Selülit hakkında bilinen tüm gerçekler

'Cilt Hastalıkları' forumunda Dine tarafından 1 Nisan 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Selülit hakkında bilinen tüm gerçekler konusu Selülit hakkında bilinen tüm gerçekler

    Selülitin kronolojisi

    Selülitten ilk kez Avrupalı doktorlar tarafından 19. yüzyıla girilirken bahsedilmişti. Tıp literatüründe kulağa ilginç gelen birçok isimle adlandırılmıştı. Bunlardan bazıları; mezenkimal hastalığı, selülitik dermo-hipodermoz ve panniculosis’tir.

    [​IMG]

    • 1920’de Fransız bilim adamları Alquier ve Paviot durumu ilk kez tarif etti.
    • 1966’da İspanyol dermatolog M. Bassas Grau selülit dokusunun etrafında sıvı biriktiğini onayladı.
    • 1972’de G.Muller ve F.Nurnberger adlı doktorlar, selülitin meydana geldiği yerde ayrıca elastin sayısında düşüş ve kolajen demetlerinde düzen farklılıkları olduğunu gözler önüne serdi.
    • 1994’te İtalyan Anatomi Patoloğu ve Moleküler Biyolog Profesör Sergio Curi selülitle normal yağı karşılaştıran çalışmalar yürüterek, selüliti farklı bir sendrom olarak ifade etmek suretiyle, selülite bilimsel geçerliliğini kazandırdı. Buna rağmen doktorların pek çoğu hala selülitle ilgili tedavilerinde; selülite normal yağ muamelesi yapmaktadır. Bu nedenle de geçmişteki selülit tedavileri ya çok az etki göstermekte ya da hiç etki göstermemektedir.

    Selülitin nedenleri

    Selülit sürekli ilerleyen bir durumdur. Çok küçük bir pürüz olarak başlayabilir ancak daha sonra hem özgüveni hem de vücut sağlığını derinden etkileyen büyük bir engele dönüşebilir.

    Selülit en çok hormonlar sebebiyle ortaya çıkar. Aslında erkeklerin selülitlerinin olmayışının temel nedeni de vücutlarında kadınlara oranla daha az östrojen hormonu bulunmasıdır. Diğer bir faktörde kalıtımdır. Eğer annenizde selülit var ise sizde de olma olasılığı yüksektir.
    Bu hormonal ve kalıtımsal faktörler, bazı bölgelerdeki dermisin daha kolay zarar görmesine neden olur. Selülitli bölgelerdeki dermis altı yağ hücreleri deri yüzeyine daha yakındır çünkü dermis hasar görmüştür. Kadınlardaki dokular erkeklerdekilere göre daha az esnektir; bu da kadınların erkeklere göre yaş ve çevre etkileri ile neden daha çabuk hasar gördüklerini gösteren diğer bir etkendir.

    Bazı nedenlerden dolayı kadınların bacaklarında çok kolay çürümeler meydana gelir ve görünür kılcal damarları çıkabilir. Bu da zayıf damarların varlığına işaret eder, bu durum da selülitin temel nedenlerinden birini oluşturur. Bu durumun nedeni hormonal veya kalıtımsal olabilir ancak kanıtlara dayanarak gerçekliğinin şüphesiz olduğu söylenebilir.

    Dermis bu hasara dayanmaya çalışırken su kaybeder ve güçsüzleşir. Sonuçta parçalandığında altında sessizce yatmakta olan dermis altı yağlar dikkat çekici bir biçimde yukarı doğru yol almaya başlar. Epidermis güçsüz ve susuz ise; incelir ve selülit yüzeyden görülebilir bir hal alır. Selülit ve çatlaklardan kurtulmak için yağları yakmaya değil, dermis ve epidermisi onarmaya odaklanmamız gerekmektedir.

    Selülit tıbbi bir bozukluk olarak ifade edilebilir. Önce, gözle görülmeyecek kadar küçük değişimlerle başlar ve bu değişimler yüzeye yansımaz. Görünmeyen bu değişimler daha sonra kendilerini kozmetik problemler olarak su yüzüne çıkarır, biz de bunu genelde çukurlar olarak görürüz.

    Selülitin aşamaları

    1. Aşama selülit: Özellikle dermisin üstündeki damarlar kalite kaybına uğrar. Hücrelerin dışında sıvı (atık su) birikmeye başlar. Değişimler, gözle görünür değildir.

    2. Aşama selülit: Dermis daha çok bozulur. Yağ hücreleri şiştikçe ve yüzeye hareket ettikçe damarlar baskı görmeye başlar. Sıkıştırıldığında az miktarda portakal kabuğu görünümü elde edilir.


    3. Aşama selülit: Kolajen ve elastin sentezinde bozulmalar başlar. Lifli şeritler (septum) yağ hücrelerini çevrelemeye başlar. Sıkıştırıldığında oldukça fazla portakal kabuğu görünümü elde edilir.

    4. Aşama selülit: Sert nodüller hissedilebilir hale gelir. Ağrı ve hassasiyet mevcuttur. Her zaman görünür haldedir.

    Dr. Murad
     

Bu Sayfayı Paylaş