Rakım ÇaLapaLa-87 Oğuz

'Kitap Özetleri & E-Kitaplar' forumunda GizLi_ÖzNe tarafından 21 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Rakım ÇaLapaLa-87 Oğuz konusu Kitabın Adı:87 OĞUZ
    Kitabın Yazarı:RAKIM ÇALAPALA
    Kitabın Yazılma Yılı: 2006
    Kitabın Yayınevi: ATLAS KİTABEVİ
    Kitabın Basım Yılı: Ocak 1995
    Sayfa Sayısı:140 sayfa
    Kitabın Konusu: oğuz 4. sınıf öğrencisidir. zeki [​IMG] yaramaz [​IMG] sevimli [​IMG] şiir okumaya ve tarihe meraklı sosyal faaliyetleri olan bir çocuktur ve kitap oğuzun okulda ve aile hayatındaki yaşantısını anlatır..

    Kitabın Özeti:
    Oğuz’un annesi Hanİfe Hanım[​IMG] sabah uykusundan bir zil sesi ile uyanır[​IMG] kapıya koşar[​IMG] kimse yoktur. Sesin Oğuz’un odasından geldiğini anlayınca yukarı çıkar. Oğuz mışıl mışıl uyuyordur[​IMG] onu uyamdırır. Oğuz hemen yataktan fırlar ve çantasını hazırlamaya başlar[​IMG] çünkü artık okul başlıyordur. Yaramazlığı ile ün yapmış oğlunun okul için böyle sorumluluk bilinci içinde hareket etmesi[​IMG] Hanife Hanım’ı hayrete düşürmüştür. Ama ne olursa olsun her türlü yaramazlığına rağmen[​IMG] Oğuz hiçbir zaman okulunu ihmal etmemiştir.. Hanife hanım bundan çok mutluluk duyar.

    Oğuz çok mutludur artık okula başlamıştır. Dördüncü sınıfa gidiyordur. Kalabalık sokaklardan geçerek okulun bahçesine gelir. Hemen herkes hep bir ağızdan “Oooo 87 Oğuz!” diyerek etrafını çevirirler. Oğuz’u tanımayan öğrenci yoktur. Fakat özellikle kızlarla hiç geçinemez[​IMG] her fırsatta onlara karşı muziplikler yapar.

    Öğretmen Nezihe Hanım sınıfa girer. Tek tek çocuklara bakar.
    Nezihe öğretmen hemen dersleri başlatmıştır. Çocuklar en çok tarihe ilgi duyuyorlardı. Oğuz dersleri can kulağı ile dinliyordur[​IMG] öğretmenin sorduğu her soruya önce cevap verir.

    aradan üçgün geçer Oğuz’da defter[​IMG] kitap yoktur ancak öğretmen hep sorular sorduğu[​IMG] Oğuz da iyi dinlediği için dersleri iyi oluyordur. Yaramazlık ise aynı şekilde devam ediyordur

    daha sonra El bebek gül bebek Selim isimli bir çocuk geldi[​IMG] etti kırk dokuz. Annesi[​IMG] Nezihe öğretmene rica üstüne rica ediyordu
    Genç öğretmen[​IMG] yeni öğrenci Selim’in annesi ayrıldıktan sonra[​IMG] kendi kendine şunları düşünüyordu: “Ne yaparsın[​IMG] ana kalbi[​IMG] böyle söylemek lâzım.. .Halbuki bir çocuğa[​IMG] başka bir çocuktan daha çok önem vermek olur mu hiç?!.. Okul çocukların dünyasıdır. Orası onu kendine uydurur. Böyle üstüne üflene üflene büyütülen bir çocuk; yarın zayıf[​IMG] pısırık bir adam olacaktır. Halbuki Türkiye Cumhuriyeti’ni yükoseltmek İçİn atılgan[​IMG] cesur[​IMG] çelik vücutlu ve çelik kafalı gençler lâzım!…”

    Yeni Bir Arkadaş: 351 Selim:
    Nezihe Hanım[​IMG] arkasında ürokek ürkek duran Selim’le beraber sınıfa girdiler. Nezihe Hanım Selim’i arkadaşlarına tanıttı ve nereye oturtacağını düşünmeye başladı. Nihayet[​IMG] Oğuz’un yanında karar kıldı. Varlığın[​IMG] İtinanın ve büyük bir sevginin meydana çıkardığı incecik boyunlu[​IMG] bembeyaz yüzlü[​IMG] çekingen fakat çok kibar giyimli çocuğu aldı… Yoksulluğun[​IMG] ihmalin ve kırbaç gibi bir hayatın meydana çıkardığı yanaklarından kan fışkıran[​IMG] sert bakışlı[​IMG] dik sesli[​IMG] fakat pantolonu dört yamalı ve suratı çamurlu çocuğun yanına oturttu.
    Derste olsun[​IMG] bahçede olsun öğrencilerin yeni ilgi odağı Selim’di. Öğretmen tahtaya kaldırmış[​IMG] bazı sorular sormuştu. Selim’in bilemediği soruların hepsini[​IMG] Oğuz biliyordu.

    Okulda öğle yemeğinde bütün öğrencilerin ufacık paketlerine baktığınızda toplam şu dört çeşit yiyeceği görüyordunuz: Peynir[​IMG] zeytin[​IMG] yumurta[​IMG] helva. Bugün öğle yemeğinde de hep bunlar vardı. Ama o da ne? Bir hizmetçi kız gelmiş. Kız önce Selim’in oturacağı yerin altına bir bez sarmış ona hitmet etmiş
    Her gün gürültü ve iştahla zeytinlerini yahut helvalarını yiyen çocuklara acı bir sessizlik çökmüştü… Bütün çocuklar iki dakikanın içinde yemeklerini bitirip sessizce dışarıya çıktılar.

    Fatin’in elinde bulunan top[​IMG] Oğuz kapmaya çalıştığı için birden fırlayıp[​IMG] su birikintisine düşerek oradan geçmekte olan Selim’in üzerine çamurlu suları sıçratmış[​IMG] güzelim elbiseleri çamur deryası olmuştu.

    Ertesi Sabah Oğuz[​IMG] türkü söyleye söyleye okula geliyordu. Birden[​IMG] hizmetçi kız ile birlikte gelen Selim’i gördü. Üzerindeki elbise dünkünden de şıktı….Derslerde Selim hiçbir şey bilemiyordu. Öğretmen arkadaşlarına sormasını istiyordu. Mecburen Oğuz’a sordu. Oğuz ise ona yanlış cevap Öğreterek[​IMG] bir bakıma intikam aldı. Öğretmen bu duruma çok kızdığını[​IMG] Oğuz’a bakışlarıyla belli etti.

    Günler geçip gidiyordu. Selim’in annesi sık sık okula gelip çocuğunun durumunu soruyordu. Çelişkiye bakın ki[​IMG] çocuğunu sormayan velilerin çocuklarının durumu iyi[​IMG] çok ilgilenenin çocuoğunun dersleri ise kötü idi. Nezihe Hanım[​IMG] Selim’in durumunu annesine anlattı ve çok çalışması gerektiğini söyledi.
    Bir gün Cumhuriyet Bayramı gezisi için Taksim Meydanı’na gideceklerdi. Öğretmen tembihlediği için[​IMG] herkes cicili bicili gelomişti. Bir tek Oğuz aynı. Öğretmen[​IMG] aldı elini yüzünü yıkadı. Elbioselerini fırçaladı[​IMG] sağını solunu düzeltti. Oğuz rahatsız olmuştu ama biraz da adama benzemiştİ.
    Tramvaya binip Taksim’e geldiler. Hayranlıkla Atatürk ve yanındakilere bakıyor[​IMG] birbirlerine “Bak Atatürk[​IMG] bak yanındaki İsmet Paşa[​IMG] bak Fevzi Paşa!” diye gösteriyorlardı.
    Birdenbire herkes durdu; çünkü Oğuz heykelin üstüne tıromanmış ve marş söylüyordu. Marş bitince[​IMG] öğrenciler[​IMG] öğretmen[​IMG] bütün halk Oğuz’u alkışladılar. Nezihe Öğretmen çok duygulanomış ve çok gururlanmıştı….
    Havalar bozmuş[​IMG] mevsim kışa dönmüştü. Oğuz yine aynı taobanı delik ayakkabılar[​IMG] sağı solu yırtık pantolon ve ceketle okula gelip gidiyordu.
    Bir gün öğretmen onları Sultanahmet’e müzeye götüreceğini[​IMG] ancak bedava tramvay olmadığı için yürüyerek gidip geleceklerioni söyledi. Selim’in annesi bunu duyunca[​IMG] gelip Nezihe öğretmenole konuşmaya çalıştı. Nezihe Öğretmen: “Sizin Selim[​IMG] bizim Selim yok… Biz burada çocukları sadece okutmuyoruz… İnsan yapıyoruz. Okul bir insan fabrıkastdır. Oranın mühendislerine biraz da güvenmelisiniz.” Selim’in annesine[​IMG] girmekten başka bir yol kalmamıştı[​IMG] Son bir kez dönüp[​IMG] “Selim’in babası tramvay paralarını ödemek istiyor.” dedi. Öğretmen “Öğrencilere sorayım.” deyip[​IMG] sordu. Hep bir ağızdan “Yürüyeceğiz !” dediler.
    Müzeyi ilgi ile gezdiler. Her eser için öğretmenlerinden ayrı ayrı bilgi aldılar…
    Sene ortasında karneler dağıtılmış[​IMG] öğretmen Oğuz’a Türkçe dersinden orta not vermişti. Oğuz buna çok içerledi…
    Ders yılı sonu yaklaştıkça müsamere hazırlığına başladılar. Öğrenciler[​IMG] velilere gösteri yapacaklardı… Ve o gün gelip çattı. Oğuz’un annesi ve babası da en önde seyredenler arasındaydılar.
    Çok güzel oyunlar oynandı. Gecenin yıldızı Oğuz’du. Neziohe Hanım da oyunun sonunda velilere bir konuşma yaptı. Herkes Çok memnun kalmıştı.
    Günlerdir Selim okula gelmiyordu. Sebebi anlaşıldı[​IMG] babası ölmüştü. Çocuk öğrenmesin diye onu başka yere göndermişlerdi. Nihayet günler sonra gelebildi. Bütün çocuklar Selim’in acısını ve üzüntüsünü hafifletmek için ellerinden geleni yaptılar. Hele O-ğuz[​IMG] Selim’in en iyi arkadaşı oldu. Artık hiçbir şeyleri kalmadığı İçin fakirleşen Selim’i hizmetçi kız getiremediği için[​IMG] Oğuz her gün evinden alıyor[​IMG] birlikte okula geliyorlardı.
    Oğuz’da da bayağı değişmeler başlamıştı. Artık[​IMG] üstüne ba-Şina özen gösteriyordu. Bu arada[​IMG] her gün Selim’e ders çalıştırıoyordu. Selim’in annesi bu durumdan çok hoşnuttu. Selim’e sayogıyla karışık bir sevgi besliyordu.
    Oğuz’un bu yardımları boşa gitmemiş[​IMG] Selim derslerinde epeyce ilerlemişti. Sene sonunda sınıflarını geçtiler. Karneler dağıotıldığında öğretmenleri çok güzel bir konuşma yaptı ve sınıf biorincisini de açıkladı; 87 Oğuz…
    Sevinç içinde önce Selim’in evine[​IMG] sonra da Oğuz’un evine koştular[​IMG] herkes çok sevinmişti…

    Kitabın Yorumu:Okuldaki arkadaşlarımızı sevmeli ayrım yapmamalı [​IMG] yardımlaşmalı[​IMG]kimseye kötü şeyler yapmamalı[​IMG]öğretmenlerimizin sözünü dinlemeliyiz
     

Bu Sayfayı Paylaş