Sahabe-i Kiram Hayatı H.z. Enes Bin Mâlik ( r.a )

'Sahabeler ve Alimler' forumunda Fatma tarafından 22 Şubat 2009 tarihinde açılan konu

  1. Fatma

    Fatma Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Sahabe-i Kiram Hayatı H.z. Enes Bin Mâlik ( r.a ) konusu Hz Enes Bin Mâlik ( ra )


    Milâdı 613 yıllarında Medine'de doğan ve milâdı 709 (h90) yılında Basra'da vefât eden Hz Enes b Mâlik'in neseb silsilesi: Enes b Mâlik b Nadr b Bamdam b Zeyd b Haram b Cündüb b Amir b Ganm İbn Adiyy b Neccâr, Ebû Hamzatü'l-Ensan el-Hazrecî'dir Annesi ise, Ümmi Süleym Sehle binti Milhan b Halid b Zeyd b Haram b Cündüb'dür Annesi Ümmi Süleym, ensardan olup isminin Sehle oluşu hakkında çok çeşitli ihtilâflar vardır Bazı eserlerde ismi Remile, Meyse ve Melike olarak zikredild iği gibi, Zamîsâi (Zümeysâ) veya Remisâi (Rümeysâ) olarak da geçmektedir

    Hz Ümmi Süleym müslüman olunca, kocası onun İslâm'dan dönmesi için çok baskı yaptı Fakat bu baskılardan bir sonuç alamayınca kızdı ve Ümmi Süleym'den ayrılarak Şam'a gitti Orada kısa bir müddet ikamet ettikten sonra vefat etti

    Babasının ölümü üzerine Enes'in annesine Ebû Talha tâlib oldu O zamanlar Ebû Talha henüz müşrik idi Ümmi Süleym, onunla evlenmek için İslâm'ı kabul etmesini şart koştu Ebû Talha bu şartı kabul ederek Hz Ümmi Süleym ile evlendi Resul-i Ekrem (sas)'in Medine'ye hicretler inde, Enes b Mâlik henüz on yaşlarında bir çocuk idi Hz Peygamber (sas)'in Medine'ye gelişlerinde Medineli müslümanlar arasında meydana gelen heyecan ve coşkuyu Hz Enes şöyle anlatmakt adır:

    'Medine'nin çocukları hem koşuyorlar ve hem de 'Muhammed geldi, Muhammed geldi!' diye bağırıyorlardı Ben de onlarla birlikte koşmaya ve bağırmaya başladım Bu şekilde koşup bağırırken etrafıma baktım, bir şey göremedim Çocuklar ise yine bağırıyorlardı koşuşarak Ben de koştum ve bağırdım Fakat etrafıma dikkat edince gelenleri göremedim Nihayet Resululla h ile Hz Ebû Bekir geldiler Biz kendileri ni gördükten sonra, adını şu anda hatırlayamayacağım adamın biri bizi şehre gönderdi Bize 'Resululla h'ın geldiğini haber verin' diye tenbih etti Şehre koştuk ve müslümanlara haber verdik Ensardan beşyüz kişi onları karşılamaya çıktılar Ensâr, onları karşılayarak, 'Buyurunuz, burada emniyete kavuşacaksınız İtaat ile karşılanacaksınız' dediler

    Resul-i Ekrem kendisini karşılayanlarla birlikte şehre girdi O sırada şehrin bütün halkı Resul-i Ekrem'i karşılamak üzere evlerinde n ve dükkânlarından dışarı çıkmışlardı Kadınlar da evlerinin damlarına çıkarak Hz Peygamber'in gelişini seyrediyo rlardı Resul-i Ekrem ile birlikte gelen Hz Ebû Bekir'i de görüyorlar ve fakat ikisinden hangisini n Resululla h olduğunu etraflarına soruyorla rdı Ben hayatımda o güne benzeyen bir gün görmemiştim!

    Hz Peygamber, Medine'ye geldikten sonra bütün ensâr kendisine hizmet etmek hususunda yarışıyorlardı Hz Enes b Mâlik'in annesinin, hizmet yarışında yapabilec ek veya verebilec ek hiçbir şeyi yoktu Bundan dolayı hemen Enes b Mâlik'i çağırıp elinden tutarak Resul-i Ekrem'in huzuruna çıktı: 'Ya Resululla h, ben fakir bir kimseyim Sizlere yardım edecek bir şeyimiz yok Bu oğlumdur, yardım etmek ve hizmetini zde bulunmak üzere sizlere bırakıyorum Onu kabul ediniz' dedi Resûl-i Ekrem, bu içten gelen arzuyu kırmadı Enes b Mâlik'i yanına aldı Bütün zamanlarında onu yanında bulundurd u

    Enes b Mâlik, Resululla h'ın hizmetine girdikten sonra O'nun bütün emirlerin i büyük bir dikkat ve itina ile yerine getirmeye çalıştı Resul-i Ekrem ile aralarında sır olarak kalmasını arzu ettikleri şeyleri büyük bir dikkatle muhâfaza eder ve onları annesine bile söylemezdi Nitekim kendisind en rivâyet edilen bir hadis-i şerifte Enes şu olayı anlatır:

    'Çocuklarla birlikte oynuyordu m Resululla h (sas) olduğumuz yere teşrif buyurdu Bize selâm verdi Sonra benim elimden tuttu Ve beni bir işe gönderdi Kendisi de bir duvarın gölgesinde oturarak benim geri dönmemi bekledi Ben, O'nun emrini yerine getirmek için gittim, emirlerin i ifa ettim ve sonra dönüp gelerek neticeyi kendileri ne bildirdim Sonra dâ evime döndüm Annem Ümmi Süleym neden geciktiğimi sordu Ben de, 'Rasûlullah, beni bir işe gönderdi' dedim Validem, 'Ne işi?' dedi Ben de, 'sırdır' diyerek söylemedim Annem benim bu tavrımı çok beğenmiş olacak ki bana, 'Oğlum, Resul-i Ekrem'in sırlarını iyi sakla!' dedi!'

    Hz Enes b Mâlik, her sabah, sabah namazında Resul-i Ekrem'in yanında bulunarak O'nunla birlikte sabah namazını kıldıktan sonra Resul-i Ekrem'e oruca niyet edip etmediğini sorardı Eğer oruca niyet ettiğini öğrenirse hemen iftar yemeğini hazırlardı

    Hz Enes b Mâlik, Resul-i Ekrem'e o kadar sokulurdu ki, adeta ikisinin dizleri birbirine değerdi Nitekim Hayber gazvesind e, Resul-i Ekrem, Hz Enes b Mâlik ile birlikte giderken dizleri birbirler ine dokunuyor du Hz Enes, Resul-i Ekrem'e çok yakın olduğu gibi ailesi de çok yakındı Nitekim Ümmi Süleym Hayber'den sonra Hz Safiye ile evlenen Resululla h'ın evlenme işlerinde O'na yardım etmiştir Yine Resul-i Ekrem, Hz Zeyneb ile evlendiği zaman, Hz Ümmü Süleym, O'na yemek yaparak hizmet etmiştir Bu arada Hz Enes davet olunacak şahısları çağırmakla görevlendirilmişti Hz Enes b Mâlik, Bedir gazvesind e henüz oniki yaşında olmasına rağmen savaş alanına gitmiş ve savaş esnasında mücâhidlere hizmet etmiş bu arada Resululla h'ın hizmetini de aksatmamıştır Hz Enes'e yaşının küçük olduğu hatırlatılarak Bedir'e iştirak edip etmediği sorulduğunda, 'Bedir'den kim geri kaldı ki ben geride kalayım?' cevabını vermiştir

    Uhud ve Hendek gazveleri nde Enes b Mâlik yine Resululla h ile beraberdi Hudeybiye barışı sırasında henüz delikanlılık çağına gelmek üzere idi Umretü'l-Kaza'da ise Resul-i Ekrem'e refâkat ederek Mekke'ye gitti Daha sonra Hayber gazvesine ve Mekke fethine katıldı Daha sonra Huneyn gazvesind e de bulundu Ayrıca Resul-i Ekrem ile birlikte Tâif muhâsarasına katıldı Veda Haccı'nda da bulunan Enes b Mâlik, Resul-i Ekrem'in irtihalin de Medine'de idi

    Enes b Mâlik, Hz Ebû Bekir devrinde Bahreyn çevresindeki kabileler e âmil olarak zekâtları toplamaya memur tayin edildi Hz Ebû Bekir'in vefâtında Bahreyn'de idi Sonrâ Medine'ye geldi Hz Ömer, Enes b Mâlik'i savaş meydanlarına göndermeyerek yanında alıkoydu ve istişâre meclisine dahil etti Hz Ömer, Enes b Mâlik'in akıl ve ileri görüşlülüğünden daima istifâde etmiştir

    Hz Ömer devrinde Medine'de kalan Hz Enes b Mâlik, zamanlarının çoğunu fıkıh öğretmekle geçirdi Bu duruma õmrünün sonuna kadar devam etti Bu arada Hz Ömer zamanında Basra'ya göçerek orada yerleşti Orada da müslümanlara aynı şekilde fıkıh öğretmeye devam etti Bir defa da İran bölgesindeki cihad birlikler ine katıldı Tuster şehrinin alındığı savaşa katılan Enes b Mâlik şehir teslim alındıktan sonra ganimet mallarının Medine'ye getirilme si işini üstlendi Tekrar Basra'ya dönüp şehre vardığında Hz Ömer'in şehâdet haberini öğrendi Enes b Mâlik Hz Osman zamanında Basra'da kalarak fıkıh öğretimine devam etti Hz Osman'ın son devirleri nde fitne ve fesad olaylarına katılmamak için her imkânını kullandı Medine'nin âsiler tarafından tehdit altında olduğunu öğrendiği zaman yanına Umran b Husayn'ı alarak ashâbın çoğu gibi Halifenin yanına hareket etti Ertesi günü yolda iken Hz Osman'ın şehâdet haberini aldı Hz Osman'dan sonra hilâfet mak----- Hz Ali geçti Fitnenin en büyük merkezler inden biri Basra şehriydi Enes b Mâlik, Basra'da ikamet etmesine rağmen fitne ve fesad olaylarına hiç karışmadı Kendisine müsbet veya menfi açıdan yapılan fikir alışverişlerine de itibar etmeyerek hepsini reddetti Hz Enes b Mâlik, fitne ve fesad olaylarına karışmamakla birlikte zulme ve haksızlığa karşı sessiz de kalmamış ve cephe almıştır Nitekim Haccâc b Yûsuf'un valiliği sırasında yapmış olduğu zulmü gördüğünde, onu hemen Abdülmelik'e şikâyet etmekte tereddüt göstermedi Buna rağmen Haccâc-ı Zâlim, Enes'in derslerin e devam etmiş ve onu hoşnut etmeye gayret sarfedere k dâima hâl ve hatırını sormuştur

    Emeviler zamanında, ashâb-ı kirâmın sayıları gittikçe azaldı Kalanların ise değeri her gün daha da çok artmaya başladı Halk, bu gibi zevâtı arıyor, buluyor ve onları dinliyord u Hz Enes b Mâlik de ashâb-ı kirâm içinde en uzun ömürlü olanlarından biriydi Bu itibarla halkın iltifâtına ve muhabbeti ne dâima mazhar olmuştur

    Hicretten sonra seksen seneyi geçen bir ömür süren Hz Enes b Mâlik artık yaşlanmıştı Hulefâ-i Râşidîn devrinde yaşadığı gibi Emevileri n de pekçok hükümdarı devrinde yaşadı Basra şehrinde hastalandığı etrafa yayılınca, halk dalgalar halinde evine gelerek kendisini ziyaret etti ve gece gündüz onu yalnız bırakmadı Nihâyet milâdı 709 yılında Basra'da Rahmeti Rahmana kavuştu Vasiyyeti gereği Rasûl-i Ekrem'in saçlarından bir kısmı kabrine kondu Techiz ve tekfin işleri de yine vasiyyeti üzere yapıldı

    Hz Enes b Malik, güzel huylu idi Kendisi son derece nazik, lâtif ve yumuşak huylu güzel yüzlü, hoş sohbet bir sahâbî idi Resululla h'a olan sevgisini her zaman ve her yerde açığa vuruyordu Hz Peygamber'in hizmetind e bulunmak onun için son derece sevindiri ci, zevk verici ve neşeli bir işti Resululla h da onun halini her zaman takdir edip fırsat buldukça onu hayır ile yâd eder ve hizmetini dua ile karşılardı Resul-i Ekrem'in vefâtından sonra Enes b Mâlik, ders vermeye başladığı zaman Resululla h devrini büyük bir zevk ve şevk içinde anlatır ve onun sünnetinden ve yaşayışından söz ederken vecd içinde adeta kendinden geçerdi Hz Enes b Mâlik, her davranışını Resululla h'ın sünnetine uydurmaya çalışırdı Resululla h'ın bütün hal ve hareketin i kendisine rehber yapmıştı O'nu aynen taklid eder:ti Herhangi bir sahâbîye namaz hakkında soru sorulduğu zaman onlar hemen Enes b Mâlik'i örnek olarak gösterirdi

    Hz Enes'in en önemli vasıflarından biri de haksever olması idi Halkı zulüm ve şiddet hareketle ri ile yıldıran emirlere şiddetle çatardı Bu durumda kalan emirler, onu kırmamak için sözlerini küçük bir çocuk gibi dinlerler di Nitekim Hz Hüseyin'in başı Ubeydulla h b Ziyad'a getirildiğinde Ubeydulla h Hz Hüseyin'e karşı çirkin sözler söylemeye başlayınca, orada bulunan Hz Enes hemen müdâhale ederek, 'Bu baş, Rasûl-i Ekrem'in başına benziyor' diyerek onu susturmuştu

    Enes b Mâlik, çoluk çocuğunun kalabalıklığı ile tanınır Bütün ensârdan daha fazla çocuk sahibi idi Bu da Resululla h'ın bir duası eseriydi Hz Enes'in annesi Ümmü Süleym, oğlunu Resululla h'a getirdiği vakit, Ondan oğlu için dua etmesini istemişti Resul-i Ekrem de Ümmü Süleym'i kırmayarak ellerini kaldırıp: 'Ya Rabbi, onun malını, evlâdını çoğalt ve onu cennete sok' buyurarak dua etmişti Bu dua' kabul olunmuş ve Hz Enes b Malik'in hem malı çoğalmış ve hem de evlâtları çok olmuştu Hz Enes b Mâlik'in çocukları arasında Abdullah, Ubeydulla h, Zeyd, Yahya, Halid, Musa, Nasr, Ebû Bekir, Ömer,Alâ, Berra, Reme, Ümeyme ve Ümmü Haram'ı sayabilir iz Bu evlâtlarının hemen hepsi tarih'te meşhur olmuşlardır

    Hz Enes b Mâlik son derece yakışıklı ve nurânî yüzlü bir kimse idi Zaman zaman sakalını boyardı Bütün hayatı boyunca son derece sade ve basit bir hayat sürmüştür Fakir-fukara gördüğü zaman hemen yanına giderek tasaddukt a bulunur, talebeler ine harçlıklar vererek onlara yardımcı olurdu Kendisi son derece gayretli ve cesur idi Hiçbir şeyden korkmaz ve çekinmezdi En çok korkulan vali ve hükümdarlar karşısında her sözünü açıkça ve çekinmeden söyleyerek onların kötülüklerine engel olurdu Cihada katıldığı zaman, sanki bir ordu imiş gibi gayet fütursuzca düşman üzerine saldırarak gözlerini yıldırır ve onları korkuturd u Talebeler inin sayısı oldukça fazladır Bunlar arasında tanınmış pekçok tâbiîn vardır Hasan-ı Basrî, Süleyman Temri, Katâde, Muhammed b Sîrin el-Ensârı, Saîd b Cübeyr bunlardan dır Rivâyet etmiş olduğu hadis-i şeriflerin sayısı oldukça fazla olup bunların pek çoğu ittifak halinde hadis kitaplarında zikredilm iştir

    Hz Enes (ra)'in rivâyet ettiği meşhur bazı hadis-i şerifler:

    'Zâlime yardım, onu zulmünden alıkoymaktır '

    'İnsan sevdikler i ile beraberdi r'

    'Ey nas, takvânıza dikkat ediniz Şeytan sizi aldatmasın'

    'İçinizden bir kimse, bir felâkete uğraması yüzünden, ölümü temenni etmesin; ölümü dileyecek hale gelenler; 'Ya Rabbi, hayat hakkımda hayırlı olduğu müddetçe beni yaşat, hayat hakkımda hayırlı olmadığı zaman ruhumu kabzet' desin'

    'Resul'i Ekrem efendimiz e dokuz yıl hizmet ettim, onun bana bir kez bile, 'şu işi yapmasaydın-da böyle yapsaydın' dediğini yahut onun benim bir işimi ayıpladığını görmedim '
     

Bu Sayfayı Paylaş