Sosyolojinin Bakış Açısı

'Açık Öğretim AÖF' forumunda SeLeN tarafından 30 Ekim 2010 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Sosyolojinin Bakış Açısı konusu Açık öğretim sosyoloji dersleri - Sosyolojinin farklılığı - Sosyolojiye giriş konu anlatımı

    İnsanlar, diğer insanlarla ilişkide bulunurken sanki bir oyun düzenleyip, belirli kurallar ve kaideler koymaktadırlar. Bu kurallar ve kaideler zamanla onların yaşamlarının düzenleyicisi olmaktadır. Örneğin, sınıfta nasıl ders dinleneceğinden, nasıl yemek yeneceğinden, bankadan nasıl para çekileceğine kadar her şey bir düzen ve ilişki içerisinde gerçekleşmektedir. Bütün bu anlatılanlar ışığında, sosyolojiyi şöyle tanımlamak mümkündür: Sosyoloji; bir bütün içerisinde insanların bütün ilişkilerini inceleyen, bu ilişkilerin nasıl yaratılıp korunduğunu ve değiştiğini analiz eden sosyal bilimlerden biridir. Sosyoloji hiçbir zaman bireyi tek başına ele alıp inceleyen, onun sorunlarını çözmeye çalışan bir disiplin değildir.

    Toplumbilim (sosyoloji) her zaman bireyin içinde yaşadığı grubu ve grup davranışlarını inceler. Çünkü, insanoğlu yaşam boyu çeşitli gruplara üye olarak hayatını devam ettirir. Bu gruplardan bazıları aile gibi küçük, bazıları ise şehir gibi büyüktürler. Bu gruplar ve bireyler birbirlerini etkileyerek yaşamlarını sürdürür, çeşitli beklentiler ve sorumluluklar geliştirirler. İşte bütün bu gruplar, toplumsal kurallar ve güçler sosyolojinin ilgi alanıdırlar. Tarih boyunca atalarımız, insanın çevresinde yer alan toplumsal olaylarla ilgilenmiş, onların nedenlerini, nasıl oluştuklarını anlamaya çalışmıştır.

    - Neden insanlar yaşamları boyunca aile kurmuşlar ve neden bir tanrıya inanmışlardır?
    - Niye bir grubun yaşam biçimi bir diğerinden farklıdır?
    - Neden bazı insanlar toplumsal kurallara itaat edip uyarken bazıları uymaz?
    - Niye bazı insanlar fakir bazıları zengindir?
    - Niçin hiç istenmediği halde savaşlar olmaktadır?
    - İnsanları savaşmaya iten faktörler nelerdir?
    - Toplumu bir arada tutan şey nedir?
    - Neden toplumlar zamanla değişmektedirler?

    Geçmişten, günümüze değin birçok insan bu sorulara cevap vermeye çalışmış ve açıklamalar getirmişlerdir. Ancak bu cevapların çoğu sezgisel, önyargılı, spekülatif, inançlara ve doğaüstü güçlere dayalıydı. Diğer bir deyimle bilimsel değildi. Geçen çağın sonlarında yeni bir yöntem, insan toplumlarını ve toplumsal davranışlarını incelemede kullanılmaya başlandı. Bu yöntemin adı bilimsel yöntem idi ve bilimsel yöntemin yukarıdaki sorulara verdiği cevaplar, gerçeklere ve sistematik araştırmalara dayalıydı. İşte toplumsal olayları bu yeni yöntemle araştırma biçimi sosyolojinin gelişmesinde ve ortaya çıkışında büyük bir rol oynadı. Bu dal, insan toplumlarını ve toplumsal davranışlarını bilimsel olarak inceleyen bir disiplin olarak tanımlandı.

    Sosyologlar daha bilimin başlangıç yıllarından başlayarak, kendilerini insan türünün öğrencileri olarak adlandırdılar. Gerçekte insan davranışı kesin olarak bir bilim dalının (disiplinin) tekeli altında değildir. Yani insan davranışlarını tek bir disiplin incelemez. Farklı disiplinler, insan davranışlarının farklı yönlerini ele alır ve inceler. O halde doğal olarak akla şu soru geliyor: Sosyoloji insanın hangi yönünü ele alır ve inceler, sosyolojinin bakış açısı ve yaklaşımı nedir?

    İçinde yaşadığımız dünya, her bireyin çevresindeki gerçekleri aynı biçimde gördüğü ve yorumladığı bir yer değildir. Örneğin, herhangi bir ev birçok insan için farklı anlam ve eğerler taşıyabilir. Bir mimar, komisyoncu, hırsız ya da artistin bu eve bakış açıları farklıdır. Komisyoncu evin kaç para edeceğini, hırsız eve nasıl girebileceğini, mimar ise yapı biçimini ele alarak bu eve bakar. Tıpkı bunun gibi sosyologlar da ilgi alanı olan konulara farklı bir göz ve düşünce ile bakarlar. Onların bakış açısı bir şairin, avukatın, politikacınınkinden doğal olarak farklıdır.

    İnsanın dünya görüşünü kendi deneyim ve tecrübeleri oluştururken, sosyoloji bize yeni bir bakış açısı ve dünya görüşü sunmaktadır. Bu sunulan dünyanın içinde; zenginler ve fakirler, politikacılar, doktorlar, uyuşturucu madde bağımlıları, suçlular ve daha birçokları yer almaktadır. Bu insanların farklı bakış açıları, farklı yaşam tecrübeleri ve gerçekleri farklı bir biçimde algılayışları söz konusudur. İşte sosyoloji bu noktada bizim, bu insanların da dünyalarını görmemize, anlamamıza, kendimizden farklı olan tutum ve davranışlarını kavramamıza yardımcı olur. İnsan, yaşamını bir toplum içerisinde geçirir. İçinde yaşadığımız bu toplum, biz doğmadan vardı, biz öldükten sonra da varlığını sürdürecektir. Hepimiz toplumda bir grubun üyesi olarak dünyaya gelir, kişiliğimizi, ümit ve korkularımızı, mutluluğumuzu bu gruplarla sürdürdüğümüz ilişkiler sonunda kazanırız. Bu açıdan sosyolojinin temel görüşü olarak “insan davranışlarının, bireyin içinde yaşadığı, üyesi olduğu grup tarafından etkilendiği ve bu grup içindeki etkileşimlerle şekillendiği” kabul edilmektedir. Sosyolojik bakış açısı insanların içinde bulundukları toplumsal içerik ile doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle sosyologlar, bu toplumsal çevrenin veya içeriğin bireylerin yaşantılarını nasıl etkilediğini analiz ederler.

    Diğer bir deyimle, sosyolojik bakış açısının temelinde insanların içinde bulundukları toplumlardan nasıl etkilendiği yer alır. İnsanların bazı şeyleri neden veya niçin yaptıklarına baktığımızda, sosyologlar, bu bireylerin o toplum içinde nerede bulunduklarına bakarlar. Yani birey o toplum içinde nerede yer alıyor, yaptığı iş nedir, geliri ne kadardır, eğitim düzeyi nedir, yaşı veya cinsiyeti nedir? İşte bu noktaları göz önüne aldığımızda bireyin o toplum içinde nerede olduğunu anlarız. Bizler yetişirken içinde bulunduğumuz gruplarla kurduğumuz özdeşimler sonucu fikirlerimiz, değerlerimiz, dünya görüşümüz bunlardan etkilenerek farklılaşır veya benzerlik taşır.

    Diğer bir deyimle yaşantımız diğer insanlarla kurmuş olduğumuz ilişkilerdir. Tokalaşmaktan cinayete bütün sosyal davranışlarımız ve ekonomiden aileye bütün toplumsal kurumlar, sosyal etkileşimin bir sonucu veya ürünüdürler. Bütün bu anlatılar sonucunda, grupların sosyologlar için temel çalışma alanı olduğu kolaylıkla anlaşılmaktadır. Bu gruplar yani sosyologların (toplumbilimcilerin) üzerinde odaklaştıkları gruplar, bir müzik grubunda olduğu gibi küçük, etnik bir topluluk ya da bir kent gibi büyük, ya da milyonlarca insanı barındıran endüstriyel toplumlar gibi çok büyük gruplar olabilir. Bu nedenle sosyoloji; aile, din grupları, sapkın grup davranışları, örgütler, üniversiteler, topluluk ve toplumları inceler. Dolayısıyla sosyoloji insanın hiçbir zaman bulunduğu yerde tek başına olmadığı, daima bir grup içerisinde yer aldığı düşüncesinden hareket eder.

    Sosyologlar toplum, toplumsal kurumlar ve insan ilişkileri üzerinde çalışan bilim adamlarıdır. Onların çalıştıkları konular genelde bizim için yabancı değildir. Sosyologlar sıradan, çok basit gibi görünen olayları ele alarak incelerler ve herkesin kabul edebileceği toplumsal gerçekleri ortaya koymaya çalışırlar. Sosyologların ele aldığı sorunlar çok zor gibi görünebilir; ama açıklandıklarında ise çok basitmiş gibi görünürler. Sosyologlar olaylar arasındaki değişmez ilişkileri gösterme, kanunlara varma çabası içindedirler. Bütün bu sözü edilenler her bilim dalında olduğu gibi sosyolojide de bilimsel bilgi birikimi teori (kuram) ve kanunlarla gelişecek ve amacına ulaşacaktır.


    alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş