sevgi aşktan üstündüR

'Aşk-Sevgi-Evlilik Sözleri' forumunda Dine tarafından 5 Mayıs 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    sevgi aşktan üstündüR konusu sevgi aşktan üstündüR

    Ben bütün aşk çeşitlerini...kadın, erkek , ulus, yurt, baba, oğul, kişi, Tanrı... sevgilerini kapsayan bir bilgilik dizininde aradıkça aradım, gönlümün yıllardır tanıyor olduğu aşkı bulamadım."Kişiden doğma"biricik aşk budur işte! Öteki bütün aşklar doğanın yüklemesi, yaratılışın gereğidir.Bütün bu sevgilileri doğa belirliyor bizim için! -Onun görevlisi olan- içgüdü bizi, kendimizde olmadan, sevmeye götürüyor. O kişisel "özgün, özgür, içten ben"in yanı sıra o kendi kendimizin, doğanın yükleyiciliği ile yapının, çıkarın, yararın gerektiriciliği olmadan "seçtiği" biricik aşk, birbirlerinden -kaynağı başka gezegende olan-ilginç bir yakınlığın gizemli tadını tadan, birbirlerinin yüzlerinde doğaötesel soydaşlık rengi gören, iki yurtdaş gibi, yaşamın bu yabancı ülkesinde, bir rastlantı sonucu karşılaşan, daha ilk bakışta birbirlerini "yeniden tanıyan", apaçık tanışıklık ile yakınlık çizgileri okuyan...iki ruhun arasında varolan gizemli bir çekimdir. İşte böyle bir bağlılık, hümanist olan Erich From'un düşündüğü aşklara benzemez. Bir ruhun bir ruha olan aşkı olduğunu ...nerden bilsin?

    Yanız, güzel, tatlı, varlıklı bir ruha gereksinim duyan bir ruh...böcekler gibi yeraltından bitip bir bir bu "günlük yaşama"a bir "çıkar" uğruna bulaşarak, kıvranıp ölen bu toplumsal yığınlar içinde!Ona da "aşk" adını vermeye kıyamadım. Ozanlar onu da bulandırmış. Ona "sevgi" demek istedim.Tanışık iki ruhun aşkı, sevgisi ile inanışı demek istiyorum. Doğanın değil, yaratılışın değil, tersine yakın iki yalnızın arasındaki yalnızlığın oluşturmuş olduğu bir bağlılık...Ne diyeceğimi bilemiyorum!?
    Bana Sevginin aşktan üstün olduğunu öğreten odur.

    Çünkü:
    Aşk, görme engelli bir coşku, görmezlikten kaynaklanan bir bağdır.

    Oysa sevgi, bilinçlice bir bağ; apaçık, duru bir görmenin sonucudur.


    Aşk, genellikle içgüdüden su içer, içgüdüden kaynaklanmayan başka bütün olgular değersizdir.

    Oysa sevgi ruhun içinden doğar, bir ruhun yükselebileceği bütün yerlere, sevgi de onunla birlikte doruğa tırmanır.


    Aşk, gönüllerin genelinde benzer biçimler ve renklerde gözlenmekte olup, ortak nitelik, durum ile nitelikler taşır.

    Oysa sevgi her ruhta kendine özgü bir albeni taşır.Ruhun kendinden rengini alır. Ruhlar da içgüdülerin tersine kendilerine özgü ayrı ayrı renk, tırmanış, boyut, tat ile kokular taşıdığından; ruhların sayısınca sevgiler olduğu söylenebilir.


    Aşk, kimlikle ilişkisiz değildir. Dönemlerin ve yılların ilerleyişinden etkilenir.

    Oysa sevgi; yaş, zaman ve kişiliğin ötesinde yaşar. Onun yüksek yuvasına günün, çağın eli yetişmez.


    Aşk, her renkte, her düzeyde, somut güzellikle, gizli-açık bağlantılıdır. Schopenhauer'ın deyişiyle: "Sevgilinizin yaşına bir yirmi yıl daha ekleyin de onun duygularınızda bıraktığı doğrudan etkileri gözlemleyin."

    Oysa sevgi, ruhun içine öyle bir dalgınlıkla dalar; ruhun güzelliklerine öyle tutulup kendinden geçer; somut güzellikleri bambaşka bir biçimde görür.


    Aşk; tufan, dalga, coşku, hindi niteliğindedir.

    Oysa sevgi durgun, dayanıklı, ağırbaşlı, arılıkla dolup taşar bir durumdadır.


    Aşk, uzaklık ve yakınlığa göre değişir.Uzaklık uzun sürecek olursa azalır.İlişki sürecek olursa değerini yitirir.Ancak korku,umut,sarsıntı ile acı çekimin yanısıra "görüşüm-uzaklaşım"la diri,güçlü kalabilir.

    Oysa sevgi bu durumları bilmez.Dünyası başka bir dünyadır. .
    Aşk,bir yönlü coşkudur.Sevgilinin kim olduğunu düşünmez."Öznel bir özcoşu"dur.İşte bu yüzden hep yanlışlık yapar.Seçimde hızlı sürçer.Ya da hep bir yönlü kalır.Yinede yer yer benzeşmeyen iki yabancının arasında bir aşk kıvılcımlanır, olay karanlıklar içinde geçip birbirlerini görmediklerini ancak bu yıldırımın düşüşünden sonra onun ışıgında birbirlerini görebilirler.İşte burada aşkın kıvılcımlaşımından sonra seven ve sevilen birbirlerinin yüzüne bakınca birbirlerini tanımadıklarını anlarlar.-Önemsiz bir sorun olmayan-aşktan sonra gelen yabancılıklar ile anlaşmazlıklar çoktur.

    Oysa sevgi aydınlıkta kök salar.Işıgın gölgesinde yeşerir,büyür.İşte hep bu yüzden tanışıklıktan sonra ortaya çıkar.Gerçekte,başlangıçta,iki ruh birbirinin yüzünden tanıma çizgilerini okur."biz"oluşları ise"tanışım"dan sonra olur,İki ruh,iki kişi değil-bir anda iki kişi nin gerektirimler sonra biz olma duygusunu taşımaları olasıdır.Bu durum ise öyle duyarlı öyle uçucudur;duyumun ve anlayışın eli altından kolayca kaçabilmektedir.-daha sonraları;birbirlerine söz ,davranış ve konuşma biçiminden yakınlığın tadını,yakınlığın kokusunu,yakınlığın sıcaklığını duyumsarlar.


    Aşk, çılgınlıktır.Çılgınlık ise "anlayış" ile "düşünüş"ün bozulmuş ve yıpranmışlığından başka bir şey değildir.

    Oysa sevgi, tırmanışın doruğunda, beyin ötesini aşar; anlamayı ve düşünmeyi de yerden çekip, doğuşun doruğuna götürür.


    Aşk, sevgilide içinin çektiği güzellikleri yaratır.

    Oysa sevgi; sonsuz, salt, dosdoğru, içten bir doğruluktur.


    Aşk, denizin içinde boğulmaktır.

    Oysa sevgi, denizin içinde yüzmektir.


    Aşk, görme duyumunu alır; oysa sevgi veriri.
    Aşk, kabadır, şiddetlidir. Bununla birlikte dayanıksız, güvensidir.

    Oysa sevgi, tatlıdır, yumuşaktır. Bunun yanısıra dayanıklı, güven içindedir.
    Aşk, hep kuşkuyla bulunur.

    Oysa sevgi baştan başa kesin inançlıdır. Kuşkuya yer vermez.
    Aşktan içtikçe kanarız, sevgiden içtikçe susarız.Aşk korundukça eskir.
    Oysa sevgi yenilenir.


    Aşk, sevenin içinde varolan bir güçtür.Kendisini sevgiliye çeker.

    Oysa sevgi sevilende varolan bir albenidir. Seveni sevilene götürür.


    Aşk, sevgiliye egemenliktir.

    Oysa sevgi, sevilende yok olma susuzluğudur.


    Aşk, onun baskısı altında kalabilmek için sevgiliyi belirsiz, kimliksiz olarak ister. Aşk, kişinin bencilliği ile alım-satımsal, hayvansal ruhun bir çekiciliğidir.

    Oysa sevgi, sevileni sevgili, değerli olarak ister.

    alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş