Stres ve İleri Yaş

'Psikoloji' forumunda Dine tarafından 16 Şubat 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Stres ve İleri Yaş konusu
    Stres ve İleri Yaş


    Başarıyla yaşlanmayı başarmak söylenmesi kolay uygulaması zor olan bir durumdur. Yaşlanan insan “Çaptan düştüm” duygusunu hissedecektir. Daha az ise yaşadığına inanmak çaptan düşmesini daha da artıracaktır. Fizik olarak çaptan düşen insan zihin olarak çapını genişletmişse iyi mutlu ve umutlu yaşlılık geçirilecektir.

    Bir kimsenin davranışlarında duygularında hafızasında düşüncelerinde ani değişiklikler olmuşsa bunu hemen yaşlanma olarak yorumlanmamalıdır. Tıbbi ve psikolojik bir çok neden kişileri yapay olarak yaşlı gösterir.

    Yaşı ilerleyen insan eğer karamsar kişilik özellikleri taşıyorsa bir sorun yaşadığında sorunu büyütecektir. Sorunun gerçek sorun olup olmadığı ayırt edemezse Depresif sürece girebilir.

    Yaşlanmanın getirdiği değişiklikler.

    Yaşlanma insanda bedensel ve zihinsel olarak bazı değişiklikler getirir.Ağrıları güçsüzlüğü zihinsel yavaşlaması vardır. Yaşlanmanın doğal belirtileri olan değişiklikler üzerinde fazla durmak yaşlıların en büyük stres etkisidir. Sürekli sağlık sorunlarını düşünen bir yaşlının sağlık sorunları bir şiddetinden beş şiddetine çıkacaktır.

    Yaşlanmanın getirdiği değişiklikleri olgun karşılayabilmek doğru bir yaşam felsefesi ile kazanılır.

    Mutlu ve huzurlu yaşlıların daha uzun ve sağlıklı yaşadıkları biçimsel gerçeklerdendir.

    Ölmekten daha iyi diye düşünmek.

    Maddeci keskinlikler içerisindeki insanlar ölümü bir son olarak düşünürler. İkinci hayata inanmayan insanların kullanacakları tek yöntem budur. Ölüm konusunu unutmaya çalışıp yaşlılığın tadını çıkarmanın yollarını aramaya çalışırlar.

    İyimserlik kapasitesi

    İnsanda herhangi bir yaşta iyimserlik kapasitesi yük¤¤¤¤e strese dayanma gücü belirgin şekilde artmaktadır. Hayat boyu yaşama bakışı renklendiren zorluklara göğüs germeyi başarabilen bu özellik kişilik özelliği haline getirilmelidir.

    İyimserlik ümitli ve olumlu bakış refleksleri kazanmış bir yaşlı hastalıklar aile içi sorunlar karşısında kolay çıkışı yolları bulabilecektir.

    İleri yaşlarda romatizma ve kireçlenmelere az maruz kalmak için genç yaşlarda kalsiyumlu gıdaları fazla alarak vücuttaki kalsiyum kapasitesini artırmak önerilir. İşte aynı şekilde mutlu ve güzel yaşamak için genç yaşlarda pozitif düşünmeyi yaşam felsefesi yapmak gerekmektedir.

    Ölüme bakış

    İleri yaşta belki en önemli stres kaynağı ölüm korkusudur. Kendisini idam sırasını bekleyen bir mahkum gibi gören yaşlının ölümü sorgulaması gerekmektedir. Nitekim Fransa eski Cumhurbaşkanı Mitterant prostat kanseri ve 5-6 ay içerisinde ölebileceği söylendiğinde şu tepkiyi veriyor: “Ölümden sonra ne olacağını” bu konuda bana bir rapor hazırlayın.Hazırlanan raporda ölümden sonrası için “Zaman kırılmasından” söz edilerek hayatın sürdüğünün ima edildiği basına yansımıştı.

    Gerçektende gazetelerdeki ölüm ilanlarına bakılırsa “Ebedi istirahatgahına tevdi edildi rahat uyu “ gibi dileklerde bulunulmaktadır.

    İnsan oğlunda ölümden sonra yaşama arzusu muhtemelen kromozomlarında yazılı olarak vardır.Tıpkı midemizdeki açlık hissinin varlığı yiyecekleri gösterdiği gibi ölmeme isteği de hayatın ölmediğini göstermektedir.İkinci hayata inanan insan ölüm korkusu stresine karşı önemli bir güce sahip demektir.

    Ölüm korkusuna iten bizatihi ölüm değil ölümle ilgili duygulardır ölüme verilen anlamdır.Ölümü kabul edip bedenin öldüğünü ama hayatın devam ettiğini düşünmek yaşlılara güç verir.

    Agnostik düşünme tarzındaki insanlar “Sonsuzluğun sonu var mıdır öldükten sonra ne olacak” sorularına “bilmiyorum” diye cevap verecektir.Bilinmezlikte ölüm korkusunu azaltan bir etki vardır.Fakat belirsizliğin kendiside aynı bir stres kaynağı oluşturur.

    İnsanın iyimserlik kapasitesini ölüm konusunda geliştirmesi mümkündür. Hayatın ölmediği yapılan iyiliklerin boşa gitmediği düşüncesi ile limitli ve huzurlu yaşam elde etmesi çok kolay olacaktır.

    YAŞLANMA PSİKOLOJİSİ

    Avusturya da bir kilise kayıtlarına göre 1680 yılında doğan her 19 kişiden sadece 2’si 65 yaşına gelmektedir. Bu demektir ki “Ebedi gençlik çeşmesi” bulunamadı ama hayatta kalma süresi uzu-adı. Yaşlı nüfus böyle çoğalınca yaşlanma ile ilgili sorunlar da önümüze yığıldı. Konunun hastalık boyutunu bir kenara bırakıp yaşlanmanın psikolojisini ve bu sevgiye muhtaç insanlara nasıl yardım edebileceğimizi düşünelim.

    Yaşlanma Psikolojisi:

    Yaşlılık psikolojisi yerine yaşlanma psikolojisi ifadesi kullanılmalıdır.çünkü insan doğar doğmaz yaşlanmakta beyin hücreleri daha o dakikadan itibaren eskimeye başlamaktadır. İyi bir yaşlılığın temelleri de hayatın ilk yıllarında atılır.

    Yaşlanma eskime canlı-cansız bütün varlıkların kaderidir. Yaşlanan insanın saçları beyazlar cildi kırışır ve beli bükülürken psikolojik yapısında da değişiklikler olur.

    Azalan Psikolojik Yetiler:

    Zeka parlaklığı azalır yeni şeyler öğrenmek zorlaşır hafıza zayıflar girişim ruhu ve ataklığı geriler.

    Artan Psikolojik Yetiler:

    Bilgelik ve ağırbaşlılık belirginleşir mantıklı ve doğru düşünme daha sağlıklıdır; muhakeme güçlüdür; yerinde yargılara daha kolay varılır. Bilgi birikimi ve tecrübe olgun kişilikle birleşirse mutlu ihtiyarlar ortaya çıkar. Daha tutarlı hoşgörülü ve sabırlı olurlar.

    Yaşlı-Genç Farkı:

    Bir ordu düşününüz; eğitimsiz ama kalabalık.Diğer bir ordu düşününüz; eğitimli fakat sayısı çok az.İkinci ordu birici orduyu her zaman mağlup eder.

    Büyük işler beden gücünden ziyade doğru düşünme ve hedeflere geçerli hale getirme ile başarılır. Yani kılıç keskinliği değil akıl keskinliği esastır.

    Demek ki yaşla kaybolan yetiler yerine önemli kazanımlar varsa kişi keyifli bir yaşlılık geçirebilir.

    Eskiye Aşırı Bağlılık ve Yeniden Korkma:

    Böyle yaşlılar sürekli eski hatıralarını anlatırlar savaş askerlik hatıraları bitmez.Dün evine gelen misafiri unutur ama 50 yıl önceyi bütün ayrıntıları ile anlatır.Aile artık bunları ezberlemiştir.Bunlar eski alışkanlıklarını değiştirmekten çok rahatsız olurlar.Evdeki odası duvardaki tablo radyonun yeri değiştirilirse huzursuz ve hırçın olurlar. Hatta sigara izmaritlerini biriktirmeye varan “biriktirme hastalığı”na tutulabilirler. Yeni şeylere karşı tepki bazen “fobi” derecesine çıkar yeni ayakkabı yeni elbise bile istemezler. Yeni ne varsa çirkindir kötüdür.

    Egoizmin Belirginleşmesi:

    Bazı yaşlılar sürekli gençleri eleştirirler kendi gençliklerini överler. “Küçüğün büyüğe saygısı yok kimse haddini bilmiyor” diye tenkit ederler. Hatta haklarının yendiğini aslında memleketin onlardan çok hizmet beklediğini memleketi kendilerinden mahrum bırakmanın çok büyük hata olduğunu tekrarlayıp dururlar.

    Treni Kaçırma Duygusu:

    Cinsel fantezilere kapılıp kırk yıllık eşini terk edip torunu yaşındakilerle evlenen yaşlılar vardır. Gençliğini ve zevklerini kaybetme duygusu yaşlı insanı çok etkiler.

    Sağlığa Aşırı Düşkünlük:

    Yaşama ateşi beklenenin tersine yaşlandıkça daha çok artmaktadır. Bir çok gencin farkına varmadığı bir şey yaşlıların hayatı daha çok sevdiğidir. Bu nedenle yaşlı bir insan sağlığının ihmal edildiği kendisine iyi bakılmadığı duygusunu taşır.

    Artan Tutkular:

    “Hırs-ı piri” sözü bazı yaşlıları çok güzel tarif eder. Annesinin memesini bırakamayan bebek gibi bazı yaşlılarda mal-mülk şöhret ve makam tutkusu çok alevlenir.

    Kişilik Özelliklerinin Aşırılaşması:

    Cami yıkılsa da mihrabı kaldığı gibi ne kadar yaşlansalar da bazı yaşlılar köyü huyları daha da artar. Cimriler daha da cimrileşir geçimsizler daha da kavgacı ve huysuz olurlar. Dayanılmaz ihtiyarlığın temeli çocukluk dönemlerinde atılmaktadır.

    Yalnızlık Duygusu:

    Yaşlı bir insanın en önemli psikososyal sorunu yalnızlıktır. Yaşlı bir insan çok lüks bir huzurevine veya hastaneye bırakıldığında eğer yalnızlık duygusuna kapılmış ise ani bir çöküş ve ölüm yaşayabilir.

    Çocuklarını ve torunlarını göremeyen anne ve babanın duyguları hayat yükünü zor taşır.

    Ölüm Korkusu:

    Ölüm insanların evrensel korkusudur. Yaşlı insan kendini ölüme daha yakın hissetmektedir. Her gün her saat onu ölüme biraz daha yakın etmektedir. Ölüme yaklaşmanın şuurunda olan bir ihtiyarı rahatlatan tek şey sağlam bir hayat felsefesidir. Ölümü bir son bir yok oluş olarak gören yaşlı bir insanı teselli etmenin bir imkanı yoktur. Bu noktada mutlu bir ihtiyar ancak ölümü bir terhis tezkeresi ebedi aleme giden bir yol olarak görendir. Yoksa yaşlı insanın sırasını bekleyen bir idam mahkumundan farkı kalmaz.

    Çaresizlik duygusu:

    Eski fizik gücünden çok şey yitirmiş yaşlı bir bedenin beraberinde getirdiği hastalıklarla rahatsızyemek içmek gibi en sıradan lezzetlerden bile kısmen mahrum verimli ve üretken bir işten yoksun ve her an ölüme yaklaştığının farkında olan bir yaşlı kendisini çok zayıf hisseder. Bu duygular içindeki insana en önemli destek iyi bir hayat felsefesi ve ailesinin desteğidir.

    Bazı Yanlış Yargılar:

    Yaşlılık şifası olmayan bir hastalıktır:

    Yaşlılığın beraberinde getirdiği bedene ait problemlerin elbette bir çaresi yoktur ama kişi iyi bir hayat felsefesi ile keyifli bir yaşlılık geçirebilir.

    Yaşlılar yardıma muhtaç ve acınacak durumdadırlar:

    Yaşlıların kazanımları daha çoktur. Çevresi ondan “öğretmesini isteyen” gençlerle dolu bir yaşlılıktan daha hoş ne olabilir.

    Yaşlılık hayatın mutsuz dönemidir:

    Yaşlılığın problemli bir hayat dönemi olduğunu baştan kabul etmek durumundayız. Aslında pek çok problemin kaynağı da bu gerçeği kamil bir şekilde kabullenmemekten doğmaktadır. Ama bu demek değildir ki yaşlılık hayatın en mutsuz dönemidir ve yaşlı insan asla mutlu olamaz. Gerçekçi hayat felsefesine sahip olan insan en ufak şeylerden mutlu olabilir. Uçan bir kuş çevresinde dolanan tombul bir kedi saksıda açan çiçekler birer mutluluk kaynağı olabilir. Beklenti düzeyini yüksek tutan ihtiraslı yaşlılar hep daha fazlasını istediklerinden mutlu olamazlar. Aslında bu tiplerin gençliklerinde de tam manasıyla mutlu oldukları iddia edilemez.

    Hayattan çok şey istemeyeceğiz bize verilenlerin kıymetini bileceğiz. Bu kendimizi iyi hissetmenin daha doğrusu aslında ne kadar iyi olduğumuzun ve mutlu olmak için ne kadar da çok sebebimizin olduğuna farkına varmamızın sihirli formülüdür.

    Gençlikte kaybettiklerinin veya kazanamadıklarının yasını tutmak yerine yaşlılığın tadını çıkarmak daha akıllıca olmaz mı?

    Emekliliğin kötü bir şey olduğu düşüncesi:

    Emekli olduktan sonra üretken olmayı beceren insanlar daha geç yaşlanmaktadırlar. Emekliliği felaket olarak değerlendiren insanların sağlıkları emeklilik sonrasında süratle bozulmaktadır. İsmet İnönü Faruk Gürler İran Şahı Rıza Pehlevi emekliliklerini felaket olarak değerlendirdikleri için altı ay içinde kanser veya ağır hastalıktan öldüler

    İnsanoğlu eli tutup şuuru yerinde olup ayakta durduğu sürece çalışmalıdır. Tembellik yaşlanma sürecini hızlandırmaktadır.

    Yaşlılığa uyum:

    Sağlıklı bir yaşlılık için olumsuz etkenler olumlu hale çevirmenin birkaç küçük formülü:

    1- Beyin tıpkı kalem gibi bir alettir. İyi bakılırsa ömrü uzun olur ve erken yıpranmaz.

    Son yapılan araştırmalar beynin sürekli olarak yeni şeyler öğrenmesinin uyaran etkisi yaptığı ve hücre yaşlanmasını yavaşlattığını göstermektedir.

    Yaşlanmaktan korkan insan “Çalışan demir ışıldar” sözüne uygun olarak beynini iyi şekilde çalıştırması çok önemlidir. Beyin tıpkı bir kuyu gibidir. Suyu alındıkça artar.

    2- İyi beslenme özellikle E ve C vitaminleri açısından zengin bir beslenme beyin hücrelerini genç tutar. Özellikle E vitamini doğal olarak zeytinde bol bulunan bir vitamindir ve beyin hücrelerinin oksitlenmesini önlemektedir.

    3 – Gençlik ve erişkin yaşam biçimi yaşlılığa en iyi hazırlanmadır. Yaşlılığın bilgece ve rahat karşılanması için kişide koruyucu hayat felsefesi olması yanlış yargıların düzeltilmesi gerekir.

    Yaşlılıkta dindarlaşma süreci:

    İhtiyarlığını hisseden dünyadan ve sevdiklerinden ayrılığının yaklaştığını anlayan yaşlı insan teselli ve ümit arayışı içine girer. Bir taraftan yaşlılığın getirdiği problemler yalnızlık duygusu çaresizlik hisleri ve hastalıklar ona hücum etmektedir. Diğer taraftan da ümit ve emelleri dünya ile bağlarını koparmaya başlamamaktadır. Dostların ilgisi sevgisi ve desteği kabir kapısından öteye geçememektedir. Oysa gerçek teselli ölümden sonrası içindir. Böyle bir durumda yaşlı insan geride bıraktığı gençlik günlerini az bir zaman sonra elveda diyeceği dünyayı ve dünya lezzetlerini düşünüp hasretle ağlamak yerine ölüme yakın olmanın verdiği olgunlukla hayatı ve hayata bakış açısını yeniden gözden geçirmenin iyi bir fırsatını yakalamış olduğunun farkına varmalıdır. Bu farkındalık belki de hayatın hiçbir döneminde yakalanamayacak bir ciddiyetle insanı gerçeklerle yüzleşmeye sevk edecektir. İşte bu yüzleşmeye yardımcı olacak birkaç elmas hakikat cümlesi:

    “Ahiret var ve bakidir; dünyadan daha güzeldir.”

    “Gerçek hayat âhiret hayatıdır.”

    “Kur’an-ı Kerim’in bize verdiği en büyük ders âhirete imândır.”

    “Yüce Peygamber’in (s.a.s.) bize getirdiği hidayet hediyesi en büyük tesellisidir.”

    “Dünya bütün şaşaası ile beraber âhiretin yanında zindan hükmündedir.”

    “Madem merhametli bir yaratıcımız var; bizim için gurbet yalnızlık olmaz madem ki O var bizim için her şey var.”

    “İhtiyarlığın zaaf ve aczi ilahi yardım ve rahmetin celbine vesiledir.”

    “Kibrit çakar gibi her şeyi kolaylıkla icad eden ilim ve kudret sahibi Allah benim dertlerime de çaredir.”

    “Tatsız geçici akıbetsiz özsüz dünya zevkleri yerine hakiki daimi tatlı ve bâki iman lezzetleri bana kafidir.”

    “Ölmek için dünyaya geldiğinizi harap olmak için binalar yaptığınızı unutmayın.”

    Yaşlı bir insan bir taraftan şiddetli bir ölümsüzlük duygusu vücudu sevmek hayata açık olmak diğer taraftan yetersizlik çaresizlik duyguları içinde kıvranırken bu mesajları kulağıyla değil gözüyle işitebilmektedir. Bunun sonucunda dünyaya geliş amacına ve Rabbine yönelmesinden daha doğru ne olabilir ki!?

    Evet maddeci keskinliklerden uzak mananın ve düşüncenin derin ışığını bulan insan kendisi ile barışık olur.

    Yaşlıyı mutlu eden güler yüz samimi sevgi iç dünyasının aydınlanması maddi güçle olmamaktadır. Aile desteği bir noktaya kadar yaşlı insanı teselli eder. İnancın lezzeti nur yüzlü bir yaşlının kendisi ile barışık keyifli hayatın tadını çıkaran tavırlarında çok güzel görünür.

    Sonuç olarak yaşlılığı sadece güçlük ve zorlukların olduğu bir dönem değildir. En az gençlik kadar kıymeti bilinmesi gereken bir hayat kesitidir.
     

Bu Sayfayı Paylaş