Saliha bir hanımın eşine karşı davranışları

'İslamda Aile ve Kadın' forumunda Dine tarafından 8 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Saliha bir hanımın eşine karşı davranışları konusu saliha bir hanımın eşine karşı davranışları nasıl olmalıdır?

    Hanımların Kocalarına büyüklerimizin tarif ettiği şekliyle iyi davranmaları ve onların yani eşlerinin mutlu olmaları için çalışmaları aslında kendi mutlulukları için elzem olan şeylerdir. Onları mutlu etmeleri kendilerine daha fazla bir mutluluk kaynağı ve mutluluk kazancı olarak dönmektedir.

    Dinimiz insanların dünya hayatını en mutlu olacak şekilde tamamlamaları için lazım olan şeyler nelerse onları ihtiva etmektedir. Dinimizin gerektirdiği şeyler dışında her ne varsa hepsi de sahte aldatıcıdır. Geçici mutluklara vesile olabilir ancak sahte ve geçici olduklarından hemen akabinde büyük bir hayal kırıklığı büyük bir hüsran yaşanır. Dinimizin emirlerini bilmeyen veya itaat etmeyenlerin gerçek mutluluğu yakalamaları imkânsızdır. Bütün güzellikler dinimizin içindedir. O halde Güzellikleri bulmak isteyenin tek yapacağı şey dinimizi en iyi şekilde öğrenmektir.



    Bir Hanımın evlilik hayatının çok mutlu geçmesi için onun için (her mümin için) en mühim şey olan dininin korunmasına (her mümin için en mühim iş dünyada ona tanınmış zaman dilimi içerisinde dinini en iyi şekilde yaşamak ve imanını korumaktır) ve en iyi şekilde yaşamasına vesile olacak olan Salih eşinin kıymetini iyi anlamak ve onu mutlu etmek için elinden geleni yapmaktır. Bunu da nasıl yapacağı yine dinimiz tarafından bildirilmiş rehber insanlar tarafından da izah edilmiştir.



    O’nu dışarıdaki küfr selinden korumaya vesile olan diğer canavarların kölesi olmaktan koruyan bunu yaparken bir çok zorluklara katlanan bir çok musibetin içine girmesine engel teşkil eden böyle bir Salih eş onun nefsinin her dediğini yerine getirmese getiremese bile bütün bu problemlerden uzak durmasına vesile olmasıyla dışarıda canavarlara yem olmasına mani olmasıyla en mühimi de onun da ideali olan güzel dinini (dinimizi) yaşamasına dininin emirlerini rahatça yerine getirmesine imkan sağlaması sebebiyle çok büyük bir nimettir. Böyle bir nimete kavuşamamış olanları göz önüne getirerek Salih bir eşin ne büyük bir nimet olduğunu hatırlamalı ve bunun karşılığı olan şükrü de sevinerek ve kendisine verilmiş bu Salih eş nimetini sevindirerek yerine getirmelidir.



    Bu husus büyüklerimiz tarafından kitaplarda bildirilmiştir.



    Bir hadi-i şerifte;

    “Bir kadın beş vakit namazını kılarsa Ramazan orucunu tutarsa namusunu korursa ve kocasına itaat ederse Cennete dilediği kapıdan girer.” Buyrulmuştur.



    Burada 1- Beş vakit namaza çok ehemmiyet vermesi

    2- Ramazan Orucuna çok ehemmiyet vermesi

    3- Namusunu koruması

    4- Kocasına itaat etmesi hususlarına dikkat çekilmiş ve ehemmiyeti bildirilmiş.

    Bunlar her ne kadar çok az ve basit mevzular gibi görünse de binanın ana direkleri gibi olan şeylerdir.



    Salih kocaya itaat etmek zaten Allahü tealanın emirlerini yerine getirmek demek olacaktır. Çünkü Salih insanlar Allahü tealanın emirlerini bildirirler. Allahü tealanın emirlerinden haberi olmayanlar nasıl Salih insan olacaklar?

    Genelde hanımların en çok zorlandıkları kısım kocalarına itaat konusudur. Burada eğer nefs terbiyesinde eksiklikler varsa çatışmalar ortaya çıkabiliyor. Zorluklar yaşanıyor.

    Bir hanımın kocasına ismi ile hitap edememesinde bile bu incelik yatıyor.

    Bu husus hanımın ailedeki yerini belirliyor. Kocayı olması gereken aile reisliği makamında tutuyor.

    Nasıl bir çocuk babasına ismi ile hitap edemiyorsa burada da benzer bir durum var.



    Seadeti ebediyyede diyor ki:

    İbni Abidin “rahmetullahi teâlâ aleyh” beşinci cild ikiyüzaltmışdokuzuncu sahifede buyuruyor ki (Anayı babayı ve kadının zevcini adları ile çağırması tahrimen mekruhtur küçük günahtır. Tazim ile saygı anlatan kelimeler ile ve yanına giderek çağırmaları lazımdır. Uzakdan yüksek sesle çağırmamalıdır)

    Bir çocuğun babasına nasıl hürmet etmesi gerekiyorsa kadının da kocasına öyle hürmet etmesi gerekmektedir.



    Bazen bu emir yanlış anlaşılıyor. Hanım kocasına ismi ile hitap etmemek için …. Bey … gibi ifadeler kullanıyor. (Bilhassa dış ortamda başkalarına bahsederken veya başkalarının yanındayken) ama kendi kendilerine kaldığında ismi ile yine hitap etmiyor (bazen sinirlenince ediyor) ama isminin yerine kaba ve kırıcı ifadeler kullanarak azarlama bağırma çağırma gibi şeyleri yapabiliyor. Bu durumda da ismi ile hitap etmemedeki incelik anlaşılmamış gereği yerine getirilmemiş oluyor. Tabii problemler de başlıyor.



    Kocaya saygının en mühim kısmı itaat kısmıdır. Burada başarılı olan kişi evlilikte mutluluk yolunda en mühim kısmı başarmış oluyor.



    Ahmed bin Harb radiyallahu anh “Beş vakit namazını kılan efendisine (kocasına) itaat eden her işinde Allahü teâlânın rızâsını gözeten insanları gıybet etmekten dedikodu yapmaktan koğuculuktan dilini koruyan kanâat sahibi olup dünyâ malına meyletmeyen ve musîbetlere karşı sabreden bir kadın hakîkaten çok iyi bir kadındır.” Buyurmuş.



    Yukarıdaki açıklamayı dikkatlice yeniden okuyalım ne incelikler var.



    İbrahim Hakkı hazretleri hanımın kocasıyla sohbet ve ülfetinin edeblerini şöyle bildirmektedir;

    Kocası içeri girince ayağa kalkmalı kocasını güler yüzle karşılamalıdır. Zevcine (kocasına) merhaba (hoş geldin) efendim demeli paltosunu almalıdır. Her emrinde ve işinde kocasına itaat etmelidir. Ondan izinsiz evinden bir yere gitmemelidir. Kocasının elbisesini temizlemeli yemeğini ve ekmeğini pişirmelidir. Kocasına gusl ve abdest için leğen ve ibrik getirmelidir. Minder üzerine oturtmalı eğer isterse gusl ve abdestte ona hizmet etmelidir. Kocasından izinsiz [nafile] oruç tutmamalıdır. Güzelliği ve malı ile kocasına övünmemeli giyinme ve yeme işlerinde kocasına üzüntü vermemelidir. Sesini kocasının sesinden yüksek çıkarmamalı ona eziyet edip canından hayâtından usandırmamalıdır. Kocasının yanında ve arkasında ona duâ etmeli onu övmelidir. Kocası için gözlerine sürme çekmeli kına yakmalı ve diğer mubah olan şeylerle süslenmelidir. Kocasının ırz ve malını gece-gündüz korumalıdır. Ya’nî kendi nâmahreme görünmeyip ondan izinsiz hiç kimseye bir şeyini vermemelidir.



    Şimdi yukarıda geçen ifadeleri günümüz durumunu göz önüne alarak açıklayalım;



    Kocası içeri girince ayağa kalkmalı kocasını güler yüzle karşılamalıdır.

    Kocası istemese bile ona böyle davranması aradaki muhabbeti çok artırır. Dışarıda rızk temini için mecburiyetten bir çok pisliğin içine girmiş ve bunu yaparken yorulmuş yıpranmış canı sıkılmış ve bazen de şeytanın yoldaşları ile bulunarak her an ayağının kayıp kaymaması gibi bir imtihanın içine girmiş biri için çok mühimdir. Yemek yapmaktan ev işlerinden de mühimdir. Bir güler yüz tatlı dilin gösterilmesi kendi psikolojisi müsait olmasa bile yapılmalı zorlanarak da olsa yapılmalıdır. Bunun neticesi hemen görülür çok kısa vadede her iki taraf için de mutluluk vesilesine dönüşerek ileri vadede etkisi ortaya çıkabilecek hastalık mikroplarını da (sosyal hastalık) erken dönemde öldürerek olabilecek büyük felaketlerin önüne geçilmiş olur. Mesela dışarıda sahte güzellikler ve sahte diller ve sahte gülümsemelere muhatap olan ve eğer bir de cehalet varsa tam eğitim alınmamışsa Salih olma yolunda biraz zayıflıklar varsa hanımın birkaç ters hareketinden sonra kaymalar sapıtmalar yanlışa giden doğrudan uzaklaşan sevgiler başlayabilir. Şeytan ve nefse yardımcı olunmuş olunabilir.

    Bütün bu felaketleri önlemenin ve gerçek mutluluğu yakalamanın en mühim hareketlerinden biri işte bu güler yüz meselesidir. Eve gelince korkunç bir suratla karşılaşmak veya suratsızla karşılaşmak veya suratı hiç görememek çok çok yanlış bir iştir. Kalbe ve hayata ekilen bir diken tohumudur.

    Kocası işe giderken de mutlaka (hasta değilse bir engel yoksa) kalkmalı onu güler yüzle dualarla işine uğurlamalı. Karşılarken de böyle yapmalı.



    “Zevcine (kocasına) merhaba (hoş geldin) efendim demeli paltosunu almalıdır.”

    Aslında ne kadar basit şeyler ama bazen yapılması çok zor olabiliyor. Tabii günümüzde saygı ve sevgi tabirleri değişmeye başladı günümüzde kocasının en çok sevdiği hitap ne ise öyle hitap etmelidir. O zamanlar öyleymiş.



    Her emrinde ve işinde kocasına itaat etmelidir. Ondan izinsiz evinden bir yere gitmemelidir.

    Yine itaat kısmı karşımıza çıktı. Bu husus çok çok önemli. Ailede reis kocadır. Emir ve isteklerini Allahü tealanın emirlerine göre verir. Aksi olursa koca Salih değildir.

    Aile fertlerindeki yaşantısının Allahü tealanın emirlerine göre olmasını teminden sorumludur.

    Hanım evinde kocasını reis olarak kabul etti ise (tabii bu amir memur durumunu oluşarak sevgide resmiyetin oluşması değildir. Sevgi saygı yakınlık dostluk arkadaşlık samimiyet hepsi mevcut fakat ailede reis bir tane ve emir ve istekler de Allahü tealanın emirleri nefsani değil. (nefsani bile olsa Allahü tealanın emir ve yasaklarına ters değilse itaat edilmeli))



    Menkıbe: Ebü’l-Abbâs hazretlerinin hanımı Bir defasında yüksek rütbeli emirlerden birinin evinde verilecek olan bir düğün yemeğine da’vet edildi. Hanım efendisine kocasına danıştı. O da bu düğün yemeğine gidebileceğine dâir kendisine izin verdi. Bu hanımın da yamalı bir elbisesi vardı ve başka elbisesi yoktu. “Bu elbise ile gidebilirim değil mi?” diye arzedince; “Evet bu elbise ile gidiniz!” buyurdu. Hanımı hiç i’tirâz etmeden “Peki efendim” deyip gitti. Yolda giderken Allahü teâlânın izni ile mantosunun altındaki o yamalı elbise ipeğe çevrildi. Hem öyle ki bu ipek elbise gümüş tel ipliklerle çok güzel süslenmişti. Ayrıca yüzük ve benzeri şekilde öyle kıymetli zînet eşyası olmuştu ki bunlar sultânların bile hazînelerinde bulunmayan cinstendi. Ebü’l-Abbâs hazretlerinin hanımı bu hâl ile düğün evîne vardığında orada bulunan kadınlar hayretler içinde kaldılar. “Bu fakir bir kadın idi. Bu zînet nasıl oluyor?” dediler. Hattâ orada bulunan zengin kadınlardan biri gelen hanımın üzerinde bulunan çok kıymetli mücevherlerden sâdece bir tanesini bin dinara almak istedi ise de o; “Benim bunları satmak için iznim yok” dedi. Daha sonra da’vet bitip hanım eve dönünce. Ebü’l-Abbâs hazretlerine olanları anlattı. O da tebessüm ederek buyurdu ki: “Allahü teâlâ kullarından dilediğini gizler. Ya’nî Allahü teâlâ indinde senin derecen çok yüksek olmakla beraber Allahü teâlâ seni o yamalı elbise içinde gizliyor.” Bu söz üzerine Ebü’l-Abbâs hazretlerinin hanımı çok sevindi ve hâline çok şükretti.



    “Kocasının elbisesini temizlemeli yemeğini ve ekmeğini pişirmelidir. Kocasına gusl ve abdest için leğen ve ibrik getirmelidir. Minder üzerine oturtmalı eğer isterse gusl ve abdestte ona hizmet etmelidir. Kocasından izinsiz [nafile] oruç tutmamalıdır.”



    Dikkat edilirse burada da kocayı memnun etmek için formüller var. Tabii günümüzde artık ekmek yapma falan kalmadı ama olsaydı daha da fazla mutluluk olacaktı. Şimdi de bunun yerine geçmiş ve mevcut diğer hizmetler yapılarak koca memnun edilmeli.

    Bu memnuniyet ile aslında onu kendisine sıkı sıkıya bağlamaktadır. Bazen bu iş iyi becerilirse o kadar ileri gidilir ki neticede koca hanımının kölesi gibi oluverir. Yani onun isteklerini yerine getirmek için uğraşan onu memnun etmek için uğraşan birisi oluverir. Bu kötü müdür? Ölçü kaçmazsa iyidir.

    Alçak gönüllülük bilgili şuurlu Salih ve Saliha insanları yükselttikçe yükseltir. Aslında formüller ortada (büyüklerin sözlerinde) ama kibirliler bu formülleri elde edemezler. Yüksek tahsil yaptığını zanneden diplomalı ama aslında okumamış olup cahil kalmış kişiler (okumuş kişi doğru din kitaplarını bizim kitapları okumuş kişidir) burada şaşırıp tam tersini yapmaktalar ben komşu teyze gibi sıradan birimiyim de çamaşır bulaşık yıkayacağım yemek yapacağım. Hayat müşterektir. Efendim sen de aynı işleri yapmak zorundasın deyip müştereklik işini ters anlayıp çok kısa süren evlilik hayatlarını cehennem hayatına çeviriveriyor ve sonunda boşanıp ayrı ayrı özgür hayatlarına başlıyorlar.

    Nasıl ki Saliha hanım bir cennet nimeti belki de Saliha olmayan da cehennemden bir parça. Doğrusunu Allahü teala ve alimler bilir.



    “Güzelliği ve malı ile kocasına övünmemeli giyinme ve yeme işlerinde kocasına üzüntü vermemelidir.”



    Ben şöyle güzelim böyle güzelim falancazadelerin oğlu bile beni istemişti hatta zenginoğulları ailesine gelin gidecektim ama o zamanlar şu oldu bu oldu sonra işte sana kaldık falan gibi şeyler. Ben öyle güzelim ki gittiğim her yerde gözler üzerimde kalıyor. Teyzeler hep beni beğeniyor gibi sözler lüzumsuz olup kocayı üzer.

    Malı ile de övünüp benim babam şöyle varlıklı bir insan senin ailen bize ne aldı? Kelek gibi ortada bırakıverdi. Benim ailem olmasaydı sen şimdi kimbilir ne haldeydin falan gibi şeyler söyleyip kırılmasına sebep olmamalı bunlar tam şeytanın sevdiği şeylerdir.

    Lüx elbiseler çok çeşitli giyinmeler takılar lüx evler vs. istemek ve yeme içmede aşırı istek ve israf durumlarına sebep olmak kocaya üzüntü verebilir. Ölçüsü çevre değil Allahü tealanın dostları olmalıdır.



    “Sesini kocasının sesinden yüksek çıkarmamalı ona eziyet edip canından hayâtından usandırmamalıdır.”

    Kocası sinirli gelmiş olup haksız yere sesini yükseltmiş bile olsa sabretmeli böyle anlarda veya normal zamanlarda kavga gürültü çıkarmamalı tartışmalara sebep olmamalıdır. Zaten kocasından çok sesini yükseltmek ona bağırıp çağırmak edepsizliktir. Ne Salih insanlar edepsizdir ne de Saliha hanımlar. Bu kıymetli insanlardan olmak için çalışanlar bu hususa çok dikkat etmeli birbirlerini üzecek sözler söyleyip kavga ve tartışmalara sebep olmamalıdırlar.



    Hiç Salih bir ile Saliha bir tartışır ve kavga eder mi? Bu ne tuhaf bir iştir. Salihliği ve Salihalığı lekelememeli.

    Demek ki hanımlarda böyle hareketler olabiliyor ki alimler onlara hitaben böyle bir şey söylemişler. Usule uyulursa evlilikte uyum ve ahenk meydana gelecek daha dünyadayken cennet hayatı benzeri bir hayat yaşanacak ve cennet hayatına kavuşturacak ameller ortaya çıkmış olacaktır.



    Kocasının yanında ve arkasında ona duâ etmeli onu övmelidir.



    Bu hareket onu çok memnun edecek ve o da ona çok dua edecektir. Tabii burada alimlerin arkasından övmelidir dediği şey diğer hanım arkadaşlarına övmek değil mahrem mümin akrabalara yakınlarına anne babasına çocuklarına falandır. Böyle olunca sağlıklı bir aile ve toplum ortaya çıkacaktır. Yüzüne karşı dua da onu memnun edecek sevgisini artıracak varsa dışarıdan gelen pisliklerin tesirini de yok edecek bir nevi onu yıkayıp tertemiz yapacaktır.

    Gıyaben yaptığı dua vesilesiyle de kalbi onunla daha çok meşgul olacağından kalbi ona daha çok bağlanacak kızdığı sevmediği halleri varsa da onlar ortadan kalkmaya başlayacaktır. Ayrıca büyükleri uyan Saliha bir insanın duaları makbul olacağından duaları da kabul görüp kocasının daha iyi bir duruma gelmesine sebep olmuş olacak ve neticede yine mutluluk kendisine dönecektir. Eden kendine edermiş. İyilik eden de kötülük eden de.

    Duada ne büyük incelikler var. Eşler birbirine çok dua etmeli. (Bizim burada konumuz Saliha hanımın kocasına karşı davranışları olduğu için sadece ona odaklandık. Elbette ki benzeri davranışları belki de çok daha fazlasını kocası da ona yapmalıdır. Bunlar kitaplarımızda uzun uzun yazılıdır).



    “Kocası için gözlerine sürme çekmeli kına yakmalı ve diğer mubah olan şeylerle süslenmelidir.”



    Burada da çok mühim bir husus dile getirilmiş. Kocaya karşı süslenmek.

    Burada hanımların çoğu aldanmaktaymış. Evde nefretlik bir görünüm ile kocasının karşısında olup. Dışarıda gezmeye falan giderken süslenmek falan gibi ters işler yapılmaktaymış. Nasıl olsa adam bizim adam beni hergün görüyor. Alan almış satan satmış denildiği gibi. Bu psikoloji içinde bulunup mutluluk reçetelerinden en mühimi ihmal edilebiliyormuş.

    Buna riayet etmek kocasını dışarıdaki şeytanlardan da muhafaza eder. Tabii ki Salih bir eş şeytanlardan uzak duracaktır ama o Salih eş cihad halinde nefsiyle de cihad halinde ve çok zor bir zaman diliminde imtihan halinde bulunuyor. Bu hususta dinimizin bu emrine tam riayet edebilenler eşinin işlerini çok kolaylaştıracak sevgisini ve duasını daha çok kazanacak ve rıza-i ilahiyi de elde etmiş olacaklardır. (bunlar Salih eş için geçerli eşi Salih olmayan dua falan kazanamaz). Böylece kendileri de çok yüksek puanla imtihana devam etmiş olacaklardır.

    Sağlam bir ailenin oluşumunda en mühim kısım olan Saliha eş olma işini de becerip dini islama hizmet etmiş olacak ve Kendisi de çok çok mühim bir kıymeti bu mühimsenmeyen fark edilemeyen işleri ile elde etmiş olacaktır. Asında kendileri için de eğlenceli ve zevkli olan helal yoldan olduğu için de problem teşkil etmeyip nefse de güzel olan bu hareketlerle ne büyük nimetlere kavuşulabiliniyor. Güzel dinimiz ne kadar müthiştir bir anlayabilseler.



    “Kocasının ırz ve malını gece-gündüz korumalıdır. Ya’nî kendi nâmahreme görünmeyip ondan izinsiz hiç kimseye bir şeyini vermemelidir.”



    Kocasını üzecek yanlış anlaşılabilecek namus ile ilgili şeylere çok dikkat edecek şeytana nefsine aldanmayacak. (Yoksa zaten Saliha hanım olamaz). Kocasının kıskanmasına vesile olacak üzülmesine vesile olacak şekilde ortalıkta görünmeyecek. Çarşı Pazar dolaşma işlerinde çok dikkatli olacak. (Yani bu hususta da dinimizin emrettiği şekilde davranacak) Tesettürüne dikkat edip edebini muhafaza edecek. Kendini kötü gözlerden her türlü gözlerden muhafaza ederek kocasını çok sevindirecek. Bütün bunları yaptıkça da Allahü tealanın rızasını kazanacak.





    Diğer bazı hususlar genelde bilinen şeyler olduğundan biz ana birkaç hususu alarak bu konuyu açıklamaya çalıştık.



    Bu madde madde saymaya ve açıklamaya çalıştığımız hususlardan hangisinde sokaktaki tahsil etiketli veya etiketsiz kendini çok bilgili zanneden TV çocukları hemfikirdir. Hangisini yerine getirir veya getirebilir?

    Bu maddeleri tek tek yeniden gözden geçirerek ciddi ciddi bir düşünelim ve ne büyük nimet içinde olduğumuzu anlayalım ve büyüklerin bereketini bir kez daha görelim.
     

Bu Sayfayı Paylaş