Reenkarnasyon!!!

'Dini Sorular ve Cevaplar' forumunda _Mr.PaNiK_ tarafından 5 Ekim 2008 tarihinde açılan konu

  1. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Reenkarnasyon!!! konusu Soru: Ölmüş kimselerin
    rûhları, çocuk, hayvan veya bitkiye geçiyormuş. Bir çocuk, rûhunu aldığı
    kimsenin geçmiş hayatında bahsedip, meselâ, "Ben yüz sene önce şunları
    yapmıştım." diyormuş. Ölenin rûhu başkasına geçer mi?
    Cevap: Bu bâtıl inanç daha çok Hindu ve Budistlerde
    vardır. İslâmiyyette tenâsüh (reenkarnasyon] yoktur. Ya' nî ölen kimsenin rûhu
    başkasına geçmez. Yahut bir kimse birkaç defa dünyaya gelmez.



    Daha çok dine inanmayan kimseler, reenkarnasyondan
    bahsediyorlar. Dine inanmayan biri, eğer dinden bahsediyorsa, elbette samîmiyetinden
    şüphe edilir. Bunların asıl maksadı dini yıkmaktır. Bunlar, dine inanır
    görünüp, genel olarak, içkinin az içilirse günah olmadığını, tesettürün
    Kur' ânda olmadığını, lüzûmsuzluğunu, Cennet ve Cehennemin dünyada olduğunu
    yazıp çizerler.



    Hz. Adem' i inkâr etmek için ilk insanların
    vahşi olduğunu, maymundan geldiğini, dil bilmediğini de söylerler. Halbuki Allahü
    teâlâ, bütün eşyânın ilmini, san' atını Hz. Âdem' e öğrettiğini
    bildiriyor. (Bekara 31)



    Müslümanlar, gezegenlerde insan veya insan gibi canlı
    varlık bulunmadığını bildirdiği için, din düşmanları, Ufo diye bir yalan
    uydurdular. Allaha inanmazlar, "Gök tanrıları" derler, "Tanrıların
    arabaları" diye roman yazarlar.



    "Çamur At İz Bıraksın"



    Falın, ilmî hiçbir değeri olmadığı, asılsız
    olduğu herkesçe bilindiği halde, sırf İslâmiyet falı kötülüyor diye
    gazetelerinde fal ile ilgili yazılar, yorumlar yayınlarlar. Asıl kendileri hurâfeci
    olduğu halde, müslümanlara iftira ederler. Kısacası bunlar, dini yıkmak için
    açıkça değil, böyle te' vîlli, dolaylı yollardan dine saldırırlar, "tutmazsa
    da iz bırakır" ümidiyle, İslâmiyete çamur atmaya çalışırlar. Bunların
    sözünün dinde bir değeri olmaz.



    Cin, insanın içine girebilir. Bu husus hadîs-i
    şerîfle sabittir. İnsanın his ve hareket sinirlerine te' sîr ederek, hareket ve ses
    hâsıl ederler. İnsanın, bu kendi söz ve hareketinden haberi olmaz. Böylece vaktiyle Roma' da
    ve Peşte' de, son zamanlarda Adana ve Hatay' da konuşan çocuk ve
    hastalar görülmüştür. Bunları konuşturan cin, uzak memleketlerdeki veya eski
    zamanlardaki şeyleri söylediklerinden, ba' zı kimseler, bu çocukların iki rûhlu
    olduğunu veya başka insanın rûhunu taşıdığını sanmışlardır. Bunun yanlış
    olduğunu dinimiz açıkça bildirmektedir.



    İmâm-ı Gazâlî hazretleri buyuruyor ki:



    (Çeşitli yaşlarındaki bedenleri başka başka
    oldukları gibi, aynı boy ve şekilde, fakat başka zerrelerden yapılmış bir bedenle
    kabirden kalkacaktır. Bu yazımız anlaşılınca, insan insanı yerse, yenilen organın,
    hangi insan ile yaratılacağı, yiyen ile mi, yoksa yenilen ile mi birlikte
    yaratılacağı gibi sorulara lüzûm kalmaz. Çünkü, o organların kendileri değil,
    benzerleri yaratılacaktır.) (Onlar, gökleri ve yeri yaratmış olan Allah' ın,
    kendileri gibilerini de, [benzerlerini de] yaratmaya kâdir olduğunu
    düşünmediler mi?) [İsrâ 99]



    Beden Değişir, Ruh Değişmez



    Herkes, öldüğü zamandaki şekli, boyu ve organları
    ile mezârdan kalkacaktır. Herkesin kuyruk sokumu kemiği değişmiyecek, başka a' zâ,
    organlar, bu kemik üzerine yeniden yaratılacak, rûhlar bu yeni bedenleri bulup,
    te' alluk edeceklerdir. Rûhların bu başka bedenlerle beraber olmaları tenâsüh
    değildir. İnsan bedenî, organları dünyada da değişiyor. Kırk yaşındaki insanın
    eti, yaşı, derisi, kemikleri başka, çocukluğunda bulunanlar başkadır. Fakat o, hep
    aynı insandır. Çünkü insan, rûh demektir. Beden değişiyor ise de, rûh değişmez.




    Rûh değişmediği gibi, parmak izi de hiç değişmez.
    Hiçbir insanın parmak izi, başkasının parmak izine benzemez. Bir insanın parmak
    uçlarındaki çizgilerin şekli, doğmadan önce, rûh bedene te' alluk ettiği sıralarda
    teşekkül eder. İnsan ölüp çürüyünceye kadar hiç değişmez. Beşbin yıllık
    mumyalarda aynen kaldıkları görülmüştür. Parmak ucundaki çizgilerden herbiri
    yanyana dizilmiş deliklerden meydana gelmiştir. Her delikcikten, ter sızmaktadır.
    İnsan bir şeyi tutunca, sızan ter, o şeyin üzerinde çizgilerin şekli gibi
    yapışıp kalır. Teri boyayan bir ilâç sürünce, o kimsenin parmak izi, o şey
    görünür. Hırsız parmak izinden bulunabilir.



    Ölen bir kimsenin rûhu, başka birine geçmez. Fen
    ilerlediği zaman bu durum daha da kolay anlaşılır. Meselâ bütün insanların parmak
    izleri bir yere alınır. Eskiden ölmüş bir kimseden bahseden çocuğun parmak izi ile
    karşılaştırılınca tutmadığı görülür. Daha başka usûllerle de tesbiti
    mümkündür.





    Yaratılış, ölüm ve diriliş



    Kur' ân-ı kerîm bildiriyor ki:



    İlk insan çamurdan, sonrakiler, nutfeden yaratıldı.
    Nutfe kan pıhtısı, sonra et olur, sonra can verilir. Herkes ölür, kıyâmette
    dirilir. (Mü' minun 12-16)



    İnsanlar ilk ölümden başka bir ölüm tadmayacaklar.
    (Duhân 56)



    Cehennemde ölüm yoktur. (A' lâ 13)



    Bekara sûresinin (Allah sizi ölü iken diriltti. Sonra
    öldürecek, sonra diriltecek, nihâyet O' na döndürüleceksiniz.) meâlindeki 28.
    âyetini, Beydâvî, Celâleyn ve diğer tefsîrler şöyle açıklıyor:



    Çocuğun ana rahminde can verilmesinden önceki hâli
    için ölü, can verilmesine de diriltme ta' biri kullanılmıştır. Ya' nî insan, bir
    defa ana rahminde diriltiliyor, bir de kabirden sonra diriltiliyor. İki ölü hâli
    vardır. Biri ana rahmindeki canlılıktan önceki durumu, bir de kabirdeki hâli. Ya' nî
    hepsi iki ölüm, iki diriltmedir. Kâfirlerin âhirette (Ey Rabbimiz, bizi iki defa
    öldürdün, iki defa dirilttin.) diyecekler. (Mü' minun 11) Ve dünyaya tekrar
    gönderilmelerini istiyecekler, iyi amel işliyeceklerini söyliyecekler. (Secde 12) Kendilerine
    dünyadan geldikleri bildirilerek istekleri reddedilecek (İbrâhim 44) ve denecek
    ki: (Size, düşünebilecek kimsenin düşünebileceği, öğüt alabileceği kadar bir
    ömür vermedik mi? Size, [peygamber, kitâb, akıl, ihtiyârlık, yakınların ölümü
    gibi] uyarıcılar gelmedi mi?) [Fâtır 37]



    Dine inanmayan bir yazar, kelebekler hep ölüp
    diriliyor diyerek reenkarnasyonun gerçek olduğunu savunuyor. Dünyada her canlının bir
    hayat devresi vardır. Kelebeklerde, Yumurta, Tırtıl, Pupa, Kelebek devreleri
    vardır. Kelebeklerin nesilleri böyle devam eder. Bunun reenkarnasyon hurâfesi ile bir
    ilgisi yoktur. Bitkilerin, kavunun, karpuzun, tohuma yetişen diğer sebzelerin
    çoğalması da buna benzer. Meselâ bir karpuz çekirdeği toprağa atılınca,
    çekirdekten yeşil aksam meydana gelir. Yeşil aksamdan da karpuz olur. Karpuzun içinde
    de çekirdekler bulunur. Böylece neslini devam ettirir. Yeni meydana gelen karpuzlar,
    çekirdeği ekilen karpuza benziyor diye eski çekirdek yeniden meydana geldi mi denir?
    Yahut karpuz ölüp ölüp diriliyor denmez. Her canlı ölür. (Rahmân 26)
     

Bu Sayfayı Paylaş