Sevinç Çokum'un romanlarında kimlik

'Kültür Sanat Haberleri' forumunda KaRDeLeN tarafından 17 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Sevinç Çokum'un romanlarında kimlik konusu Üç aylık Dil-Kültür Edebiyat Dergisi Yağmur'un Bahar sayısı çıktı. Derginin 42. sayısında Mustafa Özçelik üzerine Nasrettin Hoca üzerine bir söyleşi , Türk edebiyatında Süleymannâmeler üzerine bir inceleme, Selim Sâbit Efendi Hayatı ve Eserleri üzerine bir makale, Âkif'ten Âsım'ın Nesline Mesajlar başlıklı bir deneme , Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın bir gazeli de dahil olmak üzere ona yakın şiir, Merve Eker'in Mustafa Kutlu'nun Hikâyelerinde Bakış Açısı'nı ve Sevinç Çokum'un Romanlarında Millî Kimlik konulu inceleme makaleleri başta olmak üzere ona yakın makele ve hikayeler yer alıyor. http://www.yagmurdergisi.com.tr adresinden sesli olarak da dinleyebileceğiniz tüm bu zengin içerik içerisinden sizlerlerle Merve Eker'in Sevinç Çokum'un Romanlarında Millî Kimlik adlı makelesini paylaşmayı uygun gördük.

    Sevinç Çokum'un Romanlarında Millî Kimlik

    Sevinç Çokum; Çağdaş Türk Edebiyatı'nın özellikle son döneminde, kendisinden sıklıkla bahsedilen önemli yazarlarımızdan biridir. Çok sayıda hikâye ve roman kaleme alan Çokum, eserlerini konu ve yapı itibariyle belirli bir olgunluğa ulaştırmayı başarmıştır. Az sayıdaki başarılı bayan yazarlarımızdan biri olması yönüyle de Sevinç Çokum edebiyatımızda ayrı bir ehemmiyete sahiptir. Çokum, eserlerinin seviyesini ve kalitesini dâima yükseltmeyi bilmiştir. Tekdüze ve belirli bir türde eser kaleme almayan yazar, Türk hikâye ve romanına farklı ve geliştirici özellikler de katmıştır.

    Yazar, eserlerinde çok çeşitli konulara yer vermiştir. Sosyal ve tarihî içerikli konularla birlikte insanların şahsî meselelerine de temas etmiştir. Romanlarında genel itibâriyle, İstanbul'un çeşitli kesimlerinin sosyal yapısından kesitler vermiş, yakın tarihe âit hâdiseleri canlandırarak bunları konu edinmiştir. Bununla birlikte insanların iç dünyasındaki derinliklere yönelerek kahramanlarının duygularını başarılı bir tahlil ve yerinde bir üslûp ile dile getirmiştir. Çokum'un romancılığında iki ana dönem gözlemlenir. Daha ziyâde Hilâl Görününce ve Bizim Diyar romanlarının temsil ettiği birinci dönemde yazar, toplumla ilgili meseleler üzerine yoğunlaşmış husûsen millî kimlik ve insan münâsebetini irdelemiştir.

    Romancılığının ikinci döneminde sayabileceğimiz Karanlığa Direnen Yıldız, Gece Rüzgarları, Tren Buradan Geçmiyor adlı eserlerinde ise daha ziyade ferdin dünya ve insanlarla kurduğu münâsebeti, bu münâsebette ferdin kendini konumlandırışını söz konusu etmektedir. Sevinç Çokum'un romanlarındaki bu zengin konulardan biri de şüphesiz millî kimlik meselesidir. Toplum ve fert arasındaki münâsebetlere değinen yazar, millî değerleri roman kahramanlarında tecessüm ettirerek bu değerleri işlemiştir. Türk kimliğinin niteliği ve onu oluşturan unsurların üzerinde durarak bazı romanlarında esir Türklerin ızdıraplarını dile getirmiştir.

    I. Millî Kimlik Kavramı ve Sevinç Çokum'a Göre Millî Kimlik

    Millî kimlik; "Bir milletin kendine özgü düşünüş ve yaşayış biçimi, dil, töre ve gelenekleri, toplumsal değer yargıları ve kuralları ile oluşan özellikler bütünü, millî hüviyettir."1 Tarih boyunca var olmuş bütün milletler; onu diğerlerinden ayıran, diğer milletler içinde tanınmasını sağlayan birtakım özelliklere sahip olmuştur. Her milletin kendisine özgü olan bu niteliklerin tamamı "Millî Kimlik" kavramını oluşturmaktadır. Millî kimlik, bir millî kültüre mensûbiyetin ifâdesidir. Bireyler hangi kültür dairesine mensup ise o kimliği taşırlar. Millî kültür ise, millet hayatının bütününü oluşturan maddî ve manevî değerlerin tamamını ifâde eder. Millî kimliği millî kültür oluşturduğuna göre, kültüre dâhil olan tüm unsurlar ve değerler millî kimliği belirlemektedir. Dil, din, bayrak, tarih, vatan, devlet, hayat tarzı, mimarî, mûsikî, âdet, gelenek ve görenekler millî kimliği oluşturan başlıca unsurlardır. Sevinç Çokum, konuyu romanlarında işleyiş biçimiyle millî kimliği bu kavramlar etrafında tanımladığını ortaya koymaktadır.

    Toplumların duygu, düşünce ve inançlarını eserlerinde dile getirerek milletin öncüsü konumunda olan şahıslar şüphesiz aydınlar, yazarlar ve şâirlerdir. Bir yazar veya şâir ister şahsî ister toplumsal içerikli eserler kaleme alsın, her durumda ait olduğu milletin özelliklerini eserlerine yansıtır. Türk Edebiyatı içerisinde de millî kültürümüzü ve millî kimliğimizi eserlerine yansıtan pek çok yazar mevcuttur. Sevinç Çokum eserlerinde Türk milletinin hayatına, inancına, değerlerine, hayat şekline, kısacası bizi biz yapan unsurlara büyük ölçüde yer vermiştir. Onun duyguları, inancı ve savunduğu ilkeler Türk halkının değer dünyasından alınmadır. Vatan, tarih, ahlakın üstünlüğü, insanlara acımak, çocuk sevgisi Çokum'un eserlerinde dokunaklı bir dille anlatılır. O; aileyi, töreyi, evliliği, temiz aşkı yüceltir.2

    Yazarın romanlarında bunların ötesinde kaybolmaya yüz tutmuş diğer Türk gelenek ve göreneklerini de görmek mümkündür. Büyük oranda hâlâ birtakım değerleri devam ettiren toplumumuzda unutulan pek çok âdet ve ritüel de söz konusudur. Sevinç Çokum bu günün yazarı olmakla birlikte kültürümüzü, geçmişi ve bu günüyle bir bütün olarak ele almış ve bunu eserlerine de yansıtmıştır. Pek çok romanının konusu "yakın ve uzak tarihimizden kaynaklanmış olup gâyeleri ve telkin etmek istediği görüşler bakımından zamanımıza seslenmiş, zamanımızın istediği kahraman irâdeleri ve kurtarıcıları bulmaya çalışmıştır."3

    II. Millî Kimlik Unsurları: Destanlar ve Destan Motifleri

    Destanlar, ait olduğu milletin tarihinde derin izler bırakmış bir hâdisenin veya kişinin uzun yıllar boyu geliştirilmesiyle oluşmuş anonim ürünlerdir. Bu eserler milletlerin millet olma şuuru kazanmaları ve bu şuuru devam ettirmeleri açısından büyük bir öneme sahiptir. Sevinç Çokum'un romanlarında özellikle Hilâl Görününce'de Türk destanlarına ait pek çok motif ve unsur yer almaktadır. Hilâl Görününce adlı roman için kendisi de bir destan hüviyeti taşıyor denebilir. Eserde "Çorabatır Destanı" ve " Şeyh Şâmil Destanı" söz konusu destanlardır. Türklerin tarih boyunca vazgeçemedikleri ve hayatlarının her aşamasında yanlarından ayırmadıkları sâdık dostları olan atlar yazarın birçok eserinde yer almaktadır. At, uzun yıllar göçebe olarak yaşamış Türk toplumu için ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Mili kimliğimiz içinde önemli bir unsurdur. Bu sebeple Sevinç Çokum da özellikle tarihî romanlarında ata ve at kültürüne önemli ölçüde yer ayırmıştır. Eserlerde, roman kahramanlarının hayallerini doru atların süslediği, biniciliğin yiğitlik alameti olarak kabul edildiği, hatta "Yiğit adam atının üzerinde ölür."4 denilerek at üstünde ölmenin şeref sayıldığı görülmektedir. Dilârâ, Salgır ve Çora gibi isimler verilen atlar pek çok romanda insanlar kadar önemli bir yere sahiptir.

    Atın dışında Türk destanlarında yer alan demir eritme ve demircilik, mağara, rüya, ateş, ışık gibi diğer önemli destan motifleri de Çokum'un romanlarında mevcuttur. Sevinç Çokum'un roman kahramanlarından biri olan Nizam Dede, "Yarı Korkut Ata, yarı Basat kıvamında, millî efsaneleri gönlünde yaşatan ulu amaçlı bir öncüdür. Bazı gecelerde, sanki sırrı bilinmez, kimliği meçhul bir atlı tarafından uyandırılarak hayâller kurar."5 Atalarımızdaki destan söyleme geleneği de yazarın romanlarında söz konusudur.
    Millî Gelenekler ve Özellikler

    Çokum'un romanlarında Türklerin devam ettirdiği ve ettirmediği pek çok âdet ve ritüel söz konusudur. Bahar geldiği zaman Hıdırellez törenleri, toylar, şenlikler tertip edilir, kurbanlar kesilir, insanlar bir araya gelir, yemekler yapılır, yarışmalar, eğlenceler düzenlenir. Herkes büyük bir mutluluk içinde baharı sevinçle, dayanışmayla karşılar. Eski Türklerden beri bilinen bu geleneğin günümüzde bu tür eserlerle gelecek kuşaklara aktarılması son derece önemlidir. Türkler denince akla ilk gelen özellik şüphesiz bağımsızlıktır. Tarih sahnesinde bağımsız yaşamak uğruna Türkler kadar mücâdele vermiş başka hiçbir millet yoktur denilebilir. Buna bağlı olarak da akıncılık, yiğitlik ve savaşçılık gibi özellikleri de Türklerin aslî nitelikleri olarak zikredebiliriz. Tarih boyunca Türkler cesurca ve kahramanca at binip, kılıç kuşanarak dünyanın dört bir tarafına akın etmiş, çok büyük devletler kurmuşlardır. Sevinç Çokum da romanlarında bu husûsa önemli bir yer ayırmıştır. Özellikle Hilâl Görününce, Çırpıntılar, Bizim Diyar gibi başka ülkelere göç etmiş ve oralarda hayat mücâdelesi veren insanları konu alan eserlerinde kahramanlar asla esareti, başka milletlerin hâkimiyetini kabul etmez ve bağımsızlık uğruna sonuna kadar savaşır; bu uğurda ölmeyi bile göze alır. Hilâl Görününce romanında yiğitliğiyle ön plana çıkan Arslan Bey'in kendisinden silahını atmasını istemelerine karşılık verdiği şu cevap bu hususu tam olarak ifâde eder: "Özüm Türktür. Adım Arslandır. Burası da benim öz toprağımdır. Ömer Paşanız gelse elimden şu silahı alamazsınız."6 Türklerin belki de en belirgin özelliklerinden olarak bilinen misafirperverliği ve cömertliği de yazarın eserlerinde sıkça işlenmiştir. Kahramanlar evlerine gelen her misâfiri "Tanrı misâfiri" olarak kabul edip büyük bir hürmetle muâmele ederler. Cömertlikte de kusur etmezler. Türk kadınının millî kimliğinde var olan cesurluğu, yiğitliği, savaşçılığı, sabrı, töreye bağlılığı, vatanseverliği bu romanlarda da karşımıza çıkmaktadır. Bu eserlerdeki Şirin, Altın Ana, Fatma Nine, Gülsüm Hanım, Zeynep gibi kadınlar tıpkı Burla Hatun, Selcan Hatun, Bânu Çiçek gibi güçlü ve tesirli kadın karakterlerdir.

    Türk Mûsikîsi ve El Sanatları

    Millî kültürler içinde önemli bir yere sahip olan mûsikî ve el sanatları Türk kültürü için de ayrıca önemlidir. Sevinç Çokum, bu unsurlara da romanlarında yer ayırmıştır. Bunlar, bazı eserlerde devamlılığını sürdürse de bazılarında realiteye uygun olarak yeniden canlandırılmaya çalışılmaktadır. Çırpıntılar romanında bu husûs şöyle dile getirilmektedir: "Murat Ağabey şimdi çiftlik işlerinin arasında kendini müziğe verdi. Ney, kemençe, ud çalan arkadaşlar bulmuş. Ayrıca gençlerden de bir Türk Mûsikîsi Korosu kuracakmış. O gün onlar da ordaydılar. Itrî'den, Dede'den çalıp söylediler."7

    Yazar özellikle Çırpıntılar romanında dünü ve bugünüyle Türk müziğinden bahseder. Eserde, Avustralya'da gurbet yaşayan kahramanların dinlediği Sadettin Kaynak'ın bestelerinden bir şarkı da söz konusu edilir: "Çıkar yücelerden haber sorarım / Solarken dağların gümüş yaldızı / Bilmem neredeyim, neyi ararım?/ Uyanır içimde derin bir sızı…"8 Mûsikî ile ilgili olarak ozanlık, saz, türkü; el sanatlarıyla ilgili olarak Hat, Tezhip, el işleri, çeyizler eserlerde değinilen unsurlardır.

    Millî Nazım Şekilleri ve Atasözleri

    Sevinç Çokum romanlarında olayların akışı sırasında sık sık millî nazım şekillerimizden örneklere yer vermiştir. Mâniler, türküler, destanlar, efsâneler, bilmeceler, Yûnus'un ilâhileri, Bora Gazi Giray'ın şiirleri, Karacaoğlan'ın dörtlükleri hatta Yahya Kemâl'in şiirleri yazarın romanlarına dâhil olmuştur. Bu mâlzemeler eserlere montaj tekniği kullanılarak eklenmiştir. Bizim Diyar romanında romanın önemli kahramanlarından Gülsüm Ana kızlarına Yûnus'un ölümsüz mısralarıyla şöyle seslenir: "Benim bunda kararım yok. / Ben bundan gitmeğe geldim. / Bazergânım metâım çok / Alana satmağa geldim. / Canlar fedâ yoluna / Bu can kaygısı değil. / Sen can gereksin bana / Cihân kaygısı değil."9 Çırpıntılar romanında ise Yahya Kemâl'in "Çamlıca Gazeli"nden şu birkaç beyit dile getirilir: "Biz şi'ri böyle söyledik, ağyar söylesün / Hem dost söylesün bunu hem yar söylesün. / Mızrab-ı tab'ımız sözü kalbetti besteye / Hem beste söylesün bunu hem kâr söylesün…"10 Atasözleri de yine bu eserlerde sıklıkla yer alan folklorik unsurlarımızdandır. "Can çıkar da huy çıkmaz derler bizim oralarda."11 "Bizim memleketimizde annelerimiz doğum için "Bir selli yağmurdur, gelir geçer."12 derler. "Ayrılanı ayı yer, bölüneni kurt kapar."13 "Kara gün kararıp kalmaz."14 ifâdeleriyle Çokum eserlerini zenginleştirmiştir.

    Millî Sporlar

    Çokum'un romanlarında millî sporlarımızdan olan güreş büyük bir öneme sahiptir. Bunun dışında cirit ve çöğen de bahsedilen diğer sporlardır. Çeşitli toylar, şenlikler düzenlendiği zaman yiğitler meydanlarda güreş tutar ve sonunda birinciler ödüllendirilir. Önemli roman kahramanlarından biri olan Arslan Bey, halka zorbaca muâmele eden ve onları sömüren düşman Igor Gregoroviç'i güreş sâyesinde yola getirmiş ve insanları kurtarmıştır.

    Netice

    Sevinç Çokum, yazmış olduğu çok sayıdaki hikâye ve romanıyla son dönem Türk edebiyatında kendine özgü bir çizgi oluşturmayı başarmış, ender yazarlarımızdandır. Eserlerinde değindiği toplumsal, tarihî, insanî, millî nitelikler Türk insanı için son derece önemlidir. Millî kimliğimizi teşkil eden ve bizim için çok önemli olan değerimizin, geleneğimizin unutulmaya yüz tuttuğu bu dönemde Çokum, bu eksikliği giderme hususunda önemli bir adım atmış bulunmaktadır. Yazarın, özellikle gelecek genç nesillerin millî ve tarihî kimliklerinin farkına varmalarını sağlamak adına Türk milleti ve geleceği için çok önemli bir rol üstlendiği söylenebilir.

    Çokum, romanlarında anlattığı toplumu ve bu toplumun meselelerini işlerken millî kimliği oluşturan unsurlara özellikle yer vermekle bu unsurların önemine dikkat çeker. Yazar, millî bir kimliğin varlığının ve devamının ancak o kimliği oluşturan unsurların şuurlu şekilde devam etmesiyle mümkün olacağına inanmaktadır. Yazar, son dönemde kaleme aldığı romanlarında ferdi ön plana çıkarıyor olsa da dikkatlice bakıldığında ferdin de söz konusu kimlik unsurları üzerinden tahlil edildiği görülmektedir. Sevinç Çokum, bu romanlarında toplumdaki değişim ve yozlaşmadan bahsederken satır aralarında kimlik unsurlarının kaybını söz konusu eder. Çokum'un romanlarını bu tür okumalara verdiği mâlzeme imkânı onun romancılığının önemli bir göstergesidir.
     

Bu Sayfayı Paylaş