Sevilmeyi hak edenler günü

'Aşk-Sevgi-Evlilik Sözleri' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 24 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Sevilmeyi hak edenler günü konusu
    Sevene bir, sevilmeyi hak edene her gün bayram...

    Neye benziyordu aşk? ...katı değildi öyle olsa her bedene girmezdi, galiba girdiği bedenin şekline bürünen bir şeydi, su gibi...

    Uzaklarda, çok uzaklarda ineğe tanrı diye inanan biri dahi aşktan söz edebiliyorsa; kara kıtanın, kendi kara bahtı kara insanları dahi “aşk” diyorsa ve bembeyaz dişleriyle tebessüm edebiliyorsa; aristokratı Juliet için şiir yazıyor, köylüsü Şirin’i bağlamasında yaşatıyorsa; sınıf, dil, din, ırk, şöhret, para, pul hiçbir şey engel değildi aşka ve âşık olmaya, bir ihtimal âşık olunmaya...

    Üstat tarif vermiş yıllar evvel; “aşkın tam bir tarifi yapılamaz, yapılmış ve yapılacak tariflerden her biri, denizden alınmış bir kova suya benzer...”

    Tarifsizlik de bir tarif...

    Bir ara benim de dilime pelesenk olmuştu; “giden mi kalır, kalan mı gider?” suali, tartım acı çekmeyi kim hak ediyorsa o gidendir, giden değilse de gitmeyi hak edendir derdi. Bugün kalıbı malum konuya enjekte ettim hiç bozmadan; “seven mi sevilir, sevilen mi sever?” ne denli kuşatıcı...

    Her şeyin bir zıttı ve bir karşılı olması tesadüf mü? Acı kime müstahak? Samimiyetle sevene mi, samimiyeti sevene mi? Ya da şöyle soralım sevgiliyi dahi kendinden kıskanmanın formülü nerde, bulunduysa kimde ve yahut hangi gelişmiş laboratuar köşesinde?

    Kızlar beyaz (y)atlı prenslerini mi bekliyor?
    Erkekler yarım kilo boyaya mı sevgili diyor?

    İnsanlar nereye koşuyor?

    Sivri uçlu çivilerle kazınıyor harfler:

    —Şairleri de şiirleri de peşinden koşturan bu efsun ger, nazlı ve meçhul kelâm kaç meyyit bıraktı arkasında… Aşk mânâsını kaybedeli kaç asır oluyor acaba biz mi geç doğduk yoksa aşk mı bizi erken terk etti. Ya da saklandığı perdenin arkasından bizi izliyor ve gülüyor yaftada kalan aşk terennümlerine ‘hakikatime vakıf olamadıkça benim için daha çok iç çekersiniz’ diyor. Bilinmez. Bulan olursa bize de haber versin yerini bu asırlık yolcunun, zirâ gönüllerimiz bir rayihâsına o kadar hasret ki...”

    ...

    Adını zikretmeden küser üç harf, Mecnun diyelim, Leyla diyelim de bir kere; Yaradan rahmet etsin izlerinden giden ve aşkın hakikatina vakıf olan her sevgiliye...


     

Bu Sayfayı Paylaş