Ramazan düşünceleri

'Ramazan ve Hikmeti' forumunda Mavi_Sema tarafından 8 Eylül 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ramazan düşünceleri konusu
    Ramazan düşünceleri


    Bir Ramazan akşamında öğrendiğim bir şey var.
    Ramazan geldi mi kendimize dönüyoruz. Akşamların ve seherlerin sihri yakalıyor ruhumuzu, yenileniyor cümle mahlûkat. İlahi bir güzelliğin ıtrı değiyor üzerine mevcudatın. Kadim düşünceler yığılıyor benliğimize, derin seferlere çıkıyoruz ruh coğrafyamızda. Silkeliyoruz üzerimizdeki ataleti, köşe başındaki sardunyanın güzelliğini fark ediyoruz ansızın, aç olan bir kedinin masumiyeti yakalıyor vicdanımızı. Sonra eskiler düşüyor aklımıza.
    İç çekiyoruz derin derin.
    Eski bir mahallenin engin yürekli uluları düşüyor aklımızın kuytularına. Sahura pide yetiştiren mahallenin odun çıtırtısı duyulan fırınları, sabah namazına koşturan mahallenin babaları, dedeleri düşüyor aklımıza sonra. Ramazan geldi mi belki böyle geliyor düşüncelerimizin rıhtımlarına.

    Birden bir geminin güvertesinden düşüyor ruhumuz, uyanıyoruz.

    Artık biliyoruz ki o günler eskidendi, çok eskiden…

    Zaman akıyor.

    Ömür tükeniyor, takvimler sararıyor bir bir. Benim çocukluğumun ramazanları neden hiç aklımdan düşmüyor? Neden bir mıknatıs gibi biteviye o yılları çekiyor aklım, neden o yılların kokusunu unutamıyor, silemiyorum buğusunu, bilmiyorum.
    Bildiğim bir şey var. Ramazan düşüncelerinde gizli o yıllar. Ruhuma bir nakış gibi işlenen bütün güzelliklerin sırlı gizemi hala yaşıyor sanki. Oysa o güzel günlerin kanaatkâr kahramanlarının çoğu yaşamıyor artık. Evin içinde fısıltıyla koşuşturup ev halkına sahur hazırlayan rahmetli anneciğim bile yok artık. O gittiğinden beri hiç kimse benim için sahur hazırlamadı. Hiç kimse şefkatle omuzlarıma dokunup “haydi uyan artık kızım” demedi. Ve hiç kimse o günlerin huzurunu yaşatmadı…
    Artık görüyorum ki o günler çok uzaklarda kaldı, çok uzak…

    Bu ramazan akşamında düşündüğüm bir şey var.

    Ramazan geldi mi sen de geleceksin en güzel elbiseni giyinip, sen de katılacaksın aşk kervanına. Ramazan aşkın güzelini, iyiliği, güzelliği, sevgiyi, hayrı, bereketi, hikmeti, rahmeti, mağfireti kuşanıp gelmedi mi ayların ta ötelerinden. Gelirken bize ilahi muştular getirmedi mi? O halde serde neden o serin efsun yok, neden birçoğumuz için aç kalmaktan öte bir anlam ifade etmez oldu? Kaybettiğimiz neydi acaba? Neydi bizi böylesine güzelliklerin içinden çekip alan sır? Hırslarımız, sabırsızlığımız, arsızlığımız, hırsızlığımız, kesrete olan aşkımız mıydı bizi böyle yoksullaştırıp yoklaştıran! Yoksulluğun elimizde kayıp giden şükrümüz olduğunu mu unuttuk… Yoksa ruhumuza çöreklenen tamahkârlığımız mıydı?
    Belki evet, belki hayır…
    Ancak artık öğreniyorum ki o ramazanlar çok uzaklarda kaldı, çok uzak…

    Bir ramazan seherinde aklıma ansızın düşen bir şey var…

    Ramazan geldi mi nerdeysen, hangi ruh iklimindeysen bahar olacaksın, bahar yağmurları gibi yağacaksın insanların üzerine. Tarumar olmuş bahçelere gül, bizar olmuş yüreklere umut, tenhalaşmış caddelere ses, virane evlere ışık olacaksın. Bir yetimin yüreğine değen merhamet, ağlayan bir kadının gözlerine mendil, çaresiz bir fukaranın derdine çare olacaksın. Yoksa kendine özel bir ramazanla görevini yapmış mı sayılırsın ki? İşin bitti mi sanırsın? Benim çocukluğumda ramazan’ın bir ışık gibi üzerimize düşmesinin nedenleri bunlar mıydı bilmiyorum.
    Bildiğim bir şey var…
    Artık ne ben o benim, ne de o ramazanlar eski ramazanlar…
    O yıllar çok uzaklarda kaldı, o ramazanlar çok uzaklarda…

    Şimdi ramazan deryasının ta içindeyim…

    Yanımdan dev dalgalar geçiyor. Ben hayret gemisindeyim. Bakıyorum gelip geçen dalgalara… Bu cazibesi bitmiş solgun hayatın içinden görülesi hikmetleri uzaklardan da olsa tanımak, bilmek sevdasındayım. Uyuyan meczupların arasından, bu bezirgânların ülkesinden belki çok uzaklara gitmeliyim hiç gelmeyesi. Belki bütün kötülükleri hayra yormalı, bunda da bin hayır var deyip kendi denizlerime taşlar atmalıyım.
    Sonra o yüce yaratanın dergâhında kıyama durup af dilemeli zavallı yüreğim. Menzillerimi sonsuza kurmalı, oyalamamalıyım, ertelememeliyim güzellikleri… Hiç kimseler gelmese bilmese de mutlaka gitmeliyim…
    Bu ramazanda uzak ve tanıdık iklimlere gitmeliyim son soluk…
    Artık bildiğim bir şey var.

    Bütün uzakların yüreğimde olduğunu…
    Bütün uzakları kendimin çizdiğini biliyorum…
    Uzak yok aslında…
    Uzak yok…

    Meryem Aybike SİNAN / Haber 7
     

Bu Sayfayı Paylaş