Sen son değilsin bakışlarımda

'Şiirler' forumunda NeslisH tarafından 18 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Sen son değilsin bakışlarımda konusu
    Sen son değilsin bakışlarımda


    Ne kaldı geriye?


    Sırtımda bir elin sıvazlaması mı?


    Güvensizlik mi?

    Ciğerime çöreklenen kuru bir öksürük belki de senden kalan.

    Dereden geçmek için bulamadığım yollarda el salladın da ne oldu sanki. Gittin...

    Ve şimdi uzaklardasın.

    Gözlerimdeki son nemin düşmesinde asılı kalan uzaklıkta.

    Türlü çeşitli yarınlarda buluşur muyuz bilmiyorum,

    Hangi sahillerde ismimiz yazılır ve kim kalır geride...

    Ola ki kuşların cıvıltısında çarpışır yüreklerimiz,

    Belki de yok olur nefsimizde mutluluklarımız.

    Bilinmezlerde kucaklaşırız zamana bıraktığımız hırslarımızdan arınmışlığımızla.

    Zaman...

    Hangimiz gider önce kokusunu alıp ta diğerinden,
    Hangimiz pes eder yanılgılarında alışkanlıkların.

    Sadece kızgınlık mı?.

    Korkmak mı dersin karanlıklardan.

    Bütün ışıkların gölgesinde kaçmak mı ansızın.

    Korkular senin olsun, sıradanlıklar da.

    Aşk ta, ayrılıklar da, başlangıçlar da.

    Ben sende değil aynalarda bırakıp yalnızlığımı

    Rüzgarı giyinip, yıldızları takıp saçlarıma,

    Çiçeklerin kokusunda yok olmak istiyorum.

    Ayrılık mı yakar en çok dudaklarımı, öpüşünden kalan buruk tat mı?

    Ellerim mi çok üşür, yüreğim mi?

    Bilinmezlerle, bilmek istemediklerimle gidiyorum.

    Canımın yanması biter bir gün nasılsa.

    Çok değil üç beş yıl en fazla.

    Sonrası buruk bir gülümseme her anımsayışta.

    Daha önce de yaşadım, sen de son değil bu yaşadığım.

    Ömrümün sonuna kadar da yaşayacağım.

    Pencerelerim bir müddet kapanacak yine hayata,

    Sonra birileri gelip senin gibi aralayacaklar,

    Yabancı olsalar da tanışacaklar yaralı yanlarımla.

    Önce iyileştirmeye çalışacaklar.

    Ben uzaktan seyredeceğim alaycı gülüşlerimle.

    Her iyileştirmede biraz daha tuz basacaklar yaralarıma.

    Biliyorum...

    Sen de öyle yapmıştın.

    Her sevişinde biraz daha incitmiştin yüreğimi.

    Canımı acıtmamak adına daha çok acıtmıştın.

    Acıyan benim canımdı, sen nerden bileceksin ki ne kadar acıdığımı.

    Nasıl dağlandığımı.

    Anlatamam ki sana.

    Ben seni hiç acıtmadım ki o kadar.

    Acıtamam ki.

    Kıyamam...

    Çilek kokusundayım bugün, ellerim birer yağmur damlası.

    Gözlerimden acıya rağmen umut akar

    Dere olur yolunu bulur ırmaklara

    Ordan da denize karışır, tuz olur.

    Kaç yürek yangını söner baharda, çiçek olur.

    Sen nerden bileceksin ki?

    Lavinya bahçesinde karışır birbirine renkleri, kokuları.

    Unutamadığımsın.

    Unutamadığım her an’dasın.

    Gözlerine öyle yakışırdı ki kar.

    Her kar yağışında gözlerim olurdun.

    Senin gözlerinle bakardım dünyaya, senliği giyinirdim karın ayazında.

    Senin yangınınla ısınır, direnirdim yarınlara...

    Yarın da yaşanacak camların buğusu, rüzgarın uğultusu.

    Sen son değilsin bakışlarımda.

    Yaşadıkça yaşanılası değilsin, biter gidersin parmak uçlarımda.

    Hem seni, hem bir başkasını dinleyebilirim,

    Yüreğime sokabilirim senin olmadığın kadar.

    Az sonra belki unuturum seni şairlerin ölümünde, şiirlerin gizeminde.

    Şimdi ve sonra

    Ne zaman seni düşünsem yüreğim buz tutacak aslında

    Unuturum dediğime bakma.

    Gözlerim dolu dolu olacak anne kucağının sıcaklığında,

    Günler dayanılmaz, uzaklıklar aşılmaz olacak senin yokluğunda.

    Martı çığlıkları susar, şarkılar hüzün olur

    Savrulur bir toz bulutu kulaklarımda son bulur.

    Bu sabah sen varsın yağan yağmurun kokusunda

    Yarın da olacaksın.

    Aslında sen bensin, ikimiz aynı kişi.

    Birimiz değil, ikimiz de deli...

    İçimizdeki dertler yalan mı?

    Artık bitsin gitsin...

    Hiç bir şey bırakmadan...

    Tavus kuşunun tüylerinde asılı kalmak istiyorum.

    Büyülü bir bakış, acılı bir nakış...

    Yeni başlangıçlardan korkarım hep, zordur.

    Benimseyene kadar iğreti durur üzerinde.

    Heyecanlıdır da, ayazdır.

    Senden önce de öyleydi, sonra da...

    Acılara zırhlıyım ben, yeni başlangıçlara şüpheli.

    Eksik...

    Hep bir şeyler eksik kalır senden sonra.

    Bir seninle tamamlanmıştım buğdayların başağında,

    akasyaların ballarında.

    Yerlere düşmeden topladığım yağmur damlalarında...

    Geriye dönüşler ne boş.

    Dönen ne bulur, bulmak için mi döner.

    Geride bıraktığı enkazı mı merak eder sadece.

    Sorular hiç bitmiyor değil mi?

    Ola ki günün birinde biter de

    Her yeni güne elma şekerlerinin tadında,

    Balonların uçkunluğunda başlarız.

    Güleriz içimizdeki çocuğun sevinçlerinde.

    Arsız duygu kırıntılarından arınmak bir ağacın gölgesinde

    Soyunmak kırgınlıklarımı,

    Dupduru bir başlangıç belki de gözlerimin ışıltısında

    Sana bırakıp ta bütün aydınlıkları.

    Tükenmek...

    Tesellisi var mı bilmiyorum tükenmişliğin.

    Boşluklar dolar mı anlamsızca gidişlerde.

    Ne yana dönse dünya, aynı mı olur günler geceler.

    Yoksa onlarda mı yitip gider boşluklarda.

    Her şey anlamsızlaşır da




    Yenilenir mi içimizdeki benler, senler, olmayan bizler...​
     

Bu Sayfayı Paylaş