rahman ve muhammed sureleri

'Dini Sohbetler Dini Forum' forumunda e_mutlu2009 tarafından 16 Mart 2011 tarihinde açılan konu

  1. e_mutlu2009

    e_mutlu2009 Yeni Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    rahman ve muhammed sureleri konusu selamün aleyküm arkadaşlar rahman suresinin ve muhammed surelerinin türkçe okunuşlarını istiyorum umarım yardımcı olursunuz
     
  2. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Rahman Suresi ( Arapça / Türkçe / Yazılışı / Okunuşu )

    بسم الله الرحمن الرحيم
    Bismillāhirahmānirahīm
    Rahmân Rahîm Allah ismiyle/ adına.
    1.
    الرَّحْمَنُ
    Er rahman.
    Rahmân
    2.
    عَلَّمَ الْقُرْآنَ
    Alleme lkur'ane.
    Kur'an'ı öğretti.
    3.
    خَلَقَ الْإِنسَانَ
    Halekal insane.
    İnsanı yarattı.
    4.
    عَلَّمَهُ الْبَيَانَ
    Allemehul beyan.
    Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti.
    5.
    الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ بِحُسْبَانٍ
    Eş şemsu vel kameru bi husban.
    Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir.
    6.
    وَالنَّجْمُ وَالشَّجَرُ يَسْجُدَانِ
    Ven necmu veş şeceru yescudan.
    Otlar ve ağaçlar (Allah'a) boyun eğerler
    7.
    وَالسَّمَاء رَفَعَهَا وَوَضَعَ الْمِيزَانَ
    Ves semae rafeaha ve vedaal mizan.
    Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu.
    8.
    أَلَّا تَطْغَوْا فِي الْمِيزَانِ
    Ella tatğav fil mizan.
    Ölçüde haddi aşmayın.
    9.
    وَأَقِيمُوا الْوَزْنَ بِالْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا الْمِيزَانَ
    Ve ekıymul vezne bil kıstı ve la tuhsirul mizan.
    Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın.
    10.
    وَالْأَرْضَ وَضَعَهَا لِلْأَنَامِ
    Vel erda vedaaha lil enam.
    Allah yeri yaratıklar için var etti.
    11.
    فِيهَا فَاكِهَةٌ وَالنَّخْلُ ذَاتُ الْأَكْمَامِ
    Fiha fakihetuv ven nahlu zatul ekmani.
    Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır.
    12.
    وَالْحَبُّ ذُو الْعَصْفِ وَالرَّيْحَانُ
    Vel habbu zul asfi ver rayhan
    Yapraklı taneler, hoş kokulu bitkiler vardır.
    13.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.
    O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    14.
    خَلَقَ الْإِنسَانَ مِن صَلْصَالٍ كَالْفَخَّارِ
    Halekal'insane min salsalin kelfahhari.
    Allah insanı, pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı.
    15.
    وَخَلَقَ الْجَانَّ مِن مَّارِجٍ مِّن نَّارٍ
    Ve hale kalcanne min maricin min narin.
    "Cin" i de yalın bir ateşten yarattı.
    16.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    17.
    رَبُّ الْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ الْمَغْرِبَيْنِ
    Rabbulmeşrikayni ve rabbulmağribeyni.
    O iki doğunun ve iki batının Rabbidir.
    18.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    19.
    مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ
    Mereclbahreyni yeltekıyani.
    (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.
    20.
    بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَّا يَبْغِيَانِ
    Beynehuma berzahun la yebğıyani.
    (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.
    21.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    22.
    يَخْرُجُ مِنْهُمَا اللُّؤْلُؤُ وَالْمَرْجَانُ
    Yahrucu minhumellu'lu velmercanu.
    O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar.
    23.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    24.
    وَلَهُ الْجَوَارِ الْمُنشَآتُ فِي الْبَحْرِ كَالْأَعْلَامِ
    Ve lehulcevarilmunşeatu fiylbahri kela'lami.
    Denizde akıp giden dağlar gibi yüksek gemiler de O'nundur.
    25.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    26.
    كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ
    Kullu men 'aleyha famin
    Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır.
    27.
    وَيَبْقَى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
    Ve yebka vechu rabbike zulcelali vel'ikrami.
    Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır.
    28.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    29.
    يَسْأَلُهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ
    Yes'eluhu men fiyssemavati vel'ardı kulle yevmin huve fiy şe'nin.
    Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O'ndan isterler. O, her an yeni bir ilahi tasarruftadır.
    30.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    31.
    سَنَفْرُغُ لَكُمْ أَيُّهَا الثَّقَلَانِ
    Senefruğu lekum eyyuhessekaleni.
    Yakında sizi de hesaba çekeceğiz, ey cinler ve insanlar!
    32.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    33.
    يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ إِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانفُذُوا لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَانٍ
    Ya ma'şerelcinni vel'insi inisteta'tum en tenfusu min aktarissemavati vel'ardı fenfuzu la tenfizune illa bisultanin.
    Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz.
    34.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    35.
    يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِّن نَّارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنتَصِرَانِ
    Yurselu 'aleykuma şuvazun min narin ve nuhasun fela tentesırani.
    Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız.
    36.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    37.
    فَإِذَا انشَقَّتِ السَّمَاء فَكَانَتْ وَرْدَةً كَالدِّهَانِ
    Feizenşakkatesissemau fekanet verdeten keddihani.
    Gök yarılıp da, yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül haline geldiği zaman (haliniz ne olur?)
    38.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    39.
    فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُسْأَلُ عَن ذَنبِهِ إِنسٌ وَلَا جَانٌّ
    Feyevmeizin la yus'elu 'an zenbihi insun vela cannun.
    İşte o gün ne insana, ne cine günahı sorulmayacak.
    40.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    41.
    يُعْرَفُ الْمُجْرِمُونَ بِسِيمَاهُمْ فَيُؤْخَذُ بِالنَّوَاصِي وَالْأَقْدَامِ
    Yu'refulmucrimune bisiymahum feyu'hazu binnevasıy vel'akdami.
    Suçlular simalarından tanınır da, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar.
    42.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    43.
    هَذِهِ جَهَنَّمُ الَّتِي يُكَذِّبُ بِهَا الْمُجْرِمُونَ
    Hazihi cehennemulletiy yukezzibu bihelmucrimune.
    İşte bu suçluların yalanladıkları cehennemdir.
    44.
    يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَمِيمٍ آنٍ
    Yetufune beyneha ve beyne hamiymin anin.
    Onlar, cehennem ateşi ile yüksek derecede kaynar su arasında gider gelirler.
    45.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    46.
    وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ جَنَّتَانِ
    Ve limen hafe mekame rabbihi cennetani.
    Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır.
    47.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    48.
    ذَوَاتَا أَفْنَانٍ
    Zevata efnanin.
    İki cennet de (ağaçlar, meyveler, rengarenk bitkiler gibi) çeşit çeşit güzelliklerle bezenmiştir.
    49.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    50.
    فِيهِمَا عَيْنَانِ تَجْرِيَانِ
    Fiyhima 'aynani tecriyani.
    İçlerinde akan iki pınar vardır.
    51.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    52.
    فِيهِمَا مِن كُلِّ فَاكِهَةٍ زَوْجَانِ
    Fiyhima min kulli fakihetin zevcani.
    İkisinde de her meyveden çift çift vardır.
    53.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Febieyyi alai rabbikuma tukezziban.
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    54.
    مُتَّكِئِينَ عَلَى فُرُشٍ بَطَائِنُهَا مِنْ إِسْتَبْرَقٍ وَجَنَى الْجَنَّتَيْنِ دَانٍ
    Muttekiiyne ala furuşim betainuha min istebrak ve cenel cenneteyni dan.
    Onlar astarları kalın ipekten olan döşeklere yaslanırlar. Bu iki cennetin meyveleri (zahmetsizce alınacak kadar) yakındır.
    55.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    56.
    فِيهِنَّ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَانٌّ
    Fihinne kasıratut tarfi lem yatmishunne insun kablehum ve la can.
    Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.
    57.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    58.
    كَأَنَّهُنَّ الْيَاقُوتُ وَالْمَرْجَانُ
    Ke ennehunnel yakıtı vel mercan.
    Onlar sanki yakut ve mercandır.
    59.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Fe be eyyi alai rabbikuma tukezziban.
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    60.
    هَلْ جَزَاء الْإِحْسَانِ إِلَّا الْإِحْسَانُ
    Hel cezaul ıhsani illel ihsan.
    İyiliğin karşılığı, yalnız iyiliktir.
    61.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    62.
    وَمِن دُونِهِمَا جَنَّتَانِ
    Ve min dunihima cennetan.
    Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır.
    63.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    64.
    مُدْهَامَّتَانِ
    Mudhammetan
    O iki cennet koyu yeşil renktedir.
    65.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    66.
    فِيهِمَا عَيْنَانِ نَضَّاخَتَانِ
    Fihima aynani neddahatan.
    İçlerinde kaynayan iki pınar vardır.
    67.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    68.
    فِيهِمَا فَاكِهَةٌ وَنَخْلٌ وَرُمَّانٌ
    Fihima fakihetuv ve nahluv ve rumman
    İçlerinde her türlü meyve, hurma ve nar vardır.
    69.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    70.
    فِيهِنَّ خَيْرَاتٌ حِسَانٌ
    Fihinne hayratun hısan
    Onlarda huyları güzel, yüzleri güzel dilberler vardır.
    71.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    72.
    حُورٌ مَّقْصُورَاتٌ فِي الْخِيَامِ
    Hurum maksuratun fil hıyam
    Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir.
    73.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    74.
    لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَانٌّ
    Lem yatmishunne insun kablehum ve la can
    Onlara, eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur.
    75.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    76.
    مُتَّكِئِينَ عَلَى رَفْرَفٍ خُضْرٍ وَعَبْقَرِيٍّ حِسَانٍ
    Muttekiiyne ala rafrafin hudriv ve abkariyyin hısan
    Onlar yeşil yastıklara ve güzel yaygılara yaslanırlar, (nimetlenirler).
    77.
    فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
    Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban
    O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    78.
    تَبَارَكَ اسْمُ رَبِّكَ ذِي الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
    Tebarakesmu rabbike zil celali vel ikram.
    Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı yücedir.
     
  3. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Muhammed Suresi

    1. Küfre saplanıp Allah'ın yolundan alıkoyanların yapıp ettiklerini O, boşa çıkarmıştır.
    2. İman edip barışa/hayra yönelik işler yapanlar ve Muhammed'e indirilene -ki o onların Rablerinden bir haktır- inanmış olanlara gelince, Allah onların çirkin davranışlarını örtmüş ve gönüllerini barışa yöneltmiştir.
    3. Bu böyledir; çünkü küfre batanlar boş ve tutarsıza uymuşlardır. İman edenler ise Rablerinden gelen hakka uymuşlardır. İşte Allah, insanlara kendi durumlarını bu şekilde örnekleyerek anlatır.
    4. Küfre batmışlarla burun buruna geldiğinizde, boyunlar vurulur. Nihayet onları bastırıp sindirdiğinizde, antlaşma bağını sıkı bağlayın. Artık bundan sonrası ya bir bağışlama ya bir fidyedir. Nihayet, harp, ağırlıklarını yere bırakır. İşte böyle! Eğer Allah dileseydi, onlardan öc alırdı. Ama kiminizi kiminizle denemek için böyledir. Allah yolunda öldürülenlerin amelleri asla göz ardı edilmeyecektir.
    5. Onları doğruya/iyiye/güzele kılavuzlayacak ve kalpleri ıslah edecektir/ barışa yöneltecektir.
    6. Ve onları, kendilerine tanımlamış olduğu o cennete koyacaktır.
    7. Ey iman sahipleri! Eğer siz Allah'a yardım ederseniz, Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.
    8. Küfre sapanlara gelince, kayıp ve yıkım onlara! Yapıp ettiklerini boşa çıkardı onların.
    9. Bu böyledir; çünkü onlar Allah'ın indirdiğini tiksindirici bulmuşlardır, Allah da onların tüm amellerini boşa çıkarmıştır.
    10. Onlar yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bir bakmıyorlar mı? Allah onları yerle bir etmiştir. Şu inkâr edenlere de onlara yapılanın aynısı yapılacaktır.
    11. Bu böyedir; çünkü Allah, iman edenlerin Mevlâ'sıdır. Küfre sapanların ise Mevlâ'sı yoktur.
    12. Şu bir gerçek ki, Allah, iman edip barışa/hayra yönelik işler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Küfre sapanlarsa zevk edip eğlenmeye bakarlar; davarların yediği gibi yer-içerler. Varacakları yer ateştir onların.
    13. Seni yerinden çıkaran o kentinden çok daha kuvvetlice nice kentler vardı ki, biz hepsini helâk ettik; hiçbir yardımcıları olmadı.
    14. Rabbinden açık bir kanıt üzere olan, amelinin çirkinliği kendisine süslü gösterilip de boş arzularına uyanlara benzer mi?
    15. Sakınanlara vaat olunan cennetin durumu şöyledir: Orada, bozulmayan sudan ırmaklar; tadı bozulmayan sütten nehirler, içenlere lezzet sunan bir şaraptan nehirler, süzme bir baldan oluşan nehirler var. Ve orada kendileri için her türlü meyvenin yanında, Rablerinden bir de bağışlanma var. Bu nimetler içindekiyle, uzun süre ateşte kalıp da içirildiği sıcak su tarafından bağırsakları parçalanan kimse aynı olur mu?
    16. İçlerinden bir kısmı seni dinler, sonra senin yanından çıktıklarında, kendilerine ilim verilmiş olanlara şöyle sorarlar: "Az önce ne söyledi?" İşte bunlar, Allah'ın, kalplerine mühür bastığı kimselerdir, boş arzularının ardına düşmüşlerdir.
    17. Kılavuzlarını bulmuş olanlara gelince, Allah onların hidayetini artırmış ve korunma imkânlarını kendilerine vermiştir.
    18. Kıyametin ansızın tepelerine inmesinden başka neyi bekliyorlar? Onun belirtileri zaten gelmiştir. O onlara gelip çatınca, ibret almaları neye yarar?!
    19. Allah'tan başka tanrı olmadığını kuşkusuzca bil! Hem kendi günahın için hem de mümin erkeklerle mümin kadınlar için af dile. Allah sizin, dönüp dolaşacağınız yeri de varıp ulaşacağınız yeri de bilir.
    20. İman edenler derler ki: "Bir sure indirilseydi olmaz mıydı?" Fakat hükmü kesinleşmiş bir sure indirilip de içinde savaş da anılınca, kalplerinde maraz olanların, ölüm baygınlığına tutulmuş bir bakışla sana baktıklarını görürsün. Onlara uygun olan da odur.
    21. İtaat ve güzel bir söz! İş budur. İş ciddileşince, Allah'a verdikleri söze sadık olsalardı kendileri için daha iyi olurdu.
    22. Demek iş başına gelecek olsanız/savaştan geri kalacak olsanız, ülkede fesat çıkarıp rahimleri parçalayacaksınız.
    23. İşte bunlardır, Allah'ın kendilerine lanet edip kulaklarını sağır, gözlerini de kör ettiği kimseler...
    24. Peki bunlar, Kur'an'ın anlamını inceden inceye düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpler üzerinde o kalplerin kilitleri mi var?
    25. Hidayet kendilerine açıkça belli olduktan sonra arkalarına dönenlere şeytan fit vermiş, sonu gelmez arzuların/ümitlerin ardına takmıştır onları.
    26. Bu şundandır: Bunlar, Allah'ın indirdiğinden tiksinenlere, "Bazı işlerde size itaat edeceğiz." demişlerdi. Fakat Allah onların gizlediklerini biliyor.
    27. Melekler onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alacakları zaman, bakalım nasıl olacak?!
    28. Olacak olan budur! Çünkü onlar, Allah'ı öfkelendiren şeylerin peşine düştüler, O'nun hoşnutluğundan tiksindiler; sonunda Allah bütün amellerini boşa çıkardı.
    29. Yoksa o kalplerinde maraz olanlar, Allah kendilerinin şiddetli kinlerini hiçbir zaman ortaya çıkarmayacak mı sandılar?
    30. Dileseydik onları sana mutlaka gösterirdik de sen onları yüzlerinden kesinlikle tanırdın. Zaten sen onları, sözlerinin tarzından da tanırsın. Allah tüm yaptıklarınızı biliyor.
    31. Yemin olsun, içinizden gayret gösterip didinenlerle sabredenleri bilinceye kadar, sizi belalarla imtihan edeceğiz. Haberlerinizi de eleyip tarayacağız.
    32. Nankörlüğe sapıp Allah yolundan alıkoyanlar ve hidayet kendilerine tam bir şekilde belli olduktan sonra resule kafa tutanlar, Allah'a hiçbir şekilde zarar veremezler. O, onların amellerini işe yaramaz hale getirecektir.
    33. Ey iman edenler! Allah'a itaat edin; resule de itaat edin! Amellerinizi işe yaramaz hale getirmeyin.
    34. İnkâr edip Allah yolundan döndüren, sonra da küfre saplanmış olarak ölenler yok mu, Allah onları asla affetmeyecektir.
    35. Gevşemeyin, üstün durumda olduğunuz halde antlaşmaya davet etmeyin! Allah sizinledir; amellerinizi asla yitirmeyecektir.
    36. Şu iğreti dünya hayatı, sadece bir oyun ve eğlencedir. Eğer iman eder korunursanız, Allah, ödüllerinizi verecek ve sizden mallarınızı istemeyecektir.
    37. Eğer onları isteyip bunun için sizi zorlasaydı, cimrilik ederdiniz, böylece Allah şiddetli kinlerinizi ortaya çıkarırdı.
    38. İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağırılan insanlarsınız. Ama bir kısmınız cimrilik ediyor. Oysaki, cimrilik eden kendi aleyhine cimrileşmiş olur. Allah Ganî'dir; yoksul olan sizlersiniz. Eğer yüz çevirirseniz, Allah yerinize başka bir toplum getirir. Ve onlar, sizin benzerleriniz olmazlar.
     

Bu Sayfayı Paylaş