Silent Hill Homecoming - 2008

'Oyunların Tam Çözümü' forumunda Mavi_Sema tarafından 3 Aralık 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Silent Hill Homecoming - 2008 konusu
    Silent Hill Homecoming - 2008
    [​IMG]Sistem Gereksinimleri;
    Minimum;
    İşletim sistemi : Windows® XP (with SP2) or Windows Vista® (with SP1)
    İşlemci : Dual Core CPU such as Intel® Core 2 Duo E6400 or AMD Athlon™ 64 X2 4200+ or better
    Ram : 1 GB Windows XP / 2 GB Windows Vista
    Boş Alan : 10 GB
    Grafik : DirectX 9.0c compatible Video Card such as ATI™ Radeon HD-series
    Ekran Kartı (minimum 256 MB) or NVIDIA™ GeForce 7800-series graphics card (minimum 256 MB)
    Ses Kartı : DirectX 9.0c compatible Sound Card with Latest Drivers

    Önerilen;
    İşletim sistemi : Windows® XP (with SP2) or Windows Vista® (with SP1)
    İşlemci : Intel® CoreC 2 Duo Family, AMD Athlon™ 64 X2 5200+, AMD Phenom™ or better
    Ram : 2 GB
    Boş Alan : 10 GB Free
    Ekran Kartı : NVidia™ GeForce 8800 or ATI™ Radeon HD 2900 or better
    512 MB DirectX® 10.0–compliant video card or DirectX®
    9.0c–compliant card
    Ses Kartı : DirectX® 9.0c Compatible Sound Card 5.1 with Latest Drivers



    Oyun İçi Görüntüler;

    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    Oyun Bilgileri


    Silent Hill serisi hepimizin bildiği ve tanıdığı bir seri, oynarken yaşattığı psikolojik gerilim, rahatsızlık, korku hatta kimileri için dehşet verdiği de bildiğimiz ve tanıdığımız şeyler. Oyuncuların karakter aracılığı ile kendilerini içinde buldukları durum, çaresizlik ve tekinsizlik kesinlikle bambaşka bir deneyimdir. İsterse Silent Hill’in sisli sokakları olsun, isterse de Otherworld’ün paslı endüstriyel koridorların olsun, oyunlardaki karakterler hep normal insanlar olmuştur, savaşçılar değil, kontrolleri dışında gelişen bir durumda saplanmış ve mahsur kalmışlar ve de anormal canavarların karşısında hayatta kalmak durumunda kalmışlardır. Bu olaylar oyuncuda panik ve endişe uyandırıyordu çünkü bir dövüşten sağ kurtulacaklarının garantisi kesinlikle yoktu. Seri bir sürü oyuna, çizgi romana hatta (kötü de olsa) bir filme konu olarak başarısını kanıtladı herkesin nezdinde. Kötü olan şey ise seriyi temsil eden son oyun olan Silent Hill: Homecoming, oyunun duygusal ve psikolojik öğelerini alıp götürmeyi becermiş. Konami’nin dağıtımını üstlendiği ve Double Helix’in geliştirdiği Homecoming, önceki oyunlardaki canavarları ve garip mekânları, dehşet dolu atmosferi taşısa da genel olarak önceki oyunlar kadar korkutucu olamıyor, korku oyunu kavramı ile eş anlamlı hale gelmiş bir oyun için bu bir hayli kötü bir özellik. PC sürümü henüz çıkmayan oyunun PS3 ve X360 sürümleri çıkalı epey oluyor, geç kaldım ama olsun, güç olmasın da. İşte karşınızda yeni bir Silent Hill olan Homecoming.
    Silent Hill Homecoming incelemesi

    Homecoming, Alex Shepherd isimli karakterin başından geçen olayları konu alıyor, bu arada soyadı Shepherd olan oyun karakterlerine bir yenisinin daha eklendiğini görmek gerçekten çok hoş, bir de derler ki oyun dünyasında gezegendeki en yaratıcı insanlar çalışırmış, lütfen farklı bir imge bulunsun artık. Alex yeni terhis edilmiş bir askerdir ve son zamanlarda uykularını kaçırtan rahatsız edici rüyalar görmektedir, bunların çoğu da küçük kardeşi Joshua hakkındadır. Sonunda kararını verir ve bunun kaynağını araştırmak üzere eski evine geri döner, Shepherd’s Glen adındaki bir kasabaya. Önceki Silent Hill karakterinin misafir oyunculuğu sayesinde evde işlerin hiç iyi gitmediğini ve gittikçe kötüleşmekte olduğunu öğrenir. Bizim açımızdan yeni bir şey değil bu tabii, kasabada bir sürü insan kaybolmaya başlamış, hatta toplu olarak, bunların arasında da Alex’in babası ve kardeş de var. Sokaklar tarumar olmuş, kargaşa içinde ve garip yaratıklar kasabada kol gezmeye başlamış. Bir başka standart Silent Hill senaryosu daha. Alex ailesinin ortadan kaybolmasının ve diğer olayların peşinden gidip araştırmaya başlayınca Shepherd’s Glen’in ardındaki kara gizemi keşfeder, dahası Silent Hill ile olan bağlantısını ve ailesinin bu olaylarda ne kadar önemli bir rol oynadığını. Hikaye özgünlükten biraz uzak olabilir ama işlenişi açısından ortalamanın üstünde, ve bir Silent Hill oyununda fazla sırıtmıyor, daha önceki Silent Hill oyunlarını oynamış olan oyuncular, Toluca Gölü’ne komşu olan yerleşim birimleri hakkında farklı ve yeni bir bakış açısı edinecektir.
    Silent Hill Homecoming incelemesi

    Homecoming, neredeyse on yıldır var olan ve yerleşmiş bir evreni temelinden değiştirip geliştirmeye kalkmıyor, onun yerine Alex’in hikayesini daha önceden belirlenmiş ve yerleştirilmiş düzene oturtmaya çalışıyor. Oyunda hem birkaç yıl önce gösterime giren Silent Hill filmine hem de başka korku-gerilim filmlerine yapılmış bazı atıflar bulunuyor, bunlar hem entelektüel açıdan hem de popüler sanat açısından oyuna genel bir derinlik katarken bir yandan da karakterlerin gelişimine ve bulundukları durumlara katmanlar ekliyor. Buna rağmen, olan biten her şeye karşın hikayenin ana düğümünü çok önceden fark edebiliyorsunuz, bariz bir şekilde üstelik, sonunda karşınıza çıktığında da bir anlamı, zevki ve sürprizi kalmıyor. Homecoming’i tek başına ayrı bir hikaye ve oyun olarak göremiyoruz ne yazık ki, hoş belki de yapımcıların amacı da buydu, belki bizlerin de ihtiyacı olan buydu, bu konu tartışmaya açık, ama Silent Hill: Homecoming bir yerden sonra daha büyük ve tamamlanmamış bir hikayenin alt planı, bir alt veya alternatif konusu olarak geliyor ve serinin diğer oyunlarına ince ama çok oturaklı olmayan bağlantılar ve göndermeler yaparak bir atmosfer oluşturmaya çalışıyor. Misafir oyuncudan bahsetmiştim yukarıda ya oyunun başında çıkan, o ve Cybil’in adının geçmesi dışında Silent Hill ile özdeşleşen diğer sabit karakterler bulunmuyor oyunda. Alessa veya Dahlia’yı göremiyoruz mesela, bir tek çok nadir Pyramid Head’in kendini gösterdiğini görebiliyoruz ama daha çok fanları sevindirmek için koyulmuş gibi duruyor kendisi, ama oyunun sonuna doğru çok güzel bir sahnede karşımıza çıkmıyor değil.
    Silent Hill Homecoming incelemesi

    Oyunun önceki yapımlarından çok iyi bilinen ve tanınan karakterler ile öğelerinden uzaklaşılması bir dereceye kadar oldukça hoş ve mantıklı bir şey olabiliyor, lakin bunun için serinin korkutucu ve gerici yönlerinin de korunmuş olması gerekli ancak bu pek mümkün olmadığı için bu deneyin pek başarı ile sonuçlandığını söyleyemem. Hani hatırlar mısınız bilmem, Resident Evil’ın ilk oyununda camlardan içeri birden atlayan zombi köpekler vardı, bugüne kıyasla kötü olan efekt ve seslere rağmen o sahneler bizleri gerçekten derinden etkilemiş ve ne yalan söyleyeyim, korkutmuştur. Çünkü korkunun en önemli öğesi bilinmezlik ve sürprizdir, tüm korku filmlerinde de birden kapanan kapı, çalan bir telefon bile yeterli gerginlik ve sürpriz yaratılırsa korkutucu olmayı başarır. Homecoming hem korku sanatının hem de Silent Hill’in bu klasik korkutma yöntemlerini kullanmayı denemiş, ancak sürpriz elementi oturtulamadığı için tüm bu insanı yerinden zıplatma çabaları sonuca ulaşamıyor çoğunlukla, tamam belki bu tür oyunları ilk defa oynayacaksanız ve korku filmi kültürünüz Saw ile Scream’den öteye gitmiyorsa bu oyun sizi zıplatacak. Ancak bu tür şeyler ile aşina olan kesim için etkisini gösteremiyor. Çünkü neredeyse her şey beklendiği şekilde cereyan ediyor. Haliyle hiç beklemediğiniz anda, asla tehlikeli olamayacağını düşündüğünüz bir yerden aniden gelen bir saldırı yok sizi yerinizden zıplatacak. Bunun yerine çoğunlukla sıkılmış veya şaşırmamış bir şekilde bir kapıdan veya pencereden veya bir köşeden gelip çıkacak yaratıkları bekler hale geliyorsunuz, bunun bir sebebi de o kadar uzun süre boyunca başınıza bir şey gelmeyince “ah tamam işte şimdi şuradan saldıracak bir şey kesin” der buluyorsunuz kendinizi, ve genellik de tahmin ettiğiniz yerden geliyor. Belki, dediğim gibi, bu önceki oyunlarda da vardı, ama biz alışkın değildik, yapımcıların bunu tahmin etmesi gerekiyordu ve buna göre seviyeyi yükseltmeleri gerekiyordu. Double Helix Games’in ilk defa bir Silent Hill oyunu yapıyor olması bunda önemli bir etken bence.
    Silent Hill Homecoming incelemesi

    Bu noktaya kadar gerçekleşenler anlaşılabilir belki ama işler daha da kötüye gidiyor doğrusu, çünkü oyun çoğunlukla kendi hikayesini takip etmektense sizi takip ediyor, takım savaşlarının konu alındığı FPS oyunları gibi üstelik. Daha açık anlatmam gerekirse, Call of Duty’nin ilk üç oyunu gelsin aklınıza. Siz bir ekibin üyesisiniz ancak ekip sizle hareket ediyor, siz önceden belirlenmiş bir noktadan diğer tetikleyici noktaya gitmediğiniz sürece de oyun ilerlemiyor, ne sizin takımınız ilerliyor ne de oradaki düşmanlar ölüyor, siz bir sonraki adıma geçip diğer aksiyonu tetikleyene değin aynı yerden çıkıp duruyorlar “spawn” dediğimiz lanetli kelime ile. Silent Hill: Homecoming’de bu tarzı benimsemiş ne yazık ki, siz bölüm içerisinde belirlenen “B” noktasına ilerleyip bir ara sahne videosunu tetikleyene dek “A” noktasında canavarlar karanlıktan çıkıp gelmeye devam ediyor. Bu, kesinlikle bu tür oyunlarda oyuncuların hissetmesi gereken klostrofobik dehşet hissiyatını oluşturmuyor veya katkı sunmuyor ona. Bilinmeyenden gelen yaratıklarla mücadeleden çok FarCry tadında çıkan mutantları öldürdüğümü hissetmeye başladım. Peki bu kadar stabil ise oyun, korku nasıl sağlanıyor? Oyunun yapımcıları korku hissini farklı bir usul ile gerçekleştirmeyi hedeflemişler, bu da başka bir korku oyunu serisinin ana öğesi olan karanlık. Evet bölümler, ister iç olsun ister dış, bir hayli karanlık, ve sizin kendisini bile aydınlatmaktan aciz bir adet feneriniz var sadece, önünüzü görmeyerek korkacağını düşünmüş yapımcılar. Nereye gittiğinizi görmezseniz korkar mısınız? Kimileri evet, kimileri hayır, riskli bir seçim. Karanlık bir bölgede feneriniz açıkken ve hatta monitörün aydınlık ayarı en üst seviyedeyken bile önünüzü görmede sorun yaşıyorsunuz ve bu inanın oyunu korkutucu yapmaktan bir hayli uzak, hatta karşınıza bir duvar veya kapı çıkmadan fenerin yandığını fark etmiyorsunuz bile, menzili ve gücü oldukça düşük, Alex’in tez zamanda pillerini değiştirmesi gerekiyor. Bu olay oyundan alacağınız tadı ve deneyimi çok basit olarak bayatlaştırıyor, oyunun tasarımı ve yapısı ile ilgili alınmış yanlış kararlar bunun üstüne katmer gibi geliyor. Sonuçta oyundan bu şekilde korku üretmeye çalışılmış olması, lunaparklardaki lanetli evlerden daha başarılı olamıyor. Çok mu sert oldu? Sanırım, ama bunca yıllık bir seriyi alıp bu kadar radikal ve kötü bir şekilde oynarsan üzerinde bu olur Double Helix.
    Silent Hill Homecoming incelemesi

    Bitti mi? Hayır bitmedi, vapurlardaki seyyar satıcılar gibi, Homecoming ardı ardına vuruyor sizi, oyuncuları korkutan bir diğer şey nedir? Karakterin güçsüz olması, ve karşına çıkan yaratıklar zar zor öldürüyor olması, bunun verdiği panik, terör ve korku bambaşkadır. Oyunda ölme şansınız ne kadar düşükse çünkü, cesaretiniz o kadar yüksek olur ve karşınıza çıkan über-iğrenç, kanlı ve kulakları sağır eden çığlıklar atan bir yaratık bile olsa, onu öldürmek kolaysa pek korku gerçekleşmez. Alex, korku oyunları baş kahramanları arasında sanırım en güçlü olanı, yani savaş ve dövüşme manasında. Kendisi zaten eski bir asker, önceki oyunlarda Heather, James veya Harry’nin aksine Alex’in bir askeri eğitimi var, savaş deneyimi mevcut. Hani Hollywood korku-gerilim filmlerinde ekipte mutlaka bir asker veya polis vardır ya, korkan genç kız, toy oğlan ve beceriksiz şişkonun yanında ekibi korur ve diğerleri gibi hiç görmemiş olduğu canavarları sanki her gün yaptığı bir şeymiş gibi gözünü kırpmadan öldürür ya, Alex işte tam o karakter. Hızlı ve ağır vuruşlar yapabiliyor, saldırılarını şarj ederek yapabiliyor, yani bir süre bir tuşa basılı tutup güç topladıktan sonra kuvvetli tek bir saldırı yapabiliyor veya ardı ardına yapmak sureti ile combo saldırılar yapabiliyor. Sağa analog düğme ile hızlıca hedef değiştirebiliyor böylece arkadan gelip etrafınıza sarmaya çalışan yaratıklar ile baş edebiliyorsunuz. Alex saldırma dışında da aktif, gelen saldırıları atlatabiliyor ve hatta bir düşman olur da kaçırırsa saldırısını Alex bunu fırsat bilip karşı saldırı ile cevap verebiliyor. Elbette sadece kaba kuvvet saldırılarımız yok, tabancalar, tüfekler ve pompalı tüfekler var kullanabileceğimiz, oyun boyunca karşımıza çıkacak olan, bu silahları da oyunun ilerleyen safhalarında geliştirebiliyoruz.
    Silent Hill Homecoming incelemesi

    Bu yaklaşımın sorunu ise Alex’in eline geçen silahlarını çok başarılı bir biçimde kullanması. Çünkü önceki oyunların kahramanları büyük ihtimalle ilk defa ellerine silah aldıkları için çok kötü isabet oranına sahip beceriksiz silahşorlar ve savaşçılardı ve sadece oyunda ilerledikçe daha başarılı olup rahatlatıyorlardı oyuncuları, ateşsiz silahlar ile de bu kadar hızlı ve yetenekli değillerdi. Alex, turnayı gözünden vurabilecek nişancılığa sahip ister inanın ister inanmayın, hatta canavarların ayrı bölgelerine ayrı nişan alıp (Fallout 3’ün VATS’ı gibi) spesifik saldırılar yapabiliyorsunuz, elinizde bir silahla yaratık avlamak ise gerçekten çok kolay, en azından Silent Hill için çok kolay. Bunlar da sonuç olarak silah kullanımını zorluktan çıkartıp işi çok kolaylaştırıyor, menzilli saldırı yerine ateşsiz silahlara odaklanırsanız da (demir boru vs) oyunun boss’ları ile dövüşmek için bol miktarda cephane depolamış oluyorsunuz.

    Saldırı atlatma ile de karşınıza çıkan yaratıkların çoğunu tek bir çizik almadan haklayabiliyorsunuz. Körlemesine dalmadığınız ve onlar tam saldıracakken tuşlara basmadığınız sürece karşı saldırıyı gerçekleştirmede hiçbir zorluk yaşamıyorsunuz. Neydi? Silent Hill’de dövüşler ölümüne olmalı ve umutsuz olmalıydı ki biz de onun korkusunu tadalım. Maalesef Homecoming bize bunu vermiyor. Bu yüzden de önceki oyunlarda yaşadığımız umutsuzluk ve panik gerçekleşmiyor. Bir yanda sürekli olarak canınızı yükseltecek tedavi nesnelerinin peşinde koşan ve dövüşlerden güç bela paçasını kurtaran karakterleri ile önceki Silent Hill’ler, bir yanda ise yaratık öldürmenin günlük bir olay olduğu ve tedavi gereçlerinden çok önünüzü görmek ile meşgul olduğunuz Homecoming. Tercih sizin. Canınız ile fazla uğraşmayacak olmanızın üstüne bir de Dr.Kaufmann’ın özel serumu geliyor, bu serum normalde iki türü bulunan (içecekler ve ilk yardım kitleri) iyileştirme araçlarının üçüncü bir türü gibi. İçince can göstergenizi yükseltiyor ve daha da korkusuzca saldırıyorsunuz. Tüm bunlara bakarak oyunun gerilimden çok aksiyon ağırlıklı bir oynanışa kaydığını söylemek kesinlikle yanlış olmaz, ve bu yaklaşımında serinin eski fanlarının hiç hoşuna gitmeyeceği kesin çünkü yaratıklar artık sıradan düşmanlar ve oyunun geri kalanını keşfetmenize engel olan şeyler haline getirilmiş. Oyunda düşman olarak sadece karanlığın ve diğer tarafın yaratıkları yok, Silent Hill’in karanlık güçlerine tapan Order tarikatı sık sık Alex’in karşısına çıkıp ilerlemesini ve gizemi çözmesini engellemeye çalışıyor.
    Silent Hill Homecoming incelemesi

    Oyun sadece yaratıklarla dövüşmekten ibaret değil neyse ki. Oyunda ilerledikçe ve farklı ortamlardan geçtikçe çeşitli bulmacalarla ve gizli bölümlerle karşılaşıyorsunuz. Düğme mekanizmaları ile kapıları açtırmak, yeni yollar ve odalar keşfetmek oyunun bir parçası. Yol üzerinde Alex’in günlüğünde toplanan çeşitli fotoğraflar, çizimler ve başka nesneler bulacaksınız. Oyuncuların gözden kaçırması durumunda Alex toplanabilecek eşyaları gördüğü zaman kafasını çevirerek haber veriyor. Günlük tüm hikaye ile ilgili bilgi ve ipuçlarını bir arada bulabileceğiniz bir yer, istediğiniz zaman ulaşıp senaryonun eksik kısımlarını birleştirmek için veya oyun içinde dağılmış bulmacaları çözmek için danışabilirsiniz günlüğe. Çözümlerin bir kısmı oldukça kolay, bulduğunuz dokümanları inceleyip şifreleri buluyorsunuz kapılar için. Öte yandan, oyun içerisinde bazı zorlayıcı bulmacalar da bulunuyor, bazı kaydırma bulmacaları gibi, bir hata yaparsanız baştan başlamadığı için en son kaydettiğiniz yerden tekrar oyunu yükleyip tekrar başlamanızı gerektiriyorlar. İşin ilginç yanı oyunda sadece beş adet kaydetme yeri bulunuyor, hard disklerin bol miktarda bulunduğu günümüzde oyuncuları beş yer ile kısıtlamak gerçekten akla mantığa sığmıyor. Bunlar dışında seride ilk defa karşılaşılan bir özellik var, oyuncular normal karakterler ile açılan diyaloglarda farklı diyalog seçeneklerinden istediklerini seçebiliyorlar, farklı cevap ve sorular ile oyunun gizemini çözerken farklı yollara ve bilgilere ulaşıyorsunuz böylece ancak oyunun sonunu değiştirmiyor bunlar, sadece farklı bir yaklaşım sunuyor. Ancak diyaloglar dışında diğer karakterler hakkında vereceğiniz yargılar oyunun gidişatını ve sonunu etkileyebiliyor. Anneniz olan Lillian’ı acısından kurtarmak için öldürmek veya olaylarda bir şekilde parmağı olan babanızı bulunca affetmek bu yargılardan ikisi. Oyunda bir iyi bir de kötü son var temelde, iyi son aslında tek bir tane ancak farklı yolları var, diğer yandan kötü son ise dört farklı şekilde yaşanabiliyor, bunlardan bir tanesi de elbette bir klasik olan UFO’lar tarafından kaçırılmak.
    Silent Hill Homecoming incelemesi

    Görsel olarak Homecoming etkileyici, birçok hoş detay ve derinlik mevcut oyunda grafik açısından. Düşmanları kestiğiniz silaha göre farklı tepkiler, yaralar ve hasarlar görüyorsunuz, özellikle bir balta veya bıçak ile saldırdığınızda gerçekten tatmin edici sonuçlar görülüyor, Alex ise elindeki farklı silahlara göre farklı animasyonla ile saldırıyor. Shepherd’s Glen, Silent Hill ve Otherworld’ün sokaklarında dolaşan ve köşe başlarında saklanan yaratıkların görsel tasarımı göze oldukça hitap ediyor. Siam’lar, Lurker’lar ve hepimizin bildiği ve sevdiği hemşireler hareketleri, sesleri ve görünüşleri ile yeni nesil bir oyuna kesinlikle yaraşır derecedeler. Boss yaratıkların da kendilerine has görünümleri bulunuyor ve Alex ile kendilerini dize getirdikçe deforme olan ve değişen yapıları görmeye değer.

    İkinci defa Konami dışında bir yapımcı tarafından ve ilk defa da batılı bir yapımcı tarafından geliştirilen Silent Hill: Homecoming, oyun içindeki geçişlerinin bir kısmını filmden esinlenerek gerçekleştiriyor. Gerçek dünyadan Otherworld’e geçerken yaşanan parçalanma ve dökülme geçişi oldukça etkileyici. Önceden söylediğim karanlık ve fener sorunu ise ne yazık ki bu noktada can sıkıcı oluyor, karanlık yerlerde bir şey görmek gerçekten imkansıza yakın çünkü. Oyunda bir iki yavaşlama ve FPS düşüşü görülüyor, kamera ise önceki oyunlara göre çok daha iyi olmasına rağmen oyun için önceden belirlenmiş olan bazı sahnelerin kamera açıları görüşü engelleyebiliyor yine de. Ara sahne video geçişlerinde bazı karakterlerin ses-görüntü senkronizasyonunda bozukluklar fark ediliyor, özellikle de dudaklar konuşulanlar ile eş zamanlı görünmede sorun yaşıyor. Yüz animasyonları, ifadeler ve modellemeler başarı ile kotarılmış, tek sorun kıyafetlerin sanki rastgele düzlemlerden oluşturulmuş gibi görünüyor olması. Otherworld için kullanılan çizgili, çapaklı ve kirli film filtresi çok hoş olmuş, “gerçek” dünya için kullanılan sisli filtre ise karakterlerin deri rengini fazla beyaz ve haliyle doğal olmayan bir şekilde yansıtıyor. Bunun yanında gölgelerde biraz sorun sezdim, fazla yapay duruyorlar, bazen yerinde duran varlık ve karakterlerin gölgeleri kendi başına hareket edebiliyor. Kullanıcı ve yorumculardan gelen görüş ve şikayetlere bakacak olursak oyunun PS3 sürümü, X360 sürümü ile karşılaştırılanca daha fazla grafik hatası içeriyor diyebiliriz.
    Silent Hill Homecoming incelemesi

    Oyunun en güzel ve sağlam özelliği ise, tüm Silent Hill oyunları gibi, oyunun müzikleri. Akira Yamaoka tarafından düzenlenen müzik ve sesler çok başarılı. Atmosfer ve oyunun, karakterin ruh haletini başarılı bir biçimde yansıtıyor müzikler. Ancak ufak bir sorun var, oyunun müzikleri bir Silent Hill oyunu için mükemmel, ama oyunun kendisi Silent Hill adını pek hak etmiyor, oynanışta eksik olan korku öğesi yüzünden de oyunun korkutucu müzikleri biraz yersiz kalıyor haliyle. Müzikler daha çok yaratılan korkutucu ve gerici atmosferi desteklemek için kullanılan bir öğe iken burada oyun tarafından desteklenmiyor müziklerin yaratmaya çalıştığı şeyler. Kendi başına müziklere laf yok ancak oyunun geneli ile düşününce sadece müzikler kurtarmaya yetmiyor oyunu.

    Son olarak söylemek istediklerime gelince, Silent Hill fanları bu oyunun seriyi bir adım öteye götürecek bir yapım olacağını umuyorlardı ancak maalesef yeni yapımcının tercihleri yüzünden seriyi geliştirmeyi bırakın, bir adım geri götürecek hale gelmiş. Oyunun gergin, korkutucu ve psikolojiyi rahatsız eden yönleri yetim bırakılmış ve aksiyona nedensiz bir ağırlık verilmiş, güzel grafikleri, harika müzikleri olan ama korkutmayan bir Silent Hill olmuş sonunda. En azından daha güçsüz bir ana karakter olsaydı ve oyunun korku ile ilgili yönlerine daha klasik bir yaklaşım gösterilseydi bu oyun harika bir başka Silent Hill oyunu olarak tarihe geçebilirdi. Ama bu haliyle, olmamış diyoruz. İlk defa böyle bir oyun oynayacaklar için ise pek bir sorun yok. Karar bu sefer gerçekten sizin.
     

Bu Sayfayı Paylaş