SILA-I RAHİM (Akrabalık Bağları)

'İslamda Aile ve Kadın' forumunda sleza tarafından 10 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. sleza

    sleza Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    SILA-I RAHİM (Akrabalık Bağları) konusu SILA-I RAHİM (AKRABALIK BAĞLARI)

    Allah (c.c.) cahiliye ırkçılığını yasaklarken, İslâm Ümmetinin evlatları arasındaki kabileciliğe dayanan ırkıçılık bağlarını ve bu bağların müslümanların birbirleri ile ilişkilerinde egemen olmasını yasaklamıştır. Ancak İslâm akrabalık bağlarının gözetilmesini ve onlara iyilikte bulunulmasını emretmiştir. Rivayet edildiğine göre adamın birisi Nebi (s.a.v.)'e gelere şöyle dedi:

    “Kime iyilik edeyim? Dedi ki: "Annene, babana, erkek ve kız kardeşine ve sana yakın olan azatlına. Bunu, üzerine vacip olan bir hakkın yerine getirilmesi, yani akrabalık bağlarının gözetilmesinin bir gereği olarak yapacaksın."
    (Ebu Davud; Edeb,5140)

    Esma binti Ebu Bekir (r.a.)'dan:

    "Kureyş zamanında oğlu ile birlikte sözleşmiş olan annem müşrik olduğu halde beni görmek için yanıma geldi. Nasıl davranmam gerektiği hususunda Nebi (s.a.v.)'e gittim. Dedim ki: Annem yanıma geldi; benimle görüşmek istiyor. Ona iyi davranayım mı? Dedi ki: Evet, annene gereken hürmeti göster." (Buhari:Hibe;28/müslim:Zekat,1003/Ebu Davud:Zekat,1668)

    İslâm, akrabaları iki kısma ayırmıştır.

    1- Kişi öldüğü zaman malına mirasçı olan akrabalar..

    2- Mirasçı olamayan akrabalar.

    Mirasçı olma hakkına sahip olanlar kişinin baba tarafından usulunu (anne, baba, dede ve yukarısı) ve furuunu (çocuklar, torunlar ve aşağısı) oluştururlar. Bunların dışında olanların ise mirasta payları yoktur ve asabeden sayılmazlar. Bunlar on gruba ayrılırlar. Şunlardır:

    1- Dayı

    2- Teyze

    3- Anenin babası

    4- Kız çocuğun çocuğu (torun)

    5- Kız kardeşin çocuğu (yeğen)

    6- Erkek kardeşin kızı

    7- Amcanın kızı

    8- Hala

    9- Annenin amcası

    10- Anne tarafından kardeş çocukları ve onlardan sonra gelen diğer akrabalar.

    Allah (c.c.), mirastan bunlara herhangi bir pay ayırmamıştır. Bunların nafkalarını sağlamakta kişinin üzerine vacip değildir. Ancak Allah (c.c.), bunlara ve tüm akrabalara iyi davranmayı ve akrabalık bağlarını kesmemeyi emretmiştir. Cabir (r.a.)'dan: Nebi (s.a.v.) şöyle dedi:

    "Sizden biriniz fakir olduğu zaman kendinden başlasın. Eğer daha fazla malı varsa ailesine, yine fazlası varsa yakın akrabalarına harcasın."(Nesei.K.buyu,4574/Ebu davud:K.Atak,3446/Ahmed b.Hanbel,Müs.Müsekkirin,13755)

    Ebu Eyyub el-Ensari (r.a.)'dan: Bir adam şöyle dedi:

    "Ey Allah'ın Rasulü! Beni cennete girdirecek bir ameli bana öğret. Orada bulunan topluluk: Buna ne oluyor, buna ne oluyor? dediler. Rasulullah (s.a.v.) dedi ki: Öğrenme ihtiyacı, ne olacak dedi ve devam etti. Kendisine bir şeyi ortak koşmadan Allah'a kulluk eder, namazını kılar, zekatını verir ve akrabalık bağlarını, ilişkilerini devam ettirirsin."(Buhari;K.Edep,5524/müslim;K.İman,14,15/İbn-i Mace;K.Fitne,3963/Ahmed b.Hanbel;Müs.,Ensar,22448)

    Bu hadiste de akrabalık ilişkilerinin sürdürülmesi emredilmektedir. Gerek bu hadiste gerekse diğer hadislerde akrabalık ilişkileri ile ilgili olarak gelen rivayetlerde akrabalık ilişkilerinden kastın sadece yakın akrabalar mı yoksa kişiyle herhangi bir şekilde akrabalık bağı olan herkes mi kastedildiği belirtilmemiştir. Hadislerin geneli, akrabaların hepsini kapsamına aldığını göstermektedir. Mahrem olanlardan veya bunların dışındaki akrabalardan olsun, bunların tümü "akraba" kavramı içerisinde değerlendirilmektedir. Sıla-ı rahim konusu ile ilgili birçok hadis rivayet edilmiştir. Bu hadislerin bir kısmında Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:

    "Akrabalık ilişkilerini koparan kimse cennete giremez." (Müslim;K.ben Ve'Sılatu'l-Adab, 4637/Ebu Davud;K.Zekat,1445)

    Enes b. Malik'den. Rasulullah (s.a.v.) şöyle dedi:

    "Kim rızkının geniş ve ömrünün uzun olmasını isterse akrabalık hukukuna riayet etsin, bağlarını koparmasın." (buhari;Edeb,5527/müslim;K.Birri ve's-Sıleti Adab,4639)

    Ebu Hureyre Nebi (s.a.v.)'den şu hadisi rivayet eder:

    "Allah (c.c.) kainatı yarattığı zaman, yaratma işini tamamlayınca, akrabalık kendisine riayet edilmediği için (lisanı hal ile): Şu benim durumum, küsmüşlüğünden sana sığınan bir kimsenin durumudur, dedi. Allah (c.c.): -Senin hukukuna riayet edene lütfü ihsanda bulunmam, etmeyenle de münasebetimi kesmem, seni memnun eder mi- diye sordu. Akrabalık: Evet, ya Rabbi! dedi. Yüce Allah da: İşte bunu sana verdim, buyurdu. Sonra Rasulullah (s.a.v.): İsterseniz şu ayeti okuyun dedi: "Demek idareyi ve iktidarı ele geçirdiğiniz takdirde, akrabalık münasebetlerini parçalayıp kesecek misiniz?" (Muhammed-22/buhari;Edeb,55298/Müslim K.Birri ve's-Sıletü'l Adab 4634)

    Bir başka hadiste Allah Rasulü şöyle dedi:

    "Akrabalık hukukuna riayet eden kimse, akrabadan aldığının benzerini ona veren değil; akrabası hukukuna riayet etmediği halde, akrabalık hukukunu gözeten ve akrabalık ilişkilerini devam ettiren kimsedir." (Buhari;K.Edeb,5532/Tirmizi;K.Zekat,1446/Ahmed b. Hanbel;Müs.Mükessırin Min Es-Sahabeh,6238,6496)

    İşte bunların tümü akrabalık hukukunun gözetilmesini teşvik etmektedir. Akrabalık bağları ile ilgili nasslar; İslâm şeriatının, İslâm cemaatı arasındaki sevgi bağlarının oluşmasına, ilişkileri sürdürmelerine, akrabaların birbirleri ile yardımlaşmalarına ve birbirlerini ziyaret etmelerine ne kadar önem verdiğini göstermektedir. Ayrıca İslâm şeriatının kadın-erkek birlikteliğine ve bu birliktelikten doğan ilişkilerin düzenlenmesine ne kadar önemli bir yer verdiğini de göstermektedir. Bu nedenle İslâm şeriatı toplumdaki ictimai durumla ilgili hükümler koymuş ve insanlık için en hayırlı ictimai nizamı belirlemiştir.
     
  2. Google

    Google Özel Üye

    SILA-I RAHİM (Akrabalık Bağları)
    paylaşım için tsk
     

Bu Sayfayı Paylaş