Siz Gerçek Müslüman Gördünüz Mü?

'Dini Sohbetler Dini Forum' forumunda NeslisH tarafından 18 Mayıs 2009 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Siz Gerçek Müslüman Gördünüz Mü? konusu
    Doç.Dr. Nihat Hatipoğlu'nun Hürriyet Gazetesindeki Makalesi
    Siz gerçek Müslüman gördünüz mü?
    MÜSLÜMAN olmak bir nimettir. Bir ayrıcalıktır. Ama aynı zamanda bir külfettir.

    Sorumluluktur. Görev yüklenmektir. Örnek olmaktır. Son vahyi temsil etmektir. Muhammedi bir ahlakla ahlaklanmaktır. Allah'ın ahlakıyla ahlaklanmaktır.

    Toleranslı olmaktır. Başkasının hatasını çok görmemektir. Çok olan hatasını abartmamaktır. Öz çocuğuna gösterdiği toleransı başkasının evladına da göstermektir.

    Beyefendi olmaktır. Kaba, haşin, sert ve incitici olmamaktır. Gerektiğinde bir gül kadar narin ve nazik ve yine gerektiğinde bir cam vazo kadar kırılgan olmaktır.

    Bencil olmamaktır. Her şeyi kendisine yontanın ahlakı, Makyavelist, egoist ve çıkarcı bir çizgi çizer. Bu çizgi Müslüman'la aynı karede buluşamaz. Nefsin bencil arzularına gem vuramayan Müslüman, Kuran'ın deyimiyle "şeytanına kelepçelenmiştir".

    Anlayışlı olmaktır. En basit örneğiyle, otobüste seyahat ederken, uçakta yolculuk yaparken kahkahayla gülmemeli, bağırmamalı, başkasını rahatsız etmemeli, etrafa nefret hissi vermemeli, başkasını tiksindirecek hiçbir tavır içinde olmamalıdır.

    Adil olmaktır. Müslüman kendisi için istediğini başkasına da istemelidir. Kendisine uygun görmediğini başkasına reva görmemelidir. Hz. Ömer adaletini gözetmektir. Yanlış yapan, dolandırıcılık yapan kendi öz evladı bile olsa özel muamele gösterilmemelidir. Ayrıcalık tanınmamalıdır.

    Düşmanın da hukukunu gözetmektir. Sevmediğini, tutmadığını, düşman gördüğünü meşru-gayri meşru her yolla sindirmemelidir. Düşmanı kendisinden emin olmayan Müslüman, El-Emin olan peygamberi temsil edemez. Müslüman, düşmanına karşı da adil olmalıdır. Onun hukukunu korumalıdır.

    Haram kazanmamaktır. Helal düşünmek, helal kazanmak, helal harcamak ticarette kuşanılması gereken İslam ahlakıdır. Müslüman, kamuya, devlete veya garibana ait malı hile ve hurda yolla ucuza mal edemez. Ederse bu haram kazanç olur. Herhangi bir ihalede, mal alışverişinde, daha iyi ve temiz iş yapan insanların önünü kesmek için plan ve program yapamaz.

    Sorumluluktur. Makamın hakkını vermektir. Makam, mevki ve sorumluluğu başkasının haksız kazancına merdiven yapmamaktır. Belki din, idarecilerin miras bırakmasına engel olmuyor ama bunu sınırlayacak işaretler verip işi vicdana bırakıyor. Hz. Peygamber miras bırakmamıştır. "Peygamberler miras bırakamazlar" diyerek idareciler ile sermaye ve mal biriktirme arasına (mücbir olmayan-şart olmayan) perde germiştir.

    Temizliktir. İlk emirlerden biri "elbiseni temizle" olan bir dinin mensupları dışlarını, içlerini, kafalarını, hınçlarını, bencilliklerini, niyetlerini temizlemeliler. Şehirlerini, köylerini, evlerini, bahçelerini temizlemeliler. Bu kadar basit şeyler önemli mi? Evet hem de çok önemli. Çünkü dış görüntümüz, iç görüntümüzü ele veriyor. Şehirleşmemizde, altyapımızda ileri ülkeleri geçebiliyor muyuz? Hayır, çok gerideyiz. Peki niye, eksikliğimiz nerede! Onlardan daha az zeki değiliz herhalde.

    Halkla eşit şartları paylaşmaktır. Halkı yoksul olan Müslüman idareciler lüks, şatafat ve debdebe içinde yaşamaz. Yaşarsa zalim bir idareci olmuş olur. Hz. Ömer, Mısır'a vali yaptığı Hz. Amr bin As'ın yaptırdığı görkemli köşkü yıktırmıştır. Bir adama tokat atan eski kabile reisi Cebele'ye kısas uygulamak istemiş ve gariban köylünün Cebele'ye tokat atmasını emretmiştir.

    Medine halkının maddi yönden darboğazda olduğu kıtlık yıllarında halk yemek bulamıyor diye kuru ekmeğe talim etmiştir. Bir gün sofrasında zeytinyağı bulunduran Hz. Ömer, bir vatandaşın biz bu yağı da bulamıyoruz sözü üzerine zeytinyağını kendisine yasaklamıştır.

    Müslümanlık hakkaniyet, adalet, temiz ahlak ve Kurani teraziye uymaksa bunları uygulamadan kámil Müslümanlık olamaz. Çünkü Müslümanlık başkasına vaaz ederken kendi kulağına pamuk tıkamak değildir. Kulaklar nasihat dinlemek için yaratıldı, iyi şeyler duymak için, dil iyi şeyler konuşmak için, göz iyi ve doğruyu görmek için. Ayak iyi ve temiz yola gitmek için ve nihayet eller temiz ve şaibesiz sermayeye, mazlum olan düşküne, mağdura uzanmak için yaratıldı. Hani bu organları bu amaçla kullanan, hani kulaklarının, gözünün, dilinin, ayak ve ellerinin hakkını verenler.

    * * *

    Hani Ya Rabbi, bu hayattan beni harama bulaştırmadan al diyen Müslüman, hani arkasını döndüğünde, en inatçı düşmanının-rakibinin arkasından gözyaşı döktüğü Müslüman. Hani eliyle, diliyle, kalbiyle, başkasına buğz-nefret etmeyen Müslüman. Ya Rabbi, bir göz açıp kapatacak bir süre zarfında bile nefsimin kucağına atma beni diyen Müslüman.

    Hani Hz. Ebu Bekir sadakati, hani Hz. Ömer adaleti, hani Hz. Osman edebi, hani Hz. Ali cesareti, hani Hz. Bilal sevgisi, hani Ebu Zerr zarafeti, Hz. Aişe zekásı, hani Hz. Zeynep masumluğu. Hani nerede! O Müslüman'ı gösterin de arkasından koşayım. Peygamberimiz çağından mı geldin diyeyim de, başımı omzuna yaslayıp kokusunu içime çekeyim.
     

Bu Sayfayı Paylaş