Sivilce Hakkında Sivilce İzi Tedavileri ve Roaccutane Hakkında Bilgiler - Kullanılan İlaçlar

'Cilt Hastalıkları' forumunda _Mr.PaNiK_ tarafından 5 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Sivilce Hakkında Sivilce İzi Tedavileri ve Roaccutane Hakkında Bilgiler - Kullanılan İlaçlar konusu
    ***İlaç İsimleri Bilgi Amaçlıdır.Doktor kontrolü altında kullanın .. ***

    Hafif Akne (Sivilce) Tedavileri​


    Hafif akneler (sivilce) Topical jel(yüze sürülen) solüsyon ve losyonlarla tedavi edilir. Ekstra vitamin ve minerallerin kullanımının tedaviye faydası bulunmamıştır.

    Kendiniz Neler Yapabilirsiniz;
    -Yüzünüzü su ile hafif bir temizleyici sabun veya antiseptik jel kullanarak günde iki kez yıkayın
    -Akne (sivilce) ürünlerini sadece akne üzerlerine nokta halinde değil tüm etkilelen alanlara yayarak uygulayın.
    -Akne (sivilce) tedavi ajanları ilk 2-4 hafta kuruluk yaratabilir. Zamanla cilt bu reaksiyonları göstermez.
    -Yağsız bir nemlendirici kuruma şikayeti için kullanılabilir.
    -Yağlı kozmetikler, fondoten, krem ve güneş koruyucular kullanılmamalıdır.
    Iyileşme 2-4 ay arasında olabilir.
    -Şiddetli tahrişlerde tedavi bırakılmalı doktorunuzla görüşülmelidir.

    * Hafif derecede ki Aknelerde genellikle topikal yani dışardan sürme şeklinde ilaçlar kullanılır .

    Topikal Akne (Sivilce) İlaçları ;

    Antiseptic Deri Temizleyicileri;
    Örnek ; Sebamed Sabun , İmex Sabunu gibi ..
    Antibiotikler;
    Etken Maddesi = Clindamisin , Eritromisin
    Örnek İlaçlar; Tetradox , Aknilox,Monodox gibi ..
    Retinoidler(Soyucular):
    Etken Madde ; Tretionin, Adapalene
    Örnek İlaçlar ; Tretin, Acnelyse , Differin gibi ..

    Orta Dereceli Aknede (Sivilce) Tedavi​


    Burda da topical ajanlar(yüze sürülen), yanısıra Oral(ağızdan alınan) tedavilerde uygulanır.

    Antibiyotikler ;
    Etken Maddesi ; Tetrasiklin, Eritromisin ,Doksisiklin
    Örnek İlaçlar; Tetradox , Aknilox , Benzamycin ..
    Kadınlarda Östrojen ve Antiandrojen Tedavilerde ; Diane 35 , Spirinololakton vb..
    Tedaviye dirençli Aknede
    Etken Maddesi; İsotretionin Olan İsotrexin.

    Şiddetli Aknede (Sivilce) Tedavisi:

    Şiddetli akne (sivilce) Ağızdan ilaçlarla tedavi edilir. Hasta mutlaka dermatolog kontrolünde olmalıdır.Pek çok hasta Oral isotretionin(Roaccutane,Zoretanin gibi.. ) ile tedavi edilir. Bu tedavi hasta için uygun değilse Uzun süreli antibiotikler .Kadınlarda ise antiandrojenler tedavi kullanılabilir.


    Sivilce İzleri Tedavisi​


    Not: Leke tedavisinde en önemlisi doğru teşhistir.
    -Sivilce sonrası kalan izler sivilce esnasında oluşan reaksiyonun yaygınlığı ve derinliğinin derecesine bağlıdır. Reaksiyonun şiddeti sivilce izlerinin tipini, derinliğini ve tipini belirler. Üç tipte iz vardır.

    - Yüzeysel Sivilce İzleri
    - Derin Sivilce İzleri
    - Keloid

    Yüzeysel Sivilce İzleri:

    Eğer Derinin Yüzeysel Tabakaları etkilenirse yüzeysel izler kalır. Bu izler hafif kırmızı,pembe renkte ve çok az deriden çöküktür. Bazen kahverengi renkli değişiklikler de olabilir. Bu tür izler için çok derin işlemler gerekmez. Retinoik Asit(tretin,differin,acnelyse türevi), Meyve Asitlerinin Deriye Uygulanması Yüzeysel peeling işlemleri bu tür izleri giderebilir.

    Derin Sivilce İzleri​


    - Bu tür izlerde derinin alt tabakaları etkilenir. Deriden oldukça çökük, başlangıçta kırmızı , zaman içerinde beyaz renkte derin izlerdir. Bu tür izlerde daha farklı ve derin işlemler yapılarak bir dereceye kadar düzelme sağlanabilir.

    - Derin Sivilce İzleri - Icepick skar ;
    Icepick skar buz kıracağı ile delinmiş gibi gözüken dar, keskin sınırlı bir sivilce izidir. Genellikle 2 mm' den dardır. İzin derinliği derinin alt dokularına ve yağ dokusuna kadar gider. Icepick skar lazer ile cilt soyma ve dermabrazyon gibi iz tedavilerine uygun değildir çünkü çok derindir.

    - Derin sivilce izleri- Boxcar skar ;
    Boxcar (yük vagonu) skar yuvarlak veya oval şekilli, keskin dikey kenarlı deriden çökük izlerdir. Icepick skardan farkı, izin dibi sivri değildir. Yüzeysel boxcar skar 0.1-0.5 mm derinliktedir. Bu tür izler derin soyma teknikleri ile iyileşebilir. 0.5 mm den daha derin izler derin soyma tedavilerinin dışındaki diğer teknikler uygulanmalıdır

    - Derin sivilce izleri - Rolling skar ;
    Rolling (dalgalı) skar normal görünümlü üst derinin , alt tabakalar tarafından çekilmesi sonucu oluşur. Bu yüzden deri dalgalı görünür. Rolling skar subsizyon tekniği dışındaki tedavilerle iyileşmez.

    Keloid ;

    Nadiren bazı kişilerde sivilce bölgesinde fibroblastların ( kollajen üreten hücreler) fazla çalışması nedeni ile deriden yukarı doğru büyüyen kabarık yara dokusu yani keloid oluşur. Daha çok erkeklerde gövde bölgesinde görülür.

    Güncel Sivilce İzi Tedavileri ;
    * Topikal Tedaviler ; Tretin , Acnelyse , Differin gibi Retinoik Asit ve Tretinoin etken maddesi içeren ilaçlar.

    Diğer Başlıca Tedavi Şekilleri ;
    1- Karboksiterapi ;
    -Karbondioksit (CO2) gazının tedavi amaçlı derialtına enjekte edilerek dolaşımın ve dokudaki bölgesel metabolizmanın hızlandırılması ve yenilemesi işlemidir.

    2- Dermabrazyon , Mikrobrazyon ;
    - Mekanik olarak derinin yüzeysel tabakasının bir nevi tıraşlama ile uzaklaştırılması, pigment lekelerinin yok edilmesi, yara ve sivilce izlerinin azaltılması, ince kırışıklıkların düzeltilmesi amacıyla kullanılan bir yöntemdir)

    3- Kimyasal Peeling ;
    - Kimyasal peeling sistemindeki temel amaç, cildin hasar görmemiş, sağlıklı cilt tabakasının üstündeki hasarlı tabakayı kaldırmak, hasar görmemiş tabakayı ortaya çıkartmak ve canlandırmaktır. sonuç ise daha sağlıklı, daha pürüzsüz ve daha canlı bir cilttir

    4- Photolazer ;
    -Işık tedavisi sayesinde hem sivilce izlerinde iyileşme, aynı zamanda lekeleri tedavi etme, kılcal damarları geçirme ve ciltte antiaging etki yaratırlar. Cilt yüzeyi düzgünleşir, cilt daha kalın ve daha sağlıklı görünür.

    5- Lazer Tedavileri ;
    * Fraksiyonel Lazer ;Bu lazer sistemi ile izin derinliklerine kadar lazer ışını gönderilmesi hedeflenir. Bu ışın kötü iyileşmiş bu dokuya uygulandığında bir kısmını yakarak eritir.
    Fraksiyonel Lazer Nerelerde kullanılır ;
    -Akne , sivilce , ameliyat , yanık ve yara izleri
    -Gebelik ve doğum sonrası çatlakları
    -Cilt kırışıklıkları
    -Yaşlılık ve güneş lekeleri
    -Cilt Sıkılaştırma ve gençleştirme

    6-İPL Tedavisi ;
    -IPL tedavisinde flash lambasından yoğunlaştırılmış görünürbir ışık üretilir. IPL cerrahi olmayan bir tedavi yöntemidir.
    Kullanıldığı Alanlar ;
    -Damarsal deri hastalıkları
    -Koyu renkli lekeler
    -Epilasyon

    7-Kryoterapi ;
    - Sıvı azot ile dondurma tedavisi, buz tedavisi..

    8-Dolgu maddeleri ;
    -Sivilce izler elverişli ise yapılan dolgu madde enjeksiyonları oldukça yüz güldürücü sonuçlar verebilirler. Tedavi yöntemlerini seçerken iz derinliği, cilt rengi oldukça önemli. Bazen tek bir yöntem tercih edilirken bazen kombine tedaviler daha iyi sonuçlar verebilir. Yüzeysel izlerde başarı şansı %80-%100 arasında değişirken, derin izlerde başarı %40-%70 arasında değişir. Önemli olan doğru uzmanlara başvurarak tedavi seanslarınızı düzenli devam etmeniz.


    Kaynak Olarak ; Dermatoloji Sitelerindeki bilgileri birleştirdim..
     
  2. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Ek Olarak Sivilce Tedavisinde En Çok kullanılan İlaç Roaccutane Hakkında Biraz Bilgi ;

    DİPNOT ; İlk Önce Roaccutane Kullanan İlk Halleri Ve Tedavi Sonraki Hallerinin Resimlerini Koyayım ;


    [​IMG][​IMG][​IMG]
    [​IMG][​IMG]



    - ROACCUTANE piyasaya ilk olarak ne zaman sürülmüştür ve bu tarihe kadar kaç kişi tarafından kullanılmıştır?

    İlk olarak İngiltere’de 1982 yılında ruhsat verilen ROACCUTANE, dünya genelinde yaklaşık 11 milyon insan tarafından başarıylakullanılmıştır ve Ölüm , Böbrek ,Karaciğer Yetmezliği gibi bi durumla karşılaşılmamıştır.

    - ROACCUTANE nasıl etki eder?

    ROACCUTANE akneye neden olan dört faktörü etkilemektedir. Ciltteki sebum üretimini dramatik olarak azaltır. Duktal hiperkeratinizasyonu azaltır ve böylece siyah ve beyaz noktalar gibi iltihabi olmayan lezyonların oluşumu azalır ve antibiyotik olmamasına rağmen bakteri miktarında da önemli ölçüde azalmaya yol açar. Ayrıca kompleks mekanizmalarla enflamasyon ve kızarıklığı azaltır.

    - Herhangi bir etki görülmeden önce ne kadar zaman geçer?

    Genellikle tedavi başladıktan birkaç hafta sonra ciltteki yağlanmada ve yeni akne gelişiminde azalma görülmelidir. İzleyen birkaç haftanın sonrasında ise akne çok daha iyi olacaktır.

    Ancak yüzdeki lezyonlar sırt ve göğüstekilerden daha hızlı temizlenme eğilimindedir. Dört aylık bir ROACCUTANE küründen sonra pek çok hastada akne tamamen iyileşmektedir.

    ROACCUTANE kürlerinin tekrarlanması güvenli midir ?

    Spesifik çalışmalar yapılmamış olmakla birlikte, Staintorh ve arkadaşları izotretinoinin tekrarlanan kürlerinin ilave veya dirençli yan etkilere yol açmadığını bildirmişlerdir.

    Tedavi kürünün tekrarlanması gereğinin doğması olasılığını artıran faktörler, düşük doz başlangıç izotretinoin tedavisi, kapalı komedonal akne, şiddetli akne, yaş ve uzun süreli akne öyküsünü kapsar. Tekrarlanan tedavi kürlerine cevabın aynı düzeyde, yaklaşık % 80-90’da kalması, tekrarlanan kürlere tolerans gelişmediğini düşündürmektedir.

    - İzotretionin nasıl metabolize edilir?

    Total plazma klirensi = 10-35 saat

    Böbreklerde temizlenen fraksiyon % 1' den az

    Metabolize edilme oranı % 90' dan fazla

    Oral biyoyararlanım % 25' den fazla

    - ROACCUTANE’nın son dozunun alınmasından ne kadar sonra izotretinoin vücuttan temizlenmektedir?

    Tüm metabolitlerinin yarı ömürlerine bağlı olarak bir ay

    - ROACCUTANE’nın kimyasal ve fiziksel özellikleri nedir?

    Kolay tutuşan, yanıcı özellikte bir katıdır. Suda erimez, atmosferik oksijen ve ışığa çok duyarlı bir maddedir.

    - Hastada yutma sorunu varsa kapsüller açılabilir mi?

    Retinoidler suda erimediklerinden ve ışıktan etkilendiklerinden dolayı bu şekilde doğal bir süspansiyon yapabilmek mümkün değildir. Ancak bazı merkezler, yutma problemiyle karşılaşıldığında, hastalara kullanımdan hemen önce kapsüllerin açılmasını ve içeriğinin yiyeceklerle beraber alınmasını önermektedirler. ROACCUTANE kapsüllerinin içinde limon kesiği benzeri bir form vardır.

    Alternatif olarak, kapsül temiz bir iğne ile delinerek içeriği direk olarak ılık süte sıkılarak boşaltılabilir. Hasta hızla karıştırılan sütü hemen içmelidir. Bir parça acı olan bu tat, sütün miktarı içebildiği kadar artırılarak hasta tarafından tolere edilebilir hale getirilebilir. Zorlu bir işlem olmakla birlikte birkaç günlük pratiğin sonunda kapsül içeriğinin tamamını çıkarmak mümkün olacaktır.

    İlacın biyoyararlılığının ve etkinliğinin değişmeyeceği düşünülmekle birlikte bu işlem ile ilgili yayın bulunmamaktadır ve bu yöntemin bilimsel geçerliliğini destekleyen veri yoktur.

    - ROACCUTANE kapsüllerindeki jelatin hayvanlardan mı elde edilmiştir?

    Evet; domuzdan değil inekten elde edilmiştir.

    - ROACCUTANE Çöliak hastalarında doz problemlerine neden olabilecek nişasta içerir mi ?

    Hayır. Kapsül duvarının % 70' ini oluşturan Karion 83, mısır nişastasından elde edilen bir dekstroz ürünüdür.

    - Böbrek yetmezliği olan hastalarda ROACCUTANE kullanılabilir mi?

    ROACCUTANE böbrek yetmezliği olan hastalarda kontrendikedir. Böbrek yetmezliği olan hastalar ROACCUTANE ile yapılan klinik çalışmalara dahil edilmemektedir. ROACCUTANE’nın bu hastalarda kontrendike olmasının temel nedeni bu tip hastalarda ilacın kullanımına ilişkin çok az veriye sahip olmamızdır.

    Literatürden alınan verilere göre ROACCUTANE' ın, immünsüpresif tedavi alan transplant hastaları da dahil böbrek yetmezliği olan hastalara, semptomları azaltmak için yeterli olan dozlarda, bazı önlemler alınarak kullanılabileceği:

    Doz küçük miktarlarla başlanarak düzenli olarak artırılır. 0,3 mg/kg veya 0,5 mg/kg/gün dozlarla başlanıp klinik etkinin görüleceği ve iyi tolere edilen dozlara çıkabileceği; Kan lipidleri, transaminazlar, renal parametreler gibi biyolojik parametrelerin sık kontrolünün zorunlu olduğu; Parametrelerden biri normal sınırların dışına çıktığında ilacın hemen kesilmesi gerektiği;önerilmektedir.

    - ROACCUTANE Crohn hastalığında reçete edilebilir mi?

    Bu tür hastaların dikkatle ele alınması ihtiyacını yansıtacak biçimde mevcut verilerde kolit izotretinoin tedavisinin olası yan etkilerinden biri olarak bildirilmektedir. Ancak iritabıl barsak hastalığı, kolit veya Crohn hastalığında ROACCUTANE kullanımı MacDonald Hull ve Cunliffe (1989) (ROACC853) ve Godfery ve James (1990) (ROACC 902) tarafından bildirilmiştir. 0,7 -1mg/kg/gün dozda izotretinoin alan yedi hastanın sadece birinin hastalığında alevlenme gözlenmiştir.

    - Hastada ciddi akne alevlenmesi (acne flare) veya akne fulminans gelişirse ne olur?

    Akne fulminans genellikle hafif ve orta şiddette akne vulgaris zemininde oluşur. Akne fulminans çok şiddetli akne konglabata’ya benzeyen ağır bir akne türüdür. Skarlaşma kaçınılmazdır ve özellikle tedavi edilmeyen durumlarda ciddi kozmetik bozukluklara yol açabilir.

    ROACCUTANE’nın akne fulminansta kullanımı ile ilgili şu faktörler düşünülmektedir.

    ROACCUTANE akne fulminans agreve edebilir veya indükleyebilir ve bu durum dozun azaltılmasını veya tedavinin sonlandırılmasını gerektirebilir.

    Akne fulminanslı hastalarda, hastalığın akut inflamatuar fazı antibiyotikler, prednizolon ve son olarak cerrahi uygulamalar ile kontrol altına alınmalı, relapsın önlenmesinde ROACCUTANE uygulanması bu aşamadan sonra düşünülmelidir.

    ROACCUTANE ve kortikosteroidler arasında bilinen herhangi bir etkileşim yoktur. Kortikosteroidlerle birlikte kullanım tedaviye yardımcı olabilir ve bu uygulama kontrendike değildir.

    -ROACCUTANE tedavisi sırasında görülen kemik-iskelet sistemi problemleri nelerdir?

    Çocuklarda erken epifiz kapanması dışında, izotretinoin tedavisinde, hiperosteoz, servikal ve lomber vertebralarda osteofit oluşumu ve tendon ve/veya ligamanlarda kalsifikasyon oluşumunu içeren çeşitli iskelet sistemi değişiklikleri görülebilir.

    Literatürde iskelet değişikliği bildirilen vakaların büyük bölümü Darier hastalığı tedavisinde olduğu gibi uzun süreli izotretinoin kullanan hastalardır. Güncel olarak önerilen dozlarda tedavi alan hastaları kapsayan iki prospektif çalışmada yalnızca minimal kemik değişiklikleri bildirilmiştir.

    1999 yılında Leachman ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilen çalışmada 6 ay süreyle (standart tedavi onaltı haftadır) 1 mg/kg izotretinoin alan hastalarda kemik dansitesinde ortalama % 4.4 oranında azalma tespit edilmiştir.

    - ROACCUTANE ve ağda (wax epilation) arasında sorun var mı?

    “Cilt ve mukus dokusu en çok etkilenen bölgelerdir. Ciltteki kuruluk, pullanma, eritem (özellikle yüzde) ve kaşıntı ile ilişkili olabilir. Cildin hassasiyetinin arttığı tesbit edilmiştir ve friksiyonel travma sonucu epidermal büller oluşabilir.”

    -Tetrasiklinleri kullanmayı bıraktıktan ne kadar süre sonra ROACCUTANE kullanılabilir?

    Tetrasiklinlerin kullanımından ve ROACCUTANE kullanımından sonra az sayıda selim intrakraniyal basınç artışı vakası gözlenmiştir. Tetrasiklinlerle ek tedavi bu yüzden kontrendikedir. Eğer bir hasta tetrasiklin kullanıyorsa, ROACCUTANE’a başlamadan önce tetrasiklinin 4-5 yarı ömrü süresi kadar beklenmesi gerekmektedir. Örneğin minosiklinin yarı ömrü 11-26 saattir ve ROACCUTANE tedavisine başlamak için 5-6 gün süre gerekmektedir.

    -ROACCUTANE kullanırken alkol alınabilir mi?
    ROACCUTANE kullanmayı bıraktıktan ne kadar süre sonra alkol alınabilir?


    ROACCUTANE kullanımı süresince alkol tüketimi kontrendike değildir ama düzenli alkol kullanımı konusunda bir uyarı bulunmaktadır.

    İzotretinoin bazı hastalarda alkolün kan düzeylerini yükseltebileceğinden alkollü içecek içilmemesi ya da içilen miktarın azaltılması önerilmektedir. Core Data Sheet’te ise “ROACCUTANE tedavisi gören hastaların karaciğer fonksiyonları ve kan lipidleri tedaviden önce, kullanımdan 1 ay sonra ve daha sonraki 3 aylık dönemlerde ölçülmelidir” ifadesi kullanılmıştır. Buradan hareketle, yüksek lipid düzeyi riski taşıyan hastalar uyarılmalı ve hastalara temel olarak “eğer içmek zorundaysalar, bunu kararında yapmaları” söylenmelidir.

    Soria ve ark. alkol alımının izotretinoinin etkisini azalttığını gösteren bir vakaya işaret etmiştir. Alkol kullanmayan eski bir alkolik günde 60 mg izotretinoin ile tedavi ediliyordu. İki hafta süresince tekrar alkol almaya başladı. Bunun üzerine cildindeki lezyonlar tekrar ortaya çıktı ve ilaca bağlı yan etkiler azaldı. Alkol almayı bıraktığında bu senaryonun tam tersi oldu. Sebepleri tam olarak bilinmemekle beraber, bir senaryoya göre, alkol izotretinoin metabolizmasından sorumlu karaciğer mikrozomal enzimlerini kısa süreli olarak indükleyerek izotretinoinin terapötik ve yan etkilerinin azalmasına yol açmış olabilir. Bu etkileşimin genel önemi bilinmemektedir.

    - ROACCUTANE ile birlikte antibiyotikler alınabilir mi?

    İntrakraniyal basınç artışı riskinden dolayı ROACCUTANE ile birlikte kullanılmaması gereken tetrasiklinler dışındaki tüm antibiyotikler ROACCUTANE ile birlikte kullanılabilir.

    - ROACCUTANE, AIDS(HIV) tedavisinde kullanılan ilaçlarla etkileşime girer mi?

    İzotretinoin’in nasıl metabolize edildiği kesin olarak bilinmemektedir ve CYP3A4’ü kullanıp kullanmadığına dair araştırmalarla ilgili bir yayın yoktur. Benzer olarak izotretinoin ve AZT, 3TC arasında etkileşime dair hem bizim veritabanımızda hem de ilaç gözetimi güvenlik veritabanında herhangi bir bildirim yoktur.

    Ancak, saquinavir’in metabolizmasının karaciğerdeki metabolizmanın %90’ından fazlasından sorumlu olan CYP3A4 spesifik izoenzimi üzerinden sitokrom P450 aracılığıyla gerçekleştiğini bilmekteyiz. Ritonavir de metabolizması esnasında çok sayıda majör sitokrom enzimini kullanır. Bu yüzden, saquinavir/ritonavir ve metabolizmasında bu izoenzimleri kullanan diğer ilaçlar arasında bir etkileşim olabilir.

    Bir yayında (Padberg J et al.; Drug Interaction of Isotretinoin and Protease Inhibitors. AIDS, 1999, 13:284-5) proteaz inhibitörleri almakta iken, izotretinoinin toksik düzeylerine ait klinik bulgular geliştiren bir hasta bildirilmiştir. Akne tedavisinin değiştirilmesinden dört hafta sonra bulgular ortadan kalkmıştır. Yayının yazarları bu ilişkide iki olası mekanizma önermişlerdir:

    1. HIV proteaz inhibitörlerinin sitokrom izoenzim sistemi üzerindeki baskılayıcı etkilerine bağlı olarak metabolizmadaki azalma.
    2. Hücre içindeki (intraselüler) izotretinoine bağlanan CRABP-1’in proteaz inhibitörleri ile hücreler arası (interselüler) blokajı.

    Bu yayında izotretinoinin HIV proetaz inhibitörleri ile uyumlu olmayan ilaçlar listesine dahil edilmesi gerekebileceği sonucuna varılmakla birlikte, bu tür etkileşime dair bildirilmiş tek olgu budur.
     
  3. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Roaccutane GENEL BİLGİLER

    Formülü

    Bir yumuşak jelatin kapsül 20 mg izotretinoin içerir.
    Yardımcı maddeler: Titan dioksit, kantaksantin.

    Farmakolojik Özellikleri

    Roaccutane’ın etken maddesi olan izotretinoin, all-trans pozisyonda olan retinoik asidin (tretinoin) bir stereoizomeridir. Roaccutane’ın kesin etki mekanizmasının ayrıntıları henüz bilinmemektedir ancak şiddetli aknenin klinik tablosunda gözlenen iyileşme yağ bezi aktivitesinin baskılanması ve histolojik olarak yağ bezlerinde görülen küçülmeyle ilişkilidir. Ayrıca izotretinoinin dermal antienflamatuar etkisi de kanıtlanmıştır.

    Etkinlik

    Pilosebase ünitenin epitel örtüsünün hiperkornifikasyonu kornisitlerin kanala dökülmesine, kanalın keratin ve sebum ile tıkanmasına yol açar. Bunu komedon oluşumu ve sonuç olarak da enflamatuar lezyon takip eder. Roaccutane sebositlerin proliferasyonunu baskılar; aknede düzenli farklılaşma programını yeniden düzenleyici bir etki gösterdiği gözükmektedir.

    Sebum P. acnes’in büyümesi için majör substrattır, dolayısıyla azalmış sebum üretimi kanalın bakteriyel kolonizasyonunu baskılar.

    Farmakokinetik

    İzotretinoin ve onun metabolitlerinin kinetiği lineer olduğundan tedavi sırasındaki plazma konsantrasyonları tek doz verilerinden elde edilebilir. Bu özellik karaciğerde ilaç metabolize eden enzimlerin aktivitesinin izotretinoin ile endüklenmediğini de kanıtlar.

    Emilim

    İzotretinoinin gastrointestinal sistemden emilimi değişkendir; mutlak biyoyararlanımı henüz bilinmemektedir çünkü bu bileşik insanlarda intravenöz preparasyon olarak kullanıma uygun değildir. Bununla beraber köpeklerde yapılan çalışmaların genelleştirilmesi sistemik biyoyararlanımın oldukça düşük ve değişken düzeyde olduğunu göstermektedir. Akne hastalarında aç hastaya günde 80 mg izotretinoin verildikten 2-4 saat sonra kanda sağlanan kararlı durumda maksimum konsantrasyonun (Cmax) 310 ng/ml olduğu saptandı (aralık: 188-473 ng/ml). İzotretinoinin eritrositlere girişi zayıf olduğundan plazmadaki konsantrasyonları kandaki konsantrasyonlarından yaklaşık 1.7 kat daha yüksektir. İzotretinoin besinlerle alındığında biyoyararlanımı açlığa kıyasla iki kat daha fazladır.

    Dağılım


    İzotretinoin plazma proteinlerine ve özellikle de albümine bağlanır (> %99.9); dolayısıyla serbest izotretinoin (=farmakolojik açıdan aktif) oranı çok geniş bir terapötik konsantrasyon aralığında %0.1’den düşüktür.

    İzotretinoinin insanlardaki dağılım hacmi saptanamamıştır çünkü bu bileşik insanlarda intravenöz preparasyon olarak kullanıma uygun değildir.

    Günde iki kere 40 mg ile tedavi edilen şiddetli aknesi olan hastalarda izotretinoinin kandaki kararlı durum konsantrasyonları (Cmin, ss) 120-200 ng/ml arasında değişir; bu hastalarda 4-okso-izotretinoin konsantrasyonu izotretinoin konsantrasyonlarından 2-5 kat daha yüksektir. İnsanlarda izotretinoinin dokulara dağılımıyla ilgili çok az bilgi vardır. Epidermisteki izotretinoin konsantrasyonu serumdakinin yarısı kadardır.

    Metabolizma

    İzotretinoin ve tretinoin (all-trans konumdaki retinoik asit) in vivo olarak birbirlerine dönüştürüldüğünden izotretinoinin metabolizması retinoik asit metabolizmasıyla yakından ilişkilidir. İzotretinoin dozunun %20-30’unun bu yolla metabolize olduğu tahmin edilmektedir. İzotretinoinin ana metaboliti ilacın oral yolla alınmasından sonra hızla oluşan 4-okso-izotretinoindir. Dozlama aralığının en sonunda, izotretinoin ve 4-okso-izotretinoin genel dolaşıma geçen ilaçla ilgili maddelerin tümünü yansıtmaz. Başka metabolitler de saptanmıştır ancak bunların özellikleri tam olarak saptanamamıştır; bunlar büyük olasılıkla glukuronid konjügatlarıdır. Enterohepatik dolaşım insanlarda izotretinoinin farmakokinetik özelliklerinde anlamlı rol oynayabilir.

    Eliminasyon

    Radyoaktif işaretli izotretinoin oral yolla uygulandıktan sonra idrar ve feçeste hemen hemen eşit miktarda ilaç saptanır. İzotretinoin oral yolla uygulandıktan sonra akneli hastalarda değişikliğe uğramamış ilacın terminal eliminasyon yarı-ömrü ortalama olarak 9 saattir ve bu süre genelde 7-22 saat arasında değişir. 4-okso-izotretinoinin terminal eliminasyon yarı-ömrü daha uzundur ve ortalama olarak 25 saattir (aralık:17-50 saat). İzotretinoin fizyolojik bir retinoid olduğundan Roaccutane tedavisi bittikten sonra yaklaşık iki hafta içinde endojen retinoid konsantrasyonlarına ulaşılır.

    Özel klinik durumlarda farmakokinetik özellikler

    İzotretinoin böbrek veya karaciğer bozukluğu olanlarda kontrendike olduğundan bu hasta popülasyonlarında izotretinoinin kinetiğiyle ilgili bilgiler sınırlıdır.

    Endikasyonları (Kullanım Yerleri)

    Roaccutane şiddetli akne formlarının (nodülo-kistik formlar) ve diğer tedavilere yanıt vermeyen aknenin tedavisinde endikedir.

    Kontrendikasyonları (Kullanılmaması Gereken Yerler)

    Roaccutane gebelikte (Gebelik ve Emzirme Dönemi için Uyarılar bölümüne bakınız), karaciğer ve böbrek yetmezliğinde, A hipervitaminozunda, kan lipid düzeyleri aşırı yüksek olan hastalarda, izotretinoine ve ilacın içindeki diğer maddelerden herhangi birine aşırı duyarlılığı olanlarda kontrendikedir.


    Uyarılar/Önlemler

    -Gebelik ve Emzirme Dönemi ve Kan Bağışı İçin Uyarılar

    Karaciğer fonksiyonları tedaviye başlanmadan önce, bir ay sonra ve sonrasında üç ay arayla kontrol edilmelidir. Serum lipidleri (açlık değeri) tedavi başlamadan önce, bir ay sonra ve tedavinin sonunda kontrol edilmelidir.

    Roaccutane tedavisi gören hastalar arasında depresyon, psikotik semptomlar ve nadiren intihar girişimleri ve intihar bildirilmiştir. Her ne kadar bu durum ilaç ile sebep-sonuç ilişkisi açısından bağlantılı bulunmamışsa da, depresyon geçmişi olan hastalara özel ilgi gösterilmeli ve bütün hastalar, depresyon belirtileri açısından izlenmeli ve gerekiyorsa uygun bir tedavi için yönlendirilmelidirler.

    Kemik yapısında değişiklikler olabileceğinden her hastada risk/fayda oranı dikkatle değerlendirilmeli ve Roaccutane tedavisi şiddetli olgularla sınırlanmalıdır.

    Mikrodoz progesteron preparatları (minipill) Roaccutane tedavisi sırasında gebelikten korunmak için yeterli bir yöntem olmayabilir.

    Atipik bölgelerde hipertrofik nedbeleşme riski taşıdıklarından deriyi aşındırıcı maddeler Roaccutane tedavisi sırasında ve tedaviden sonra 5-6 ay süreyle kullanılmamalıdır.

    Jelli epilasyon dermatit riski taşıması nedeniyle Roaccutane tedavisi sırasında ve tedaviden sonra 5-6 ay süreyle kullanılmamalıdır.

    Roaccutane tedavisi sırasında bazı vakalarda gece görmede azalma olmuş ve nadir durumlarda tedaviden sonra da devam etmiştir (Bkz. İstenmeyen Etkiler). Bazı hastalarda bu durumun başlaması ani olduğundan, hastalar potansiyel problem hakkında bildirilmeli ve gece araç sürerken veya herhangi bir aracı kullanırken dikkatli olmaları konusunda uyarılmalıdırlar. Görmeyle ilgili problemler dikkatli bir biçimde gözlenmelidir.

    Roaccutane kullanımı birkaç psödotümör serebri (selim intrakranial hipertansiyon) vakasıyla ilişkili olmuştur, bunların bazılarında tetrasiklinlerle birlikte kullanım söz konusudur (Bkz. İlaç Etkileşimleri).

    Yaşamsal önem taşıyan bir akut pankreatitin 800 mg/dl’nin üzerinde artan trigliserid düzeyleri ile ilişkili olduğu bilinen bir gerçektir, dolayısıyla trigliserid düzeyleri tedavi sırasında anlamlı bir yükselme gösteriyorsa bu durumu yakından izlemek gerekir (Bkz. İstenmeyen Etkiler).


    NOT :Özel hasta grupları için uyarılar

    Roaccutane tedavisi gören yüksek riskli hastalarda (diyabet, aşırı şişmanlık, alkolizm veya lipid metabolizması bozuklukları olanlar) serum lipid (Bkz. Uyarılar/Önlemler) ve/veya kan glukoz değerlerinin sık aralıklarla kontrol edilmesi gerekebilir.

    Diyabeti olduğu bilinen veya diyabetten şüphelenilen hastalarda kan glukoz düzeylerinin sık aralıklarla kontrolü önerilir. Nedensel bir ilişki olmasa da, açlık kan şekerlerinin yükseldiği bildirilmiştir ve Roaccutane tedavisi sırasında yeni diyabet olguları teşhis edilmiştir.

    Roaccutane ile tedavi edilmiş kadın ve erkek hastalar, tedavi sırasında ve tedavinin bitiminden sonraki bir ay içinde kan bağışı yapamazlar.

    Kısırlık geçmişi nedeniyle normalde kontraseptif önlem almayan kadın hastalar dahil tüm kadınlara aşağıdaki önerilere göre Roaccutane tedavisi sırasında bu tip önlemler alması uyarısında bulunulmalıdır.

    Roaccutane tedavisi sırasında veya sonraki bir ay içinde bu önlemlere rağmen gebe kalındığında fetusta çok ciddi malformasyon olma riski büyüktür (özellikle merkezi sinir sistemi, kalp ve büyük kan damarları etkilenir). Ayrıca spontan düşük riski de büyüktür.

    Roaccutane tedavisiyle ilişkili olarak önemli fetal anormallikler bildirilmiştir: Hidrosefali, mikrosefali, dış kulakta anormallikler (mikropinna, dış işitme kanallarının küçük olması veya yokluğu), mikroftalmi, kardiyovasküler anormallikler, yüzde dismorfi, timus bezi anormallikleri, paratiroid bezi anormallikleri ve serebellar malformasyonlar.

    İzotretinoin yüksek derecede lipofilik olduğundan ilacın anne sütüne geçmesi olasılığı fazladır. Advers etki potansiyeli taşıdığından emziren annelerde Roaccutane kullanımı önlenmelidir.

    Bu bölüm kadın hastalar içindir: Roaccutane yüksek düzeyde teratojeniktir. O nedenle gebe veya tedavi sırasında gebelik olasılığı olan kadınlarda kontrendikedir. Roaccutane tedavisi aşağıdaki koşulların tümü sağlanmadığı sürece gebe kalma potansiyeli olan kadın hastalarda kontrendikedir: Hastadaki akne standart tedaviye dirençli olmalıdır. Hasta, ilacın kullanımına yönelik uyarıları anlayabilecek ve uygulayabilecek durumda olmalıdır. Hasta, zorunlu kontraseptif önlemlere uyabilecek durumda olmalıdır. Hasta, doktor tarafından, Roaccutane tedavisi sırasında ve tedavi bitimini izleyen bir ay boyunca gebe kalmanın tehlikeleri konusunda bilgilendirilmiş ve kontraseptif önlemlerin başarısızlığına karşı uyarılmış olmalıdır. Hastanın uyarıları dikkate aldığından emin olunmalıdır. Tedaviye başlanmadan iki hafta önce hastadan negatif gebelik testi alınmış olmalı, gebelik testi mümkünse her ay tekrarlanmalıdır. Hasta Roaccutane tedavisine başlamadan bir ay önce, tedavi sırasında ve tedavi kesildikten sonraki bir ay boyunca gebelikle ilgili önlemleri aralıksız uyguluyor olmalıdır (İlaç Etkileşmeleri bölümüne bakınız). Hastanın gebe olmadığından tamamen emin olmak için Roaccutane tedavisine bir sonraki menstrüel dönemin ikinci veya üçüncü gününde başlanmalıdır. Relaps durumunda Roaccutane tedavisinden bir ay önce, tedavi sırasında ve tedaviden sonraki bir ay boyunca aynı kesintisiz ve etkili kontraseptif önlemleri uygulamalıdır.


    HASTAYA UYARILAR ;

    NOT : Bu bölüm kadın hastalar içindir:

    Roaccutane kullanımı sırasında kesinlikle gebe kalmayınız.
    Tedaviye başlamadan önce gebe olmadığınız kesinlikle tespit edilmiş olmalıdır.
    Gebelik sırasında Roaccutane kullanımı bebeğin sakat doğmasına sebep olabilir.
    İlacın vücuttan geç atılması nedeniyle, tedavinin bitiminden sonra da 1 ay boyunca gebe kalmamalısınız. Tedaviye başlamadan 4 hafta önce, ilacın kullanımı sırasında ve tedavi bittikten sonra 1 ay süresince gebeliği önleyici önlemler almanız zorunludur. Etkili bir korunmaya rağmen ilaç kullanırken veya tedavi sonrasındaki 1 ay içinde gebe kalırsanız ya da böyle bir şüphe olursa derhal hekiminize başvurunuz.
    Emziren anneler ilacı kullanamazlar.

    NOT : Bu bölüm kadın ve erkek hastalar içindir:

    İlaç kullanımı esnasında ve tedavi bitiminden sonraki bir ay boyunca kan bağışı yapmak yasaktır.
    İlacı alırken A vitamini içeren diğer ilaçlar kullanılmamalıdır.
    Elinizdeki ilacı eczaneden, sadece doktorunuzla birlikte imzaladığınız “reçete ve hasta onay formu” karşılığında satın alabilirsiniz. Söz konusu formu imzalamadan önce, arka yüzündeki uyarı ve bilgileri.tam olarak okumuş ve anlamış olmanız gerekir.
    Hekiminiz ilaç hakkında geniş bilgiye sahiptir. Tereddüt ettiğiniz konularda kendisine danışınız.
    İlaç sadece sizin kullanımınız içindir, başka hiç kimseye vermeyiniz.

    Yukarıdaki uyarılar sizi korkutmamalıdır. Hekiminizin kontrolünde ve talimatlara uyarak kullandığınız müddetçe ilacınız size güvenli ve etkin bir tedavi sağlayacaktır. İlacın belirtilen zararlı etkileri sadece hamilelik esnasında bebek üzerindedir. Kısıtlayıcı süre olan tedavinin sona ermesinden 1 ay sonra tekrar hamile kalabilir ve sağlıklı bebek sahibi olabilirsiniz.

    İlaç Etkileşmeleri

    Roaccutane ve A vitamininin aynı anda kullanılmaması gerekir çünkü A hipervitaminozisi yoğunlaştırabilir. Ender vakalarda Roaccutane ve tetrasiklinlerden sonra selim intrakranial hipertansiyona bağlı “psödotümör serebri” bildirilmiştir. Dolayısıyla tetrasiklinlerle destekleyici tedaviden kaçınılmalıdır. (Bkz. Uyarılar/Önlemler).

    Kullanım Şekli ve Dozu

    Roaccutane ve A vitamininin aynı anda kullanılmaması gerekir çünkü A hipervitaminozisi yoğunlaştırabilir. Ender vakalarda Roaccutane ve tetrasiklinlerden sonra selim intrakranial hipertansiyona bağlı “psödotümör serebri” bildirilmiştir. Dolayısıyla tetrasiklinlerle destekleyici tedaviden kaçınılmalıdır. (Bkz. Uyarılar/Önlemler).

    BAYANLAR İÇİN - Kullanıma İlişkin Uyarılar:

    1.Tedaviye, bir sonraki normal adet döneminin ikinci veya üçüncü gününden önce başlanmamalıdır.
    2.Tedaviye başlamadan önceki iki hafta içinde negatif gebelik testi sonucu alınmalıdır. (Tedavi sırasında her ay gebelik testlerinin yapılması tavsiye edilir).
    3.Roaccutane tedavisine başlamadan önce, hekim, gebe kalma potansiyeli olan hastalara, alınacak önlemler, çok ağır fetal malformasyon riski ve Roaccutane tedavisi sırasında veya tedavi kesildikten sonraki bir ay içinde gebe kalmanın muhtemel sonuçları hakkında sözlü ve yazılı bilgi vermelidir.
    4.Aynı etkili ve kesintisiz gebelik önleyici tedbirler, araya giren süre ne kadar uzun olursa olsun, tedavinin tekrarlandığı her sefer alınmalı ve tedaviden sonra bir ay devam etmelidir.
    5.Hasta, bu önlemlere rağmen, Roaccutane tedavisi sırasında veya tedavi bırakıldıktan sonraki bir ay içinde gebe kaldığı takdirde, fetusta ağır bir malformasyonun görülme riski çok yüksektir (örneğin, eksensefali).

    Roaccutane’a verilen terapötik yanıt ve advers etkiler dozla ilişkilidir ve hastalarda değişkenlik gösterir. Bu durum tedavi sırasında her hasta için ayrı doz ayarlamasını gerektirir. Roaccutane tedavisi günde 0.5 mg/kg’lık dozla başlamalıdır. Hastaların çoğunda doz günde 0.5-1.0 mg/kg arasında değişir. Çok şiddetli aknesi olan hastalarda veya vücudunda akne olanlarda 2.0 mg/kg’a varan yüksek dozlar gerekebilir. Tedavide 120 mg/kg’lık kümülatif dozun remisyon oranlarını artırdığı ve relapsı önlediği gösterilmiştir. Dolayısıyla her hastada tedavi süresi günlük doza göre değişir. 16-24 haftalık tedaviyle akne tamamen remisyona sokulabilir. Normal doza şiddetli intolerans geliştiren hastalarda tedaviye daha düşük dozla uzun süre devam edilebilir. Hastaların çoğunda (>%60) tek bir tedavi dönemi sonunda akne tamamen temizlenebilir. Kesin relaps durumunda, Roaccutane tedavisinde önceki günlük dozun ve kümülatif tedavi dozunun aynısı uygulanmalıdır. Akne, tedavi kesildikten sonraki 8 hafta boyunca gelişebileceği için tedaviye bu süre bitmeden yeniden başlanmamalıdır. Kapsüller öğünlerle beraber günde bir veya iki kerede alınmalıdır.

    Doz Aşımı

    Aşırı doz vakalarında A hipervitaminozu belirtileri görülebilir. Aşırı dozdan sonraki ilk saatlerde midenin boşaltılması endikedir.


    Kaynak : Roaccutane Resmi Sitesi.
     

Bu Sayfayı Paylaş