Sabır küpünün mucidi

'Konu Dışı Başlıklar' forumunda DilzaR tarafından 7 Şubat 2009 tarihinde açılan konu

  1. DilzaR

    DilzaR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Sabır küpünün mucidi konusu Sabır küpünün mucidi

    [​IMG]BUDAPEŞTE - 1974'de o yıl 29 yaşında genç bir mühendis ve heykeltıraş olan Macar Ernö Rubik tarafından geliştirilen Rubik küpü, kısa sürede bir salgın gibi dünyada yayıldı.
    Dünyanın farklı ülkelerinde, farklı kültürlerden yüz milyonlarca kişi bu küpü eline aldı, evirdi, çevirdi, yapmayı denedi.
    Kaç kişinin başardığı önemli değildi. Önemli olan bu küpün her yaştan ve her kültürden insanları tahrik etmesiydi.
    Evet, her şeyden önce bu bir oyundu.
    Bu bir zekâ oyunuydu, ama satranç gibi önceden kurallarının öğrenilmesi gereken ağır bir oyun değil. Herkesin deneyebileceği, basit, ama bir o kadar da zor bir oyun.
    Rubik Küresi
    Rubik Küresi, iç içe geçirilmiş üç ayrı şeffaf küreden oluşuyor.
    En içteki kürenin içinde ise "tutsak düşmüş" her biri değişik renkte altı minik bilye var.
    Yapılması gereken şey, bu altı bilyeyi, birbirinden bağımsız hareket edebilen kürelerden geçirip, en dıştaki yerlerine ulaştırmak.
    Her bir bilye belirli deliklerden geçerek dışarıya doğru çıkarılabiliyor ve bilyelerden birini yerine oturtmaya çalışırken, diğerleri de istenmeyen yerlere kayabiliyor.
    Yani iç içe geçirilmiş üç şeffaf küreden ve de yerlerine götürülmesi gereken altı bilyeden oluşan yeni oyun mucit Rubik'e yakışan çılgınca bir oyun.
    Hayatı oyun
    Bu yıl artık 65 yaşına giren Macar Ernö Rubik sadece keşfettiği oyunlarıyla değil, hayat felsefesiyle de ilginç bir insan.
    Mühendis bir baba ve şair bir annenin oğlu olan Ernö Rubik, 29 yaşında keşfettiği Rubik Küpü'nden bu yana hayatını "oyun oynayarak" sürdürüyor. Oyun teorileri, oyun araçları geliştiriyor.
    Buna basitçe "oyun" diyoruz, ama bu nesnelerin her biri derin matematik, mantık ve geometri bilgileri gerektiriyor.
    Kombinasyon yeteneğini ve el becerilerini de unutmayalım.
    İşin ilginci, bu oyunları eline alan ve yapmaya çalışan kişiler bunun farkına bile varmıyor.
    Bu nesnelerle oynayan kişi oyunun gereğini yerine getirmeye çalışırken, aslında kendi bile farkına varmadan matematik, mantık ve geometrik şekiller üzerine kafa yoruyor.
    Peki, insanları böylesine etkileyebilen ve düşünsel olarak da geliştiren oyunlar yaratabilen mucit Ernö Rubik'in sırrı ne?
    Bir mülakatta şöyle diyor Rubik: "İnsanlar bazen hayatlarında temel olan uğraşları zorunlu olduğu için yaparlar. O zaman da yapılan iş, bir mecburiyete dönüşür. Yapmaya mecbur olduğumuz işleri laf olsun diye yaparız, gönlümüzü, ruhumuzu koyarak değil.
    "Bence yaptığımız her şey, tat aldığımız için, hoşumuza gittiği için yapılmalı; zorunluluktan değil. Hayatta ben hep sevdiğim işlerle uğraştım. Yarattığım oyunları da insanlar işte bu nedenle seviyor…"
    Çevremizde olup biten, gündemden düşmeyen ekonomik sıkıntıların, politik daraltıların, savaşların, piyasadaki çöküntülerin arasında, iyi ki böyle insanlar da var diye düşünüyorum.
    İnsanı insan yapan ruh ve zekâ bütünlüğünü, hayatının temel ilkesi haline getiren Ernö Rubik gibi dâhilere ne kadar da çok ihtiyacımız var. (BBC)
     

Bu Sayfayı Paylaş