Sivil Savunma Günü İle İlgili Tiyatro Metni - Cehaletin Bedeli

'Tiyatro ve Skeçler' forumunda Mavi_inci tarafından 9 Ocak 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Sivil Savunma Günü İle İlgili Tiyatro Metni - Cehaletin Bedeli konusu Sivil Savunma Günü İle İlgili Tiyatro Metni - Cehaletin Bedeli

    KONU:

    Sivil Savunma Günü, Bilgisizlik sonucu sakat kalan dört kişinin anıları ve Sivil Savunma ile tanışmaları

    OYUNCULAR:
    Görevli, 1. Adam, 2. Adam, 3. Adam, 4. Adam

    YARDIMCI OYUNCULAR:

    Çaycı, Hizmetli

    SAHNE-DEKOR:
    Sakatlar Derneği Bekleme Salonu, 1 Masa, 5 Sandalye
    ????????????????????????
    Dört kişi sakatlar derneği bekleme salonunda bir masanın etrafında oturmuş konuşmaktadırlar. Önlerinde birer simit, çaylarını beklemektedirler. Hizmetli yerleri süpürür. Onlara yaklaşarak?

    Hizmetli: Hoş geldiniz.
    Diğerleri: Sağol. Hoş bulduk.

    1. Adam: Ya bu sakatlık ne kadar zor. Bugün karşıdan karşıya geçemedim. Biri gelip yardım etmese orda öylece kalacaktım.
    2. Adam: Haklısın. Ben de etrafımdaki acıyan gözlerden bıktım artık. İnsanlar bizi dilenci sanıyor. Saygı göstermek için illa da sağlıklı mı olmak gerek?
    Bu arada çaycı gelir ve önlerine birer çay koyar. Üçüncü adam çay bardağını eline alarak söze katılır.
    3. Adam: Sormayın. Zor bizim işimiz zooor.
    Görevli: Merhaba. Hoş geldiniz. Nasılsınız?
    4. Adam: Hayatın güçlüklerinden bahsediyoruz. Malum sakatlık zor.

    Görevli:
    Sakıncası yoksa? Neden sakat kaldığınızı sorabilir miyim?
    1. Adam çayından bir yudum alarak söze başlar.
    1. Adam: Ben o zamanlar küçük bir çocuktum. Elektrikli eşyalarla oynamayı, prizleri kurcalamayı severdim.
    Diğerleri: Eee
    1. Adam devam eder.
    1. Adam: Bir gün elime bir tornavida geçirmiş vidalarıyla oynuyordum. Nasıl oldu bilmiyorum? Öyle bir sarsıldım ki hala şimdi gibi hatırlıyorum. Kardeşlerim beni görüp ne olduğunu fark ettiler. Beni tutup çekmek istediler ama onları da benim gibi elektrik çarptı. Yanlış müdahalenin sonu işte. Halimiz ortada? Allah?tan onlara bir şey olmadı.
    Görevli ikinci adama dönerek.

    Görevli: Ya siz?
    2. Adam eliyle çenesini sıvazlayarak söze başlar.
    2. Adam: İki ay bir trafik kazası geçirdim. Aslını sorarsanız bacağım incinmişti. Sakat kalmazdım ama o yardım edenler yok mu!!!
    Diğerleri bu sözlere şaşırır. Merakla sorarlar.
    Diğerleri: Nasıl yani? Yardım edildiği için mi bu hale geldin?
    2. Adam: Evet. Yardımseverlik her zaman faydalı olmuyor. Neyse ben anlatayım siz karar verin. Dediğim gibi iki ay kadar oluyor. Arabamla bir ağaca çarpmıştım. Kazanın şiddetiyle kendimden geçmişim. Gözlerimi açtığımda fark ettim ki, etrafımda onlarca insan yığılmış, bazıları arabanın kapısını açmaya, bazıları camları kırmaya çalışıyor. Derken kapı açıldı. İrice bir adam beni kollarımdan çekmeye başladı. Bacağım direksiyona sıkışmış, adam sa zorladıkça zorluyor. Ben ?Yapmayın etmeyin diyorum ama kimin umurunda?. (Gülerek) Adamlar kafalarına takmış illa beni kurtaracaklar. İri olan sert bir hamle ile çekti. Zaten ezilmiş olan bacağım böylece kırıldı. Sonra bir başkası geldi ve beni sırtlandı. Ama biraz sonra bir çuval gibi yerde buldum kendimi. Adam ?Kusura bakma kardeş belim ağrıdı birden? dedi. Sağ kolum da orda kırıldı. Derken diğerleri? Neyse başınızı ağrıtmayayım. Küçük bir incinmeyle atlattığım kazadan hastaneye iki kırık ve pek çok çürükle varabildim.
    Diğerleri gülerler.
    Görevli üçüncü adama dönerek.
    Görevli: Ya sizin hikâyeniz ne?
    3. Adam: Arkadaşlar. 7 yıl kadar önceydi. 17 Ağustos günü. Ailemle Yalova?daki evimizde oturuyorduk. Akşam işten gelmiş, yorgun olduğumdan hemen yatmıştım. Garip bir uğultu ve büyük bir sarsıntı ile yataktan fırladım. Ev halkı çığlık atıyor, bir oraya bir buraya koşturuyorlardı. ?Ahmet, uyan deprem oluyor!? diye bağırıyorlardı. Üstüme bir kazak alıp fırladım. Bina beşik gibi sallanıyordu. Ne yapacağımızı bilmiyorduk. Doğruca merdivenlere koştuk. Nerden bilirdim merdivenler depremde en tehlikeli yerlermiş. Daha bir iki basamak inmiştim ki, birden her yer karardı ve etrafı derin bir sessizlik kapladı. Aradan ne kadar geçti bilmiyorum? Arama Kurtarma (AKUT) Ekipleri beni molozların içinden çıkarttılar. Gözlerim ailemi arıyordu ama kimseyi göremiyordum. Hemen nerede ve nasıl olduklarını sordum. Ama çok geç kaldığımı, benim dışımdaki herkesin hayatını kaybettiğini öğrendim. (Yaşlı gözlerini silerek) Yıllardır kendimi suçluyorum ve affedebileceğimi sanmıyorum. Çünkü o evi ben bulmuş ve babama almamız için çok ısrar etmiştim. Depreme karşı dayanıklı olup olmadığı aklıma gelmemişti bile. Cehaletim ve dikkatsizliğim hem sevdiklerimi elimden aldı hem de gördüğünüz gibi sakat kalmama neden oldu.
    Diğerleri üzgün ve acıyarak üçüncü adama bakarlar. Görevli söze başlar.
    Görevli: Bu olay ne yazık ki pek çok vatandaşımızın başına geldi. Acıdır ki hala kimse depreme karşı duyarlı değil, korunma yollarını bilmiyor.
    3. Adam: Bunun yanında, Zorunlu Deprem Sigortamızı da yatırmıyorduk. Babam ?Ne gerek var?? diyordu. Bu yüzden evimizin bedelini de geri alamadım. Gördüğünüz gibi böyle açıkta, sakat ve muhtaç kaldım.
    Görevli ve diğer üç adam dördüncü adama dönerler.
    4. Adam: Bana hiç bakmayın arkadaşlar. Sizin başınıza gelenler hep bilgisizlikten gelmiş. Benim durumum sizden farklı. Başıma ne geldiyse talihsizliğim yüzünden geldi. O zamanlar lise son sınıftaydım ve üniversiteye hazırlanıyordum. Bir gün bizimkiler kardeşlerime göz kulak olmamı tembihleyerek, bir akrabamızı ziyarete gittiler. Doğru odama çıktım. Aradan birkaç saat geçmiş, kitaplarıma gömülmüştüm. Ağır bir duman kokusuyla irkildim. Koku alt kattan geliyordu. ?Olamaz!? dedim. ?Kardeşlerim aşağıda!? Hemen fırlayarak odalarına koştum. Ceyda yatağında uyuyordu. Kaldırıp dışarı çıkardım. Bahçede beklemesini söyledim. Şimdi biran önce Serkan?ı bulmalıydım. Ev dumanların içinde kalmıştı. Bense ?Kardeşimi bulmadan gitmeyeceğim? diyordum içimden. Tüm odaları kontrol ettim yoktu. Tuvalet, banyo derken geriye sadece mutfak kaldı. Son bir umutla mutfağa girdim. Kardeşim mutfağın köşesinde oturmuş, elinde bir kibrit kutusu, ?Ben yaptım abi! Ben yaptım!? diyerek ağlıyordu. ?Bunları sonra konuşuruz. Şimdi hemen buradan çıkmalıyız? dedim. Serkan?ı tuttuğum gibi kapıya fırladım. Ama çıkmamız mümkün değildi. Alevler kapıyı sarmış, geçit vermiyordu. Kilimi üstümüze örtüp dışarı çıkmayı başardık. Evin holü cehennem gibiydi. Eşyaların her biri alev topu olmuş üstümüze yağıyordu. Türlü güçlüklerle kapıya yaklaştık. Kurtulduğumuzu düşünüyordum ki tavan çöktü ve kendimizi alevlerin arasında bulduk. Serkan hıçkırarak ?Abi yanacağız burada, beni affet? diye ağlıyordu. Bense bir yandan ona ?Üzülme kardeşim, buna izin vermeyeceğim? diye teselli veriyor diğer taraftan ona gözlerimden akan yaşları belli etmemeye çalışıyordum. Elbiselerimizin yanmaya başladığını gördüm. Ve yapılabilecek bir şey kalmamıştı. Artık umudumu kaybetmiştim. Tam o an kapıyı kıran iki itfaiyeci kapıyı kırarak bizi kurtardı. O felakette yanan sol kolumu kaybettim ve kardeşim Serkan da dumandan zehirlendi ve aylarca hastanede yattı. (Başını aşağı eğer.)
    Diğerleri: Senin başına gelen de bizimkinden farklı değilmiş. İhmalkarlığından olmuş ne olduysa. Kardeşlerin küçük ve sana emanet edilmiş, neden yalnız bıraktın. Kibritle oynayarak yangına neden olmak küçük çocukların çok defa yaptığı bir şey.
    Görevli dört adama doğru dönerek söze başladı.
    Görevli: Arkadaşlar! Siz ve etrafınızdaki kişiler Sivil Savunma Kulübü?nün faaliyetlerine hiç katılmadınız sanırım. Başınıza gelenler hep bu yüzden ..
    Diğerleri: (Şaşırarak) Sivil Savunma Kulübü mü? O ne ki?
    Görevli: Tabi. Sivil Savunma Kulübü yangın, deprem ve savaşlarda nasıl davranılması gerektiğini, bir kaza ve afet yaşanması halinde nasıl ilkyardımda bulunulacağını anlatır, öğretir. Bunları öğrenmiş olsaydınız bu acıları yaşamak zorunda kalmazdınız.
    Bunları duyan dört hasta Sivil Savunma hakkında bilgi edinmeye karar verirler ve bir ay sonra burada buluşmak üzere ayrılırlar.

    - 1 AY SONRA -
    Dört adam yine aynı yerde buluşurlar. Geçen süre içersinde internetten, kitaplardan ve çeşitli kuruluşlardan bilgi edinmişlerdir. Öğrendiklerini anlatmaya başlarlar.

    1. Adam:
    Arkadaşlar, elektrik çarpan bir kişiye temas etmek son derece tehlikeliymiş. Önce elektrik kontağını kapatmalı daha sonra elektriği iletmeyen bir şeyle teması kesmeliymişiz. Ayrıca çocukların elektrikli eşyalarla ve prizlerle oynamasını engellemeli, dikkatli olmalıymışız.
    Diğerleri: Yaa.
    2. Adam: Ben de kazalarda yapılacak ilkyardım konusunda bilgi edindim. Sakin ve temkinli davranılması gerekiyormuş. Bilinçsiz ve konuyla ilgili bilgi sahibi olmayan kişilerin müdahale etmemesi gerekiyormuş. Sağlık ekibi, ambulans ve güvenlik güçlerinin kaza yerine gelmeleri beklenmeliymiş. Kırık ve kanama durumunda nelerin yapılması gerektiği de öğrenilmesi gerekiyormuş. Çünkü en küçük ev kazalarında bile başımıza gelebilecek bir durummuş.
    3. Adam: Ev alırken ve kiralarken depreme karşı dayanıklılığının bilinmesi gerekiyormuş. Ve zorunlu deprem sigortasının da yatırılması gerekiyormuş. Böylece depremde bir hasar olursa paramızı geri alabilirmişiz. Ayrıca depremde neler yapılması gerektiğini de öğrendim.
    Diğerleri: Eee. Ne yapmak gerekiyormuş.
    3. Adam: Depremde en güvenli yerler kolon ve kirişlerin olduğu yerlermiş. Merdiven, asansör, balkon ve çatı altları ise çok tehlikeliymiş. Büyük eşyaların duvarlara sabitlenmesi gerekiyormuş. Depremde hemen dışarı çıkmamalı, deprem bitene kadar güvenli bir yerde beklemeli ve yaşam boşluğu oluşturmalıymışız. Depremden sonra güvenli bir yere giderek beklemeliymişiz.
    4. Adam: Bizim çocuk Atatürk İlköğretim Okulunda okuyor. Okullarının sitesinde bu konularla ilgili bilgiler yer alıyormuş. Yangın, deprem, sel, afet, savaş ve diğer konularda ne yapılması gerektiği, alınacak tedbirler ve ilkyardım anlatılıyormuş. Ben de oradan bazı bilgilere ulaştım.
    Diğerleri: Adresi nedir?
    4. Adam: Yangından korunmak için önlemler alınmalıymış. Evde yangını söndürmek için bir su kovası, bir hortum ve yangın söndürme tüpü olması gerekliymiş. Çocukların gözlenmesi ve başıboş bırakılmaması şartmış. Ülkemizde pek çok yangın küçük çocukların ateşle oynamasından çıkıyormuş. Keşke tüm bunları daha önce öğrenmiş olsaydık.
    Diğerleri: Keşke
    Öğretmen: Evet çocuklar? Tiyatromuzu izlediniz. Sizler de bu arkadaşlar gibi bir gün ?Keşke? dememek için Sivil Savunma Kulübünün faaliyetlerine katılarak, deprem, yangın, savaş, kaza, sel, yaralanma, zehirlenme ve diğer durumlarda nasıl davranmanız gerektiğini öğrenin, hayatınıza uygulayın.

    Oyuncular el ele tutuşarak seyircileri selamlarlar.
    Oyun esnasında projeksiyon cihazı ile görüntü desteği verilebilir, Hastaların anlattıkları olayların canlandırılması yapılabilir.

    YAZAN:Uğur KEBAPÇI (İngilizce Öğrt.)

    Alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş