RNA (Ribonükleik Asit, Ribonucleic Acid)

'Bilim & Teknoloji' forumunda Dine tarafından 4 Ekim 2009 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    RNA (Ribonükleik Asit, Ribonucleic Acid) konusu [​IMG] RNA (Ribonükleik Asit, Ribonucleic Acid)

    Ribonükleik asit veya RNA bir nükleik asittir, nükleotidlerden oluşan bir polimerdir. [2] Stoplazmada ve çekirdekçikte bulunur, proteinlerin sentezlenmesinde önemli rol oynar.[1] Her nükleotid bir azotlu baz, bir riboz şeker ve bir fosfattan oluşur. RNA pek çok önemli biyolojik rol oynar, bunların arasında DNA'da taşınan genetik bilginin proteine çevirisi (translasyon) ile ilişkili çeşitli süreçlerde de yer alır. RNA tiplerinden olan mesajcı RNA, DNA'daki bilgiyi protein sentez yeri olan ribozomlara taşır, ribozomal RNA ribozomun en önemli kısımlarını oluşturur, taşıyıcı RNA ise protein sentezinde kullanılmak üzere kullanılacak aminoasitlerin taşınmasında gereklidir. Ayrıca çeşitli RNA tipleri genlerin ne derece aktif olduğunu düzenlemeye yarar.[2]
    Eukoryatik hücrelerde nukleus , mitekondri , kloroplast , ribozom, sitoplazmada bulunur. Prokaryotik hücrelerde ise ribozom ve sitoplazmada bulunur. Hücrelerde yapı ve özellik bakımından 3 tip RNA vardır. Yapıtaşları Adenin, Guanin, Urasil ve Sitozin'dir.[3]
    RNA'lar ribonukleotidlerin birbirlerine bağlanması ile meydana gelen tek zincirli nükleik asitlerdir. DNA molekülleri ile kıyaslandığı zaman boyları daha kısadır. Hemen hemen bütün hücrelerde bol olarak bulunmaktadırlar. DNA'nın protein üretimindeki işlevini yerine getirebilmesi için bir “ara molekül”e ihtiyaç vardır. Bu işlevi yüklenen Ribonükleik asit, nükleotidlerin ardarda yerleşmesiyle birleşmiş tek diziden oluşan (DNA nın tek sarmal zincirinden biri gibi) yüksek kaliteli moleküldür. DNA molekülleri büyük oranda hücre çekirdeğinde bulunurken, RNA'lar hücre içine yayılmış durumdadırlar. DNA genellikle çift şeritli sarmal yapıda iken, RNA tek şeritlidir. Ancak, tek şeritli DNA ve çift şeritli RNA moleküllerine de rastlanılmaktadır. [4]
    Ribonükleik asidin yapısı DNA'ya benzer. Bir şeker molekülü olan driboz ile bir fosfor grubunun düzenli olarak yan yana dizilmesinden meydana gelir. Her şeker molekülüne primitik veya pürik bir bazdan meydana gelen bir yan ek bağlanır. [1] Hücre içinde RNA genelde tek zincirli, DNA ise genelde çift zincirlidir. RNA nükleotidleri riboz içerirler, DNA ise deoksiriboz (bir oksijeni atomu eksik olan bir riboz türü) vardır. DNA'da bulunan timin bazı yerine RNA'da urasil vardır ve genelde RNA'daki bazlar ayrıca kimyasal modifikasyona uğrar. RNA, RNA polimeraz enziminin DNA'yı okuması (transkripsiyonu) ile sentezlenir ve ardından başka enzimler tarafından işlenerek değişime uğrar. Bu RNA işleyici enzimlerin bazıları kendi RNA'larını içerirler.[2]

    [​IMG]
    RNA'nın Keşfi

    Nükleik asitler 1868'de Friedrich Miescher tarafından keşfedilmiş, hücre çekirdeğinde (nucleusta) yer aldığı için Miescher bu maddeye 'nüklein' adını vermişti. Daha sonradan nükleik asitlerin çekirdeksiz olan prokaryotlarda da olduğu bulunmuştu. RNA'nın protein sentezinde rol oynadığı 1939'ten itibaren, Torbjörn Caspersson, Jean Brachet ve Jack Schultz'un deney sonuçlarından dolayı, tahmin edilmekteydi. Gerard Marbaix ilk mesajcı RNA'yı (tavşan hemoglobinine ait olan) saflaştırmış, ve onu yumurta hücrelerine enjekte edince bunun hemoglobin sentezini sağladığını göstermişti. Severo Ochoa RNA'nın nasıl sentezlendiğini keşfettikten sonra 1950 Nobel Tıp Ödülünü kazandı. Robert W. Holley bir maya RNA'sının ilk 77 nükleotidinin dizisini 1965'te çözmüş, bundan dolayı 1968 Nobel Tıp ödülünü kazanmıştır. Carl Woese ve diğerleri 1967'de RNA'nın katalitik olduğunu buldular en eski canlı tiplerinin bir "RNA Dünyası" içinde yaşadıklarını, RNA'yı hem genetik bilgi taşımak hem de biyokimyasal tepkimeleri katalizlemek için kullanmış olabileceğini öne sürdüler. 1976'da Walter Fiers ve arkadaşları ilk defa bir RNA virüs genomunun (bakteriyofaj MS2'nin) tüm nükleotid dizisini belirlediler.

    1990 başlarında bitki hücrelerinin içine sokulan genlerin bunlara benzer endojen genleri susturduğu bulundu. Yaklaşık aynı dönemde, 22 nt uzunlukta (günümüzde mikroRNA olarak adlandırılan) RNA'ların C. elegans solucanının gelişimine etki ettiği keşfedildi.

    Gen düzenleyici RNA'ların keşfi üzerine, onkogenleri ve viral genleri susturabilecek RNA'dan oluşmuş ilaçlar geliştirmeye yönelik çabalar başladı.[62]. 2006 itibariyle piyasada bu özellikli tek bir ilaç bulunmaktadır, bir sitomegalovirüs genini inhibe etmeye yarayan Vitravene (bir ters anlamlı RNA), ama RNA enterferans yoluyla genleri aşağı ayarlamak için siRNA kullanmaya yönelik ümit verici araştırmalar sürmektedir.[2]

    [​IMG]
    RNA'nın Yapısı

    RNA'daki her nükleotid bir riboz şekeri içerir, bunun karbonları 1' ila 5' olarak numaralandırılır. 1' konumuna bir baz bağlıdır, genelde adenin (A), sitozin (C), guanin (G) veya urasil (U). İki riboz arasında bir fosfat grubu vardır, bu fosfat bir ribozun 3' konumuna, öbür ribozun ise 5' konumuna bağlıdır. Fizyolojik pH'de fosfat grubu negatif bir yük taşıdığı için RNA yüklü bir moleküldür (polianyon). Bazı bazlar arasında hidrojen bağları oluşabilir: sitozin ve guanin, adenin ve urasil ve bazen guanin ve urasil arasında bu tür bağlar oluşur. Ancak, RNA zinciri çeşitli şekiller alabildiği için bunlardan başka baz-baz etkileşimleri de mümkündür, örneğin bir grup adenin birbiriyle bağlanarak RNA zincirinde bir tümsek oluşturabilir, veya GNRA dörtlüsü'nde bir guanin-adenin etkileşimi olur.
    RNA'yı DNA'dan farklı kılan önemli bir fark, riboz şekerin 2' konumundaki hidroksil grubudur. Bu fonksiyonel grubun varlığı c3'-endo şeker konformasyonunu zorunlu kılar, buna karşın DNA'nın deoksiriboz şekerinin C2'-endo konformasyonu vardır. bunun sonucu olarak RNA'nın çifte sarmallı kısımları A-şekilli olur, DNA'da yaygın olarak görülen B şekilli sarmaldan farklı olarak. A-şekilli sarmalın büyük oyuğu B şekilli sarmala kıyasla daha derin ve dardır, küçük oyuğu ise sığ ve geniştir. 2' hidroksil grubunun ikinci bir etkisi ise, RNA'nın esnek olan bölgelerinde (yani çift sarmal oluşturmamış kısımlarında) bu hidroksil grubunun yanındaki fosfodiester bağa saldırıp şeker-fosfat zincirin kesilmesine neden olabilmesidir.

    RNA transkripsiyonu sırasında sadece dört baz kullanılır (adenin, sitozin, guanin ve urasil); ama ergin RNA'larda pek çok değişime uğramış şeker ve baz vardır. Psödouridin (Ψ) adlı nükleozidde urasil ile riboz arasındaki bağ, bir C-N bağından C-C bağına değişmiştir. Psödouridin ve ribotimidin (T) beraberce çeşitli RNA'larda görülür, özellikle t-RNA'ların TΨC ilmiğinde. Değişime uğramış bazlardan bir diğeri olan hipoksantin, deamine olmuş bir guanin bazıdır, nükleozit hali inosin olarak adlandırılır. Genetik kodun değişkenliğinin açıklanmasında inosin anahtar bir rol oynar. Değişime uğramış 100'e yakın nükleozit bilinmektedir, bunların arasında psödouridin ve 2'-O-metilribozlu nükleozitler en yaygın olanlarıdır. Bu modifikasyonların çoğunun işlevi bilinmemektedir. Ancak ribozomal RNA'da çoğu transkripsiyon sonrası modifikasyon, ribozomun en işlevsel bölgelerinde, örneğin peptidil transferaz merkezinde ve alt birim ara yüzlerinde yer alması kayda değerdir, bu nedenle bu modifikasyonların normal fonksiyon için gerekli olduğu anlaşılmaktadır.
    RNA, genellikle DNA kadar uzun olmayan şerit biçiminde lolinükleotid zinciridir. Bu polinükleotid zinciri daha önce belirttiğimiz gibi DNA’dan farklı olarak deoksiriboz yerine riboz, Timin yerine de Jrasil taşır. [6] Tek iplikçikli bir RNA'nın işlevsel şekli, tıpkı proteinlerde olduğu gibi, çoğu zaman belli bir üçüncül yapı gerektirir. Bu yapının iskeleti, molekülün içindeki bazlar arasındaki hidrojen bağlarıyla ortaya çıkar. Bu şekilde firkete yapısı, tümsek ve ilmik gibi belli ikincil yapı elemanlarından oluşan bölgeler ortaya çıkar. Bir RNA dizisinin nasıl bir üç boyutlu şekil alacağının tahmini halen aktif bir araştırma konusudur.[2]
    RNA Türleri

    Pürik bazlar guanin ve adenin, primitik bazlar sitozin ve urasil olmak üzere ikişer tanedir. RNA ile DNA arasındaki fark şekerin cinsinden, yani d2 dezoksiriboz'un yerini driboz'un almasından ve ayrıca timin'in yerine urasilin geçmesinden ileri gelir. RNA'da zincir de çift değildir (veya istisnai olarak çifttir), yani ikinci bir zincirle henüz eşleşmemiş tek bir zincir halindedir. Üç çeşit RNA vardır: [1]
    1. Elçi (Messenger) RNA (m-RNA)

    DNA'da saklı bulunan genetik bilginin, protein yapısına aktarılmasında kalıplık görevi yapan aracı bir moleküldür. DNA molekülünde lokalize çözülme ile kopyası çıkarılan moleküllerdir. Haberci Ribonükleik Asit olarak adlandırılan m-RNA, DNA'dan özel bir polipeptit yapısına çevrilmiş kimyasal enformasyonu taşır. m-RNA nükleotidlerin tek sarmalından ve bir DNA boyundaki kalıptan oluşmuştur. Üzerindeki nükleotid dizisi, DNA sarmallarından bir tanesiyle eşleşir. Polipeptit molekülü, DNA'dan ayrılarak m-RNA halinde ribozomlara yapışır, Buralarda da gelen mesaja uygun proteinler üretilir. Bu şekilde birleştirilmiş RNA molekülü, tıpkı bir fotoğrafın pozitifi ve negatifi gibi kalıtım mesajının karşı tip halindeki eşidir. Bu mesaj daha sonra sitoplazmada ribozomlar sayesinde çözülebilecek ve taşıyıcı RNA sayesinde amino asit birleşimi için kullanılacaktır.[4]
    Kromozom DNA'sı tarafından çekirdeğin içinde sentezlenir, sonra ondan ayrılır, sitoplazmanın içine girer, orada proteinlerin sentezini sağlar. DNA'daki genetik şifrenin bir kopyasını meydana getirir. RNA, polimeraz RNA denen bir enzim sayesinde, DNA'nın iki zincirinden kalıtsal mesajı taşıyan zincirle temas edince de sentezlenebilir. Bu sentezde DNA'nın her bazına RNA zincirindeki bir tamamlayıcı baz, yani her adenin'e bir urasil, her guanin'e bir sitozin v.b. tekabül eder.Demek ki, bu şekilde sentezlenen RNA molekülü, tıpkı bir fotoğrafın negatif ve pozitifi gibi, kalıtsal mesajın bir kopyasıdır. Bu mesaj daha sonra ribozomlar sayesinde sitoplazmada çözülür ve taşıyıcı RNA sayesinde protein sentezlenmesi için kullanılır.

    Tarihi bakımdan elçi RNA'nın keşfi birkaç Fransız ve amerikan araştırma grubuna aittir. Fakat bunu tam anlamıyla ortaya çıkaranlar (1961) Fransız biyoloji bilginlerinden Jacob ile Monod'dur (1965 Nobel ödülü). [1]
    m-RNA’lar hücre çekirdeğinde entez edilirler. Hücre RNA’sının % 5-% 10′unu oluşturan m-RNA, düz ve şerit biçimindedir, çekirdekteki DNA’dan aldıkları kalıtsal emirleri, daha doğrusu kalıtsal bilgileri sitoplazmadaki ribozomlara götürürler. m-RNA’lar çekirdek zarına bulunan porlardan geçerek sitoplazmaya taşırlar. Bu bilgiler m-RNA tarafından kopya edilip, protein üreten fabrikalara benzettiğimiz ribozomlara taşınırlar. m-RNA tarafından kopya edilen bilgi ünitelerine “kodon” denir. [5]
    m-RNA'ların Özellikleri
    1. DNA üzerinde sentezlenir. Sentezine kalıp ödevi sadece tek zincir yapar diğeri tamamlayıcıdır.
    2. Düz zincir halindedir.
    3. Anlamlı üçlü nucleotit dizisine kodon denir.
    4. Yapısındaki kodon sayısı en az sentezlenecek proteindeki aminoasit sayısı kadardır. NOT: Alyuvarlarda DNA olmadığından yönetici molekül rolünü sentezlenmiş RNA'lar yürütür. Ayrıca bazı yönetici molekül ve kalıtsal bilgileri taşıyıcı molekül RNA' dır.
      NOT: m-RNA'nın okunması evrenseldir. Hayvansal protein sentezinde görev alan bir m-RNA bitki hücresine konursa yine hayvansal protein sentezler.
    5. m-RNA belirli bir protein sentezi için özelleşmiştir.
    6. m-RNA aynı tip proteinin sentezinde defalarca kullanılır. İhtiyaç bitince nucleotitlerde yıkılır.
    7. RNA çeşitleri içinde oran olarak en az olanıdır. %5
    8. Tek zincirdir.
    9. Yapı özellikleri evrenseldir. Okunması da evrenseldir. (Transkripsiyon ve Translasyon)
    10. Nucleotit dizilimi genin tersi tamamlayıcı dizinin aynısıdır. (Timin yerine Urasil bulunur.)
    11. Sentezlenen m-RNA da gen bölgesinin ½ kadar nucleotit bulunur.
    12. Okunması AUG veya GUG ile başlar UAA , UAG , UGA kodon ları ile sonlanır .
    13. Bazı virüslerde kalıtsal bilginin saklanması ve yeni nesillere taşınmasını sağlar .
    14. Bir türün farklı hücrelerinde var olan m-RNA çeşit sayısı farklıdır.
    15. Kalıtsal bilgi (Sentezlenecek proteindeki a .a . sayısı , çeşidi , yeri , sıralanışı) m-RNA' da ki nucleotit dizilişine göre belirlenir.
    16. Kalıtsal bilginin hücrede kullanılması m-RNA aracılığıyla gerçekleşir.DNA ‘nın anlamlı nucleotit dizisi (Gen) den aldığı şifreye uygun olarak protein sentezine kalıplık eder.
    17. Yapısında zayıf H bağları bulunmaz.
    18. Hücrelerde o an için var olan m-RNA çeşit sayısı; a- Hücre Karakteri
      b- Aktif Gen Sayısı
      c- Sentezlenecek Protein Çeşit Sayısına bağlıdır.
    2. Ribozom RNA'sı (Ribozomal RNA, r-RNA)

    Ribozomlar sitoplazma içinde dağınık olarak bulunan yuvarlak cisimlerdir. Bunlar ribozom RNA'sı denilen özel bir RNA ile proteinlerden meydana gelir. Ribozom RNA'sı, türlere göre ribozomun yüzde 40-60'ını teşkil eder. Ribozomlann görevi, elçi RNA'da bulunan genetik şifreyi çözmektir.[1] RNA'lar ribozomların ana yapısal elementi olup yaklaşık olarak ribozom ağırlığının % 65'ini teşkil ederler. Ribozomal RNA; ribozomlar sitoplazma içine dağılmış küresel yapılardır. Proteinler ve r-RNA denen özel bir RNA çeşidinden oluşurlar. Türe göre ribozomun %40 ila %60ını bu moleküller meydana getirir. Ribozomların rolü haberci RNA da yazılı genetik kodu çözmektir. Prokaryotik hücrelerde 3 çeşit, ökaryotik hücrelerde ise 4 çeşit rRNA bulunmaktadır. Bunlara ilave olarak ökaryotik hücrelerde iki çeşit RNA daha bulunmaktadır. Bunlardan birincisi heterojen nuklear RNA (hnRNA)'lardır. Bunlar ökaryotik hücrede sentezlenen ve prosese uğramamış öncül mRNA molekülleridir. İkincisi ise küçük nuklear (snRNA)'dır ve yine öncül mRNA moleküllerinin prosese uğraması esnasında ortaya çıkmaktadırlar.[4]
    r-RNA'ların Özellikleri
    1. Ribozom ların yapısında bulunur.
    2. Nucleusta sentezlenir.
    3. Sitoplazmada toplam RNA nın %80 ‘i kadardır.
    4. Her çeşit proteinin sentezinde rol oynarlar.
    5. Defalarca kullanılırlar.
    6. Yapısında zayıf hidrojen bağları vardır.
    7. Protein sentez bilgisinin adım adım okunmasında rol oynarlar.
    8. m-RNA ve t-RNA nın ribozom lara bağlanmasını sağlar. [3]
    3. Transfer / Taşıyıcı RNA ( t-RNA)

    Yapısı henüz iyi bilinmemekle beraber RNA'nın özel bir çeşididir. Tahminen 7080 nükleotitli bir moleküldür. Molekül zincirinin bir ucu sitozinsitozinadenin (SSA), öteki ucu guaninle (G) sona erer. Ayrıca yapısında nadir bazlar bulunur. «Şekli» muhtemelen üç yapraklı bir yoncaya benzer; yoncanın yaprakları birer büklümden, «sap»ı ise molekülün iki ucundan meydana gelir.

    t-RNA'nın görevi, hücre içindeki aminoasitleri, elçi RNA. tarafından teşkil edilecek proteinlerin montaj zincirine doğru iletmektir. Bir hücrede ne kadar aminoasit varsa (tahminen yirmi kadar) o kadar da t-RNA bulunur. Demek ki her aminoasit için özgül bir t-RNA vardır. «Uyuşma» özgüllüğü her molekülün ucunda bütün t-RNA'larda bulunan SSA bölütünün hemen önünde yer alır; özgüllük, özel aminoasidin bağlanmasına elverişli bir özgül baz dizisi halinde belirir, t-RNA ile ona ait özel aminoasit birleşince taminoasil RNA denilen bir bileşik meydana gelir.

    Stoplazmada her an, her aminoaside tekabül eden bu şekilde yedek bileşikler bulunur. Ayrıca t-RNA da, «yonca»nın büklümlerinden biri üzerinde bulunan, bir baz üçlüsünden ibaret özgül bir nokta daha vardır. Burası elçi RNA'daki kodon'a tekabül eden bir «antikodon»dur; yani elçi RNA'daki kodon nasıl DNA'daki kodonun kopyasıysa, bu da tıpkı onun gibi elçi RNA'daki kodonun bir kopyasıdır.

    Ribozom, elçi RNA'da mevcut şifreyi çözdüğü zaman, her kodonda, «duraklar», işte tam bu sırada t-RNA'nın ilgili antikodonu elçi RNA'ya tutunur. Böylece t.R.N. A.'lar, elçi RNA tarafından, genetik şifreye uygun olarak kesin bir düzene göre meydana getirilen montaj zinciri üstünde art arda yer alır ve aynı şifreye uygun olarak aminoasitlerin birbirine bağlanmasına imkân verir. Her t-RNA, kullanıldıktan sonra, tekrar yeni bir aminoaside tutunur ve onu gene polibeptit zincirine taşır.][1]
    t-RNA'lar da ribonukleotidlerin polimerize olması ile meydana gelmiş, çok kıvrımlar gösteren ve tek zincirli yapıya sahip bir RNA çeşididir. Biçimi 3 yapraklı yonca yaprağı ve molekülün iki ucundan oluşan bir ‘'Sap'' biçimidir. Zincirde yer alan ribonukleotid sayısı 70 ile 99 arasında, molekül ağırlığı ise 23.000 ile30.000 dalton arasında değişmektedir. Doğada yer alan 20 aminoasitin her biri için en az bir tRNA molekülü bulunmaktadır. tRNA'lar adaptörlük görevi yaparak bir uçlarına bağladıkları amino asiti, ribozoma tutunmuş mRNA'nın taşıdığı kodono göre polipeptid zincirine dizerler. RNA-M tarafından belirlenen özgül bir dizide, bir polipeptit molekülüne bağlanacak aminoasitleri yerleştirme işlevini yapar; uygun aminoasitleri ribozomlara taşır. Yani haberci RNA moleküllerinin taşıdığı mesajın çevirisiyle ilgilidir.

    İşte RNA molekülleri 20 çeşit aminoasitin çeşitli sıra ve sayıda dizilimini oluşturarak protein dediğimiz yapıları oluşturma mekanizmasının yani protein sentezinin başrolünü oynar.[4]
    Hücre çekirdeğinde sentezlenen t-RNA da m-RNA gibi çekirdek porlanndan geçerek sitoplazmaya ulaşırlar. Proteinler 20 çeşit aminoasitlerin değişik oran ve sayıda birbirleriyle birleşmeleriyle oluşmuş maddelerdir. t-RNA’lar proteinlerin yapı taşları olan amino asitleri ribozomlara taşımakla görevlidirler. Her t-RNA, bir kerede yalnız bir tane ve aynı çeşit amino asit taşır. t-RNA çizelgede görüldüğü gibi kıvrımlı bir yapıya sahiptir ve bazı bölümlerinde, karşılıklı duran bazları arasında bağlantılar kurulmuştur. Bu kıvrımlı yapının sahip olduğu dört koldan bizi ilgilendiren yalnız I ve II numaralı kollardır. Bunlardan I numaralı kolun serbest ucuna, o t-RNA’nın taşımakla görevli olduğu özel amino asit çeşidi bağlanmıştır. II numaralı kola “Antikodon” kolu denir. Bu kol, ribozoma gelmiş olan m-RNA’nın kodon bölümüne tutunur. Antikodon kolunun ucunda, m-RNA’nın kodonunu oluşturan üç baza tutunabilen antikodonun üç bazı bulunur. Örneğin kodonda -A-U-S- bazları bulunuyorsa antikodonda bu bazları tamamlayan -U-A-G- bazları bulunur.
    1.25. r-RNA: r-RNA hücre RNA’sının % 75-% 80′ini oluşturur, bunun büyük bölümü ribozomlarda küçük bir bölümü de çekirdekçikte bulunur. r-RNA’lar ribozomu kurmakla görevlidirler. [5]
    t-RNA'ların Özellikleri
    1. En küçük (en az nucleotit içeren) RNA dır.
    2. Çözünür RNA dır.
    3. Belirli bir amino aside özelleşmiştir.
    4. Protein çeşidine özelleşme göstermez.
    5. Değişik protein sentezinde defalarca kullanılır.
    6. Amino aside özelleşme anti kodonla bağlantılıdır.
    7. Hücrede en az 20 çeşit t-RNA vardır. En çok 61 olması beklenir.
    8. Toplam RNA' nın % 15' ini oluşturur.
    9. Toplam 70 nucleotitden oluşmuştur.
    10. Yapısında zayıf H bağları bulunur.[3]
    DNA ile Kıyaslama

    RNA ve DNA, üç ana özellikleriyle birbirlerinden farklılık gösterirler. Birincisi, DNA çift iplikçikli olmasına karşın, coğu biyolojik fonksiyonunda RNA tek iplikçiklidir, ve DNA'dan çok daha kısadır. İkincisi, DNA'yı oluşturan şeker molekülleri deoksiriboz, RNA'yı oluşturanlar ise ribozdur, yani DNA'da pentoz halkasının 2' konumunda bir hidroksil grubu yoktur, RNA'da ise pentoz halkasının iki hidroksil grubu vardır. Rna'da fazladan bulunan hidroksil grupları, hidroliz nedeniyle onun DNA'dan daha az dayanıklı olmasına neden olur. Üçüncüsü, adenin bazını tümleyen baz DNA'daki gibi timin değil, urasildir.
    RNA genelde tek iplikçikli olmasına rağmen, çoğu RNA molekülü katlanarak baz eşleşmesi ile çift sarmallı bölgeler oluşturur. DNA'dan farklı olarak RNA'lar uzun çift iplikçikli sarmallar değil, birbirine sıkıca sokulmuş kısa sarmallardan oluşur. Bu baz eşleşmeleri RNA molekülüne belli bir şekil verir ve bazların fonksiyonel grupların bir araya gelmesi sonucu reaktif özelliğe sahip olan yapılar ortaya çıkar. Bu sayede RNA, bir enzim gibi, kimyasal katalizör olarak işlev verebilir. Örneğin, peptit bağını oluşturan bir enzim olan ribozomun aktif merkezi tamamen RNA'dan oluşmaktadır. [2]
    RNA'nın DNA'dan Farklı Yönleri
    1. Tek zincir oluşu.
    2. Timin yerine urasil bulundurması.
    3. Sitoplazma ve ribozomlarda bulunması.
    4. İşlevi bitirdikten sonra yıkılması. (Hidrolizle)
    5. Daha küçük molekül yapıda olması.
    6. Kendini eşleyememesi.
    7. Yapı ve görev olarak 3 çeşit olması.
    8. Bölünme hariç her zaman sentezlenirler.[3]
    RNA'nın DNA'ya Benzer Özellikleri
    1. DNA üzerinde sentezlenmesi.
    2. Organik baz olarak Adenin , Guanin , Sitozin in bulunması.
    3. Fosfodiester bağlarına sahip oluşu.
    4. m-RNA hariç zayıf hidrojen bağları bulunuşu.
    5. İnterfazda sentezlenmesi.
    6. Kalıtsal özelliklerinin oluşması ve yaşamsal olayların gerçekleştirilmesi.
    7. Nukleus kloroplast ve mitekondri de bulunuşu. [3]
    Not: DNA da G-C çifti sayısının A-T çifti sayısından fazla oluşu denaturasyona dayanıklı olmasının nedenidir. Çünkü daha çok hidrojen bağı içerir. Organik bazlar (Örn : Adenin ) DNA , RNA' nın yanı sıra ATP , NAD , FAD , NADP'ninde yapısında yer alırlar.
    Sentez

    RNA sentezi genelde DNA'yı bir şablon olarak kullanarak, RNA polimeraz enzimi tarafından katalizlenir. Sentezin başlaması DNA üzerinde, RNA'ya yazılacak bölgenin hemen "yukarı" tarafındaki bir diziye enzimin bağlanması ile olur. DNA çifte sarmalı, RNA polimerazın helikaz aktitivitesi ile açılır. Sonra, enzim DNA'nın şablon iplikçiği üzerinde 3'- 5' doğrultusunda ilerler ve bunun dizisini tümleyici bir diziye sahip bir RNA zincirini 5'-3' doğrultusunda sentezler. DNA üzerinde bulunan belli bir dizi, RNA sentezinin nerede sona ereceğini belirler

    Yukarıda anlatılan DNA'ya bağımlı RNA polimeraz'dan farklı olarak bir de RNA'ya bağımlı RNA polimerazlar vardır, bunlar yeni bir RNA zincirini sentezlemek için şablon olarak bir RNA zinciri kullanırlar. Örneğin, bir grup RNA virüsleri (çiçek virüsü gibi) bu enzimi kullanarak genetik malzemelerini çoğaltırlar. Ayrıca, RNA'ya bağımlı RNA polimeraz çoğu canlıda RNA enterferans yolunda görev alır.
    Nucleik Asitlerin Yaşam İçin Önemi
    1. En ilkelden (virüs) en gelişmiş canlıya kadar hapsinde vardır.
    2. Hücrenin en önemli ve en büyük organik molekülleridir.
    3. Hücredeki hayatsal olayları ( sentez , yıkım , hücre bölünmesi vb.) kontrol eder.
    4. Kalıtsal özelliklerin yeni hücrelere (nesillere) taşınmasından ve saklanmasından görevlidir.
    5. Yapı ,işlev ve fonksiyonları evrenseldir. (Bütün hücrelerde aynıdır.)
    Kaynaklar

    [1] www.saglikbilgisi.com/kelime/Ribonükleik+asit
    [2] tr.wikipedia.org/wiki/RNA
    [3] www.lisebiyoloji.com/rna.html
    [4] genetikvebilim.blogcu.com/rna-nedir_4671071.html
    [5] www.saglik.im/t-rna/
    [6] http://www.saglik.im/ribonukleik-asi...akkinda-bilgi/
    [7] en.wikipedia.org/wiki/RNA
     

Bu Sayfayı Paylaş