Sağduyudan Yoksun Kitle Hareketleri

'Psikoloji' forumunda Fatma tarafından 11 Ekim 2008 tarihinde açılan konu

  1. Fatma

    Fatma Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Sağduyudan Yoksun Kitle Hareketleri konusu İnsan toplum içinde hayatını sürdüren ve buna ihtiyaç duyan bir yapıda yaratılmıştır. İnsan içinde bulunduğu toplumla değişik seviyelerde sürekli diyalog halinde bulunur. İnsanın fert olarak veya bir grubun üyesi olarak diğer kişilerle münasebetleri olduğu kadar toplumda hakim kitle psikolojisine paralel benimsediği düşünceleri ve ortaya koyduğu davranışları da vardır.

    Bugün önceden de olduğu gibi kitle psikolojisinin hâkimiyetini sürdürdüğünü görüyoruz. Günümüzün kitle iletişim araçları insanları genellikle kitle psikolojisi içinde davranmaya yönlendirmektedir. Bilgi ağlarının ve bilgi yayma araçlarının önemine paralel olarak dolaylı ve vasıtalı yoldan elde edilen bilgi miktarı artarken şahsî tecrübe yoluyla elde edilen bilgi azalmaktadır. Etkilenme sahası genişlemekte insanlar diğerlerinin elde ettiği bilgileri kullanmak zorunda kalmakta ve tek başına sonuca ulaşamamaktadır. Neticede de birbirlerine daha bağımlı hale gelmektedirler. Bize iletilen bilginin doğru ve yanlış olup olmadığını denetleyemez hale geldik veya getirildik. Oysa kontrolün ve denetlemenin gereğine ve faziletine inanıyoruz. Etki altında kalmak kolayca kanı vermek beğenmediğimiz davranışlar olmasına rağmen pratikte hep etki altında kalıyor kolayca kandırılıyoruz. Etkilenme sahası ve medyanın yayın bombardımanı ve dolayısıyla insanın kendine yabancılaşması artmaktadır. Genelde çoğu zaman fertler gruplarının çevrelerinin dostlarının komşularının örgütlerinin görüşlerini benimsiyor. Grup baskısıyla karşılaştığında tek olduğu zamankinden çok farklı davranıyor. Kendisinin onaylamadığı şeyleri yapıyor. Niçin böyle oluyor? Fert kalabalığa girince niçin farklılaşıyor? Niçin herkes dıştan gelen görüşleri kendininmiş gibi savunuyor?

    Cemaatin kollektif ruh haleti içindeki davranışlarında akıl istikamet ve itidal ağır basarken kitle hareketlerinde akıldan ziyade his ve heyecan hakim olup kontrolsüz hareketler karakteristik bir görünüm arzeder. Bu yüzden cemaatin kollektif ruh haleti ile kitlelerin hareketlerini birbirinden ayırt etmek gerekir. Kitle hareketini başıboş bir yığının hissiyata dayalı bir taşkınlık hareketi olarak görmek daha doğru olur. Bu yazıda cemaatlerin kollektif ruh haleti içindeki davranışlarından ziyade yığınların kitle psikolojisi ve davranışları analiz edilerek yukarıdaki sorulara cevap aranacaktır.

    Fransız Le Bon (1841-1931) 20. yüzyılın bir kitleler (yığınlar) çağı olacağını belirtmişti. O uygarlıkların çöküşünü insanlarda meydana gelen düşünce anlayış ve inanç değişmelerine bağlıyordu. Tarihi belirleyenin insanların şuurlu davranışlarından ziyade kitle ve kalabalıkların şuur dışı davranışları olduğuna inanmaktaydı. Ona göre kişilerin ferdî kimliği ne olursa olsun kalabalığa katıldıklarında bir çeşit kollektif ruhun tesirinde kalırlar ve bunun tesiriyle değişirler.

    Fertlerin oluşturduğu kalabalıkların sayısı belirli bir sayıyı (yoğunluk) aştığında birim alandaki kişi sayısı kontrol edilemez hale gelmeye başlar. Yoğunluk birim miktardaki kişi sayısı semt başına düşen ev sayısı mesken-oda başına kişi sayısı olarak tanımlanır. Bu açıdan sosyal patoloji göstergeleri suçluluk oranı çocuk ölümleri intihar oranlan fizikî ve zihnî bozukluklar ile aşırı yoğunluk arasında doğrudan bir münasebet vardır. Yoğunluk belirli seviyeyi aştığında stress-hastalık-suç arasındaki ilişki bariz şekilde ortaya çıkar. Yoğunluğu olumsuz yapan şey denetim kaybı veya eksikliğidir. Sosyal uyaranları ve enformasyon yükünü karşılama denetleme kapasitesi düşük olduğunda fertte stress ortaya çıkmakta toplumda ise suç oranları artmaktadır. Bu açıdan topluluk hareketlerini veya davranışlarını kontrol altında tutmak ve belirli hedeflere yöneltmek isteniyorsa en uygun kişi-mesken-oda sayısını önceden plânlamak gerekmekte ve her bir iş için gerekli kişi sayısının kontrol edilebileceği optimum sayıları bulmak şart olmaktadır.

    Fert cemaat hareketi yerine kitleye katıldığında istemeden kaynağını amacını bilmediği ancak bildiğini sandığı gösterilere katılır. Kalabalığın hep bir ağızdan söylediği şeyi sabit hakikat zanneder. Telkin veya etki altında kalan insanlar gerçekte bir emre veya mesaja uymakla birlikte kendileri karar verdikleri illüzyonlarını yaşarlar. Telkinde fikirleri incelemek yoktur kendi zihninde oluşmuş gibi kabul vardır. Herkes neticeyi kendi hür iradesinden bilir. Herkesle paylaştığı şeye kendinin sahip olduğunu zanneder. Kitle plânında etki veya telkin fert planında nevroza benzer. Her ikisinde de mantıkî düşünceden kaçma ferdin iç ve dış hayatı arasında bir kopukluk görülür. Gerçeklikle ilişki kopar kendine güven azalır. Şahsiyetleri gelişmemiş fertler grup veya kötü niyetli liderin otoritesine sığınır. Kitleler telkine yatkın ve kolay ikna edilebilir bir özelliktedir. Duyguları abartılmış ve basittir. Hoşgörüsüz ve statükocudurlar. Yerine göre hem çok ahlâklı hem de çok ahlâksız olabilirler. Hiçbir şey önceden düşünülmez engel tanınmaz. Rasyonel düşünce ve doğru yargı gücü kaybolur. Kollektif ruhun etkisinde bir yenilmezlik duygusu belirir. Kör ve zaptedilmez bir güce dönüşen kitle ipini koparmış sosyal hayvanı andırır. Kitle içinde fertler iradeleriyle hareket etmezler. Şuur dışı davranırlar. Kitle ferdin muhakeme ve bilgi gücünden bile yoksundur. Gerçeklere göre değil imajlara ve illüzyonlara göre düşünülür. Bunu istismar eden sözde kitle önderleri her türlü temelden yoksun sade iddialarla tekrar edilen sözlerle ve zihnî buluşma mekanizmasının işlemesiyle kitleye hükmederler. Sözde liderler belirli sloganları tekrar ederek iddialarını zihinlere yerleştirir. Kitlede bir düşünce geçişi başlar ve hipnoza benzer bir durum meydana gelir.

    İnsan topluluklarının kitle psikolojisiyle hareket etmelerinin faydalı mı zararlı mı olduğu meselesi daha çok topluluk liderinin şahsiyet özelliklerine iyi niyetine bilgi ve tecrübesine ve fertlerin ne seviyede şahsiyetli ve faziletli insan olduklarına bağlıdır. Şahsiyetli ve kendisi olan ferdin davranışları aklın sağduyunun ve gerçek liderin yol göstericiliğinde meşveretle şekillenir. Cemaat hareketi aklın ve hislerin dengelendiği; istikamet fazilet ve sağduyunun hakim olduğu bir topluluk hareketidir. Cemaat oluşumu şahsiyetli faziletli ve dürüst fertlerle zaman içinde yavaş yavaş gerçekleşir. Temelinde sağlam karakter ve yapıda fertler bulunur. Kitle hareketleri ise cemaat hareketlerinden farklı olup ani ve hissî tahriklerle oluşur. Cemaatlerin kollektif ruh haleti içindeki davranışları genelde olumlu ve yapıcı yönde olurken şahsiyetleri tam teşekkül etmemiş ve faziletten mahrum insanların oluşturduğu kitle (yığın) hareketleri ise genelde olumsuz ve yıkıcı olmaktadır.
     

Bu Sayfayı Paylaş