Romatizmal Hastalıkların Önlenmesi ve Tedavisinde Beslenmenin Rolü

'Genel Sağlık' forumunda Mavi_Sema tarafından 14 Ocak 2010 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Romatizmal Hastalıkların Önlenmesi ve Tedavisinde Beslenmenin Rolü konusu Romatizmal hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde beslenmenin rolü

    Romatizmal hastalıkların önlenmesi Romatoid artrit, sistemik lupus, skleroderma, psoriazis ve dermatomiyozit gibi otoimmün, kronik (müzmin) enflamatuvar hastalıklar son bir yüzyılda bir çığ gibi artmıştır. Bu hastalıkların önlenmesi ya da tedavisinde beslenme ve beslenme takviyelerinin son derece önemli rolü vardır. Beslenme bülteninin yeni sayısında editörümüz Pof. Dr. Ahmet Aydın çağımızın vebası olarak adlandırılan kronik (müzmin) enflamatuvar hastalıkların beslenme ile olan hayati ilişkisini ortaya koyuyor.

    Romatizmal hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde beslenmenin rolü Romatoid artrit, sistemik lupus, skleroderma, psoriazis ve dermatomiyozit gibi otoimmün, kronik (müzmin) enflamatuvar hastalıklar son bir yüzyılda bir çığ gibi artmıştır. Bu hastalıkların önlenmesi ya da tedavisinde beslenme ve beslenme takviyelerinin son derece önemli rolü vardır. Beslenme bülteninin yeni sayısında editörümüz Pof. Dr. Ahmet Aydın çağımızın vebası olarak adlandırılan kronik (müzmin) enflamatuvar hastalıkların beslenme ile olan hayati ilişkisini ortaya koyuyor. Aşağıdaki tavsiyeler hepsi için geçerlidir; Omega-3/omega-6 yağ dengesini düzeltin. Bu oran normalde 1:1 ile 1:4 arasında olması gerekirken mısır, ayçiçek ve pamuk yağlarının aşırı kullanılması suni yemlerle beslenen hayvanları et ve yumurtalarını yenilmesi ile 1:50ye varan rakamlara çıkmıştır.Diyetteki omega-6ların aşırı artması vücuttaki iltihap maddelerini artırır. Omega-6ların fazla olması ayrıca pıhtılaşma eğiliminizi artırır, ağrıya tahammülü azaltır ve kontrolsüz hücre üremesini artırır (kanser eğiliminin artması). Diyetteki omega-3ler ise iltihap giderici, pıhtılaşmayı azaltıcı, aşırı hücre üremesini azaltıcı ve ağrıyı giderci etkileri ile aşırı omega-6 alımına bağlı olumsuzlukları azaltır. Aslında fazla miktarda olmasalar omega-6lar da yararlıdır; fakat o kadar çok alınmaktadır ki kronik çok sayıda hastalığa neden olurlar (bakınız omega yağ asitleri). Tedavide kullanılan steroid ve steroid dışı iltihap karşıtları omega-6ya bağlı ilthap maddelerini ortadan kaldırmaya çalışır. Bu ilaçların kısa vadede bazı olumlu etkileri varsa da uzun vadede bir yığın yan etkilere yol açar. Bazen bu yan etkiler hastalığın kendisinden daha ağırdır. Margarin ve sıcak preslenmiş poliansatüre yağlar (ayçiçek, mısır, soya) yenilmemelidir. Katı yağ olarak tereyağ, iç yağı, kuyruk yağı sıvı yağ olarak sızma zeytin yağı kullanılmalıdır. Sıcak preslenmiş monoansatüre yağlar (gerçek! fındık yağı, riviera tipi zeytinyağı) ise ikinci seçenektir. Un, şeker ve bunlardan yapılan mâmüller mümkün olduğunca azaltılmalı ve insülin direnci kırılmalıdır. Yenilen yiyeceklerin en az yarısı çiğ olmalı. Her türlü mevsim sebze ve meyvesi (fazla tatlı olmayanlar) taze olarak yenilmeli.
    Keten tohumu omega-3den zengindir; fakat balıkyağına göre etkisi yaklaşık 10 kez düşüktür. Kronik hastalıkların önlenmesinde /tedavisinde değil) yukardaki beslenme tavsiyelerine ek olarak 300-600 mg aktif balık yağı (DEHA+EPA) kullanın.Romatoid artrit gibi kronik enflamatuvar hastalıklarda antienflamatuvar(iltihap giderici) etkiyi elde etmek için günde 1000-2000 mg aktif balık yağı (DEHA+EPA) alınmalıdır aksi halde fazla etkili olmaz (piyasada Marincap, Seven Seas, Or-omege, Carlson gibi markalar var, yurt dışından daha ucuza da getirtebilirsiniz).Balık yağı uygun yüksek dozlarda kullanıldığında romatizmal hastalıklarda kullanılan ilaçların iltihap giderici etkilerine sahiptir. üstelik daha ucuz olup nerdeyse hiçbir yan etkileri yoktur. Ayrıca nedene yönelen bir tedavi şeklidir. Eski bir ürün olan balık yağı patent hakkı olmadığından ilaç sanayine fahiş bir kar sağlamaz; bu nedenle sanayi daha fazla kar getiren iltihap gidericilerin promosyounu yapmaktadır. Bu meyanda geçen yıl ölüm ve felçlere neden olan Viox adlı iltihap giderici ilaç yasaklanmıştır. Nonsteroidal antienflamatuvarlar siklooksijenazı inhibe ederek 2. grup prostaglandinleri azaltmakta fakat lökotirien B4 yapımını etkileyememektedir.Balık yağı ise lökotirien B4 ve interlökin-1i de inhibe etmektedir. Keten tohumu (ALA) aynı etkiyi göstermemektedir.İnsülin direncinizi yenin İnsülin direnci çocuk ve erişkin nüfus arasında çok yaygın görülen bir metabolik bozukluktur. İleri aşaması olan metabolik sendromun Türkiyede erişkinler arasındaki oranı %50lere yaklaşmaktadır; bu hızla giderse oran %50lerin çok üzerine çıkacaktır. İnsülin direnci kronik iltihabın başta gelen nedenleri arasındadır. İnsülin direncinin temel nedeni şekeri hızlı emilen (glisemik endeksi yüksek) gıdaların aşırı yenilmesidir. Açlık sırasında insülin değerleriniz 5 ünitenin üzerine çıkar. İnsülin direncinizi yenmek için un ve şekerden mamül yiyecekleri yemeyin ya da iyice azaltın (bak taş devri diyeti). Kan D vitamini düzeylerinizi düzeltiniz Dünya nüfusunun belki de yarısında gizli veya aşikar D vitamini yetersizliği mevcuttur. örneğin Türkiyedeki kadınların yaklaşık dörtte üçünde D vitamini yetersizliği vardır. D vitamininin çok iyi bilinmeyen bir özelliği de iltihap giderici olmasıdır. Bu bağlamda en çok görülen romatizmal hastalıklardan biri olan romatoid artritte faydalı olduğu görülmüştür. Yeterli D vitamini düzeyine sahip olmak için günde en az yarım saat güneşe maruz kalın (D vitamini ile ilgili dosyalarımıza bakınız). Yeterli güneşlenemiyorsanız, özellikle kış aylarında D vitamini alınız. Optimal dozu alabilmek için kan D vitamini düzeylerinizi ölçtürün (25-hidroksi D vitamini; 1, 25-dihidroksi D vitamini değil!). Doktorunuzun kontrolü altında uygun dozda D vitamini alın. Kan D vitamini düzeylerinizi 40-120 ng/dL arasında tutunuz (üst sınıra yakın olması daha iyi, 120 ng/dL gibi. Erişkinler için günde 2000 ünite (D vit-3 damla, 20 damla), çocuklar için 1000 ünite güvenle kullanılabilecek rakamlardır. Kan seviyelerine bakmak, daha yüksek miktarları kullanmamızı sağlaması açısından önemlidir. Böylece daha etkin bir tedavi olur. Aşağıdaki otlar ve vitaminler de antioksidan ve iltihap giderici etkileri ile romatizmal hastalıklarda oldukça yararlıdırlar; Dünya nüfusunun belki de yarısında gizli veya aşikar D vitamini yetersizliği mevcuttur. örneğin Türkiyedeki kadınların yaklaşık dörtte üçünde D vitamini yetersizliği vardır. D vitamininin çok iyi bilinmeyen bir özelliği de iltihap giderici olmasıdır. Bu bağlamda en çok görülen romatizmal hastalıklardan biri olan romatoid artritte faydalı olduğu görülmüştür. Günde iki tutam ısırgan otunu yemek yaparak ya da kaynatarak tüketin. Günde iki tatlı kaşığı zerdeçal yiyin (kefirin içine koyabilirsiniz). Günde 1-2 gram C vitamini tüketin (Estervit-C® 0.5 gram; Sabah akşam 1 ya da ikişer tablet) Adı daha az bilinen birçok yabani otun da benzeri özellileri vardır. Bağırsak floranızı (yararlı mikropları) düzeltin Floranın bozularak bağırsak geçirgenliğinde meydana gelen artışın sadece bağırsakta değil bağırsak dışı birçok organda da iltihabi hastalıklara yol açtığı düşünülmektedir. Yeni tanı almış romatoid artritli hastaların bağırsak florasının normal olmadığı saptanmıştır. Probiyotiklerden zengin bir diyetin antiromatizmal ilaç ihtiyacını azalttığı, klinik bulguları hafiflettiği gözlenmiştir. Un ve şekerden fakir, sebze, meyve, et ve yumurta gibi doğal gıdalardan zengin bir diyet bağırsak florasının koruyuculuğunu artırır. Fermantasyon ürünleri (kefir, turşu, yoğurt, peynir, şarap, boza, sirke, tuzlama yiyecekler, bira mayası) bağırsak florasında bulunan probiyotikleri artırırlar. Pastörizasyon ve UHT teknolojisi gıdalardaki probiyotikleri büyük ölçüde tahrip eder!! Probiyotiklerden en zengin gıda olan kefiri evde kendiniz yapın ve günde en az yarım litre kadar tüketin (Bakınız kefir nasıl yapılır). Floranın bozularak bağırsak geçirgenliğinde meydana gelen artışın sadece bağırsakta değil bağırsak dışı birçok organda da iltihabi hastalıklara yol açtığı düşünülmektedir. önemli not: Yukarıdaki beslenme şekli ve besin takviyeleri kullandığınız ilaçların miktarını azaltacak ya da tamamen ortadan kaldırabilecektir. Bunları yaparken sizi takip eden hekiminizle iş birliği yapınız. Aşağıdaki kan tahlillerini yaptırınız.C-reaktif protein (hassas) : Normali 0.5 mg/dLnin altında olması gerekir (İlgili laboratuarın verdiği normal değerleri dikkate almayın). Hastalık sırasında yüksek olan değerler, tedavi ile birlikte azalacaktır. 25-hidroksi D vitamini; (1, 25-dihidroksi D vitamini değil!). Normali 40-120 ng/dLdir(İlgili laboratuarın verdiği normal değerleri dikkate almayın).İnsülin: Normali, açlık sırasında 5 ünitenin altındadır (İlgili laboratuarın verdiği normal değerleri dikkate almayın). Beraberinde kan şekerine de baktırın.



    Prof. Dr. Ahmet Aydın
     

Bu Sayfayı Paylaş