Seçkin ve Zarif Dokusuyla Kadıköy'ün En Şık Tepesi...MODA

'Türkiye Şehir-Bölge Resimleri' forumunda Mavi_Sema tarafından 22 Haziran 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Seçkin ve Zarif Dokusuyla Kadıköy'ün En Şık Tepesi...MODA konusu İstanbul gibi 7 tepe üzerine kurulan Kadıköy’ün en şık tepesidir Moda… Seçkin ve zarif dokusu, orada yaşayanlar için vazgeçilmez kılmıştır bu semti.

    [​IMG]


    İstanbul hikayelerinin anası: masallar, efsaneler ve mitolojidir. Çünkü İstanbul, Doğu’nun en gizemli imparatorlukları Bizans, Doğu Roma ve Osmanlı’nın başkenti; Yunan, Anadolu, Roma, Arap, Fars, Türk geleneğinin yurdudur. ‘Bu efsanelerden biri, eski Yunan’dan gelir ve bugünkü İstanbulluları çok ilgilendirir. İsterseniz 2680 yıl kadar önce, isterseniz bir varmış, bir yokmuş; diyelim: yurtsuz kalan Karya’lı göçmen Megaralılar bir kâhinin ‘yeryüzü cennetinde bir körler ülkesi var, karşısında da bir tepe. Aradığınız umut orada’ diyerek yol göstermesi üzerine teknelerle o zaman adı sanı olmayan bu muhteşem beldeye gelir ve buranın güzelliğiyle – herkes gibi- onlar da büyülenirler. Evet, ‘dünyadaki cennet’i; İstanbul’u bulmuşlardır. Ama karşı kıyıdaki sis kalkınca orada bazı yerleşimleri görür ve şaşırırlar; ‘bu cennet gibi yer dururken karşı kıyıda bu güzelliği görmeden yerleşenler kör olmalı, işte körler ülkesi!’ diye bağırırlar. Onların ‘körler ülkesi’ dedikleri yer Kalkedonia yani Kadıköy’dür. Bir Kadıköylü olarak, çok da haksız bulmadığım ve her seferinde gülümseyerek dinlediğim bu hikayedeki Kalkedonlular’ı uzaktan atalarım sayarken, aklıma hemen “Asıl körler Kadıköyü’nün güzelliklerini görmeden orada yani karşı kıyıda yerleşenlerdi.” diyen Evliya Çelebi gelir. Sonuçta iki taraf ta haksız sayılmaz hani...

    [​IMG]

    [​IMG]


    KADIKÖY YÜZÜNÜN BURNU

    Bir zamanlar tüm İstanbul’a yetecek kadar sebze ve meyve yetiştiren Moda, Kadıköy profilinde hokka gibi bir burundur. Bu tanımı hiç romantik bulmayanlar için; tıpkı İstanbul gibi 7 tepe üzerine kurulmuş olan Kadıköy’ün en şık tepesi Moda’dır, da denebilir.
    Bir Kadıköy Klasiği olan Moda, araştırmacı Ebru Özbaran’a göre M.Ö. 2000’li yıllarda Fenikeliler’in (Kenanlılar) bir ticaret iskelesiymiş, ben onun yalancısıyım. Benim bildiğim Moda semti, artık Avrupalı gibi yiyip içmek ve eğlenmenin moda olduğu Tanzimat sonrası Osmanlı İmparatorluğu’nda Beyoğlu(Pera), Boğaziçi, Adalar’dan sonra ancak 1910’larda modernleşmeye başlar; moda olur. İstanbul’un gayr-ı Müslüm vatandaşlarının Moda’yı tercih etmesiyle Batılılaşmanın yabancı sayılmayacağı bu semtin temelleri atılır.
    Eski ve köklü aileler gibi geçmişi zengin semtlerin de renkli tarihleri vardır, bu yüzden Moda’nın semt mobilyalarından bahsedeceğim biraz: Moda’nın ilk âlameti farikası, bir zamanlar Atatürk’ün ‘burada bir yat kulübü kurulsun!’ diye denizden görüp, beğendiği (eski İngiliz Kulübü) ve sonra İngiltere Prensi Edward, İran şahı Rıza Şah Pehlevi ve Irak Kralı Faysal’ı ağırladığı, bir dönem Nadir Nadi’den Falih Rıfkı Atay’a, Münir Nurettin Selçuk’tan Nejat Eczacıbaşı’na kadar seçkin üyeleri olan Moda Deniz Kulübü’dür.

    [​IMG]



    MODA’DA AŞK BAŞKADIR

    Şimdiki zamanda Moda’yı gençlerin sevgilisi yapansa çay bahçeleri ve dondurmacılar meydanıdır. Kadıköylü gençlerin anıları arasında aşklarını paylaştıkları bir Moda yazı mutlaka vardır. Olmayanlar için yaklaşan yaza rezervasyon yapılabilir! Moda çay bahçeleri yazın muhteşemdir. Çay bahçeleri İstanbul’un panik trafiği ve koşturmasından kurtarılmış bir cennet parçası olarak, karşıda Marmara denizi, solda Fenerbahçe’nin feneri, kısmen Adalar, sağda Haydarpaşa, hatta bir ucundan Tarihî Yarımada manzaralarıyla insanı sevinçten baygın düşürecek bir güzellik sunar. Aşıksanız zaten başınız dönmektedir ve Moda iyi gelir. Değilseniz, ‘dünyada hâlâ bu kadar güzel yerler varsa, aşk da vardır’ diye umut bir yaratabilir; dikkat!

    Dondurmacılar meydanının ufak tefek olmasına aldanmayınız, burada her çeşit dondurmayı bulmaktan öte başka şehirlerden İstanbul’a Dondurmacı Ali Usta’nın dondurmasını yemeğe gelenler olduğunu bilmenizde yarar var. Kışın en iyi salep burada içilir.

    Uzun yıllar bakımsız ve mahsun kaderine terk edilen tarihi Moda iskelesi, Modalı ünlü müzisyen Barış Manço ve Moda Gönüllüleri adlı STK’nın ve Kadıköy Belediyesi’nin desteğiyle, Deniz Ticaret odası tarafından 2001 yılında restore edilmiş, günde iki seferle de olsa deniz ulaşımına yeniden başlayarak kültürel dokunun önemli bir parçası olarak Kadıköy sahnesinde tekrar yerini almıştır. Ünlü mimar Vedat Tek tarafından 1917’de yapılan tarihî Moda iskelesinin terası o zamanlar çatı gazino olarak hizmet vermekteydi. Mimarisi ve süslemeleriyle çok güzel bir bibloya benzeyen Moda iskelesi semtin sembollerinden biridir ve özellikle üst katta oturup içeceğinizi yudumlarken vapurda oturuyor hissine kapılmamak olası değildir.

    [​IMG]

    [​IMG]


    MODA’NIN ÜNLÜLERİ

    Bir zamanlar bitişik nizam, cumbalı evlerin ve bostanların bulunduğu Moda’da şimdi o ferahlığı ve yeşilliği bulamamaktan yakınanlar için durumun hüzün verici olduğunu kabul etsem de beni içinden çocuk seslerinin fışkırdığı, etrafında yaşlı, görmüş geçirmiş ağaçların ve incik-boncukcu gençlerin dizildiği çocuk bahçesi mutlu ediyor. Belki oğlumun o parkta büyümesi sırasında çimenler üzerine yatarak yazı yazmaya çalıştığım yıllardan kalma bir güzel duygunun etkisiyle, Moda tenis kortlarının önünde, girişinde Modalı eski Cumhurbaşkanımız Fahri Korutürk’ün büstü bulunan çocuk bahçesi beni hep şenlendirir.

    [​IMG]


    MODALI CEVDET BEY VE OĞULLARI

    Türkiye’nin ilk ve tek diplomalı pastacısı olarak bilinen Elif Pastanesi’nin sahibi Moda’nın Cevdet Bey Amcası hakkında ‘onun yaşamı tam bir romandır’ diyenler, Orhan’ın (Pamuk) Nişantaşlı Cevdet Bey’ine karşılık Modalı Cevdet Bey ve Pastanesi adlı bir karşı- roman yazılmasını mı önermekteler, artık onu bilemiyorum... Ama Moda’da romanı yazılmak için bekleyen bir başka karakteri biliyorum. Bu kişi Yeni Moda Eczanesi sahibi Melih Ziya Bey’dir. Bir kere eczanenin mobilyaları ve eşyalarının çoğu gerçekten 1902’den kalmadır ve çoğunun işlevi korunmaktadır, yani orası bir anlamda bir açık eczane müzesidir.

    Eski kültürel zenginliğini, yeşilliğini ve özgünlüğü, yani masumiyetini biraz yitirse de Moda hâlâ Moda’dır. Nostaljik heyecanla yeniden trafiğe çıkarılan kırmızı tramvayın da etkilediği, giderek büyüyen park sorunu ve İstanbul’un her semtine musallat olan trafik düğümlenmelerinden Moda da nasibini alıyor elbette. Yine de hâlâ ‘mahalle kültürü’nün kısmen soluklandığı, pek çok semt sakininin hâlâ birbirni tanıdığı, selamlaştığı bu İstanbul klasiği Moda, hâlâ modadır! Tanışmıyorsanız bekleriz. Tanışıyorsanız geçerken bir kahveye uğrayın, dostluk tazeleyin.

    [​IMG]
     

Bu Sayfayı Paylaş