Sarı ve Siyahın Romanı (Kitap Ozeti)

'Kitap Özetleri & E-Kitaplar' forumunda NeslisH tarafından 30 Kasım 2008 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Sarı ve Siyahın Romanı (Kitap Ozeti) konusu
    Gelibolu’da öğrenci kafilesi gezdiren edebiyat öğretmenine bir
    öğrenci: “Hep şehitlik, hep şehitlik öğretmenim burada başka
    gezilecek yer yok mu?” der. Bu vefasız ve saygısız karşısında
    edebiyat öğretmeni bir şey diyemez. Kelimeler boğazına takılır ama
    yüreğinde büyük bir yangın başlar ve emekli olunca Çanakkale’de
    şehitlik gezmekten bıkan öğrenciye kendi yaşıtlarının bu
    topraklarda 90 yıl önce neyler yaşadıklarını anlatan bir roman
    kaleme alır. Otuz yıllık bir edebiyatçı birikimiyle kaleme alınan
    satırlar, Şehadetname adıyla Yitik Hazine Yayınları tarafından
    yayımlandı.

    Tarih araştırmaları yayımlayarak dikkat çeken Yitik Hazine
    Yayınları’nın ilk tarihi romanı yayımlandı. Yılların edebiyat
    birikimin konuştuğu romanda özellikle kullanılan deyimler ve
    özdeyişler bir devrin toplum hayatını yansıtması bakımından
    apayrı bir mana taşıyor.
    Osmanlılarda hem diploma hem de şehitlik belgesi manasına gelen
    Şehadetname Çanakkale’ye giden İstanbul Erkek Lisesi
    talebelerinin başından geçenleri anlatıyor. Şehitlik gezmekten
    bıkan öğrencilerin yaşıtları, 1915’te okullarını bırakarak gittikleri
    cephede destan yazıyorlar. Kitap bu destanı gözler önüne seriyor.
    İstanbul Erkek Lisesi’nin örencileri cepheye gidince okulları
    hastane yapılır ve binanın hastane olduğu anlaşılsın diye sarıya
    boyanır. Ardından cepheden acı haberler gelmeye başlar ve okulun
    sarı renkleri siyahlar çerçevelenir. Bugün İstanbul Lisesi’ni temsil
    eden renklerin sarı ve siyah olmasının sebebi de budur. Kitabın
    kapağında da sarı ve siyah renkler hakim.
    Alışılagelen Çanakkale romanlarından çok farklı bir tarzda kaleme
    alınan romanda sadece cephede değil cephe gerisinde yaşananlara
    da yer verilmiş . O dönemde yaşanan hüzün, aşk hasret, yokluk
    satır aralarında hissediliyor. Hissedilen bir şey daha var.
    Olabildiğine umut, inanç ve günümüzde çok unuttuğumuz nezaket.
    Roman bu yönüyle hatırlamamız gereken yönlerimize ciddi
    atıflarda bulunuyor.
    Kitapta Anafartalar’da Mustafa Kemal’in yanında oluyorsunuz,
    Cevad Paşa ile boğazın tarabyalarını geziyorsunuz, Seyyid Onbaşı
    ile birlikte kaldırıyorsunuz 275 kiloluk mermiyi. Kendinizi kah
    Boğaz’da Nusrat Mayın Gemisi’nde buluyorsunuz., kah Mecidiye
    Tabyası’nda askerlerin yanında. Kah İstanbul’da Gülhane
    Hastanesi’nde. Eyüp Sultan’da dua ediyorsunuz. Esir alınan
    Müstecib Onbaşı Denizaltısı’nı geziyorsunuz. Hayır olmak-ölmek
    savaşını hissetmiyorsunuz, yeni baştan yaşıyorsunuz.
     

Bu Sayfayı Paylaş