Sokaklardaki Çocuklarımız-Yaşam Hikayeleri

'Masallar-Hikayeler-Destanlar' forumunda KaRDeLeN tarafından 26 Ekim 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Sokaklardaki Çocuklarımız-Yaşam Hikayeleri konusu
    Sokaklardaki Çocuklarımız

    Bugünler malum, İstanbul’da sağanak yağışlı havalar hakim. Bir ara yağmur aralanınca, yapmam gereken alışveriş için, dışarı çıktım.Dönüş yolunda elimde poşetlerle, eve varmak için adımlarımı hızlandırdım.Yine ayni çocuk karşımda.Elinde satmak için uzattığı mendiller, sırtında ince bir penye, aşağı yukarı on onbir yaşlarında, zayıf kuru bir erkek çocuk.

    Bundan birkaç ay önce de, üzerinde okul kıyafeti, yanıma yanaştı:

    -Mendil alır mısın abla? Öyle mahzun ve mazlum duruşu vardı ki, uzmanların, sokak çocuklarından bir şey almayın, bu onlara iyilik değil kötülük olur. Para kazandıklarını görünce, eve dönecekleri varsa da dönmezler, uyarısına rağmen, bir mendil parası verdim, o mendilin kendisinde kalmasını, mutlaka okula gitmesini söyleyerek yanından ayrıldım.

    Gerçi üstü başı temiz, sokak çocuğu görünümünde değil. Muhtemelen, harçlığını çıkarmak için mendil satıyor. Dün ayni çocuğu, ayni caddede görünce, acelem olduğu için ilgilenemedim, fakat içim sızladı.Muhtemelen ailesi tarafından, para kazanması için, sokaklara gönderilen çocuklardan biri.Müsait olduğum zaman , ayni caddede onunla buluşup, konuşmaya özen göstereceğim

    -Heyhat, dedim, kimileri bir yavrum olsun diye kıvranıp, çalmadık doktor kapısı bırakmazken, kimisi de, geçim derdini küçücük yaşlarda, o ufak omuzlara yüklemekte bir sakınca görmüyor.

    Çocuk, bir ülkenin umudu, geleceği, yarınlarımızı emanet edebileceğimiz her şeyimiz. Bizim ülkemizdeki kadar, tevekkel,
    -saldım çayıra, Mevlam kayıra, zihniyetiyle büyüyen çocuklar, mutlaka dünyanın bir çok ülkesinde vardır.

    Bütün çocukları sevip koruyup kollama isteğime rağmen, beni kendi ülkemin çocukları ve onların gelecekleri daha çok düşündürüyor.

    Neden bakabileceğimiz kadar çocuk sahibi olmuyoruz?

    Neden eşler, birbirleriyle anlaşıp anlaşamayacaklarını anlamadan bir çok günahsızı dünyaya getirip, sonra üç çocuk ondan, iki çocuk ondan, bir sürü analı babalı yetim ve öksüzler ordusunu artırıyoruz?

    Ülkemiz, mutlu azınlık dışında, orta hatta orta halin altında geçim şartlarına sahip bir ülke.
    Hepimizin çocukluğumuzu düşünürsek, normal şartlarda, idareli yaşayan ailelere sahiptik.
    Yine de az kazanırlarsa, bulgur bulamaç, çok paraları olduğunda baklava börek yedirerek,
    ele güne muhtaç etmeden yetiştirdiler bizi.

    Ailelerimiz geçim şartlarına bakmadan, altı yedi veya daha fazla çocuk sahibi olmayı da düşünmediler. İki kardeşi alınlarının akıyla, hayata kazandırdı annemiz, babamın vefatından sonra.

    Kitle iletişim ve medyanın böyle yaygın olmadığı, bilgilenme ve haber almanın, günlük gazeteler ve haftalık bazı dergilerle sağlandığı yıllarda, insanlar hiç de cahil değildi, nüfus planlaması hakkında.

    Şimdi her mahallede birkaç sağlık ocağı, ücretsiz bilgilendirme ve sağlık desteğine rağmen, parası olan olmayan, yarınlarını düşünmeden çocuk dünyaya getiriyor.

    Sonra her köşe başında su ve mendil satan çocuk manzaraları…

    İçim acıyor, üzülüyorum, sinirleniyorum.

    Okuma alışkanlığı çok az olan bir ülkeyiz. TV ler deseniz, eğitim adına hiçbir şey yok. Saçma sapan, nasıl sevgili bulunuru gençlere öğretmeyi kendilerine amaç edinmiş, okul dizileri, karşı cinse kendimizi nasıl beğendirebilirizin dışında, genel kültür, görgü ahlak içeren yayınlar hak getire.

    İki cümleyi, düzgün bir şekilde bir araya getirebilen, kaç tane lise öğrencisi sayabiliriz.

    Çok olumsuz bir yazı oldu, farkındayım, gittikçe ümitlerim azalıyor.

    Yapmayalım, ne olur, tertemiz bir kağıt gibi ellerimize verilen yavruları, doğdukları andan itibaren yalan kutusu tv ye mahkum edip, sonra içi boş tef gibi dokunduğumuz anda tın tın ses veren, bilgisiz, kültürsüz, konuşma adabı bilmeyen, yeri gelip, bu hallerinden kendileri de sıkılan, yapma biblolara çevirmeyelim .

    Onlar, sevgi şefkat ilgi bekliyorlar bizden, hayata hazırlamak için kendimizde bir şeyler olmalı ki, onlara verebilelim.
    Eğitebileceğimiz, doyurup, sevip, sarmalayabileceğimiz kadar çocuk sahibi olalım.

    Onlar bu dünyaya isteyerek gelmiyorlar. İnsandır yavrusunu, hayatını kazanıp, okulunu bitirip iş güç sahibi olana kadar koruyup, kollayan. Belgesellerdeki vahşi dediğimiz yırtıcılar bile, kendisi karnını doyurmayı öğrenene kadar, yavrularını doyuruyor.

    Düzgün aile yapıları olup, evlatlarını en güzel şekilde yetiştirip, onların mürüvvetleriyle sevinip mutlu olan aileler mutlaka ki var Rabbime şükür. Olmasa zaten, içinde yaşanmaz bir hale gelir toplumumuz.

    Okuyan arkadaşlar kusura bakmayın, bazen üzüldüğüm bir olayda, kalemime (işin doğrusu, klavyenin tuşlarına) hakim olamıyorum.

    Hiç kimseyi suçlamıyorum, hiç kimseye öfkem yok, sadece üzüldüğüm bu konuyu, siz arkadaşlarımla dertleşerek paylaşmak istedim. Eğer fazla sert yazıp, canınızı sıktıysam affola, çocuklar benim için her zaman hassas bir konu, hoşgörünüze sığınıyorum!!!

    Handan Akbaş
     

Bu Sayfayı Paylaş