Sesli Okuma - Okuduğunu Anlamak

'Rehberlik' forumunda SeLeN tarafından 26 Şubat 2011 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Sesli Okuma - Okuduğunu Anlamak konusu sesli okuma kuralları - okuduğunuzu anlamanın yolları - sesli okumanın özellikleri


    1. Sesli Okuma
    Tanımı: Gözlerin görüp, zihnin kavradığı sözcükleri konuşma örgenlerinin
    seslendirmesi olayına sesli okuma denir.
    “Sesli okuma, gözle algılanıp, zihinle kavranan sözcük ya da sözcük kümelerinin
    konuşma organlarının yardımı ile söylenmesidir. Sesli okumada başlıca amaç,
    yazının doğru ve konuşma dilinin özelliklerini yansıtacak biçimde
    seslendirilmesidir.” (Demirel 1999: 64), (Keskinkılıç 2005: 123), (Kavcar 1995 :
    43).
    “Okuma, bir yazıyı görüp anlamını kavrama becerisidir. Okuma, çocuğun
    okulda kazanacağı temel becerilerin başında gelmektedir.” (Tekışık 1994:13).
    “Sesli okuma: Yüksek sesle ağız ve dil hareketleriyle okuma,” (Dökmen
    1994: 27).
    Sesli okumada göz, seslendirilen sözcüklerden daha çok sözcük görür.
    Buna göz-ses uzaklığı denmektedir. Bu göz – ses uzaklığı 30 cm‘den fazla
    olmalıdır.
    Göz-ses uzaklığı uzun olan kimse satırın daha ilerideki sözcüklerini görüp
    kavrayacağından ötürü sesine daha iyi ton verebilir. Hatta her sözcüğün üzerinden
    sıçrayarak yapılan okuma yerine, satırın alt – orta yerinde, göz – ses uzaklığını
    sabitleştirerek yapılan okuma esnasında gözün görme oranı daha fazla olur.
    Çünkü gözün sol ve sağ fark etme alanları sözcükleri görme oranını çoğaltır.
    Öğrencilerin okumayı öğrenmelerinde, okuma düzeylerinin öğretmen
    tarafından tanınmasında, dinleme alışkanlığı kazanılmasında sesli okuma önemli
    bir tutar.
    Sesli okumanın ilk koşulu, sözcükleri kusursuz bir biçimde söylemek,
    doğru, doğal ve Türkçenin estetiği içinde ağzımıza uygun bir biçimde konuşur gibi
    okumaktır.
    Okunanı kavrayıp ifade edebilmek, konuşur gibi okumaya dayanır.
    “Sesli okuma, dinleyenleri etkiler ve onlara zevk verir. Gerçekten, iyi bir
    okumayı dinleyerek birtakım karmaşık düşünce ve duyguları kolaylıkla
    anlayabiliriz. Okunan parçanın dilindeki coşku ve akıcılık da bize zevk verir. Sesli
    okuma öğrencilerin iyi dinleme alışkanlıkları kazanmalarında da etkili
    olur.”(Kavcar 1995: 43).
    Sesli okuma gözlerin algılaması, zihnin görselliği anlamlandırması ve
    hançerenin sözeli meydana getirmesi etkinlikleridir.
    Sesli okuma öğrencilerin okumayı öğrenmesine, (baştan itibaren
    öğretmenin okuma biçimini taklit ederek) okuma düzeylerinin öğretmen tarafından
    tanınmasına, dinleme alışkanlığı kazanılmasına yardım eder. Bu nedenle sesli
    okuma öğretimde duyusal ve görsel olduğu için, önemli bir yer tutar. Sesli okuma
    çocukların düşünce, duygu ve görüşlerine uygun düzeyde olmalıdır.
    Öğretmen; bir sonraki gün ya da haftada işleyeceği metni, içinde
    bulunulan dersin bitimine yakın bir sürede; örneğin son on dakikada örnek sesli
    okuma yapmalıdır. Öğretmen tarafından yapılacak olan bu örnek okuma biçimi
    özgün okuma olmalıdır. Konuşur gibi okumanın bütün inceliklerini içermelidir.
    Çünkü sesli okuma “öğretimi” amaçlar.
    Öğrenci, bir sonraki gün ya da hafta için hazırlayacağı bu metni,
    öğretmenini taklit ederek okumaya çalışacaktır. Öğretmen, okumadan gelen
    öğrencilerini de sınıfta, incitmeden, akranları arasında küçük düşürmeden,
    benliklerine saygılı bir biçimde davranarak kendiliğinden taklit ettirmeye
    başvuracak biçimde hazırlamalıdır.
    Önce sınıf içinde öğrenciyi metne alıştırmak için sessiz okuma
    yaptırmalıdır. Sonra gene kendi, örnek okuma yaparak, öğrencilerini güzel
    okumaya yöneltmelidir. Öğretmen, öğrencilerinin sesli okuma düzeylerini ölçmek
    ve bilmek zorundadır. Çünkü öğrencisini tanımalıdır. 40 dakikalık dersin salt
    okuma dersi yapılamayacağını bilmek konumundadır.

    Çünkü TÜRKÇE dersleri iç içe girişik (sessiz okuma, örnek okuma
    öğretmen tarafından yapılmalıdır. Sesli okuma, öğretmene yakın okuyabilen bir
    öğrenciye okutma ve birkaç öğrenciye daha incelenecek metin okutulmalıdır.
    Daha sonra bilinmeyen sözcüklerin anlamlarını bulma – bu sözcükleri, varsa asli
    manada, mecazî manada, deyim manada, terim manada, argo manada ifade
    bulacak şekilde değişik tümcelerde kullanma, sözcükleri alt alta yazıp
    ezberletmeden bu anlamları ifade edecek biçimde tümcelerde kullanıp sözcük
    dağarcıklarına katma – metnin işlenişindeki soruları yanıtlama, ana fikir ve
    yardımcı unsurları buldurma) ve bir bütünlük içinde işlenir. Okumayı
    öğrenmelerine, okuma düzeylerinin öğretmen tarafından tanınmasına, dinleme
    alışkanlığı kazanılmasına yardım eder.

    Sesli Okumada Dikkat Edilecek Özellikler
    1. Okuma – yazma düzeneği kavratıldıktan sonra, yaptırılan sesli
    okumalarda öğrencinin gereksiz el, kol, baş ve vücut hareketleri yapmamasına
    dikkat edilir.
    2. Yöre ağız özelliklerine sesli okumada kesinlikle yer verilmemelidir.
    Öğretmen sınıfında okul diliyle ağız birliği yaratmalıdır. Altı yaşındaki bir
    çocuğun iki dil özelliği vardır. Bunlar; ana – baba ve yakın aile bireylerinden
    duyup, taklit ederek öğrendiği ana dili ile çevrenin kendisine sunduğu çevre
    dilidir. Çocuk bu dil özellikleriyle okula gelir. Öğretmen bu iki dil özelliklerini
    çıkış noktası olarak alır. Sınıftaki bütün ağız özelliklerini İstanbul ağzında
    birleştirmeye ve Okul dili yaratmaya çalışır. Bunun için Türkçenin en güzel
    örneğini, Türkçenin estetik yönünü benimsetmelidir. Sözcükleri en düzgün
    biçimde canlandırıp kullanmalı ve kullandırmalıdır. Unutulmamalıdır ki, taklit
    edilen birinci unsur öğretmendir. Bunun için öğretmen diksiyonuna dikkat
    etmelidir.
    3. Öğretmen, tümce ve sözcük vurgusuna, vurguların ve tonlamaların yerli
    yerinde yapılmasına dikkat etmeli Türkçeyi bilinçli bir biçimde kullanmalıdır.
    4. Metnin ya da şiirin içindeki duygu ve düşünceleri yaşanır biçimde
    öğrencilere sevdirerek kavratmalıdır.
    5. Bir dizenin, bir metnin okunması esnasında gereksiz yere tekrarlar
    yaptırılmamalıdır.
    6. Birinci sınıfın, okuma –yazma düzeneği kavratıldıktan sonra, yani
    eğitim ve öğretimin ikinci yarıyılının ortalarından itibaren ve ikinci sınıfın ilk
    aylarında, öğretmenin örnek okuması esnasında metindeki virgül ve noktanın
    bulundukları yerlerdeki duraklamaları öğrencilere konuşur gibi okuyarak ve

    dikkatlerini çekerek öğretilmelidir. Bu bakımından sesli okunanı, öğrencilerin
    takip etmeleri yararlı olabilir. Yalnız bu takip ettirme sürekli olmamalıdır. Bu
    takip ettirme esnasında öğrenciler de koro halinde yüksek sesle okumalıdırlar.
    7. Sınıf içinde sesli okunanı, öğrencilerin sessiz okumayla takip etmeleri
    gibi bir yanlışlığa düşülmemeli, okunanı arkalarına yaslanarak dinlemeleri
    sağlanmalıdır.
    3.4.5.6.7.8. sınıflarda öğretmenin yapacağı örnek okumayı öğrencilerin
    dikkatle dinleyerek anlamaları ve güzel, düzgün okumanın tadına varmaları
    sağlanmalıdır.
    8. Öğrenci eline aldığı bir metni, şiiri veya herhangi bir yazıyı (öykü,
    roman, gazete, dergi v.b.) kusursuz okuyamaz. İçeriğini anlayıp sezmesi için,
    özellikle yazınsal yazıları yüksek sesle okutmadan önce öğrenciyi okumaya
    hazırlamak gerekir. Bunun için önce sessiz okuma yaptırılmalıdır.
    9. Öğretmen sınıfın bütün öğrencilerine aynı derste sesli okuma yaptırıp,
    tüm 40 dakikayı sesli okumaya ayırmamalıdır. Çünkü Türkçe dersi beceriler
    bütünüdür.
    10. Sesli okuma yaptırılırken, okuyan öğrenciyi, diğer öğrencilerin
    arkalarına yaslanıp, okunanı dinlemeleri sağlanmalıdır. Öğretmen dinlemenin
    Türkçe öğretimi içinde bir beceri olduğunu bildiği için, öğrencilerin dinleyerek
    anlamalarını sağlamalıdır. Dinlemenin bir görgü kuralı olduğunu unutmamalıdır.
    11. Sesli okunan yazılar öğrencileri etkiler, onlara okuma zevki kazandırır.
    Okumaktan zevk almalarını sağlar.
    12. Sesli okumada okunan tümce – sözcük gereksiz tekrarlarla
    okunmamalıdır. Bu tür alışkanlıklar öğrencileri ezbere yöneltir. Tüm yaşamlarında
    okumak değil, okumamak için çaba harcamaya yönelirler.
    Bu nedenle öğretmen, ses temelli tümce yöntemi ile okuma – yazmayı tam
    ve kusursuz olarak kavratmalıdır.


    alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş