Sonradan müslüman olanlar

'Dini Sohbetler Dini Forum' forumunda DilzaR tarafından 12 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. DilzaR

    DilzaR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Sonradan müslüman olanlar konusu
    [​IMG]
    Bizans ordusunun Müslüman olan komutani George
    Hz. Peygamber s.a.s'in vefatindan sonra, Islam Devleti'nin idâresini Hz.Ebû Bekir r.a. yüklendi.
    Hz. Peygamber s.a.s'in vefatiyla beraber, Islam'in gerçeklerini anlayamamis olan birtakim Müslümanlar, irtidât ettiler; yâni Islam esaslarina inanmadiklarini ilân ettiler. Islâm'da mürtedin, yâni dinden çikanin cezasi ölüm oldugundan, Halife Hz.Ebû Bekir r.a., bu insanlarin üzerine ordular göndererek, onlara gereken cezayi verdi.
    Bu arada birtakim Müslümanlar da söyle dediler:
    "Biz Islam'in dört sartini kabul ediyoruz: Kelime-i sehâde-ti söyleriz, namaz kilariz, oruç tutariz, hacca gideriz; fakat ze-kât vermeyiz".
    Islam'in dört sartini yerine getirip, sadece bir tek sartini ifâ etmeyeceklerini söyleyen bu Müslümanlar üzerine de, Hz.Ebû Bekir r.a. cihâd ilân etti. Bu, son derece mühim bir karardi: Müslümanlara cihâd ilân etmek!
    Hz.Ömer r.a.; o sertligiyle, siddetiyle ün salmis olan insan, gelmis Hz.Ebû Bekir r.a.'a yalvariyor ve ona söyle diyor:
    "Sen, Resûlullah s.a.s'in, "Ben insanlar lâ ilâhe illallah Muhammedun Resûlullah' deyinceye kadar onlarla savasmakla emrolundum. Kim bunu derse mali ve cani emniyette olur, hukuku ve hesabi Allah'a kalir" dedigini duydugun halde, nasil Müslümanlara, "zekât vermiyorlar" diye savas açarsin"(1). Hz.Ebû Bekir r.a. söyle cevap verdi:
    "Vallahi, namaz'la zekâtin arasini açanlarla savasacagim; çünkü zekât malin hakkidir". Daha sonra Hz.Ömer r.a. söyle demistir:
    "Vallahi, Allah'in, Ebu Bekir'in gögsünü ferahlattigini gördüm ve anladim ki, o haklidir"(2)
    Hz.Ebû Bekir r.a., bu karari aldiktan sonra, Halid b. Velid'i, Islam'in bes sartindan herhangi birisini terkedenlerle savasmaya gönderdi (3). Yâni Hz.Ebû Bekir r.a. Islamin bes sartindan bir tanesini dahi terk edeni Müslüman saymiyor ve onlara cihâd ilân ediyor. "Islam bir bütündür" diyor; bir kismi terkedilince, o Islam'dan baska bir sey olur diye kabul ediyor ve Islâm'i bu sekilde anlayanlara savas açiyor.
    Halid b. Velid, Esed ogullari ve Gatafân'dan bu gibi insanlarla savasip büyük bir kismini öldürdü; geriye kalanlar da, ya esir oldular veya Islam'in bes sartina harfiyyen uyacaklanm söyleyerek Müslüman oldular. Ve anladilar ki, bu isin sakasi yok! Halîfe, Islam'in bir tek sartini terkedeni öldürüyor!..
    Halid b. Velid, Medine'ye geri döndükten sonra, Halife Hz.Ebû Bekir r.a. onu ordusuyla beraber kuzey cephesinde bulunan Bizans üzerine gönderdi.
    Bizans üzerine sefer
    Hz.Peygamber s.a.s., Islam'm payidar olmasi ve insanligin kurtulmasi için, milâdi 7. yüzyilin iki emperyalist süper gücü olan Bizans ve Iran Imparatorluklarin çökmesi gerektigine isaret etmis ve daha hayatta iken, buralara savas açmistir. Bizans ve Iran: Bugünün Rusya ve Amerika'si, Avrupa'si ve Çin'i...
    Bizans köyleri, kasabalari, sehirleri, teker teker Islâm Devleti'nin egemenligine giriyor: Halid b. Velid'in elinde teslim oluyorlardi... Resulullah s.a.s'in duasi gerçeklesmis, Halid Allah'in kilici (Seyfullah) olmustu... Koca Bizans kaleleri, âdeta onun ki liciyla yerle bir oluyordu. Bunlar hikâye de degildi... Nitekim iki süper devletten Bizans, her gün biraz daha küçülüyor, topraklarini, vatandaslarini Islam adaletine, yâni Allah'in kanunlarina terkediyordu.
    Bu sekilde, tek gayeleri Allah'in kanunlarini her tarafa ha kim kilmaya matuf olan (4) Islam ordusu, bugünkü Ürdün sinirlari içerisinde bulunan ve o zamanlar Bizans'in elinde bulunan Yermuk'a varmisti.
    Islam ordusunda, 100'ü Bedir savasina istirak etmis olan (Bedrî) bin kadar sahabî vardi (5).
    Iki ordu karsilasiyor
    Islam ordusuyla kâfir ordusu karsi karsiya gelmislerdi. Her iki tarafin ordu komutanlari, ordularinin savas düzenine sokuyor, son taktiklerini veriyorlardi.
    Her iki ordu bu sekilde karsi karsiya gelince, Bizans ordu komutani George ordusunun saflarindan ayrilarak, her iki ordu arasinda durdu ve Islam ordu komutani Halid'i istedi. Halid, yerine Ebû Ubeyde Ibnu'l-Cerrâh'i birakarak, atini George'ye dogru sürdü. Her iki komutan birbirlerine o kadar yaklastilar ki, atlarinin boyunlan birbirine degiyordu (6).
    Iki davanin, ideolojinin, dünya görüsünün temsilcileri karsi karsiya gelmislerdi: Bir yanda Islam, öbür yanda Sirk ve Küfr!..
    Her iki komutan birbirlerine aman verip konusmaya basladilar. George söyle dedi:
    - Yâ Halid, bana dogruyu söyle ve yalan söyleme! Çünkü hür olan yalan söylemez. Bana oyun oynamaya da kalkma, çünkü asîl olanlar, Allah rizasi için konusmak isteyene oyun yapmaz-
    lar. Allah'in sizin Peygamber'e gökten bir kiliç indirdigi ve Peygamber'in de onu sana verdigi, ve o kilici üzerlerine çekip savastigin her kavmi maglub ettigin dogru mu? Halid:
    - Hayir! dedi. George tekrar sordu:
    - O halde, niçin Seyfullah (Allah'in kilici) diye adlandinldin? Halid su cevabi verdi:
    - Allahu teala bize Peygamberini gönderdi. O bizi Islam'a davet etti. Biz ise, ondan nefret edip, ondan uzaklastik. Sonra bir kismimiz ona inanip, tabi oldu, bir kismimiz da onu yalanlayip uzaklasti. Ben, onu yalanlayip, ondan uzaklasan ve onunla savasanlar arasindaydim. Daha sonra Allah kalplerimize hidayet verdi ve ona inandik. O zaman bana, "Sen, Allah'a baska güçleri ortak kosanlar -yâni O'na inandiklarini söyledikleri halde O'nun kanunlarina degil, kendi yaptiklari kanunlara tabi olanlar- üzerine çekilmis olan Allah kiliçlarindan bir kiliçsin!" dedi ve muvaffak olmam için dua etti. Böylece bana "Seyfullah" dendi. Ve ben, Allah'in yaninda baska güçler taniyan, onlara tabi olanlara karsi en siddetli savasan Müslümanlardan biriyim. George:
    - Dogru söylüyorsun, dedi ve devam etti:
    - Yâ Halid, beni neye davet ediyorsun? Halid söyle dedi:
    - Allah disinda, itaat edilecek hiç bir ilâh, yani güç, yâni put, yâni makam, yâni kisi tanimadigina; Muhammedin, O'nun hem kulu, hem de Peygamberi olduguna inanmak ve bunu herkese karsi açikca ilân edip sehâdet etmek; Peygamber vasitasiyla Allah'tan gelen kanunlari ikrar edip uymak! George söyle sordu:
    - Peki bu dediklerini kabul etmeyenlere ne yaparsimz? Halid su cevabi verdi:
    - Teslim olurlarsa, onlardan cizye alir, inançlarina karismayiz ve Islam Devletine tabi olurlar. George devam etti:
    - Cizye vermezlerse? Halid söyle dedi:
    - Onlara savas açacagimizi söyler ve onlarla savasiriz! George tekrar sordu:
    - Bugün dininizi kabul edip size katilanlarin Allah katinda mevkisi ne olur? Halid su cevabi verdi:
    - Allah'in bize farz kildigi gibi, mevkisi bizimkiyle ayri olur. Güçlü olanimiz, zayif olanimiz; önce Müslüman olanimiz; sonra Müslüman olanimiz, hepimizin mevkisi birdir. George yine sordu:
    - Yâ Halid, bugün sizin dininize girenin sevabi ile sizinki aynidir, demek mi istiyorsun? Halid:
    - Evet, hatta bizden de üstündür! George:
    - Nasil sizinle bir olur ki, siz ondan önce Müslüman oldunuz? Halid:
    -Biz bu dine girip, Peygamberimiz s.a.s.'e biat ettigimizde, o aramizda yasiyordu. Ona Allah'tan haberler geliyor, o da bize teblig ediyordu. Bize öyle deliller gösteriyordu ki, bizim gördüklerimizi görenlerin, duyduklanmizi duyanlarin Müslüman olup, biat etmeleri tabii bir seydi. Size gelince; siz bizim gördüklerimizi görmediniz, duyduklanmizi duymadimz ve onda müsahe de ettigimiz harikalara sahit olmadiniz. Onun için, aranizdan, kim samimi bir niyet ve ihlâsla dinimize girse, o bizden üstün olur! George söyle dedi:
    - Billâhi bana dogru söyledin, yalan söylemedin ve beni kendi fikrine çekmek için bir sey söylemedin. Halid:
    - Billâhi sana dogru söyledim. Benim, ne senden ve ne de siz-en olan hiçbir kimseden korkum yok! Sana söylediklerimin dogru olduguna da Allah kefildir.
    Bizans komutani Müslüman oldu
    Bunun üzerine George,, "dogru söyledin" dedikten sonra, kalkanini ters çevirdi ve Halid'e yaklasarak, "bana Islam'i ögret" dedi.
    Halid, George'yi karargâhina götürerek, üzerine bir tulum su döküp guslettirdi. Daha sonra da iki rekât namaz kildi.
    George'nin Müslümanlar tarafina geçmesini hücum sanan Bizans askerleri saldiriya geçti ve savas basladi.
    George Müslüman olmus, Halid'in yaninda, biraz önce komutani oldugu Bizans ordusuna karsi savasiyordu. Savas aksama kadar sürdü ve Islam ordusunun zaferiyle son buldu (7).
    Savas meydaninda binlerce ölü ve sehit... Müslüman sehitleri ve kâfir ölüleri... Bir degillerdi tabii. Sehitler Allah için; ölüler ise Allah düsmani, yâni Islam nizamina düsmanlar için savasmisti. Ayni kefeye konamazdi bunlar! Kâfir ölüsüne nasil sehit, Müslümanla savasan kâfire nasil gazi denir? Müslüman sehitle, kâfir ölü, Müslüman gazi ile, savastan sag kurtulan kâfir askeri ayni ise, niçin savasiyorlar bunlar?.. dertleri ne bunlarin?
    Elbette ki biri Müslüman, digeri kâfir; Biri sehit, digeri ölü; biri gazi digeri kâfir firarisidir; "Müsrikler hoslanmasalar da".
    Allah'in, birbirmin ziddi olarak gösterdigi sehitle kâfir ölüsünü, hangi insan hangi hakla bir tutabilir?
    Farkli bir sehid
    Müslüman sehitleri arasinda, bir tanesi vardi ki, farkliydi öbürlerinden. Peygamber'i görmemis, Kur'an-i duymamisti o...
    Zekât nedir bilmiyor, Hac 'dan habersizdi o... Ayet okumamis, oruç tutmamisti o...
    Bu farkli sehidin adi George idi. Halid'e bakarak kildigi iki rekat namazdan baska namaz kilmadi. Adini bile Müslüman adina çevirmeye firsati olmadi. Bir tek sey bildi George: Kendini Allah davasina fedâ etmek...
    Buram buram sehadet kokuyordu George. Cennet görevlileri onu cennette agirlamak için yarisiyorlardi âdetâ...
    Allah'in kilici Halid, Müslüman olusu henüz bir günü doldurmamis olan bu sehide gipta ile bakiyor, Allah'in hikmet ve kudreti karsisinda, sevinç ve sükür gözyaslari döküyordu.
    George, "kâlü belâ"dan beri, Allah davasi için sehid olmus, en güzel insanlar arasina giriyordu... Ne mutlu ona ve onun gibi olanlara





    [​IMG]


    (Atlas Okyanusu ile Akdenizin birbirine karışmadığını gördüm ve ilmen de tesbit edilmiştirBunun 1400 sene önce Kur'an-ı kerimde bildirildiğini duyunca, müslümanlığın hak din olduğuna inanıp müslüman oldum)
    Kaptan Kusto (Fransız)

    Kur'an-ı kerim, Allahın adı ile başlıyor, Allahın birliğini bildiriyorduHayretim arttıTevhid dini olan müslümanlığı seçti
    Cat Stevens (İngiliz)

    İslâm, çağları ardında sürükliyen bir dindir Müslüman olmakla, çağlarüstü dini seçmiş oldum
    Roger Garaudy (Fransız)

    Anarşinin ancak İslâm ahlâkına sahip olmakla önleneceğine inandım İçkiyi bıraktım, tesettüre girdim ve namaza başladım
    Tına Gfanzıl (Alman)

    İslâmda, ırk, renk ve dil farkı gözetilmediğini, herkesin eşit olduğunu, namaz kılarken de rütbe ayrımı yapılmadığını gördüm Müslüman oldum
    Thomas Clayton (Amerikalı)

    İslâm, en iyi şeyleri ihtiva eder Hiç bir dinde kardeşlik, İslâmdaki gibi değildir
    Dr Rolf Freiherr (Avusturyalı)

    İslâm, sevgi, doğruluk, temizlik ve güzel ahlâkı emrettiği için müslüman oldum
    A Uemura (Japon)

    İslâmı akla da uygun bulup müslüman oldum
    Cecilla Cannolly (Avusturyalı)

    İlim Çinde de olsa alın hadisini okudum İslâmın ilme verdiği önemi görünce müslüman oldum
    Mr Board (Amerikalı)

    İslâm, israf ve cimriliği yasaklayan, maddi- manevî her hususta en güzel kaideleri olan dindir
    Albay Ronald Rockwell (Amerikalı)

    İslâm dünya ve ahiret mutluluğunu gösterdiği için müslüman oldum
    B Karai (Zengibar)

    Putlara değil de, bir Allaha ibâdet etmeyi, doğruluğu, emanete riayeti, insanların haklarını gözetmeyi emreden İslâmiyeti kabul ettim
    Necaşi (Habeş İmparatoru)

    Tufeyl bin Amr, usta bir şairdi Onun gibi şiirden anlıyan pek azdı Kur'an-ı kerimi okuyunca, onun şiir ve beşeri bir söz değil, ilahi bir kelam olduğunu hemen anlayıp müslüman oldu



    [​IMG]Resimin Orjinal Bouyutu 1212x357 dir. Orjinal Boyutta Bakmak icin Tiklayiniz.[​IMG]


    Müslüman Olanlar Anlatıyor:

    Süleyman (Fransa):
    İsmim müslüman olmadan önce Patrik C. idi. Müslüman olduktan sonra Süleyman ismini aldım.
    Fransa’da papazlık eğitimi veren bir okulda teoloji (din) eğitimi aldım, bütün dinleri tedkik ettim ve dinlerin içinde hak din olarak İslâm’ı gördüm ve iman ettim. Fransızca’nın yanında Almanca ve İngilizce bilirim.
    İslâm dinini yaşamak ve yaşayanı bulmak için Türkiye’ye, Suûdî Arabistan’a, Pakistan’a ve daha birçok İslâm ülkelerine gidip araştırdım. İslâm dinini öğrendiğim için; bir ilâhî hükümlere bakıyor, bir de müslümanım diyenlere bakıyordum ve “Hayır! Benim bildiğim İslâm bu değil.” diyordum.
    Zira Allah-u Teâlâ dininin hükümlerini koymuş, emir ve yasaklarını beyan etmiş, hudutlarını çizmişti.
    “Allah’a tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku ve secde edenler, iyiliği teşvik edip kötülükten vazgeçirmeye çalışanlar ve Allah’ın hududunu koruyanlar... İşte bu müminleri müjdele!” (Tevbe: 112)
    “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!” buyuruluyor. (Hud: 112)
    Bu hükümlere bakıyor, gerçek İslâm’ı yaşayanları aramaya devam ediyordum.
    Zaman sonra bir vesile ile Almanya’da bir kardeşimizle tanıştım, inceden inceye yaşayışını takip ediyor ve: “Galiba aradığımı buldum!” diyordum. Bu defa o kardeşin arkadaş çevresini araştırdım. Hepsinin de İslâm dinini yaşadıklarını görünce huzur buldum ve: “Senelerdir aradığımı buldum, elhamdülillâh.” diye şükrettim. Daha sonra onlara bu edebi, bu terbiyeyi, bu İslâm icaplarını nereden tahsil ettiklerini sordum. Onlar da yirmi adet büyük kitaptan meydana gelen külliyatı gösteriyorlar ve bu kitaplardan aldıklarını söylüyorlardı. “Bu kitapların hepsini bir kişi mi yazdı?” diye sordum, onlar da “Evet!” dediler. Türkçe bilmediğim için sadece İngilizce ve Almanca’ya çevrilen kitapları tetkik ettim ve “Tamam! Beni bu kitapların yazarına lütfen götürün!” dedim.
    Böylece Adapazarı’na gittik ve Muhterem Ömer Öngüt’le tanışma bahtiyarlığına kavuştum. O günü unutamıyorum. Gözlerim boşaldı, içim imanla doldu. Aradığımı bulmuştum.
    ‘Ben de bu hizmetle müşerref olayım.’ ümidiyle Almancasını okuduğum kitabı Fransızca’ya tercüme ettim. Bu hizmeti nasip ettiği için Hazret-i Allah’a sonsuz şükürlerimi arzederim
     

Bu Sayfayı Paylaş