Sivil toplum kuruluşlarının faliyetlerinin sorgulanması

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 17 Şubat 2011 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Sivil toplum kuruluşlarının faliyetlerinin sorgulanması konusu Sivil toplum kuruluşlarının faliyetlerinin sorgulanması
    Lütfen sorunun cevabını verin çok ihtiyacım var
     
  2. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    1- SİVİL Toplum Örgütleri

    Sivil toplum örgütleri demokratik sistemler içinde vazgeçilmez temel unsurlardan biridir. Bilindiği gibi önümüzdeki yıllar tüm dünyada dernekler, vakıflar ve sivil toplum örgütleri büyük önem arz edecektir. Hatta siyasi partiler de hükümet olmadıkları sürece sivil toplum örgütü olarak görülebilir.

    Sivil toplum örgütleri kendi içinde aynı düşünceyi paylaşan insanların bir araya gelmesiyle kurumsallaşmaktadır. Bu örgütler her ne kadar tek tip özellik gösteriyor olsalar bile bunlar kendi çatıları altında bir güç oluşturmaktadır. Farklı amaç ve anlayış altında çalışan sivil toplum örgütleri bir şehirde, bölgede ya da ülke bütününde bir demet oluşturmaktadır. Bu da çeşitlilik ve zenginlik olarak değerlendirilmelidir. Toplumda sosyal dokuyu koruyan bölgesel özelliklere ve güzelliklere sahip çıkan ve yaşatan kuruluşlardır. Bu örgütler toplum düşüncesinin özgürleşmesine ve siyasi kalitenin yükselmesine büyük katkı sağlamaktadır. Sivil toplum örgütleri kendi ürettiğini bir başkasına dayatmaz. Eğer bir dayatma olursa bir başka örgüt de kendi üretimini dayatır. Bu bakımdan dayatma sivil toplum kuruluşlarının düşmanıdır. Sivil toplum örgütleri özgür düşünce ve özgür teşebbüsle beslenir. Bu yapılardan dolayı sivil bir gücü temsil etmekte ve üçüncü sektör olarak isimlendirilmektedir.

    Birinci sektör; yasa yönetmelik ve mevzuatla yönetim ve faaliyet içinde bulunan devlet sektörüdür. İkinci sektör ise kazancını maksimum kılacak anlayış içinde çalışan sermaye sahipleri, şirketler ve çalışanlardır. Üçüncü sektör ise her iki ortamda bulunan ve bulunmayan insanlardan oluşan, gönüllülerin bulunduğu sektördür. Bu sektör sivil kuruluşlardır. Bunlar üçüncü sektör olarak isimlendirilmektedir. Bu kuruluşların üretiminde, yasa, yönetmelik ve mevzuatlar devlet sektöründe olduğu gibi sınırlayıcı değildir. Gönüllü olarak hizmet edenler, şirket ve sermaye kesiminde olduğu gibi kar amacı taşımadığı ve özgür düşünen, özgür hareket eden insanlardan meydana gelmediği aşikardır. Üçüncü sektör olarak sivil toplum örgütleri diğer sektörlere göre daha kaliteli, daha özgün çalışmalar yaparak yerel ve merkezi yönetimlere katkı sağlamaktadırlar.

    2- Türkiye' deki Sivil Toplum Örgütleri
    Sivil Toplum Örgütleri - Devlet İlişkileri

    Türkiye'deki sivil toplum örgütleri Kızılay, Türk Hava Kurumu, Mühendis ve Mimarlar Odası, Ticaret ve Sanayi Odaları gibi yarı resmi örgütler , Dernekler, Vakıflar ve Sendikalar gibi sivil örgütler olarak sınıflandırılabilir. Bu ikinci grup örgütler yasalar çerçevesinde devlet kurumlarından izin alarak faaliyet göstermektedirler. Böyle olmasına karşılık en üst düzeyde devlet yetkilileri " sivil toplum örgütleri falan, filan...", "kıytırık bir dernek" gibi tanımlara ve yoğun ve uzun bürokratik süreçlere sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerini engellemektedir. Yasal olarak kurulmuş sivil toplum örgütleri aşağılanmakta ve önemsenmemektedir.

    Yöneticiler tarafından birinci grup örgütler için "yarı resmi kurum" yerine "yarı sivil kuruluş" bakış açısı öne çıkarılmalıdır. Yöneticiler sivil toplum örgütlerinin yaptıklarını, bardağın boş kısmı değil de dolu kısmı olarak görmelidirler. Yöneticilerin kendilerini talimat veren ve diğerlerini emir alan ve uygulayan olarak görme tarzını terk etmesi ve sivil toplum örgülerine fuzi mantığıyla yaklaşması gerekmektedir.

    Türkiye'de faaliyette bulunan sivil toplum örgütleri birtakım yapısal ve kurumlaşma sorunları taşımaktadır. Bunlar aşılmalıdır. Sivil toplum örgütleri bu sorunları aştıkları sürece başarılı olacaktır. Bu bakımdan Hukuk devletini korumayı ve yaşatmayı amaç edinmiş sivil toplum örgütlerinin insancıl ve barışcıl yakalaşımlarla önü açılmalıdır. Ayrıca sivil toplum örgütlerinde amaçlarına uygun faaliyetlerin planlanmasında iç yöneticilerinin başarısını sağlayacak sistem kurulmalıdır. Bir çok sivil toplum örgütü faaliyetlerini yürütmede, organize etmede,plan ve programını oluşturmada yönetsel bilgi ve beceri eksikliği yaşamaktadır. Bu bakımdan sivil toplum örgütlerinin yöneticilerinin yetiştirilmesine yönelik üniversitelerde bölümler açılmalıdır.

    Maddi Kaynak Temini;

    Sivil Toplum Örgütleri; ihtiyacı olan maddi kaynakların temininde ve harcamasında profesyonel bir çalışma içinde görülmemektedir. Çoğu "bağış" kavramına sıkışmış kalmıştır. Bağışların yanında bu örgütler kamu ve özel kuruluşlar tarafından desteklenmelidir. Mesleki faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin ise mesleki üretim ve hizmet faaliyetleri göstererek yeni maddi kaynaklar temin etmelerinin yasal olarak önü açılmalıdır.

    Kararlara Katılma;

    Öncelikle Sivil toplum örgütleri kendi içinde üyelerinin kara verme sürecine özgürce katılmalarını sağlamalıdır. Bunun yanı sıra toplumsal ve siyasal sürece katkıları olmalıdır. Sivil toplum örgütlerinin görüş ve düşüncelerini her türlü iletişim araçlarıyla topluma sunabilmelerinin yasal olarak önü açılmalıdır.

    Sivil Toplum Örgütlerinin Kendi Aralarındaki İlişkiler;

    Türkiye'de faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri arasında iletişim ve diyalog eksikliği bulunmaktadır. Bu bakımdan toplumsal sorunlarda ortak hareket ve güç birliği kolayca sağlanamamaktır. Bu bakımdan Türkiye'deki sivil toplum örgütleri kendi aralarında iletişim kurmalı, ortak projeler üretmeli ve yardımlaşma, işbirliği ve diyalog gayreti içinde olmalıdır.

    Alıntı
     
  3. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sivil Toplum Örgütlerinin Faaliyetleri


    Sivil toplum örgütlerinin dünya çapındaki faaliyetleri hızla artıyor. Bu örgütlerin çoğu kendilerini insani, toplumsal ve eğitimle ilgili sorunların çözümüne adıyor. Kimi zaman ‘insanlığın vicdanı’ olarak adlandırılan, kimi zaman da yabancı devletlerin maşası olmakla suçlanan sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerini inceledik.

    Son yıllarda dünyanın birçok ülkesinde binlerce sivil toplum örgütü kuruldu. Dış politika uzmanları, sayısı Hindistan’da bir milyon, Rusya’da da 400 bine ulaşan sivil toplum örgütlerinin Afrika’da da yayıldığına dikkat çekiyor. Sadece Amerika’da iki milyon sivil toplum olduğu tahmin ediliyor.

    Birleşmiş Milletler Barış Enstitüsü’nde görevli uzman Pamela Aall, bu örgütlerin sivil toplumların aynası olduğunu söylüyor:

    “Bu kuruluşlar yurttaşların seslerini duyurmalarını, toplumların işlemesi için sorumluluk almalarını, kendilerini temsil eden hükümetlerle örgütlü bir şekilde diyaloğa girmelerini sağlıyor. Açık sistemlerde her türlü zorluk örgütlü bir şekilde çözülebiliyor.”

    United Way of America adlı kuruluşun başkanı Brian Gallagher da aynı görüşte:

    “Biz iyi toplumların iyi hükümetlerle, insanlara iş-güç sağlanmasıyla ve gönüllü katkılarla oluşacağına inanıyoruz.”

    United Way, Amerika’daki gönüllü kuruluşların en eskilerinden biri. Örgütü 1887 yılında iki rahip ve bir haham birlikte kurmuş. Gallagher, toplumların en hayati gereksinimlerini belirlemek için United Way’in hem işverenler, hem de dini liderlerle birlikte çalıştığını anlatıyor:

    “Eğitim, konut, gençlerin uyuşturucu ve alkol bağımlılığı gibi konular bu sorunların en önemlileri. Farklı gruplarla birlikte bu sorunları azaltmak amacıyla stratejiler geliştirmeye çalışıyoruz. Önce sorunla mücadele için finansman arıyor, sonra da çözüm amaçlı proje ve programlara ödenek sağlıyoruz.”

    Yine de bu gönüllü kuruluşlar, kimi zaman tek kaynaktan ya da hükümetlerden büyük miktarda bağış aldığı zaman eleştiriliyor.

    “Son 10-15 yıl içinde, sivil toplum örgütü olarak adlandıramayacağım, yarı-devlet kuruluşu tarzında örgütlerin rolü artmaya başladı. Bu da dünyada birçok ülkede kuşkuyla karşılanıyor. Bu örgütlerin kayda değer bir siyasi amaç için çalışıp çalışmadığı, bazen de Amerikan ulusal çıkarlarına hizmet edip etmediği sorgulanıyor.”

    Yine de birçok uzman, sağlam yapıya sahip sivil toplum örgütlerinin devletlerden daha güvenilir olabileceğini söylüyor. Bu kuruluşlar uluslararası alanda çok fazla yaptırım gücüne sahip olmasa da, İnsan Hakları Gözlem Örgütü, Uluslararası Af Örgütü ve Sınır Tanımayan Doktorlar gibi kuruluşlar, uluslararası politikaları bazen devletlerden daha fazla yönlendirebiliyor.

    Alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş