Sorunsuz Aşk Olurmu ?

'Aşk-Sevgi-Evlilik Sözleri' forumunda DilzaR tarafından 26 Şubat 2009 tarihinde açılan konu

  1. DilzaR

    DilzaR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Sorunsuz Aşk Olurmu ? konusu Sorunsuz Aşk Olurmu ?

    Aynı evde büyüyen kardeşler arasında bile kişilik farklılıkları ve görüş ayrılıkları olur. Ama evli çiftler bu gerçeği görmezden geldikleri için huzursuzluklar, anlaşmazlıklar mutluluklarına gölge düşürüyor.

    Mutlu bir evliliğin püf noktalarını sıralayan Amerikalı yazar Susan Cheever söze şöyle başlıyor: ‘Salatalık turşusunu, yeniden salatalığa dönüştüremezsiniz.’ Belki hoş bir benzetme değil ama birbirlerini değiştirmeye çalışan eşler için çok yararlı bir uyarı. Evet, genç evliler, birbirlerinin onlara ters gelen, hoşlarına gitmeyen huylarını değiştirmek için hiç zaman kaybetmeden harekete geçerler. Örneğin kadın, kocasının eve dönünce sırtından çıkardığı giyecekleri rastgele oraya buraya atmasından ve pijamalarını giyip televizyonun karşısına geçmesinden şikayetçidir. Genç adam, baba evinde böyle davranmaya alışmıştır. Şimdi de babaevindeki davranışlarını kendi evinde sergilemektedir ve bunun sorun olabileceği aklına gelmez.

    Bu erkeğin eşi, kocasının sırtından çıkardığı giyecekleri ortada bırakmaması konusunda önce bir uyarıda bulunur. Daha sonraki günlerde aynı durumla karşılaşınca, yavaş yavaş öfkelenmeye başlar ve bu kez giyeceklerin ortada bırakılması, karı koca kavgasına yol açar. Genç kadın, kocasının savrukluktan vazgeçmesinin kolay olmayacağını kabul ederse, kavga büyümez. Kadın yumuşak bir dille kocasına kendi evini bu şekilde dağıtmasının doğru olmadığını, evin derli toplu görünmesi için ikisinin de çaba harcaması gerektiğini belirtebilir. Fakat erkekten bir günde savrukluğu bırakması asla beklenemez.

    Bazı ailelerde, bu anlattığımız olayın tam tersi yaşanır. Genç kadın evin tek çocuğudur, evleninceye kadar elini sıcak sudan soğuk suya sokmamıştır. Evin tek kızı artık kendi evinin düzeninden sorumlu olduğunu kabul edinceye kadar, bazı aksaklıklara göz yumulmalı.

    Anneler sorunu

    Yeni evli çiftler arasında yaşanan en önemli sorunlardan biri de annelerdir. Erkek annesini yere göğe sığdıramaz. Annesinin pişirdiği yemeklerin lezzetini anlata anlata biteremez. Kadın da bu durumda kendi annesinin özelliklerini sıralama gereğini duyar. Anneler, kadın için de erkek için de eleştirilmemesi gereken kişilerdir. Yeni evli bir çiftin karşılıklı oturup birbirlerine annelerini övmeleri, evliliği yanlış bir yola çeker. Anne ve babalar, kendi evlerinde kalmışlardır. Gençler, yeni kurdukları yuvada, geçmişte kalan hayatlarını, onları yetiştiren anne ve babalarını tartışma konusu yapmamalılar. Tabii annelerin de yeni evlenen çocuklarını her zaman rahat bıraktıkları söylenemez. Bazen anneler istemeden huzursuzluk yaratırlar. Genç kadının annesi, damadın vurdumduymazlığından dem vurup kızına, ‘Senin baban beni el üstünde tutardı. Evde her işime yardım ederdi. Biz seni damat beye hizmetçi diye vermedik’ şeklinde kışkırtıcı sözler söylerse, genç kadının etkilenmemesi imkansızdır.

    Erkeğin annesi de oğluna, ‘Sen bu kadının kölesi misin? Şu hale bak, giyeceklerin ütülenmemiş. Önüne koyduğu yemekler yenir yutulur gibi değil. Hanımefendinin kibrinden yanına varılmıyor’ şeklinde sözler söyleyerek oğlunun huzurunu bozabilir.

    Genç evliler kendi anne ve babalarının evlilikleri hakkında fikir yürütmelerine izin vermemeliler. ‘Biz birbirimizden şikayetçi değiliz. Bir yuva kurduk ve bunu kendi yöntemlerimizle idare edeceğiz’ gibi açıklamalarla büyükleri susturabilirler.

    Bir gelin, asla kocasının annesiyle kavga etmemeli. Kayınvalide ne kadar sert konuşursa konuşsun, gelin onun sözlerini duymazlıktan gelip, tartışmaya meydan vermemeli. Böyle zamanlarda kadının yapacağı en tehlikeli iş, eşine ‘Ya annen ya ben’ diye meydan okumaktır. Bir erkeğin de yapacağı en büyük hata, karısını annesiyle mukayese etmeye kalkışmak ve kayınvalidenin hatalarını eşine sıralamaktır. Evliliklerde, anne ve babalar, eşlerin tartışma malzemesi olmamalı. Herkes diğerinin ailesine yeterince saygı göstermeli ve yuvanın yönetimine, annelerin karışmasına izin verilmemeli.

    Kötü alışkanlıklar

    Boşanmaya kalkışan bir kadından söz edilirken ‘Adamın içkisi yoktu, kumarı yoktu, çapkın da değildi. Bu kadın bulmuş da bunamış... Yaptığı şımarıklıktan başka bir şey değil’ hükmü verilir. İçki, kumar ve çapkınlık, evlilikler için gerçekten büyük bir tehlike oluşturur. Bu özelliklere sahip bir erkekle evliliği sürdürmeye çalışmak her kadının harcı değildir. Ancak bu tür alışkanlıkların varolup olmadığını, flört ya da nişanlılık döneminde saptamak pekala mümkündür. İş işten geçtikten sonra yapılacak pek fazla şey kalmaz.

    Çapkın erkeği evine bağlamanın yolları vardır. İçki tutkunu erkeği de bir şekilde bu alışkanlığından vazgeçirebilirsiniz. Kumar da öyle... Ancak bu kötü alışkanlıklar, kavga konusu olmamalı. Kadın, kocasına anlayışlı bir yaklaşımla, alışkanlığının kötü sonuçlar verebileceğini anlatmalı. Onun bu alışkanlıklarının altında yatan nedenleri bulup, bunları ortadan kaldırmaya çalışmalı. Kavgayla, patırtıyla, tehdit ile hiçbir sorun çözümlenemez.

    Kıskançlık krizleri hem kadını, hem erkeği etkiler. Kıskanç kadın, kocasına göz açtırmamaya kararlıdır. Kıskanç erkek de karısına hayatı zindan eder. Evli çiftlerin öncelikle her konuda birbirlerine güvenmeleri gerekir. Güven duygusu olmayınca, huzursuzluklar başlar. Kıskançlık gösterileri, yuvanın geleceğini karartır. Bazen kadın, eşinin saçma kıskançlık gösterilerine katlanamaz. Bazen de erkek, karısının onu uçan kuştan bile kıskanmasına anlam veremez ve durup dururken hayatı ona zehir eden kadından kopmak ister.

    Evliliklerde her sorunun çözümlenmesi, iki tarafın karşılıklı anlayış içinde olmasına bağlıdır. kadın da erkek de önce eşine her konuda güvenmeli. İkinci önemli mesele ise belirttiğimiz gibi, tarafların ailelerinin yeni yuvaya müdahale etmelerini önlemek... Genç çiftler birbirlerine sevgi ve güven duygularıyla bağlanırlarsa pek çok sorun giderilir.
     
  2. DilzaR

    DilzaR Üye

    Aşk İyiki Var

    Bir kere bile aşık olmayan var mı? Böyle bir şey mümkün mü? Tabii ki değil... İnsan hayatta hiç olmazsa bir kez, deliler gibi aşık olabilme hissini yaşamalı...

    İLK AŞK: Ne yaparsanız yapın, ilk aşkınızı unutmanız mümkün değildir. Yıllar sonra dönüp, "Ben ona nasıl aşık olmuştum acaba" diye pişmanlıkla karışık garip bir duygu da yaşayabilirsiniz... Olsun. O, size ilk aşkı tattırmış. En önemli yaşam tecrübelerinizden birini yaşatmıştır. Aranızda geçenler acı bile olsa, dönüp minnetle anacağınız biri hep var olacak...

    YILDIRIM AŞKI: Var mı, yok mu tartışmasının içinde değiliz. Diyelim ki var. Demek ki bazılarının duyguları yağmur olup yağabiliyormuş. Yıldırım aşkla başlayıp, yıllar süren beraberlikler de var üstelik. Dikkat edilmesi gereken, sürekli yıldırım aşkına tutulanların kendi yarattıkları hayalin peşinde koşmalarıdır...

    OLANAKSIZ AŞK: Bazen yolda yürürken rastlarız, bazen en yakınımızda bulunabilirler. "Bu ikisi bir araya nasıl gelmiş?" diye düşünürüz. Kendi başımıza geldiği de olmuştur. Çoraplarını sağa sola bırakan bir kadın ya da televizyondaki futbol maçını seyrederken daha önce hiç duymadığınız küfürler eden bir adam. Her aşkın olanaksız bir tarafı vardır gerçi... Genelde bunları görmemeyi yeğleriz.

    YASAK AŞK: Men edilmiş, engellenmiş ve çoğu zaman da yasadışıdır. Ama aşığın gözü görmez ki...

    PLATONİK AŞK: Onu görmek bile sizi heyecanlandırırken, o sizin yanınızdan, geçip gider. Siz heyecandan sapır sapır titrerken, o işiyle meşgul olur. O sizin için hayatınızdaki en önemli kişiyken, siz onun için sıradan birisinizdir. Hem aşık, hem de salak hissedersiniz kendinizi... Davranışlarından, konuşmalarından isaretler alıp, umutlanır, bozulur, küsersiniz.
     
  3. DilzaR

    DilzaR Üye

    SENİ SEVİYORUM DEMENİN 100 DEĞİŞİK YOLU...


    Afrikaans Ek het jou liefe
    Afrikaans Ek is lief vir jou
    Albanian te dua
    Albanian te dashuroj
    Alentejano(Portugal) Gosto De Ti, Porra!
    Alsacien Ich hoan dich gear
    Amharic Afekrishalehou
    Arabic Ana Behibak (to a male)
    Arabic Ana Behibek (to a female)
    Arabic Ib'n hebbak.
    Arabic Ana Ba-heb-bak
    Arabic nhebuk
    Arabic Ohiboke (male to female)
    Arabic Ohiboka (female to male)
    Arabic Ohibokoma (male&female to two males or two females)
    Arabic Nohiboke (more than one male or female to female)
    Arabic Nohiboka (male to male or female to male)
    Arabic Nohibokoma (m. to m. or f. to two males or two females)
    Arabic Nohibokom (m. to m. or f. to more than two males)
    Arabic Nohibokon (m. to m. or f. to more than two females)
    Arabic (not standard) Bahibak (female to male)
    Arabic (not standard) Bahibik (male to female)
    Arabic (not standard) Benhibak (more than one male or female to male)
    Arabic (not standard) Benhibik (male to male or female to female)
    Arabic (not standard) Benhibkom (m. to m. or female to more than one male)
    Assamese Moi tomak bhal pau
    Basc Nere Maitea
    Batak Holong rohangku di ho
    Bavarian I mog di narrisch gern
    Bengali Ami tomAy bhAlobAshi
    Bengali Ami tomake bhalobashi.
    Berber Lakh tirikh
    Bicol Namumutan ta ka
    Bolivian Quechua qanta munani
    Bulgarian Obicham te
    Burmese chit pa de
    Cambodian Bon sro lanh oon
    Cambodian kh_nhaum soro_lahn nhee_ah
    Canadian French Sh'teme (spoken, sounds like this)
    Cantonese Moi oiy neya
    Cantonese Ngo oi ney
    Catalan T'estim (mallorcan)
    Catalan T'estim molt (I love you a lot)
    Catalan T'estime (valencian)
    Catalan T'estimo (catalonian)
    Cebuano Gihigugma ko ikaw.
    Chickasaw chiholloli (first "i" nasalized)
    Chinese (see the entries for mandarin or cantonese!)
    Corsican Ti tengu cara (to female)
    Corsican Ti tengu caru (to male)
    Croatian LJUBim te
    Czech miluji te
    Czech MILUJU TE! (colloquial form)
    Danish Jeg elsker dig
    Dutch Ik hou van jou
    Dutch Ik ben verliefd op je
    Ecuador Quechua canda munani
    English I love you
    English I adore you
    Esperanto Mi amas vin
    Estonian Mina armastan sind
    Estonian Ma armastan sind
    Farsi Tora dust midaram
    Farsi Asheghetam
    Farsi (Persian) doostat dAram
    Filipino Mahal ka ta
    Filipino Iniibig Kita
    Finnish Mina" rakastan sinua
    Flemish Ik zie oe geerne
    French Je t'aime
    French Je t'adore
    Friesian Ik hald fan dei
    Gaelic Ta gra agam ort
    German Ich liebe Dich
    Greek s'ayapo r
    Greek (old) (Ego)
    Greenlandic Asavakit
    Gujrati Hoon tane pyar karoochhoon.
    Hausa Ina sonki
    Hawaiian Aloha I'a Au Oe
    Hebrew Ani ohev otach (male to female)
    Hebrew Ani ohev otcha (male to male)
    Hebrew Ani ohevet otach (female to female)
    Hebrew Ani ohevet otcha (female to male)
    Hindi Mai tumase pyar karata hun (male to female)
    Hindi Mai tumase pyar karati hun (female to male)
    Hindi Main Tumse Prem Karta Hoon
    Hindi Mai Tumhe Pyar Karta Hoon
    Hindi Main Tumse Pyar Karta Hoon
    Hindi Mai Tumse Peyar Karta Hnu
    Hindi Mai tumse pyar karta hoo
    Hokkien Wa ai lu
    Hopi Nu' umi unangwa'ta
    Hungarian Szeretlek
    Hungarian Szeretlek te'ged
    Icelandic Eg elska thig
    Indi Mai Tujhe Pyaar Kartha Ho
    Indonesian Saya cinta padamu (Saya, commonly used)
    Indonesian Saya cinta kamu ( " )
    Indonesian Saya kasih saudari ( " )
    Indonesian Aku tjinta padamu (Aku, not often used)
    Indonesian Aku cinta padamu ( " )
    Indonesian Aku cinta kamu ( " )
    Iranian Mahn doostaht doh-rahm
    Irish taim i' ngra leat
    Italian ti amo (if it's a relationship/lover/spouse)
    Italian ti voglio bene (if it's a friend, or relative)
    Japanese Kimi o ai ####eru
    Japanese Aishiteru
    Japanese Chuu ####eyo
    Japanese Ora omee no koto ga suki da
    Japanese Ore wa omae ga suki da
    Japanese Suitonnen
    Japanese Sukiyanen
    Japanese Sukiyo
    Japanese Watashi Wa Anata Ga Suki Desu
    Japanese Watashi Wa Anata Wo Aishithe Imasu
    Japanese Watakushi-wa anata-wo ai shimasu
    Japanese Suki desu
    Javanese Kulo tresno
    Kannada Naanu Ninnanu Preethisuthene
    Kannada Naanu Ninnanu Mohisuthene
    Kiswahili Nakupenda
    Klingon qabang
    Klingon qaparHa' (depends where in the galaxy you are)
    Korean No-rul sarang hae (man to woman in casual
    Korean Tangsinul sarang ha yo
    Korean Tangshin-ul sarang hae-yo
    Korean Tangsinul Sarang Ha Yo
    Korean Tangshin-i cho-a-yo (i like you, in a romantic
    Korean Nanun tangshinul sarang hamnida
    Korean Nanun Dangsineul Mucheog Joahapnida
    Korean Nanun Dangsineul Saranghapnida
    Korean Nanun Gdaega Joa
    Korean Nanun Gdaereul Saranghapnida
    Korean Nanun Neoreul Saranghanda
    Korean Gdaereul Hjanghan Naemaeum Alji
    Korean Joahaeyo
    Korean Saranghae
    Korean Saranghaeyo
    Korean Saranghapanida
    Lao Koi muk jao
    Lao Khoi huk chau
    Latin Te amo
    Latin Vos amo
    Latin (old) (Ego) amo te (ego, for emphasis)
    Latvian Es milu tevi (Pronounced "Ess tevy meeloo")
    Lebanese Bahibak
    Lingala Nalingi yo
    Lisbon lingo gramo-te bue', chavalinha
    Lithuanian TAVE MYLIU (ta-ve mee-lyu)
    Lojban mi do prami
    Luo Aheri
    Macedonian SAKAM TE!
    Madrid lingo Me molas, tronca
    Malay Saya cintakan mu
    Malay Saya sayangkan mu
    Malay/Indonesian Saya sayangkan engkau
    Malay/Indonesian Saya cintakan awak
    Malayalam Njyaan Ninne' Preetikyunnu
    Malayalam Njyaan Ninne' Mohikyunnu.
    Malayalam Ngan Ninne Snaehikkunnu
    Malaysian Saya Cintamu
    Malaysian Saya Sayangmu
    Malaysian Saya Cinta Kamu
    Mandarin Wo ai ni (Wo3 ai4 ni3 in tonal notation)
    Marathi me tujhashi prem karto (male to female)
    Marathi me tujhashi prem karte (female to male)
    Marathi Mi tuzya var prem karato
    Mohawk Konoronhkwa
    Navaho Ayor anosh'ni
    Ndebele Niyakutanda
    Norwegian Eg elskar deg (Nynorsk)
    Norwegian Jeg elsker deg (Bokmaal) (pronouncedyai elske dai)
    Op Op Lopveop Yopuop
    Osetian Aez dae warzyn
    Pakistani Mujhe Tumse Muhabbat Hai
    Persian Tora dost daram
    Pig Latin Ie Ovele Ouye
    Polish Kocham Cie
    Polish Ja cie kocham
    Polish Yacha kocham
    Polish Kocham Ciebie
    Portuguese Amo-te
    Portuguese (brazilian) Eu te amo
    Punjabi Mai taunu pyar karda
    Punjabi Main Tainu Pyar Karna
    Quenya Tye-mela'ne
    Romanian Te iu besc
    Romanian Te Ador
    Russian Ya vas liubliu
    Russian Ya tebya liubliu
    Russian Ya polubeel s'tebya
    Russian (malincaya) Ya Tibieh Lublue
    Scot Gaelic Tha gra\dh agam ort
    Serbocroatian Volim t
    Serbocroatian Ljubim te
    Shona Ndinokuda
    Sinhalese Mama oyata adarei
    Sioux Techihhila
    Slovak lubim ta
    Slovene ljubim te
    Spanish Te quiero
    Spanish Te amo
    Srilankan Mama Oyata Arderyi
    Swahili Naku penda (followed by the person's name)
    Swedish Jag a"lskar dig
    Swiss-German Ch'ha di ga"rn
    Syrian/Lebanese BHEBBEK (to a female)
    Syrian/Lebanese BHEBBAK (to a male)
    Tagalog Mahal kita
    Tahitian Ua Here Vau Ia Oe
    Tamil Ni yaanai kaadli karen (You love me)
    Tamil n^An unnaik kAthalikkinREn (I love you)
    Tamil Naan Unnai Kadalikiren
    Tcheque MILUJI TE^
    Telugu Neenu ninnu pra'mistu'nnanu
    Telugu/india Nenu Ninnu Premistunnanu
    Thai Phom Rak Khun (formal, male to female)
    Thai Ch'an Rak Khun (formal, female to male)
    Thai Khao Raak Thoe (affectionate, sweet, loving)
    Thai Phom Rak Khun
    Tunisian Ha eh bak *
    Turkish Seni seviyorum
    Ukrainian ja tebe koKHAju (real true love)
    Ukrainian ja vas koKHAju
    Ukrainian ja pokoKHAv tebe
    Ukrainian ja pokoKHAv vas
    Urdu Mujhe tumse mohabbat hai
    Urdu Main Tumse Muhabbat Karta Hoon
    Vietnamese Em ye^u anh (woman to man)
    Vietnamese Toi yeu em
    Vietnamese Anh ye^u em (man to woman)
    Vlaams Ik hue van ye
    Vulcan Wani ra yana ro aisha
    Welsh 'Rwy'n dy garu di.
    Welsh Yr wyf i yn dy garu di (chwi)
    Yiddish Ich libe dich
    Yiddish Ich han dich lib
    Yiddish Ikh Hob Dikh Lib
    Yugoslavian Ya te volim
    Zazi Ezhele hezdege (sp?)
    Zulu Mena Tanda Wena
    Zulu Ngiyakuthanda!
     
  4. DilzaR

    DilzaR Üye

    AŞkin Kanunu


    Umumi Hükümler
    Madde 1- Herkes aşık olabilir.
    Madde 2- Hiç kimsenin aşkına mani olunamaz.
    Madde 3- İyiyi kötüyü ayıramayan kimse aşık olamaz.
    Madde 4- Aşık sevgilisini kendini sevmeye zorlayamaz.
    Madde 5- Aşık olduğunu iddia eden kimse bunu ispata mecburdur.
    Madde 6- Aşkın karşılıklı olması şart değildir.


    II- İlan-ı Aşk
    Madde 7- İlan-ı aşk, tek taraflı yönetilmesi gerekli bir irade beyanıdır. Bu ilan bir şekli mahsusa tabi değildir.
    Madde 8- İlan-ı aşk, yazılı şekilde olursa buna 'Aşk Mektubu' denir.
    Madde 9- İmzasız aşk mektupları hiçbir hüküm ifade etmez. Meğer ki muhtevası yazarının hüviyetini sevgiliye haber vere.
    Madde 10- Aşk ilan-ı sarih (belirgin) olabileceği gibi zimni de olabilir.
    Madde 11- Aşk mektubunun yırtılarak mursile(gönderene) iadesi sarih bir red veye yeni bir icaba davet mahiyetindedir.
    Madde 12- Sarih veya zimmen reddedilmemiş bir icaba mahiyetindedir.


    III- Aşk Birliği
    Madde 13- Tarafların karşılıklı olarak ilan-ı aşk etmeleriyle 'aşk akdi' doğar.
    Madde 14- Birliğin devamı ve sariyeti için sevgililer hüsnüniyetle her çareye başvurabilir.
    Madde 15- Bu maddelerin uygulanmasında A.K'nın 2.madesi kıyasen tatbik edilir.


    IV- Birliğin Sona Ermesi
    Madde 16- Taraflardan biri, diğerinin aşkını istismar ederse kusursuz taraf, birliği her zaman ve tek taraflı bir irade beyanı ile feshedebilir.
    Madde 17- Aşıklardan birinin ölümü, ihaneti, yeni bir aşk birliği kurması gibi hallerin her birinin vukuunda birlik kendiliğinden fesih olur.
    Madde 18- Taraflar karşılıklı olarak anlaşaraktan birliği feshedebilirler.
    Madde 19- Bir maşuk aynı zamanda bir kaç aşığı idare ediyorsa 'hüsnüniyet' iddiasında bulunamaz.


    V- Sona Ermenin Neticeleri
    Madde 20- Birlik taraflardan birinin ölümü ile sona erirse, diğer taraf sevmekte devam edebilir.
    Madde 21- Bir tarafın ihaneti halinde, kusursuz taraf, örf ve adete göre dilediği müeyyideyi tatbik etmekte serbesttir.
    Madde 22- Bu kanunda, hakkında hüküm bulunmayan meselelerde örf ve adet, o dahi yoksa, Aşkın Kanunu'nun umumi hükümleri tatbik olunur.
     
  5. DilzaR

    DilzaR Üye

    ÇİÇeklerİn Dİlİ


    AÇELYA: Nefse hakimiyet.
    AÇELYA (Hint): "Gerçek şu ki, herşey bitti!"
    ADAÇAYI: Eşler arasında "Biz iyi bir aileyiz" mesajıdır.
    AKASYA:(Pembe veya Kırmızı) Güzellik, zerafet ve incelik; "Seni beğeniyorum."
    AKASYA: (Beyaz) Dostluk; "Bizimki temiz bir sevgi, belki biraz arkadaşça..."
    AKASYA (Sarı): Platonik aşk, isimsiz aşık...
    ANANAS: "Sen kusursuz birisin!"
    ARDIÇ: "Seni koruyacağım!"
    AYÇİÇEĞİ:(Çiçek Olarak) "Sana tapıyorum!"
    BADEM: "Aşkımızın sürmesini ümit ediyorum."
    BİBERİYE: Anma
    ÇAN ÇİÇEĞİ: "Aşkımıza sadakatle bağlıyım!"
    ÇİNGÜLÜ: "Zarif ve çok güzelsin!"
    ÇUHA ÇİÇEĞİ: "Çok güzelsin."
    DEFNE: Terfi eden kişilere gönderilir; "şan, ün, görkem" anlamı taşır.
    EĞRELTİOTU: Samimiyet.
    ELMA: "İtiraf etmem gerekirse, seni görünce şeytana uyasım geliyor; ya senin?"
    ERİK: "Sözüme sadık kalacağım."
    FESLEĞEN: İyi dilekte bulunmak için.
    FINDIK: "Barışmak istiyorum!"
    FULYA: "Sevgilim, geri dön!"
    GARDENYA: "Beni unutma; gerçek aşkımsın..."
    GELİN EL ÇİÇEĞİ: "Mutlu olabiliriz."
    GÜL: Sevgiyi ifade eder.
    GÜL (Pembe): "Arkadaşımsın."
    GÜL (Kırmızı): "Seni seviyorum; ihtirasla bağlıyım sana!"
    GÜL: (Kırmızı ve Beyaz) Birliktelik isteği.
    GÜL GONCASI:(Kırmızı) "Genç ve güzelsin."
    HANIMELİ: "Sana olan bağlılığım sonsuza kadar sürecek."
    HERCAİ MENEKŞE: "Beynimi işgal ediyorsun; ama ben bu durumdan şikayetçi değilim..."
    IHLAMUR: Evli çiftler için "Seni seviyorum" anlamı taşır.
    İSPANYOL YASEMİNİ : "Bence, sen çok seksi ve şehvetlisin!"
    KAKTÜS: İçtenlik; "Aşkımız için zorluklara katlanmalıyız!"
    KAMELYA: "Kusursuz bir aşıksın!"
    KARANFİL: Kişinin kendine olan öz saygısını ve güzelliği ifade eder.
    KARAÇALI: "Dostluğumuz uzun ömürlü olsun!"
    KARANFİL: (Koyu Kırmızı) "Kalbimi kırdın!"
    KARANFİL: (Pembe) "Seni unutmayacağım..."
    KARANFİL: (Kırçıllı) "Üzgünüm, ama bitmek zorunda..."
    KARANFİL: (Sarı) "Beni hayal kırıklığına uğrattın!"
    KREZENTEM: (Beyaz) "Bana gerçeği söyle!"
    LALE: Aşkı ifade eder.
    LALE (Kırmızı): "Aşkımı itiraf etmek istiyorum!"
    LALE (Alacalı): "Gözlerin çok güzel."
    LALE (Sarı): Umutsuz aşkı ifade eder.
    LEYLAK (Mor): "Sana ilk görüşte aşık oldum!"
    LEYLAK: (Beyaz) "Hoş ve namuslu birisin."
    MENEKŞE: Alçakgönüllüğü ifade eder.
    MENEKŞE: (Mavi) "Sana sadık kalacağım."
    MENEKŞE: (Mor) "Düşüncelerimi zaptettin!"
    MELEKOTU: "İlham kaynağımsın."
    MERSİNAĞACI: "Çok mutluyum, çünkü seni seviyorum!"
    MİMOZA: "Fazla alıngansın!"
    NANE: "Sana karşı içimde sıcak hisler besliyorum."
    NERGİS: "Saygılarımla..."
    ORKİDE: "Aşkım, sen çok güzelsin, sen çok özelsin!"
    ÖKSEKOTU: "Sorunların üstesinden geleceğim."
    PAPATYA: Temiz bir kalbin simgesi.
    PAPATYA (Bahçe): "Fikirlerini paylaşıyorum."
    PELESENK: Sabırsızlık; "Aşkım, daha fazla bekletme!"
    PETUNYA: "Umudunu yitirme!"
    PORTAKAL: Karşılıklı aşk; "Ben de seni seviyorum."
    REZENE: Övgüye değer.
    SARDUNYA: "İçin rahat olsun, her zaman yanındayım!"
    SARMAŞIK: "Aşkıma sadığım!"
    SEDİR YAPRAĞI: "Senin için yaşıyorum."
    SÜSEN ÇİÇEĞİ: "Sana bir haberim var!"
    SÜSEN ÇİÇEĞİ: (Sarı) İhtiraslı bir aşk.
    ŞEFTALİ: "Seninim!"
    YASEMİN: "Güzel ve çekicisin."
    YENİBAHAR: "Acını paylaşıyorum."
    ZAMBAK (Sarı): "Seni neşeli ve nazik (çekici) buluyorum!"
    ZEYTİN: "Barışalım!"
     
  6. DilzaR

    DilzaR Üye

    ÇİÇeklerİn Dİlİ


    AÇELYA: Nefse hakimiyet.
    AÇELYA (Hint): "Gerçek şu ki, herşey bitti!"
    ADAÇAYI: Eşler arasında "Biz iyi bir aileyiz" mesajıdır.
    AKASYA:(Pembe veya Kırmızı) Güzellik, zerafet ve incelik; "Seni beğeniyorum."
    AKASYA: (Beyaz) Dostluk; "Bizimki temiz bir sevgi, belki biraz arkadaşça..."
    AKASYA (Sarı): Platonik aşk, isimsiz aşık...
    ANANAS: "Sen kusursuz birisin!"
    ARDIÇ: "Seni koruyacağım!"
    AYÇİÇEĞİ:(Çiçek Olarak) "Sana tapıyorum!"
    BADEM: "Aşkımızın sürmesini ümit ediyorum."
    BİBERİYE: Anma
    ÇAN ÇİÇEĞİ: "Aşkımıza sadakatle bağlıyım!"
    ÇİNGÜLÜ: "Zarif ve çok güzelsin!"
    ÇUHA ÇİÇEĞİ: "Çok güzelsin."
    DEFNE: Terfi eden kişilere gönderilir; "şan, ün, görkem" anlamı taşır.
    EĞRELTİOTU: Samimiyet.
    ELMA: "İtiraf etmem gerekirse, seni görünce şeytana uyasım geliyor; ya senin?"
    ERİK: "Sözüme sadık kalacağım."
    FESLEĞEN: İyi dilekte bulunmak için.
    FINDIK: "Barışmak istiyorum!"
    FULYA: "Sevgilim, geri dön!"
    GARDENYA: "Beni unutma; gerçek aşkımsın..."
    GELİN EL ÇİÇEĞİ: "Mutlu olabiliriz."
    GÜL: Sevgiyi ifade eder.
    GÜL (Pembe): "Arkadaşımsın."
    GÜL (Kırmızı): "Seni seviyorum; ihtirasla bağlıyım sana!"
    GÜL: (Kırmızı ve Beyaz) Birliktelik isteği.
    GÜL GONCASI:(Kırmızı) "Genç ve güzelsin."
    HANIMELİ: "Sana olan bağlılığım sonsuza kadar sürecek."
    HERCAİ MENEKŞE: "Beynimi işgal ediyorsun; ama ben bu durumdan şikayetçi değilim..."
    IHLAMUR: Evli çiftler için "Seni seviyorum" anlamı taşır.
    İSPANYOL YASEMİNİ : "Bence, sen çok seksi ve şehvetlisin!"
    KAKTÜS: İçtenlik; "Aşkımız için zorluklara katlanmalıyız!"
    KAMELYA: "Kusursuz bir aşıksın!"
    KARANFİL: Kişinin kendine olan öz saygısını ve güzelliği ifade eder.
    KARAÇALI: "Dostluğumuz uzun ömürlü olsun!"
    KARANFİL: (Koyu Kırmızı) "Kalbimi kırdın!"
    KARANFİL: (Pembe) "Seni unutmayacağım..."
    KARANFİL: (Kırçıllı) "Üzgünüm, ama bitmek zorunda..."
    KARANFİL: (Sarı) "Beni hayal kırıklığına uğrattın!"
    KREZENTEM: (Beyaz) "Bana gerçeği söyle!"
    LALE: Aşkı ifade eder.
    LALE (Kırmızı): "Aşkımı itiraf etmek istiyorum!"
    LALE (Alacalı): "Gözlerin çok güzel."
    LALE (Sarı): Umutsuz aşkı ifade eder.
    LEYLAK (Mor): "Sana ilk görüşte aşık oldum!"
    LEYLAK: (Beyaz) "Hoş ve namuslu birisin."
    MENEKŞE: Alçakgönüllüğü ifade eder.
    MENEKŞE: (Mavi) "Sana sadık kalacağım."
    MENEKŞE: (Mor) "Düşüncelerimi zaptettin!"
    MELEKOTU: "İlham kaynağımsın."
    MERSİNAĞACI: "Çok mutluyum, çünkü seni seviyorum!"
    MİMOZA: "Fazla alıngansın!"
    NANE: "Sana karşı içimde sıcak hisler besliyorum."
    NERGİS: "Saygılarımla..."
    ORKİDE: "Aşkım, sen çok güzelsin, sen çok özelsin!"
    ÖKSEKOTU: "Sorunların üstesinden geleceğim."
    PAPATYA: Temiz bir kalbin simgesi.
    PAPATYA (Bahçe): "Fikirlerini paylaşıyorum."
    PELESENK: Sabırsızlık; "Aşkım, daha fazla bekletme!"
    PETUNYA: "Umudunu yitirme!"
    PORTAKAL: Karşılıklı aşk; "Ben de seni seviyorum."
    REZENE: Övgüye değer.
    SARDUNYA: "İçin rahat olsun, her zaman yanındayım!"
    SARMAŞIK: "Aşkıma sadığım!"
    SEDİR YAPRAĞI: "Senin için yaşıyorum."
    SÜSEN ÇİÇEĞİ: "Sana bir haberim var!"
    SÜSEN ÇİÇEĞİ: (Sarı) İhtiraslı bir aşk.
    ŞEFTALİ: "Seninim!"
    YASEMİN: "Güzel ve çekicisin."
    YENİBAHAR: "Acını paylaşıyorum."
    ZAMBAK (Sarı): "Seni neşeli ve nazik (çekici) buluyorum!"
    ZEYTİN: "Barışalım!"
     
  7. DilzaR

    DilzaR Üye

    Seni Seviyorum,
    Çünkü,
    Her sabah kalktığımda yaşamak için tek nedenim, sen varsın …
    Fakat seni sevmek için binlerce nedenim var …

    Seni Seviyorum,
    Çünkü,
    Bu siyah beyaz dünyada tek renk sensin,
    Bir ressamın fırçasından çıkmış gibi …
    Ama alalade bir renk değil,
    Gökkuşağının her tonunu gölgede bırakan bir renk …

    Seni Seviyorum,
    Çünkü,
    Bu soğuk günde içimi ısıtan bir esinti gibisin …
    Hafiften esiyorsun, iliklerime işleyerek …
    Sonra da kaybolup gidiyorsun, daha nereden geldiğini
    Anlayamadan …

    Seni Seviyorum,
    Çünkü,
    Seni Sevmekten başka bir şey gelmiyor içimden …
    O kadar doğal ki bu duygu ruhumun derinliklerinde,
    Sanki doğduğumdan beri var …
    Sadece ortaya çıkmak için seni bekliyordu …

    Seni Seviyorum,
    Çünkü,
    Sensiz bir yaşamı artık düşünemiyorum …
    Sensiz bu kuru dünyada yaşamaktansa,
    ölümün soğuk nefesini öpmeyi
    bir daha hiç seni görmemektense hayata arkamı dönmeyi
    tercih ederim …

    Seni Seviyorum,
    Çünkü,
    Ne zaman bir aşk şiiri duysam, mısralardan sen akıyorsun …
    Ne zaman eski bir şarkı gelse kulağıma,
    Gitar telleri arasından süzülen notalar, seni getiriyor bana …

    Seni Seviyorum,
    Çünkü,
    Sen hep benimlesin …
    Gözümü kapatmam yeterli seni görmem için …
    Tatlı narin tenini …

    Seni Seviyorum,
    Çünkü,
    Belki de ilk defa bir kadının kokusu beni çılgına çeviriyor
    içimden Odyseus’a türkü söyleyen deniz kızları da
    Onu aynı kokuyla baştan çıkarmaya mı çalıştılar acaba diyorum

    Seni Seviyorum,
    Çünkü,
    Gözlerinin içinde binlerce yıldız,
    Gecenin karanlığını delip geçiyor …
    Bana bakarken kendimi yıldızlara tepeden bakıyor gibi hissediyorum …

    Sen Seviyorum,
    Çünkü,
    Benliğim sana ait …
    Sen onu buruşturup çöpe de atabilirsi,
    Kalbine yakın bir yere de koyabilirsin …
    Tanrım !!!
    O kalbine yakın bir yerde olmak istiyorum …

    Seni Seviyorum,
    Çünkü,
    Sen sensin …
    Ama sen beni ben olduğum için seviyor musun
    Onu kim bilir …

    Seni Seviyorum,
    Çünkü,
    Seni Sevmeyi Seviyorum …
    Seni koklamayı seviyorum …
    Sana dokunmayı seviyorum …

    Seni Seviyorum,
    Çünkü,
    Saçların ellerimin arasından kayıp giderken,
    Dünyada cenneti bulmuş gibiyim …
    Bir an elimde tutuyorum o cenneti …
    Bir an sonra belki de tamamen ellerimden kayıp gidecek …

    Seni Seviyorum,
    Çünkü,
    Ben hiç bir kadın için şiir yazmadım, bu hep tuhaf gelmişti …
    Ama şimdi senin için şiir yazmamak tuhaf geliyor …

    Seni Seviyorum,
    Çünkü,
    İçimde bir umut var …
    Bu şiiri belki başucuna koyarsın …
    Kim bilir belki yanına da ‘’Kırmızı'’ bir gül …

    Seni Seviyorum,
    Çünkü,
    Tanrı çiçekleri yaratırken seni de onlarla beraber yaratmış …
    Papatyadan güzel,
    Zambaktan asil,
    Manolyadan tatlı,
    Gülden daha güzel kokulu …

    Seni Seviyorum,
    Çünkü,
    Güzelliğine melekler imreniyorlar …
    Dünyada ise,
    Ölümlüler arasında galiba bir tek benim gibi bir iki şanslı
    Onu farkedebiliyor …

    Seni Seviyorum,
    Çünkü,
    Ölene kadar, yok olana kadar seninle olsam,
    Bu herhalde bir ceza gibi gelir,
    Daha çok senle olamadığım için …

    Seni Seviyorum,
    Çünkü,
    Senin tarafından Sevilme fikri bile bir insanı hayatı boyunca
    mutlu edebilecek kadar güzel ve asil …

    Seni Seviyorum,
    Çünkü
    Seni anlatmak için mısralar yetmiyor …
    Düşünüyorum bir kış gecesi bunu yazarken,
    Acaba kaç şair senin güzelliğini anlatmak için binlerce mısra yazdı …

    Seni Seviyorum,
    Çünkü,
    Senin gülümsemen güneşin doğuşu gibi,
    İnsana her şeyi unutturuyor,
    Sadece seyredip tadına varma hissi uyandırıyor …

    Seni Seviyorum,
    Çünkü,
    Bu kadar nedenden sonra bile SENİ ne kadar SEVDİĞİMİ anlatamadım !!!
     
  8. DilzaR

    DilzaR Üye

    Geçen yıl sonbaharda,
    Kırmızı bir gül,
    Bırakmıştım kapına,
    Onu alıp kokladın mı,
    Kurutup koynunda sakladın mı,
    Baktıkça beni hatırladın mı?
    Kırmızı gül aşkı anlatırmış,
    Aşkımı anlatabildim mi?
    Bu sonbaharda da,
    Kırmızı güllerle geldim kapına,
    Binlerce kırmızı gülle,
    Evini gül bahçesine,
    Yüreğimi aşk cennetine
    Çevirecektim…
    Kapın kapalıydı,
    Sen yoktun,
    Gitmiştin,
    Kırmızı güller kaldı elimde,
    Bir acı var yüreğimde,
    Kırmızı güller kurudu,
    Sahipsiz öksüz kaldı,
    Bense bi çare,
    Kapında nöbetteyim hala…

    Bu günlerde seni o kadar çok istiyor
    O kadar çok kıskanıyorum ki..
    O’nun senin adını her andığında;
    Kalbimi sıkıyorlar sanki.
    Sarhoş olmak unutmak istedim,
    Olamadım, yapamadım be güzelim
    Yapma bunu bana O’ nunla
    Bunu kaldıramam.
    Yalandı unuttuğum, sevmediğim seni
    Sevgilim seni belki,
    Ama kendimi kandıramadım
    Bir kaç hafta dayanabildim ancak
    Bu günlerde seni o kadar çok istiyor
    O kadar çok kıskanıyor,
    O kadar çok seviyorum ki
    Sevgilim sana son sözüm affet beni.
     
  9. DilzaR

    DilzaR Üye

    AŞKA DAİR NE VARSA

    Hep hayallerle yaşamayı arzu ediyorum.
    Çünkü hayallerime kimse karışmıyor,
    Hep hayallerimde seviyor, seviliyorum
    Aşka dair ne varsa hepsini orada tadıyorum ..

    Dostluklar bile artık sahte, ikiyüzlü oldu,
    Şimdiki güller eskisi gibi kokmaz oldu,
    Sevgi diye açtığım mektuplar kahır doldu,
    Aşka dair ne varsa hepsini orada sanıyorum ..

    Sevdim hep, sevmediğim olmadı şu cihanda,
    Verdim hep, vermediğim olmadı bu alemde,
    Yazdım hep, yazmadığım olmadı bu hayatta,
    Aşka dair ne varsa hepsini orada biliyorum ..

    Biliyorum yine bana küseceksin bir bahaneyle,
    Seviyorum diyeceksin belki önünde bir sananeyle,
    Kor ateş düşen yüreğime gel bir derman eyle,
    Aşka dair ne varsa hepsini orada yazıyorum ..

    Hayal deyip sakın sevgini esirgeme yüreğinden,
    Gün gelir elbet gerçek olur inanarak sevdiğinden,
    Sen de içersin Tanrıdan dilerim benim içtiğimden,
    Aşka dair ne varsa hepsini orada yaşıyorum ..
     
  10. DilzaR

    DilzaR Üye

    Aşk mı Para mı ?

    * Aşk. Çünkü: Aşk kalıcı, Para bitici ve yalan…

    * Para. Çünkü: Aşığım ama param yok ailelerimizde buna izin vermiyo paramız olursa kimseye muhtaç olmadan yaşarız. Türk filimi gibi ne geyik ama ACI AMA GERÇEK

    * Aşk. Çünkü: Parayı hamallık yaparak ta kazanırsın, peki ya aşkı…

    * Aşk. Çünkü: Aşk kadar güzel bir duygu yoktur…



    Peki sizce ?
     
  11. DilzaR

    DilzaR Üye

    Unutturamaz Seni

    Unutturamaz seni hiçbir şey, unutulsam da ben; her yerde sen her şeyde sen, bilmem ki nasıl söylesem, neşemde sen hüznümde sen, bilmem ki nasıl söylesem...”

    Eskiler ne güzel söylemişler, “ne varsa nostaljide var, eskilerde var” derdi annem...

    Çocukluğumda, dedemin kütüphanesindeki o tozlu taş plakları, eski kitap ve mecmuaları, iki kişi arasında yaşanan o büyük aşkları anlatan siyah beyaz fotoromanları karıştırmak o zamanlar yapmaktan zevk aldığım tek uğraştı...

    Zeki Müren, Hamiyet Yüceses, Safiye Ayla isimlerini ilk kez o taş plaklarda okumuştum.

    “Sahibinin Sesi” idi onlar...

    Artık dedem yok, o plaklar nerede bilmiyorum, o gerçekmiş gibi görünün aşk fotoromanları, o kağıt kokan sarı yapraklı antika kitaplar, o büyük beyaz kütüphane yok...

    Sanki geriye bir ben kalmışım, bir de o unutulmayan, unutturamayan şarkılar...

    Ben seni hep o eski nostalji şarkılarda sevdim bir tanem...

    Seni tanımadan önce, o şarkıları ilk dinlediğimde Yalova’daydım, yine deniz kenarında bir başımaydım, aylarca kaldım o sessiz sahil kasabasında, hem yalıda hem ovada...

    Daha çocukken yalnızlığa alışmıştım, daha küçükken denizin delisi olmuştum....

    Daha büyümeden bütün o şarkıların müptelası olmuştum...

    Daha seni hiç görmeden, daha seni hiç bilmeden...

    Her yer karanlıkken, inleyen nağmeler ruhumu sararken, içimdeki özlemi uyutamıyorken, söyleyin yıldızlar sevdiğim nerede derken, enginde yavaş yavaş gülün minesi solarken, gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar yeryüzünde sizin kadar yalnızım diye ağlarken...

    Dedem şaşırırdı beni bu şarkıları dinlerken, sözlerini hep yanımda taşıdığım defterime yazarken görünce...

    Bir anlam veremezdi yaptıklarıma, daha çok küçüktüm çünkü, bir şeylere yoğunlaşmak, karşılıksız hisler için ağlamak ve o eski siyah beyaz fotoromanlarda gördüğüm aşkların, tutkuların hayalini kurmak için...

    Daha çok erkendi o şarkıları içime sindirip, hafızama ekleyip, dinledikçe acı çekmek için...

    Hayatım boyunca her şeye erken başladım ben...

    İnsanların çoğu bir şeylere hep geç kalmaktan şikayet ederken; ben hep erken oluşumdan, zamanı gelmeden başlamamdan yakındım...

    Acı çekmeye erken başladım; hayal kurmaya, yanımdaki boşluğu dolduracak birini istemeye, istersem dilediğim her şeyi başarabileceğime inanmaya çok erken başladım...

    O eski kitaplarda, taş plaklarda, nostalji şarkılarda başladım ilerde bana çok büyük acılar yaşatacak imkansız kavramlara inanmaya...

    Sevgiye ne kadar erken inanmaya başladıysam, seni de o kadar erken tanıdım...

    Seni ne kadar erken tanıdıysam, ihaneti, umutsuzluğu ve düş kırıklığını o kadar erken öğrendim...

    “Sen bir ömre bedelsin” derken, “her şeyimi uğruna ben boş yere mi verdim?” diye ağlıyordum...

    Bu hayatta her şeyin bir bedeli vardır bir tanem, bunu biraz geç öğrendim, ama senden öğrendim; şarkılardan değil...

    Belki bunu da erken öğrenmiştim, ama senden öğrendim...

    Sen yanımdayken, bana onca şeyi erkenden öğreten şarkıları bir yana bırakıyordum, onları görmezden geliyordum...

    Sonra bir gün sessizce, habersiz, sebepsiz çıkıp gittin...

    “O bir gölgedir, varlık sanırsın” diyordu o şarkı, çekip gittiğin o yağmurlu günde...

    Çıldırasım geliyordu böyle anlarda, tüm dünyaya isyan edesim, tüm insanlardan hesap sorasım, ne kadar acı çektiğimi haykırasım geliyordu sonsuzluğa...

    Her şeye erken başladığım gibi, seni yaşamaya, senin için yaşamaya erken başladığım için seni hiç tanımıyordum, bilmiyordum belki...

    Yaşamımda her şeye erken başladığım için bu kadar çabuk ve acımasızca kaybediyordum belki...

    Gidiyordun ve bana erkenden öğretiyordun ihaneti, bencilliği ve kimsesizliği; bu korkunç sessizliği, bu şarkılara sığındığım zavallı ümitsizliğimi...

    “Yazık olmuş o gözlerden sana akan yaşlara” diyordum haykırarak,

    “Bu aşka canımı adayacağım, yeter ki gel bana senede bir gün...”diyordum yalvararak...

    Beni bu çocukluğumda öğrendiğim şarkılarla öyle büyük bir yalnızlığa mahkum ettin ki, artık yaşadığım bütün acıların suçunu hep erken öğrenişime, erken inanmaya başlayışıma atıyordum...

    Erkenden öğrendiğim her şey eskiydi artık; zaman aşımına uğramıştı...

    Ama değerinden hiçbir şey kaybetmemiş, hatta daha çok değer ve anlam kazanmıştı...

    O şarkılar, o sahibinin sesi mısralar yıllarca kalbimin feryadı gibi yankılandı kulaklarımda...

    O siyah beyaz fotoromanlardaki tutku dolu aşklar yıllarca girdi rüyalarıma, hayallerime, umutlarıma...

    O taş plakları dinlemeye, o hisleri, o arayışları erkenden yaşamaya başladığımdan beri sanki taş basıyorum bağrıma senelerdir...

    Sen de benim için erkendin bir tanem...

    Bu yüzden öğrenmeye, tanımaya başladığım ilk günden itibaren bana acı vermeye başladın ve zaman geçtikçe daha çok anlam kazandın....

    Tıpkı o nostalji şarkılar gibi...

    Gün geçtikçe isyan ettirdin, bazen hayal kurdurdun, bazen unuttun, bazen hüzünlendirdin, bazen heveslendirdin, bazen sevindirdin...

    Tıpkı, daha çocukken varlığını keşfettiğim taş plaklar, siyah beyaz fotoromanlar gibi...

    Çocukluğumda başladım seni sevmeye, artık taş plaklar yok, fotoromanlar yok; o zamanlar kurduğum o fazla masum ve bencil hayaller yok...

    Sen de yoksun...

    Zamanında elde edemediğim, hep erkenden tanıdığım, yaşadığım hiçbir şey yok artık yanımda...

    Yanımda değil bunların hiç biri, ama değerlerinden hiçbir şey kaybetmediler...

    Eskiler, ama silinmezler, unutulmazlar, vazgeçilmezler, asla ölmezler!

    “Ne varsa eskilerde var” derdi annem...

    Ne varsa sende var bir tanem...

    Gördün işte, neye erken başladıysam hep kaybeden, hep üzülen ben oldum...

    Seni ne kadar derin bir tutkuyla, ne kadar erken bir saplantıyla sevdiysem benden bir o kadar kaçan sen oldun...

    Benim erken yaşayışlığımdan kaçtığın zamanlarda tek sığınağım ne varsa onlarda var diye söylenen nostalji şarkılar oldu...

    O şarkıları çocukluğumda, seni ise o şarkılarda buldum...

    Ve anladım ki, bir çocuğun bir varlığı sevebileceği en masum, en saf ve derin duygularla sevmişim seni...

    Ve yine anladım ki, o şarkıları, o anlamları ne kadar erken öğrenmişsem, yaşamışsam, seni de o kadar erken yaşamışım bir tanem...

    Ne varsa eskilerde var, ne varsa erken yaşamışlığımda var, ne varsa ve yoksa, hiç olmadığı kadar sende var...

    Sende benden bir parça var...

    Bana yazdığın o nostalji şarkının derin sözlerinde gizli bizim ortak yanımız, her şeye erken başlayışımız ve hüzün dolu yalnızlıklarımız...

    Ne seni ne de o şarkıları çıkartabilirim hayatımdan, çünkü onları çok çok erkenden öğrendim ben, istesem de silip atamam kalbimden...!

    Mine BAHADIR
     
  12. DilzaR

    DilzaR Üye

    Özledim Seni - Can Yücel

    Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir...
    Beynimi uyuşturuyor özlemin...

    Çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum.

    Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp sürekli bir boşluğa dönüşüyor.

    Sabahlara seni okşayarak başlamaları, akşamları her işi bir kenara koyup
    seninle baş başa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı,

    yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü...

    Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak,

    bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken...

    Ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken...

    Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler,

    geceler boyu nöbet tuttuk başında... O şen kahkahalarına yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek...

    "Atlattı" müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak, doktorun böldü sevincimizi: "Yaşayamaz artık bu evde...

    Yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde" dedi,

    "O gitmeli... Ve kendine yeni bir hayat çizmeli..."

    Bilsen ne zor, gitmen gerektiğini bile bile "Kal" demek sana...

    Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek...

    Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek ve sana bunları söyleyemeden "Git artık" demek...

    "Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa" demek sana ne zor...

    Sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden,
    sesin, kokun hala beynimdeyken...

    Seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...

    Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek...

    Ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı,

    yan yana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı,

    onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına, arkadan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor...

    Ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "Hızla uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek...

    Yokluğunu beklemek, ne zor...

    Bunları düşündükçe, şu anda uzaklarda bir yerlerde üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp,
    terk edilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları, yalnız bulvarları arşınlayarak sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak ve yavaşça üzerini örtmek geliyor içimden...

    Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe dönüşmesinden hicran duyuyorum.

    Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde,
    terk etmişlere özgü bir terk edilme korkusunu da yüreğimin derinliklerinde duyarak sana koşmak,

    yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek

    ve "Dön bebeğim" demek istiyorum:

    "Geri dön... Kulüben seni bekliyor..."

    Can Yücel
     

Bu Sayfayı Paylaş