya halk harsiyatında ve yine Sadettin Nüzhet Erğun «19 uncu asır şairlerinden Silleli Süruri» eserlerinde kıymetli fikirler, vesikalar, şiirler neşretmekle beraber; Abdülkadir Erdoğan da Konya mecmuasında neşretmişlerdir.

    Gerek M.Ferit Uğur, Sadettin Nüzhet Erğun ve gerekse M.Zeki bu kıymetli halk şairini Türk gençliğine tanıtmak için takdire şayan mesailerde bulunmuşlardır. Bilhassa, M.Ferit ile M.Zeki Dalboyun arasında (1) bir münakaşa cereyan etmiştir.
     

Bu Sayfayı Paylaş