Radyoyu dinlerken kendimizde miyiz?

'Müzik Haberleri' forumunda Google tarafından 25 Haziran 2010 tarihinde açılan konu

  1. Google

    Google Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Radyoyu dinlerken kendimizde miyiz? konusu Günümüzde 'radyoculuk etiği' adına ciddi sınırların kimseyi bağlamadığı düşünüldüğünde, Radyo dinleme eğilim ve tercihleri ile müzik ve sanatçı tercihlerinin ne denli gerçekçi olduğunu tartışmalıyız.

    Her şey 1950’li yıllarda Amerika’da başladı.
    James Vicary adlı reklamcılık uzmanı, sinema salonlarında yaptığı bir deney sonucu, patlamış mısır ve kolalı içecek satışlarının arttığını iddia etti. Bu deneyde film perdede oynarken saliselik görüntüler halinde ‘patlamış mısır ye’ ve ‘Cola iç’ sloganları çıkıyordu. Seyirci bu sloganları bilinciyle algılayamadığı halde, bilinçaltına hitap eden bu sloganlar sayesinde Cola satışlarının yüzde 18.1, patlamış mısır satışlarının ise yüzde 57.7 arttığı iddia edildi.
    Bu yönteme göre Tüketicinin özgür algısı dışında, pazarlama alanında gizli bir beyin yıkama taktiği olarak görülen subliminal reklamcılıkta mesajlar, bir film seansında saliselik görüntüler halinde verilebildiği gibi afişlere de gizlenebiliyor.
    Ayrıca müzik de etkili bir araç. Hızlı müziğin insanları alışverişe yönlendirdiği biliniyor. Hatta müziğin içerisine yerleştirilmiş, beğeni yada nefret mesajları geniş kitleleri etkiliyor.
    Günümüzde RADYOCULUK ETİĞİ adına ciddi sınırların kimseyi bağlamadığı düşünüldüğünde, Radyo dinleme eğilim ve tercihleri ile müzik ve sanatçı tercihlerinin ne denli gerçekçi olduğunu tartışmalıyız.
    Başımızı kumdan çıkaralım…
    Kızılötesi ışınlar ve düşük frekanslı seslerle tüketiciye gizli propaganda yapılabildiğine göre ve ülkemizde ‘Tüketiciyi bilinçaltı mesajlara karşı korumak’ hedefli bir yasa olmadığına göre, acaba en çok dinlediğimiz radyolar , gerçekten dinlediklerimiz mi, yoksa bize dikte ettirilenler mi?
    Bir şeyin altını çizelim…
    SUBLİMİNAL Yöntem , gizli bir reklamcılık yöntemi değil, çok daha karmaşık bir yapı. Üstelik bilimsel olarak ta kanıtlanmış durumda. Ancak bu gizli propaganda gelişmiş cihazlarla ortaya çıkarılabiliyor
    55 ülkenin bu yöntemi yasakladığı ve gizli bir beyin yıkama taktiği olduğu göz önünde tutulduğunda, ‘İnsanlara gönderilen kızılötesi ışınlar ve kulağın duyamadığı ses dalgalarıyla, bilinçaltını etkileyen propaganda ve reklam’ın etki alanı daha iyi anlaşılabilir.”…
    Bugünden sonra, Radyoculuk rekabet şartları ve dinleyici kitlelerinin temininde, şartların açıkta ve adil olmadığı gerçeğini reddedemeyiz. Bu bir hayali komplo değil, ölçüm ve değerlendirmelere ilişkin yeni bir bakış açısıdır.
    Eğer bu ve benzeri taktikler var olmasaydı; bu denli vasıfsız ve sıradan yayın şekilleri ile Türk özel radyoculuğunun varlığı çok daha nitelikli bir platformda konuşulmalıydı.
    Oysaki nelerle meşgul olunduğunu siz meslektaşlarım iyi biliyorsunuz…

    Mehmet Can - Radyo 7
    www.radyocuyuz.com
     

Bu Sayfayı Paylaş