Romanda Anlatım Teknikleri - Anlatma ve Gösterme Teknikleri

'Masallar-Hikayeler-Destanlar' forumunda SeLeN tarafından 7 Mart 2011 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Romanda Anlatım Teknikleri - Anlatma ve Gösterme Teknikleri konusu Geriye Dönüş Tekniği - Şuur Akısı Tekniği - Bilinç Akımı Tekniği

    Tarihi romanlarda sıkça görülen bu tekniği, yazarlar, çeşitli amaçlarla kullanmışlardır. Herkesin bidiği gibi yazarlar hal (şimdiki zaman) içinde yasarlar. Bundan dolayı da tahkiyeli eserlerde ister istemez hal (şimdiki zaman) ağır basar.Yazarlar bazen bu ağır baskıyı hafifletmek icin veya geçmişten elde ettikleri bilgiyi ve hazır zamanı değerlendirmek için " geçmiş" e dönerler.îşte çeşitli vesilelerle ve yollarla, halden (şimdiki zaman) geçmişe yönelmeye " geriye dönüş tekniği" diyoruz.

    Şuur Akısı ( Bilinç Akımı) Tekniği: Tahkiyeli eser kişilerinin duygu ve düşüncelerini, her hangi mantıki bir bağ ve gramer kuralı endişesi taşımaksızın, düzensiz bir şekilde ve çağrışım ilkesi paralelinde doğrudan doğruya okuyucuya aktarmaktan ibarettir. Aynı zamanda insanların tanıtılmasında da kullanılan bu teknikte yazar, okuyucuyu kahramanın iç dünyası ile başbaşa bırakmayı hedefler.

    Montaj Tekniği: Bizdeki "iktibas" sanatını hatırlatan bu teknik, bir yazarın başkasına ait bir söz veya yazıyı, belirli bir amaç için kalıp olarak eserinde kullanmasından ibarettir. Söz konusu aktarma, aynen veya mealen yapılabilir.Burada önemli olan, aktarılan parçanın, eserin yapısına uygun düşüp düşmediğidir.

    Özetleme Tekniği: Daha çok eski (klasik) tahkiyeli eserlerde görülen bu teknikte, varlığı kuvvetle hissedilen anlatıcının olayları, kişileri veya hakkında bilgi vermek istediği herhangi bir şeyi özetleyerek anlatması esastır. Çağdaş romancılar bu ışı "bilinç akımı"," tahlil" veya " iç monolog" tekniklerinden yararlanarak yaparlar.

    İç Monolog: Modern tahkiyeli eserlerde görülen ve insanın İç dünyasını okuyucuya aracısız aktarmayı hedefleyen bir tekniktir.Kahramanın söylenmemiş düşüncelerinin, zihnin serbest bir ürünü olarak, fakat mantıki bir sıra içinde, gramer kurallarına uygun ve konuşma diline yakın bir şekilde, doğrudan doğruya okuyucuya anlatması iç monolog tekniğinin belirgin özelliklerini oluşturur.Bu teknik, GÜRSEL AYTAÇ’IN de belirttiği gibi:" Anlatı kapsamında yer alan bir figürün ruh varlığının doğrudan doğruya., ama onun ağzından, söze dökülmeksizin .onun düşünceleri, hatıraları çağrışımları aracılığıyla ve bilinç akımı tarzında kendi kendine konuşmasına, tanık olurcasına anlatıma aktarılmasından ibarettir.

    İc Dialog: Tahkiyeli eser figürünün ruh dünyasını yansıtacak şekide kendi kendine konuşmasına “iç dialog" diyoruz.Bu tekniği tespitte iki belirgin ip ucundan istifade edebiliriz:

    1 .Cümleler.figürün içinde bulunduğu atmosfere ve ruh dünyasına uygun olmalıdır.2.İç dialogda günlük konuşma cümleleri ağır basar.

    Leitmotif Tekniği: Aslında bir müzik terimi olan "leitmotif, esas itibariyle kişileri, nesneleri karakterize eden, tekrarlanan ana motif anlamına getir. Tahkiyesi eserlerde, figürü karakterize etmek, ya da hatırlatmak için, çeşitli şekillerde ve vesilelerle tekrarlanan İfade ve kalıplar sayesinde bu teknikten faydalanılır. Vatan Yahut Silistre'de Abdullah Çavuş'un sık sık “kıyamet mi kopar?" demesi bu teknik için güzel bir örnektir.

    alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş