Sorunlar ve Uyarı Levhaları

'Psikoloji' forumunda Siraç tarafından 11 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Sorunlar ve Uyarı Levhaları konusu
    Sorunlar ve Uyarı Levhaları

    Hayatta karşılaşılan sorunlar kişi için hem alıcı hem verici rolü oynayabilir. Sorunlar illaki hayatın bir parçası olmakla beraber hayatta ne kadar yer iştigal edeceği, kişinin bakış açısıyla da alakalıdır. Kimileri pireyi deve yapmakla sorunlara hayatta çokça yer ayırırken kimileri çözüme odaklanarak soruna değil, çözüme geniş yer vermektedir. Bu yer verme durumu sorunun alıcı mı yoksa verici mi olduğunu belirlemektedir.

    Bazen bir soruna hayatımızda o kadar yer veririz ki artık o hayatımızın merkezine oturur. Ona odaklandıkça hayatımızda var olan birçok şey, görme alanımızın dışında kalır. Görüş alanımızı sorun işgal etmektedir. Onun dışında kalanlar görüş alanımızın dolayısıyla ilgi alanımızın dışına itelenmiş olur.

    Soruna odaklanmak, başlı başına bir problemdir. Soruna odaklanan için sorun olduğundan daha büyük ve daha karmaşık bir hal alır. Girdikçe içine, içinden çıkılmaz gibi olur. Bu, etrafımızdaki yığınla güzel şeyi bırakıp kafamızı bir kuyunun içine sokmaya benzer. Dibini görmek için daha çok eğilirsiniz ama karanlıktan başka bir şey göremezsiniz. Dışarıdaki aydınlık ve doğa, tüm ihtişamı ile orada durmaktadır ne varki kuyuya eğilmekten hiçbirini fakedemez insan. Sorun odaklı olmak, kuyuya bakmaya ısrar etmek gibidir. Hayattaki yığınla güzel şey görmezden gelinince karanlıklar içinde kaldığını sanar insan ve böylece sorun, görüş alanınızın tamamını kaplamaya başlar. Bundan kurtulmak için bazen “çıkar kafanı oradan “ diyecek bir dosta ihtiyaç duyarız ancak her zaman yanımızda böyle bir dost bulamayabiliriz. O halde kafamızı oradan çıkarmamıza veya hiç sokmamıza yardımcı olacak uyaranlar oluşturmalıyız.

    Bu uyaranlar yani kişinin soruna odaklanması engelleyici uyarı levhaları; sürecin başından sonuna kadar hem kişinin destekçisi olur, hem de çözümün bir parçası.


    Mesajı iyi oku!

    Hiçbir şey boşuna olmadığı gibi sorunlar da anlamsız ve amaçsız değildir. Bir sorunun hayatımızdaki var oluş amacı çok çeşitlidir. Bir hatayı farkedip düzeltmeye imkân sağlamak olabilir veya gelişim sürecimize katkı sağlamak veya… Bazen yaşadığımız zorluk geçmişte birine yaşattığımız bir zorluğun, incittiğimiz bir şahsın, ödemediğimiz borcun, kırıp döktüğümüz bir objenin, v.b. hatırlatıcısı olabilir. Geçmişte bıraktığımız ve üzerini örttüğümüz hatalarımıza dikkat çekmek için veya geleceğimize yatırım yapmak için bir mesaj taşıyor olabilir. Amacının ne olduğunu bilemesek de mesajının ne olduğunu anlamak için gayret göstermeliyiz. Bunun için algılarımızı iyi kullanmalıyız. Üzerinde ince ince düşünüp, kendi payımıza dersler çıkarmalıyız. Mesajdan anladıklarımız; kuyunun karanlıklarına bakmak yerine; geçmişe bakıp kusurlarımızı farketmemize veya önümüze bakıp ilerlememize imkân sağlar. Bu da “çıkar başını oradan” diyen bir dost gibi yararlıdır.

    Bahane bulmaktan vazgeç!

    Genelde soruna bakarken belaya bakar gibi bakarız. Belaymış gibi baktığımız bir durumdan uzaklaşmak isteriz. Bunun içinde bazen üstünü örteriz, bazen kaçmaya çalışırız bazen de suçlayacak birini bularak, sorunu onun üstüne yıkmayı tercih ederiz. Bu sorunda kendi payımıza düşen kısma gelince; bunu izah edecek bir açıklamayı(bahaneyi) bulmakta pek de zorlanmayız. Herzaman için geçerli nedenlerimiz!(bahanelerimiz) mevcuttur. Şu kesinlikle bellidir ki; bahaneler hiçbir zaman çözümüm bir parçasını oluşturmazlar bilakis soruna katkı sağlamak için etkilidirler. Bahane üretmek yerine sorumluluk üstlendiğimizde bu sorumluluğun gereğini yapmak için harekete geçeriz. Bu da başımızı soktuğumuz kuyuya bakmaktan (soruna odaklanmaktan) kurtulmamıza yardımcı olur.

    Bakış yerini değiştir

    Duruma her zaman kendi nazarımızdan bakmak; bazen sorunu doğru anlamayı ve çözümü farketmeyi zorlaştırır. Farklı bakış açılarından bakmak ise; farklı algılamalara ve alternatif çözümler bulmaya imkân sağlar. Duruma muhatabın nazarından veya dışarıdan yabancı birinin nazarından bakmak soruna bakışımızı etkiler. Kimi zaman muhatabın nazarından bakmayı deneriz de bir yabancı nazarıyla bakmayı pek düşünmeyiz. Olaya tamamen dışarıdan bakınca, çok büyük gözüken sorunlar bazen küçücük oluverir, ehemmiyetle üzerinde durduğumuz bazı durumların bu kadar önemi hak etmediği kanaatine varabiliriz, hatta sorun diye tanımladıklarımızın sorun olmadığı sonucunu da çıkarabiliriz. Bu anlamda; “baktığın yeri değiştir” sorunu tanımlamamıza destek sağlayan bir uyarı levhasıdır.

    Herşeye rağmen ümidini koru

    Bazen işler karmaşık bir hal alır karamsarlığa kapılırız. Hatta soruna o kadar odaklanırız ki, bu dert hiç bitmeyecekmiş gibi gelir. Bu en sıkıntılı zamanlarda dikkat etmemiz gereken önemli bir uyarı levhasıdır “ümidini koru”

    Kişinin kurtulacağı ümidi olmayınca kurtulmaya gayreti de olmaz. Ümidi ve gayreti çıkarırsak hayatınızdan, geriye sorundan başka ne kalır?

    Biraz daha gayret!

    Bazen vazgeçmek, sonuca ramak kala pes etmektir. Pes etmemek için bizi uyaran bir başka levha “az daha gayret”

    Gayreti sadece fiziksel olarak algıladığımızda yanılgıya düşmüş oluruz. Esasında gayret kişiyi gafletten ayıran, farketmesini ve doğrulmasını sağlayan her eylemi kapsamaktadır.

    Kişi için gayretin farklı aşamaları söz konusudur. Zihinsel, bedensel, sosyal, manevi gayretin hepsi birbirini destekleyici ve bütünleyicidir.

    Zihinsel olarak kişi çözüme odaklanıp, alternatif çıkışlar üreterek sorunu giderme gayretine girer. Zihinsel çaba, sorunun kişiye verdiği mesajı algıyabilmesi içinde, çıkış yolunu farkedebilmesi için de zaruridir.

    Kimlerden destek alınabileceği ve kimlerle istişare edileceği zihinsel gayret ile tespit edildikten sonra uygulamaya geçmek, sosyal gayretimiz olur. Kişisel gayret sorun gidermede bazen yeterli olsa da, istişarede bulunmak her zaman için önemli bir etkendir.

    Bedensel gayret, kişinin sorumluluklarını üstlenmesini gerektirir. Bu sorunun çözümü için kendine düşen görev; düşünce ve istişare ile şekillendikten sonra, sorumlululuğu yerine getirme çabası, gayretin bedebsel kısmını oluşturur.

    Manevi gayretimizi kulluk bilincimiz belirler. Bu anlamda herkes için manevi gayretin tarifi farklılaşır, ancak şu kesin ki; dua etmek ve dua istemek manevi gayretin önemli bir bölümümü oluşturmaktadır.

    Hadi gülümseeee

    Süreç ne kadar sıkıntılı geçse de, bu sıkıntının olumsuz etkilerini azaltmak, kendimiz ve etrafımızdakiler için yararlı bir şey yapmak ve sadece sorunu değil güzellikleri de farkedebilmek için yapabileceğimiz küçücük bir şey var, bir tebessüm.

    Bazen bir tebessüm bir yığın güzel olayın tetikleyicisi olur. Her gülümseme hayra açılan bir kapıyı tıklamak gibidir. Biz farkında olmasak da tebessümlerle hayatımıza nice güzellikler, hayırlar katılmaktadır. Kim bilir çözüm kapısını çalan, gülümseme ile gelen tık tıklardır veya dua ile gelen bir nida…


    Uyarı levhalarını çoğaltmak ve dikkate almak sorunları hayatımızın merkezine taşımamamızı sağlar. Böylece kuyunun karanlıklarına bakmak yerine, hayatın güzelliklerine, sahip olduğumuz nimetlere bakıp şükredebiliriz.

    Soruna odaklanmak kuyunun karanlıklarına bakmaksa, çözüme odaklanmak kuyudan su çekmeye benzer. Çektiğimiz sular bol olsun.
     

Bu Sayfayı Paylaş