Seven göz kusur görmez

'Köşe Yazıları' forumunda Dine tarafından 30 Ocak 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Seven göz kusur görmez konusu BİZİM gazetelerin magazin sayfalarında ya da eklerinde bazen tanınmış film ya da dizi yıldızlarının, şarkıcılarının “selülitleri” ile ilgili haberler yayımlanır.


    Dünya gazetelerini görme olanağı olmayanlar hemen şöyle derler: Dünyada hiçbir gazete bu tür fotoğraflar yayımlamaz!
    Bu bir palavradır, magazin gazeteciliği ile ilgili fikri olmayanların uydurmalarıdır. Çünkü dünyanın her yerinde magazin sayfalarında bu tür haberler yayımlanır.
    Habere konu olan “yıldız” da izahata girişir: Sudan ışık yansıdı da öyle göründü vs.
    Geçtiğimiz hafta İngiliz Daily Mail gazetesinin 31. sayfasında böyle bir haber vardı.
    24 yaşındaki şarkıcı Lily Allen’in selülitten bir haritaya dönmüş gibi görünen bacaklarının dört ayrı fotoğrafı vardı. Bir konserde çekilmişti.
    Bundan söz ediyor olmamın nedeni “bakın her yerde oluyor” demek değil.
    Lily Allen’in fotoğraflar ve selülitleri ile ilgili yorumunu çok beğendim.
    Allen “Bu halimden mutluyum çünkü birlikte olduğum insan kendimle ilgili bir şeyleri değiştirme çabamdan nefret ediyor. Kalçalarımda bir büyük patlama var ve erkek arkadaşımın bundan bir şikâyeti yok!” demiş.
    Allen birçok kadının ihmal ettiği bir şeyi dillendiriyor. Plastik güzellik uğruna hayatı kendisine zehir eden kadınlara güzel bir mesaj veriyor.
    Eğer sizi seven bir erkek varsa o sizin ne selülitinizle ne de göbeğinizdeki yağlarla ilgilenir.
    O kafasındaki özel bir kadını beğenir ve onun vücudunun ayrıntıları bu beğeninin düzeyini etkilemez.
    Tabii bunu söylüyorum diye kendinizi koyuverin, her yemeği çikolata sufle ile bitirin demiyorum.
    Elbette kendinize bakın ama bilin ki sizi seven bir erkek, sizin kusur diye kabul ettiğiniz şeylerin hiçbirini görmez, göremez.
    Rahmetli anneannem söylerdi zaten: Seven göz kusur görmez!

    Hafıza-i Ergun nisyan ile malûl

    ?ERGUN Babahan, Star’da önceki gün bir yazı yazdı. Yazının ana fikri şu: Aydın Doğan, 1994 seçimlerinde “Sabah’ın adayı” Zülfü Livaneli’ye karşı Recep Tayyip Erdoğan’ı destekledi ve başına bela aldı. Buna yol açan da Hürriyet ile Sabah arasındaki rekabetti! Ergun’un yazısından bazı bölümleri aktarayım önce.
    “Recep Tayyip Erdoğan’ın Refah Partisi’nden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiği sene Zülfü Livaneli de SHP’den aday olmuştu.
    “O zamanlar Sabah ve Hürriyet kıyasıya bir rekabet içindeydi.
    “Ya Aydın Doğan, Livaneli’nin Dinç Bilgin tarafından aday gösterildiğini sandı ya da Livaneli’nin Büyükşehir’in imkânlarını Dinç Bilgin’e peşkeş çekeceğine inandı.
    “O yüzden Doğan Grubu ama özellikle Hürriyet Gazetesi Zülfü Livaneli’ye karşı açık bir tavır aldı. “Aydın Doğan o gün belki de hayatının hatasını yapmış ve imparatorluğuna ağır bir darbe indirecek dönemi başlatmıştı.
    “Sonuçta Erdoğan aradan çıkıp seçimi kazandı ve büyük iktidar yürüyüşünü başlattı.”
    Babahan’ın hafızasında bir sorun var!
    1994 seçimleri 27 Mart günü yapıldı.
    O tarihte gazetelerin sahiplik durumu şöyleydi. Hürriyet: Erol Simavi. Sabah: Dinç Bilgin. Milliyet: Aydın Doğan.
    Yani Hürriyet’in yayınlarının Aydın Doğan’ın tercihleri ile bir ilgisi olamazdı.
    Hatta durum tam tersiydi.
    Hürriyet ve Sabah ortaklaşa kurdukları dağıtım şirketiyle Milliyet’i batırmayı hedef almışlardı. Hürriyet ile Sabah arasında o tarihte korkunç bir rekabet yoktu, tam tersine ciddi bir işbirliği vardı ve hedef Aydın Doğan idi.
    Aydın Doğan içinde sıkıştığı bu çemberden Hürriyet’i satın alarak kurtuldu. Aynı yılın Temmuz ayında. Seçimlerden beş ay sonra!
    Ergun Babahan belli ki Sabah’ın Ahmet Çalık’a satılmasından sonra yaptıklarını unuttuğu gibi o yılları da unutmuş.
    Olabilir, hafıza-i beşer nisyan ile malûldür.
    Ama hayali hatıralar ile bugün için siyasi sonuçlar çıkarması doğru değil.
    Öte yandan bu işteki herkes; Babahan’ın Sabah’taki yakın çalışma arkadaşları, Doğan Grubu’nun yöneticileri ve biz sıradan gazeteciler Ahmet Çalık, Sabah’ı satın aldığında Babahan’ın nasıl davrandığını gayet iyi biliyoruz.
    “Gazeteyi tarikatçılar satın aldı, bana ve arkadaşlarıma gazetelerinizde iş verin” diye Aydın Doğan’ın kapısını çaldığını, Mehmet Ali Yalçındağ’ın evinde bir yemekte buluştuklarını biliyoruz. Doğan’dan gazetelerde yöneticilik talep ettiğini de! Aydın Doğan’ın “Mevcut gazetelerdeki arkadaşları kaydırıp size iş yaratamam ama isterseniz gelin, size olanak vereyim, kendi gazetenizi çıkarın” dediğini de biliyoruz.
    Aydın Doğan o zaman iyiydi de, şimdi neden “kötü” oldu, anlayabilmek zor.
    Ergun’u, Sabah’a yazı işleri müdürü olduğu günlerden beri tanırım.
    Bu yaptıkları, mesleki geçmişine yakışmıyor, bir dostu olarak uyarmış olayım.


    Mehmet Y. Yılmaz / Hürriyet
     

Bu Sayfayı Paylaş